türkiye de laiklik demokrasiden daha önemlidir   

 sayfa  / 2
adana çık aradan

  1. türkiyede açlık da işsizlik de ezilen insanların hakları da hem demokrasiden hem laiklikten önemlidir diye karşı söylemde bulunacağım önermedir.
    (a perfect tool, 15.05.2007 13:31)
  2. türkiye'de birşeyler sürekli demokrasiden daha önemli olmaktadır. ara ara demokrasi diye ağlaşanlar olsa da onlar da başka yataklara yönelirler. neticede bu memlekette demokrasinin çakıl taşı kadar önemi yoktur. sadece bir kelimedir.
    (azwepsa, 15.05.2007 13:38)
  3. siyaset bilimi, sosyoloji, demokrasi parametrelerinde saçma nitelemesi bile çok az görülebilecek zırva bir önermedir.
    hatta önerme bile değildir, olsa olsa sanrıdır, sayıklamadır, paranoyadır.
    çocuklara da yetişkinlere de bünyelerinde kızarıklık yapar, diare, mide bulantısı yapar, halüsinasyon görmeye neden olur.
    (eric clapton, 15.05.2007 13:43)
  4. bu milletin akıllanmayacağını düşündürten önermedir.

    şu yazının tam bu noktada uygun düşeceği kanısındayım:


    kurtlar ve insanlar

    seksenli yıllar, berlin olimpiyat stadyumu...

    alman gençler hıncahınç doldurmuş stadı. çünkü yirminci yüzyılın en önemli filozof-sanatçılarından frank zappa konser verecek. ama bir sorun var: konser saati gelmiş olmasına rağmen sanatçı ortada yok.

    yarım saat, bir saat geçiyor, yok yok yok...

    tam iki saat sonra teşrif ediyor nihayet. ağır adımlarla sahneye çıkıyor, mikrofonun önünde durup seyirciye bakıyor.

    sonra eliyle bir nazi selamı çakıveriyor birden:

    "heil hitler!"

    stadyumda ölüm sessizliği... berlinliler şaşkın. yavaş yavaş bir homurtu yükselmeye başlıyor.

    sahnedeki adamsa hiç oralı değil. tekrar çakıyor nazi selamını.

    "heil hitler!"

    seyircilerin küçük bir kısmı, aynı şekilde bağırarak cevap veriyor ona. ama sanatçı hâlâ memnuniyetsiz.

    daha sert bir nazi selamı veriyor ve bağırıyor avazı çıktığı kadar: "heil hitler!"

    bu sefer seyirci hazırlıklı... stadyumun yarıya yakını sahnedeki adamın söylediği şeyi bir ağızdan tekrarlıyor. ne var ki tatmin olmuyor frank zappa... karşısındaki binlerce kişiye ters ters baktıktan sonra yine veriyor o selamı, yine bağırıyor.

    "heil hitler!"

    kitle artık ne yapması gerektiğini anlamış durumda. bir ağızdan "heil hitler!" diye cevap veriyorlar, bütün stadyumu inleterek.

    bir sessizlik oluyor.

    kısa ama gergin bir sessizlik.

    frank zappa'nın sözleri bozuyor sessizliği: "ey almanlar, gördüğüm kadarıyla siz hâlâ akıllanmamışsınız. yok size konser monser!"

    dönüyor arkasını ve çekip gidiyor sahneden.

    kıssadan hisse:

    1) faşizm şakaya gelmez arkadaşlar.

    2) beklediğiniz şey gecikince öfkenizi kontrol edin. kötü emellere alet olabilirsiniz.

    3) bir şeyi herkesin hep bir ağızdan bağırması, onun hayırlı sonuç vereceği anlamına gelmez.

    4) birinin elinde mikrofon var diye her söylediğini yapmak zorunda değiliz.

