belki ilginizi çeker
  1. · yalan sağ sol çatışmasının pkkya yaraması
  2. · madde 98: hiç olmayacak birine dünyanın en inanılmaz konuşmasını yap (reklam)
gündem
  1. · galatasaray
  2. · aklidengegorecelibikavramdir
  3. · zongul ducks
  4. · itü sözlük hiçbirimiz komiklik yapmıyoruz günü
  5. · hayatında hiç star wars izlememiş insan modeli
  6. · kurban bayramı vahşeti
  7. · itü sözlük yazarlarından özlü sözler
  8. · itü sözlük te aydın yazar sınıfının olmaması
  9. · türkçe bilim dili olamaz

türkiye de sağ sol ayrımının olmaması  

  1. türkiye nin 80 li yılların sonu, 90 lı yılların başında gelişen liberalizm akımının getirdiği fakirin daha fakir zenginin daha da zengin olması sonucu oluşan durum.
    (magarsus, 11.07.2005 21:04)
  2. türkiye'de sağ sol ayrımının olmaması derken hangi "türkiye" kastediliyor onu tam anlayamadım.
    kominist düşünceyi savunanların bildiri dağıttığı, f tipini protesto ettiği,
    chp'nin türban düşmanı,
    akp'nin takkiyeci olduğu türkiye mi?
    yoksa harika pazar, televole, gelin kaynana programlarında izlediğimiz türkiye mi?
    (mavio, 11.07.2005 21:12 ~ 15.11.2005 19:03)
  3. chp nin akp ile el sıkıştığı, üniversitede yeteri kadar eylem olmaması, olan eylemlerin tamamının yansımadığı bir medyası olan, hortumların düzenbazlıkların gırla gittiği, din sömürüsünün tavana, kültür ve sanatın dibe vurduğu türkiye
    (magarsus, 11.07.2005 21:20)
  4. bu meseleye hem hak verebilir ve hem de redlerimizi ileri sürebiliriz. şöyle ki; temel ideolojik çevçeveler açısından bakıldığında; türkiye'de gerçekten de bireylerin ideolojik algılamalarının, dünya standartlarına yaraşır bir ayrıma tabi olmadığı görülecektir. zira sağ ve solun temel işlevi uygulanabilir ve sürdürülebilir temel sosyo-ekonomik, kültürel politikaları bağlamında kendini göstermelidir. ancak memleketimiz politik aktörlerinin bu türden topluma dönük algılamalarının bulunduğu pek de görülmüş bir hadise değildir.
    öte yandan sağ ve sol ayrımında yine fiziksel nitelikler bakımından bir ayrıma yürüyen yurdum ideologları; eninde sonunda solcuları sol kaldırımdan sağcıları da sağ kaldırımdan yürütmeyi başarmakla bir sağ-sol ideolojik ayrımı gerçekleştirmiştir. helal olsundur, bravodur.
    (fempusay, 11.07.2005 21:21 ~ 21:23)
  5. (bkz: yalan sağ sol çatışmasının pkkya yaraması)
    (trouble everyday, 15.11.2005 17:53)
  6. konuyu başlıklar halinde değerlendireceğim. öncelikle sağ ve sol kavramlarının nasıl çıktığına bakacağım. daha sonra da bu kavramların türkiye'de nasıl oluştuğunu tartışacağım. son olarak da sonuç bölümünde genel bir özet yapacağım.

