|
|
- http://www.haber7.com/...
" "vatandaş geçim sıkıntısı çekiyor, verem oluyor, bu ülkede hala insanlar veremden ölürken, hükümet, sağlık bakanı ölümleri gündemi değiştirmek için kullanıyor" dedi. "bu virüs hükümeti kurtarma virüsüdür" diyen durmuş, "türkiye’nin asıl gündemi rusya’dan alınan doğalgazın fiyatı olmalıdır" dedi. "
şekline bi komplo teorisidir. haber daha da incelenirse tam bir komplo teorisyeni mantığıyla geliştirilmiş savlar görülebilir.
kuş grip olmaz zaten, şahanın dediği gibi hapşırıyo mu bu kuş nedir yani. durmuşun da önerdiği gibi asıl önlem klasik gribe karşı alınmalıdır.
- evet tüm yabanci kanallarda *** 2. ya da 3. haber olarak geçilen bu haber türkiye'de gündemi değistirme amacıyla ekranlarda yer almaktadir. yoksa gevur korkuyor diye biz de mi korkup ekrana tasicaz canim, hem türke bir şey olmaz (!)
- ne diyeceğini, kime bok atacağını şaşırmış insanın çığlığı; ölen bebelerin günahı boynuna olasıca mahlukatın derin bir çukurdan gelen tiz sesi...
(bkz: yalancıyı öttürsünler mi)
- (bkz: kuşta grip yok)
(bkz: çayda radyasyon yok)
(bkz: büyükbaşta delidana yok)
(bkz: yurdum insanında endişe yok)(subuo, 11.01.2006 18:39)
- (bkz: rahmetli de öyle derdi)
- " türkiye'de nüfus artışı var" diye devam eden ölen ölsün kampanyası sloganı.
- bu sefer de bakan önümüzde tavuk yerse inanacağımız olgudur.
(bkz: çay)
- tam olarak katılmadığımı belirtsem de bir kısmına inandığım düşünce. çünkü televizyon kanallarındaki haber bültenlerindeki, sürekli "köy tavuğu yemeyin", "bakkallardan yumurta almayın", "sadece büyük marketlerden alışveriş yapın" gibi telkin cümlelerinin varlığı bir taşla üç kuş vurmayı hedefleyen çıkar çevrelerinin işi gibi duruyor. (açın kanal d'yi atv'yi izleyin biraz, içinizdeki tüm fesatlıkla izleyin bu abartılı haberleri, mutlaka bir çıkarım yapacaksınız.) ben de üzülüyorum kuş gribinden ölenlere, ancak normal gripten ölenlerin yanında çok küçük bir sayı olarak kalıyor bu ölümler. masum çocuklar ölüyor diye demogoji yapmak da insafa sığmaz kanımca.)
bir taşla vurulan üç kuşa* gelince:
birincisi: artık küçük üreticileri ortadan kaldırmak. (kuş gribi sermaye sahiplerinin ekmeğine yağ sürmüştür.)
ikincisi: türkiye gündemini, halk arasında bir infial yaratarak zorla değiştirmek. (ki, bürokratlar bu konularda, geçmişte de uygulamalarını gördüğümüz profesyönelliklerini uygulamaktadır.)
üçüncüsü: insanları sindirerek ilerde yapılacak gündem değiştirmelere ortam hazırlamak. (zaten daha önce deli dana ve diğer hastalıklarla bunu yapmışlardı)
yalnız kuş gribinin varlığına gerçekten de inanıyorum. çünkü fi tarihinden beri vardı bu hastalık ve insanlara da bulaşıyor, ölümlere sebep oluyordu. daha önce doğu'da gerçekleşen bu ölümler televizyon kanallarında neden gösterilmiyordu? çünkü insanlar kuş gribinden öldüklerini bilmiyorlardı bile, ve insanları hayvan gibi gören yönetimin umurunda değildi bu ölümler. şimdi ise bizi düşünmeye başladılar demek ki(!).