    5) almanlar iyi niyetli bir millet. başlarına ne geldiyse bu yüzden geldi zaten.

    tuna kiremitçi, 21.02.2007, vatan
    (cappuccetto verde, 15.05.2007 13:53 ~ 22:57)
  5. eğr bu tarz önerme!ler dikkate alınırsa, her kafadan farklı bir ses çıkacağı için sonu gelmeyecek olan önermelere ön ayak olacak olan önermedir.

    (bkz: türkiye de şeriat demokrasiden daha önemlidir)
    (bkz: türkiye de sosyalizm demokrasiden daha önemlidir)
    (bkz: türkiye de milliyetçilik demokrasiden daha önemlid)ir
    (bkz: türkiye de devletçilik demokrasiden daha önemlidir)
    (bkz: yok ebenin amı)
    (frayedendsofsanity, 15.05.2007 14:05 ~ 14:06)
  6. laikliğin olmadığı bir ülkede demokrasi den söz edilemeyeceği için kulağa mantıklı gelen cümle.
    (dna, 15.05.2007 15:08)
  7. önemli olan gaz ve toz bulutlarıdır, onlar olmasa ne demokrasi olurdu ne de laiklik ne de allah'ın belası bu saçma zihindışı tartışmalar. "tavuk mu yumurtadan çıkar yumurta mı tavuktan" bilmecesinden daha önemli değil artık birçok şey, bu bilmecenin cevapı için bin tane tavuk da ölse s.kimde değil. bu anlamsız tartışmalar hangi tavuktan çıkar, yada hangi yumurta kafadan.. tavukçular ve yumurtacılar özgürlüğünüz olmadığı için tavuk tavuk yaşamaya mahkumsunuz.

    benim kulağıma da çok mantıklı geliyor, nasıl ki 2 kere 2, 5 ederse bu da mantıklı. kimin dayısının yaşı 54 lan bu arada.
    (yuziko, 15.05.2007 15:18)
  8. türkiye'yi iyi okuyan kişinin gayet yerinde bir tespitidir. peki böyle mi olmalı? iki örnek vereyim:

    1. israil
    2. mısır

    birinde demokrasi var, laiklik yok; diğerinde laiklik var, demokrasi yok. hangisi olmayı isteriz? elbette hiç biri. niçin birini diğerine tercih edelim? mecbur muyuz?

    kaldı ki demokrasi laikliğin uzun dönemli teminatıdır ve vazgeçilmez olmalıdır. demokrasinin olmadığı bir yerde en totaliterinden en serbestine kadar tüm sistemler uygulanabilir. hangisinin uygulanacağına ise gücü elinde bulunduranlar karar verir. ben nasıl yönetileceğim hakkında söz sahibi olmamaktan rahatsızlık duyarım.
    (spartacus, 15.05.2007 15:32 ~ 17.05.2007 09:43)
  9. yakışır bunu söyleyenlerin ülkesine askeri diktatörlük, yakışır onların akrabalarına işkence, yakışır onlara işkence. yakışır o kafalara "kanunu adama uyduramayınca adamı kanuna uydurmak" (bkz: erdal eren)
    bu ülke kallavi bir darbe görmeden, işkenceden geçmeden, tüm özgürlükleri ellerinden alınmadan adam olmayacak. ulan sevgilinle tatile gidip pansiyonda kalıyorsun ve rahatsın, inanıyor musun askeri diktatörlükte uzman çavuşun seni rahat bırakacağına, gece odanı basmayacağına. adım başı kimlik kontrolüne, sırf isim benzerliğinden dolayı bile aylarca işkence görmeyeceğine. yok, fikir değiştirdim, bu ülke bir askeri diktatörlük daha görsün, nasıl olmazsa bana bir şey olmaz.
    (galliani, 15.05.2007 15:34 ~ 17.05.2007 00:39)
  10. (bkz: hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir)
    (bkz: mustafa kemal atatürk)
    (mulder, 15.05.2007 15:47 ~ 15:51)
  11. demokrasi türkiye için vazgeçilmezdir. ancak bu ülkenin bağlı olduğu temel ilkelerden biri olan laikliği (ve dolayısıyla yine demokrasiyi) "temelli" kaybetmemek için, demokrasiden "geçici olarak" vazgeçmek bile mübahtır. halk hareketi olsun şöyle olsun, böyle olsun, farketmez...