    sağ ve sol kavramları: öncelikle şunu belirtelim; sağ ve sol deyimleri, birçok tanımı olmasına rağmen, temelde işçi sınıfı ile kapitalistlerin çıkar farklılıkları ve işçilerin mücadelesiyle ortaya çıkmıştır ve sanayileşmiş batı toplumlarına ait kavramlardır
    bu deyimlerin fransız ihtilâli ile beraber ortaya çıktıklarını görüyoruz. fransız devrimi aslında başlı başına bir burjuva devrimidir. ihtilâl ülkedeki egemenliği soylular'dan halk'a geçiriyor ve iktidarın, halk tarafından seçimlerle belirlenebileceğini; çoğunluğun iktidarı, azınlığınsa muhalefeti oluşturacağını ilân ediyor. aslında ihtilâli yapanlar, şehirli (burjuva) tüccar sınıfıyla,işçi sınıfı ve köylüler; bunların ilkine (liberal, ya da muhafazakâr) sağcılar, sonrakine (sosyal demokrat, sosyalist, ya da komünist) solcular deniliyor. demokrasi halkın tercihine göre, bu iki güçten birinin yönetimi ele almasıyla, ötekinin denetimi (muhalefeti) uygulamasıyla yürüyor; her iki tarafın da birer yaptırım gücü var; burjuvazi, sermaye gücünü, işçi sınıfı ise, üretim gücünü kullanıyor; ilkine lokavt , ikincisine grev deniliyor.
    şunu diyebiliriz o zaman: demokrasinin olması için sağ ve solun her ikisinin de mutlaka işlemesi gerekiyor. bu batı demokrasilerinde böyle ve bu kavramlar dikkat edilirse ekonomik farklılık olarak ortaya çıkıyor. sağcılar ülkeyi kalkındırmak için liberal yöntemler kullanıyor; solcular ise sosyalist yöntemler kullanıyor. aradaki fark bu.

    türkiye'deki durum: türkiye'de şu an meclisteki sağ ve sol olduğu söylenen partilerin temel özelliklerine bir bakalım:

    akp: muhafazakâr sağ parti olduğu söyleniyor. hâlbuki akp aslında seçim öncesinde bile kimliğini belli etmemişti. iktidar olduktan sonra kendisine muhafazakar sıfatını uygun gördü. muhafazakâr kavramını batıdaki gibi kullanmıyor akp. ılımlı islâmı temsil ettiği söyleniyor; ama ılımlı olmanın ne demek olduğunu kimse bilmiyor. ılımlı islâm batı ve abd karşıtı olmamak anlamına geliyor aslında. ekonomik anlamda liberal dünya görüşüne sahip.

    chp:sosyal demokrat ve sol bir parti olduğu söyleniyor. ekonomik düşünce olarak liberal dünya görüşüne sahip. söylemleri liberal ekonomiye dayanıyor. akp'den farkı sadece laiklik konusundaki tutumu. chp kendini laikliğin savunucusu olarak görüyor. laiklik de aslında dinsel değil siyasi bir tercih. chp arap ülkeleri ile değil batı ile bütünleşmeyi savunuyor. laiklik bunu temsil ediyor.

    baktığımız zaman iki parti arasında hangisinin sağda hangisinin solda olduğu tartışmalı görünüyor. hatta ben chp'nin akp'den daha sağda olduğunu düşünüyorum. peki bunlar neden böyle ? şimdi bakın:

    türkiye'deki sorun aslında sol bir düşüncenin oluşmaması, oluşmasına izin verilmemesi. türkiye cumhuriyeti 'nin kendisine örnek edindiği, batı demokrasilerinden hangisine baksanız, demokrasinin işçi sınıfının ve sermaye sınıfının karşılıklı iktidar ve muhalefeti oluşturduğunu görürsünüz. türkiye'de ise üretim gücünü kullanabilecek sol bir hareket hiç bir zaman oluşmamıştır. sorun buradadır.
    türkiye’de sol, henüz anlamlı bir işçi sınıfı olmadığı bir zamanda ve işçilerin sömürülmediği şartlarda ortaya çıkmıştır. 1960 ve sonrasında işçiler toplum içinde sömürülen bir kesim değildi ve işçi ücretleri ülkenin gelir durumuna göre iyi durumdaydı. zaten sanayinin yarıdan fazlası devletin elindeydi ve güçlü bir kapitalist sınıf yoktu. devlet kesiminde bir işçinin, fabrika müdüründen daha fazla ücret aldığı sıklıkla görülüyordu. bu birinci husus,bunun böyle olması işçilerin sınıf bilinci oluşturmasını engellemiştir diye düşünüyorum.
    ikincisi; baktığınız zaman türkiye'deki sol partiler arasında marksist temelli bir programa sahip parti yoktur. olanlar da(türkiye işçi partisi gibi) tasfiye edilmiştir. 1950'den beri sol 'un olması gereken partileri (sosyalist, komünist vs.) yasaklanmış; sendikaların faaliyeti de iyice kısıtlanarak, özel sanayi işletmelerinde sendikacılık yasak hale getirilmiştir, buna mukâbil sermayenin parti oluşturmasında bir sakınca görülmemiştir.