madem tüm türkiye'de görüldü bu hastalık, ve madem ki uçan kuşlar yüzünden bulaşıyor, neden sınır komşularımızda görülmedi? türk kuşu mu bunlar yoksa, pasaport mu gerekiyor dışarı çıkmaları için? şimdi iran'a gidin ermenistan'a gidin, size aynı ölüm sayılarını verirler. çünkü olağan bir durumdur bu. ama bunu olağanüstüleştirmeye çalışanların varlığını da görelim lütfen. *(camel, 11.01.2006 21:04 ~ 21:07)
- güzel bir rüya
- devlet büyüklerimizin, radyasyonlu çaylarda olduğu gibi karşımıza geçip, tavuk yerken söyledikleri cümle. buarada meclis menüsünden tavuk kaldırılır falan filan.
bu sefer çuvallayıp, kuş giribinin varlığını kabul ettiler tez zamanda. sebebi de hükümetimizin açık sözlü yok efendim varken var diyen dürüst bir hükümet olması değildir. çayları içiren hükümetten normalde farkları yoktur. tek fark bu insanlara güvenip çay yetiştiren,çay içen insanlarda kanser 20 yılda çıkmışken,o konuşan bakanların yerinde yeller esiyorken, tavuğu yiyen vatandaşın 3 günde ölmesidir. kabul edildiyse de durum sadece bundan ibarettir yani.
yine de hükümet ciddi derecede çuvallamıştır bana göre.
- keşke olmasa dedirten ve komplo teorisinden öteye gidemeyecek cümle.
ha belki eski bakan bey, bu hastalığa kuş gribi denmesinden rahatsız olmuştur. belki de bilimsel adıyla* telaffuz edilmesini istemektedir sayın bakan.
(bkz: sie)(siyah, 11.01.2006 21:48 ~ 21:48)
- efendim, görüyoruz ki kuş gribine ek olarak ciddi bir balık hafızası sorunu da yaşamaktaymışız. hafızaları şöyle bir tazelemek açısından (bkz: oktar babuna olayı). hatırlarsanız bu olay esnasında da "genetik kodumuzu çalıyorlar" benzeri bir çıkış yapmıştı osman durmuş. internet alemlerinden rakı sofralarına kadar her yerde tam anlamıyla daşşak oğlanı olmuş, "lan olm duydun mu genetik kodumuzu çalıyorlarmış zuhahaha" şeklinde muhabbetlerin mezesi haline gelmişti. nitekim şu veya bu şekilde haklı olduğu anlaşıldı, kendisiyle dalga geçen insanların bir kısmı özür diledi, bir kısmı dilemedi. nihai sonuç olarak da amerikaya giden örneklerin akıbetinin ne olduğu hiç bir zaman tam olarak belli olmadı.ironi şu ki; o zamanlar "bu örneklerle genetik silah yapacaklar" diyen adamlara götümüzle gülerken, bugün ülkemizdeki ne idüğü belirsiz bu kuş gribinin "genetik silah" olduğunu iddia eden insanlar türedi, breh breh..
osman durmuş'a dönersek, oktar babuna olayında bilgisini değilse de en azından -herkesin daşşak oğlanı olmayı göze alarak yaptığı açıklamalardan ötürü- samimiyetini bana ispatlamıştır. ve her nedense; ölümler halktan gizlenemez hale gelene kadar "kuş gribi değil zatürre" açıklamaları yapan içişleri bakanımızdan veyahut şu an ugandada mı, şeyh cenazelerinde mi, dünyanın hangi ucunda olduğunu tahmin edemediğim saygıdeğer rte hazretlerinden daha inandırıcı gelmektedir bana osman durmuş. gerçi açıklama denyodur fakat olsundur.
bence satır aralarını iyi okumak lazım, bu açıklama "kuş gribi yok/var" dan ziyade, "bu kuş gribi olayında bir bokluk var" anafikrine sahip olması muhtemel, fakat osman durmuş stili zehir zemberek bir şekilde içine sıçılmış bir açıklama olabilir. bu noktada komplo teorisyenlerini göreve çağırıyorum. ayrıca ilk olay sonrası ben de az daşşak geçmemiştim osman durmuşla, o yüzden buradan ayarmatör arkadaşlara, bakınızcı arkadaşlara iki çift lafım var. ister tanrılar çıldırmış olmalı diyin ister dünyanın çivisi çıktı, 21. yüzyılda "zuhahaha yok ebenin örekesi" yaklaşımı ile hareket ederseniz benim gibi eliniz böğrünüzde kalabilirsiniz.
|