    genelkurmay açıklamasında resmi bir dil kullanmış da olsa gayet nettir. "kanunlarla bize bu ülkeyi koruma emri verilmiştir ve laikliğe karşı bu irticacı eylemler durdurulmazsa gerekeni yaparız" denmiştir. yani bu ülkeyi dış tehditlerden korumak nasıl hepimizin göreviyse, iç tehditlerden korumak da hepimizin görevidir. mevcut yürütme bu görevleri adam gibi yerine getirmek şöyle dursun, aksine hareket ediyorsa bunu yapabilecek en etkin güç de ordudur. devletin en önemli birkaç insanından biri olan genelkurmay başkanı ve bu devletin başı olan cumhurbaşkanı "laiklik tehlikede" diyerek önlem almak gerekliliğinden bahsediyorsa bir bildikleri vardır. bunları akp ağzıyla "paranoya" diye adlandırmak abesle iştigaldir. genelkurmay darbe yapmak için fırsat kollamamaktadır. genelkurmay'ın tek amacı bu ülkeyi tehdit eden güçlere karşı direnç göstermektir. bunu da sonuna kadar yapacaktır, yapmalıdır. başka bir yol kalmadıysa son çare muhtıra da olur, tam anlamıyla bir darbe de olur, olmalıdır...

    sorarım size, diyelim ordunun başısınız, hükumet de dahil birçok çevre laiklik alehtarı ve irtica yanlısı eylemler ve söylemlerde bulunuyor. defalarca uyarmanıza rağmen bir ilerleme kaydedilmiyor, ne kadar irtica yanlısı varsa sağda solda etkin görevlere atanıyor, özellikle eğitimde irtica yanlısı kadrolaşma gırla gidiyor, cumhurbaşkanı bazı konularda direnç göstermese bunlar daha da ileri gidecek, zaten devletin başındakiler inandırıcı olmayan bir biçimde "değiştik" iddiasında olsalar da irtica kökenli insanlar, dış güçler de bu irtica yanlılarını el altından ve üstünden destekliyorlar çünkü başta abd olmak üzere yabancı yanlısı politikalar izlemek konusunda çok başarılılar, hele bu irtica yanlısı yönetim pkk sorunu ve yaklaşan bölünme tehlikesi karşısında da kayıtsız olmakla beraber tehlikeli söylemler içinde. şimdi bu irticacılardan birisi cumhurbaşkanı olmak istiyor. oraya geçen adam sembolik de olsa aynı zamanda sizin de başınız olacak, sizin kurumunuzun atamalarında, ihraçlarında ve bunun dışında devletin önemli yargı organları dahil birçok atamada etkin olacak, aynı kadrolaşma hareketi daha da gırla gidecek, etrafınızdaki bütün diğer komutanlar da sizinle aynı fikirde, tüm uyarılarınızı yaptınız, resmi bir dille defalarca ortamı germeden uyarmaya çalıştınız ama bir adım ilerleme görmediniz. üstelik halkın büyük bir kısmı malesef medya da bu konular da yeteri kadar hassas olmadığı (ya da eli kolu bağlandığı) için bu irticacıların yalanlarına inanmakta, kandırılmakta. ne yaparsınız?

    bunlar sadece dışarıdan takip eden benim gibi sade vatandaşın bildiği tehlikeli durumlar, düşünün genelkurmay neler biliyor bunlara ek olarak. emin olun şu konumda o kurumun başında atatürk de olsaydı o da aynı uyarıları yapardı. sonunda ilerleme görmeseydi de adına darbe mi dersiniz ne derseniz deyin müdahale ederdi. ülkenin elden gittiğini göre göre "e demokrasi önemli onu kaybetmeyelim" safsatası ile oturup seyretmezdi. ayrıca unutmayalım ki "özel koşullar özel önlemler gerektirir."