    bütün bunlar bilinçli politikalar sonucu oldu ve sonuç olarak sol düşünce, bir kırıntı olarak bile kalmadı. bunun sonucu da demokrasinin işleyişinde çarpıklık doğdu. bugün baktığınızda sermaye gücünü temsil eden bir çok parti var (hatta renklileri bile var,yeşil sermaye gibi); ama üretim gücünü temsil eden bir parti yok. sorun budur. bu yüzden de biz "ne sağ ne sol hiç birinin birbirinden farkı yok" diyoruz.

    sonuç:

    1-sağ ve sol kavramları batıda partilerin ,ekonomik düşüncesindeki farklılıktan doğuyor. türkiye'de ise üstyapıda, yâni kültürdeki farklılıklar(laiklik gibi) sağ ve solu oluşturuyor.

    2-demokrasinin işlediği toplumlarda 'üretim gücü'nü temsil eden partiler sol parti olarak görülüyor. türkiye'de böyle bir partinin ve böyle bir siyasal düşüncenin oluşmasına izin verilmiyor.

    3-demokrasideki topallık sonucu işçi sınıfı çaresiz kalırsa itiraz edip, 'üretim gücü' nü (yâni genel grevi) kullanamıyor. böyle olunca da duruma baş eğiyor. sendikalar ise basbayağı devlet dairesine dönüşüyor.

    4-durum böyle olunca da türkiye'de demokrasi bir oligarşiye (burjuvazi+bürokrasi) dönüşüyor. ülkeyi de bu oligarşi yönetiyor. bu durumun düzelmesi için mutlaka ve mutlaka aynı batıdaki gibi üretim gücünü temsil eden partilerin ortaya çıkması gerekir. durum budur
    (mitya, 15.11.2005 21:00 ~ 11.02.2006 19:31)
  7. gelir dağılımındaki muazzam dengesizlik, demokrasi dışı güçlerin demokrasiye müdahale istemleri, işsizliğin büyük bir sorun olması, işe girenlerin de 350-500 ytl gibi açlık sınırının altında fiyatlara çalışması, çalışma yasalarının ve uygulamalarının çalışanlara hiç bir güvence vermemesi realitesinin varlığı, türban gibi sosyal sorunlar, her ne kadar faizler aşağı inse de şu andaki duruma göre nüfusun yarısından çoğunun yakın bir gelecekte en temel ihtiyaç olan bir konut sahibi olamayacak oluşu, savunma harcamaları artarken sosyal harcamaların azalması, emeklilik yaşının 65'e çıkarılması tehlikesi, yeni terörle mücadele yasasının 20 yıllık kazanımları tehlikeye düşürecek nitelikte olması, dolaylı vergileri dolaysız vergilerin üzerine çıkarak yüzde 71 leri bulması ve her geçen yıl artma eğiliminde olması (ki avrupa da yüzde 50 ye gelince radikal önlemler alırlar), artık devlet içinde çetelerden bahsedilmesi ve daha sayabileceğim bir çok sorun var. dikkat ederseniz bu sorunlar tamamıyla sol partilerin duyarlı olduğu ve vatandaşlardan bu sorunu çözmek için çok rahat yetki isteyebileceği toplumsal sorunlardır. bu sorunlar avrupada herhangi bir ülkede olsa o ülkenin sol partileri yüzde 80 oyla iktidara gelirler. bu şartlar altında en büyük sol partimiz bakın kendine söylem ve eylem olarak neleri seçmiş:
    iktidar yök'ü kaldırırken: yök cumhuriyet kuruluşudur, dokundurmayız.
    van rektörüne soruşturma açılınca: bu cumhuriyete saldırıdır. (hem de aynı gün, bari önce soruşturmayı bekle)
    türban sorunu: türkiye laiktir laik kalacak, bu siyasi semboldur.
    şemdinli olayı: burada tsk'ya karşı darbe girişimi var.
    danıştay saldırısı: ortamı yumuşatacağına belirli kesimi ve iltidarı hedef göstermiştir.
    askerle ilşkisi: sürekli dirsek temasında olmaktan gurur duyuyorlar.
    hükümet cumhurbaşkanı gerginliklerinde: gözleri kapalı cumhurbaşkanının arkasındalar.
    çete olayları hakkında: bunlar yeni genelkurmay başkanı için iktidarın birer komplosu
    fethi dede mektubu: iktidara nerdeyse küfür eden dedenin elini öpmeye gidiyorlar topluca.
    cumhurbaşkanının resepsiyonlarda türbanlı kişilere ayrımcılık yapması: türkiye laiktir laik kalacak.
    askerin muhtıra niteliğindeki açıklamaları: tsk'da bir sivil toplum kuruluşudur.
    asıl görevi olan konularda hiç bir projesi bulunmamaktadır. bir tek beyanatı yoktur. var diyeceksiniz, eh işte, herkesin ne kadar varsa onun da o kadar var. son zamanlardaki söylemi "cumhuriyet ve laiklik tehlikede, herkes bana oy versin". be birader sana niye oy vereceğim, bundan başka neyin var, bana başka bir şey söyle, beni ikna et. sen dedin diye mi cumhuriyet tehlikede. zaten siz bu lafı 1950 den beri diyorsunuz.
    o zaman demokrasiyi kaldıralım, askeri yönetimle de pekala hakkıyla cumhuriyetçi ve laik olabiliriz.