    demokrasi demek "%51 çoğunluğu olan her haltı eder" demek değildir. yarın öbür gün seçimle gelen bir parti, atatürk ilkeleri savunucusu görünmesine rağmen, savlarına ters şekilde anayasayı değiştirmeye kalkıp önce değiştirilemez denilen maddeleri koruyan 4. maddeyi, sonra da ilk 3 maddeyi değiştirmeye kalkarsa, "aaa demokrasi var, seçimle geldiler, dokunmak olmaz adamlara" mi diyeceğiz? demokrasinin sınırı bu devleti, rejimi yıkmaya çok uzak yerlerde biter. seçimle de gelseniz, gökten de inseniz...

    komik olmayalım, ülkeyi korumak için çırpınan genelkurmay'a darbeci damgası vurmayalım. irticacılar devleti ele geçirdikten sonra demokrasi neymiş öğrenirsiniz ama geç olur. bu ülkenin nasıl sınırları ve toprakları savaşarak korunuyorsa, laikliği de, rejimi de, demokrasisi de gerekirse savaş ile korunur, korunmalıdır. oturduğumuz yerden tehlikeyi göremiyorsak (ya da görmek istemiyorsak) gören genelkurmay'a ve 10. cumhurbaşkanımıza destek olalım. olası bir darbenin son çare olduğunu bilsek de "bazıları" yüzünden mecburiyetten yapıldığını bilelim. darbeyi yapanlara değil, yaptıranlara bakalım...
    (8844455, 15.05.2007 15:56)
  12. (bkz: nefes almak nefes vermekten daha önemlidir)

    (ara: *daha önemlidir)
    (recai pengül, 15.05.2007 22:36 ~ 10.08.2007 22:22)
  13. demokrasinin sigortası laikliktir. ayrı ayrı ele alınamazlar.
    (adsız, 15.05.2007 22:38 ~ 18.07.2007 14:11)
  14. gerçek demokrasi bir bakıma laikliği de kapsadığı için gereksiz bulduğum önerme.
    demokrasinin, özgürlüğün olmadığı laik bir yönetim düşünülemeyeceği gibi laikliğin olmadığı bir demokrasi de aynı derecede yalandır.
    (kısaveacısız, 16.05.2007 19:03)
  15. % 30 oy alıp iktidar olunca eleştirilmeyi demokrasi karşıtlığı olarak görenlerin korkulu rüyası, biri beni gütmeli diyen darbeli matkapçıların ise günlük güneşlik havası söylem.
    (tazmanya canavarı, 16.05.2007 19:34)
  16. inanç özgürlüğünün olmadığı yerde demokrasi olmaz.

    inanç özgürlüğünün olmadığı, azınlıkta(ya da değil ne fark eder) kalan farklı inançtan insanların baskı gördüğü, çarpık bir seçim sistemi marifetiyle %30u temsil ederek başa gelmiş bir grup inanç(!) sahibinin devletin yönetim şekline kendi inancına(!) uygun dini öğeler serpiştirme çabasında olduğu bir ülkede demokrasinin d'sinden bahsedilemez.

    ve bu özgürlük, türkiyem gibi yıllarca sömürülmüş, nice işgaller savaşlar görmüş, açlığın en büyüğünü yaşamış ama en sonunda gerçek bir demokrasi ve insanca yaşama hakkı uğruna kanının son damlasına kadar savaşmış, cumhuriyet devrimini gerçekleştirmiş, iç mihraklara rağmen tepesinde gezinen akbabalara hala kafa tutabilen bir ülke için ancak ve ancak laiklik kalesi sağlam kaldığı sürece yaşayacaktır.

    laiklik demokrasinin birinci şartıdır. laik olmayan bir ülke "demokrat" olduğunu iddia edemez.
    (h24a, 16.05.2007 19:46)
  17. demokrasinin ne olduğunu bilmeyen okumuş cahilllerin cümlesidir.
    (galliani, 17.05.2007 09:35 ~ 09:37)
  18. ikisi birbirlerinden stratejik olarak ayrılmaması gereken kavramlardır. ikisi de türkiye cumhuriyetinin değişmez kavramlarıdır. abi- kardeştirler. hangisinin boyunun uzun olduğunu boşverin gitsin. biri olmadan öbürünün tadı olmaz.
    (draco, 17.05.2007 10:34)
  19. eğer sanal ortamda düşünecek olursak demokrasi laiklikten elbette önemli olacaktır.ancak bunu ülkemize oranlarsak.
    %10 seçim barajının olduğu,
    %30 bilmem kaç küsür oyla bir partinin ülkedeki tüm gücün sahibi oldugu ve bu güç ile laiklik karşıtı eylemlerini sek sek oynar gibi sürdürdüğü bir ülkede siz hangi demokrasiden bahsediyorsunuz ?
    laiklik sadece türbanlı kızlarımızın üniversitelere girmesi ile sınırlanacak bir olay değildir ama onu böyleymiş gibi göstererek olayı "toplum kargaşası" haline getirmek istiyorlar. eğer birileri yanlış işler yapıyorsa onları durdurmak gereklidir.darbe yanlısı bir fikir olarak düşünmeyin bunu sakın ancak baktığınızda "türkiyeyi iç ve dış tüm tehlikelere karşı korumak tsk'nın bir görevidir.ve irtica,laiklik karşıtı eylemler ülkeyi tehdit ediyorsa o zaman görevini yerine getirmelidir herkes.olası bir darbenin zararlarının elbette herkes farkında umarız işler asla oraya kadar gitmez.
    (the godless endeavor, 12.07.2007 20:10)
  20. (bkz: demokrasi amaç değil araçtır)

    (bkz: recep tayyip erdoğan)
    (dolphins were monkeys, 17.07.2007 16:14)
  21. ikisinin yan yana olmadığı anda diğerininde çatırdamaya başlayacağını düşündüren, yanlış söylem.
    (madhate, 17.07.2007 16:18)
  22. demokrasinin olmadığı yerde laiklikten söz edebilmek ve bunun mümkün olduğunu savunmak ne kadar idiotluksa, sırf sataşmak laf sokmak yermeye çalışmak için karşındakini, "böyle bir düşünceyi kesin savunuyordur" düşüncesi ile hedef seçmek o derece idiotluktur.
    (kayzer, 17.07.2007 17:06 ~ 17:07)
  23. (bkz: laiklik adam olmaktır)
    (caps lock, 17.07.2007 17:10)
  24. kesinlikle doğru bir önermedir. çünkü laiklik gidecek olursa birçok çakal din üzerinden (şu anda yaptıkları gibi) çıkar sağlamak için beklemektedir.
    (hiccup, 17.07.2007 17:21)
  25. demokrasi olmazsa laiklik de yasanamayacagindan; laiklik demokrasinin en iyi şekilde yaşanmasını sağlayacak zemini oluşturuyor oldugundan, yane ikisi anlam ve onem bakımından kıyaslanamayacak oldugundan sacma bi onermedir.

    fakat günümüz kosullarinda türkiye için konusacak olur isek; turkiyede iki kavram da tam manasıyla anlaşılamadığı ve dolayısıyla da gelişemediği için, insanlar anlık çıkarlarına göre bu sözleri evirip çevirip istedikleri zaman istedikleri kişiye bişeyleri dayatmak için kullanabilmektedir. yanlıştır, yaşadığımız tüm sorunların kaynağıdır.
    (mormenekse, 17.07.2007 17:28)
 sayfa  / 2