    daha bir çok örnek var verebileceğim, bunları savunan parti olmaz demiyorum, olur ama sol parti değil sağ fraksiyonda bir parti olur. şu ülkede adam gibi bir sol iktidar göremeden ölüp gideceğiz de, ona yanarım. ben ülkemde gerçek anlamda bir sol parti istiyorum.
    (galliani, 09.06.2006 01:29 ~ 01:31)
  8. devletle olan ilişkilerine baktığımızda;

    sağ; devlet baskıcı olsun, düzeni sağlasın, çürükleri ayıklasın ister. devletin ebedi savunucusu ve bekçisidir. ama aynı sağ; devlet piyasaya karışmasın, ufalsın da götümüze girsin, bıraksın herkesi herkes de geçsin ister.

    sol; aslında devlet olmasın ister (sol derken, anladın sen). olacaksa da özgürlükçü olsun, insan haklarına saygılı olsun, sosyal yaşamdan elini çeksin ister. ama aynı sol; devlet olabildiğince piyasaya karışsın, büyüdükçe büyüsün, kimseye piyasada nefes aldırmasın ister.

    bakarsın ikisine de, devlet kavramına bakışları farklı alanlarda farklıdır. (bu yüzden politikalarının tam olarak sınırını çizmek de mümkün değildir. bu tam sınır çizememenin birçok yönü vardır evet, ama ben sadece bu kısmına değineyim dedim.)
    (yazıyorum fütursuzca, 23.02.2009 04:27 ~ 04:28)
  9. önemlidir. ayrım olmaması demek insani vasıfları ve tarafları tek tipleştirmek demektir ve bu insanın yeryüzündeki algısına aykırıdır.
    burada hemfikiriz.
    lakin, günümüz türkiye'sinde sağ-sol ayrımının olmamasını istemek demek sağcı bir anlayışa, yani sermayeden yana taraf olmak anlamına gelmektedir, bu sebeple tehlikelidir. günümüz türkiye'si ortadoğu'da milletlere egemen olup, müslüman yapıyı bağnazlaştırarak empoze etmeye çalışan ve cumhurbaşkanın-başbakanın "arap emirlerine-krallarına" özenmesinden geçmektedir. dolayısıyla sağ-sol ayrımı yoktur, hepimiz aynıyız demek, dini bağnazlığının içimizde yer etmesi ve emperyalizme hizmet etmemiz anlamına gelir.
    (elpinoras, 23.02.2009 04:32 ~ 04:33)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil