tam olarak katılmadığımı belirtsem de bir kısmına inandığım düşünce. çünkü televizyon kanallarındaki haber bültenlerindeki, sürekli "köy tavuğu yemeyin", "bakkallardan yumurta almayın", "sadece büyük marketlerden alışveriş yapın" gibi telkin cümlelerinin varlığı bir taşla üç kuş vurmayı hedefleyen çıkar çevrelerinin işi gibi duruyor. (açın
kanal d'yi
atv'yi izleyin biraz, içinizdeki tüm fesatlıkla izleyin bu abartılı haberleri, mutlaka bir çıkarım yapacaksınız.) ben de üzülüyorum kuş gribinden ölenlere, ancak normal gripten ölenlerin yanında çok küçük bir sayı olarak kalıyor bu ölümler. masum çocuklar ölüyor diye demogoji yapmak da insafa sığmaz kanımca.)
bir taşla vurulan üç kuşa
* gelince:
birincisi: artık küçük üreticileri ortadan kaldırmak. (kuş gribi sermaye sahiplerinin ekmeğine yağ sürmüştür.)
ikincisi: türkiye gündemini, halk arasında bir infial yaratarak zorla değiştirmek. (ki, bürokratlar bu konularda, geçmişte de uygulamalarını gördüğümüz profesyönelliklerini uygulamaktadır.)
üçüncüsü: insanları sindirerek ilerde yapılacak gündem değiştirmelere ortam hazırlamak. (zaten daha önce deli dana ve diğer hastalıklarla bunu yapmışlardı)
yalnız kuş gribinin varlığına gerçekten de inanıyorum. çünkü fi tarihinden beri vardı bu hastalık ve insanlara da bulaşıyor, ölümlere sebep oluyordu. daha önce doğu'da gerçekleşen bu ölümler televizyon kanallarında neden gösterilmiyordu? çünkü insanlar kuş gribinden öldüklerini bilmiyorlardı bile, ve insanları hayvan gibi gören yönetimin umurunda değildi bu ölümler. şimdi ise bizi düşünmeye başladılar demek ki(!).
madem tüm türkiye'de görüldü bu hastalık, ve madem ki uçan kuşlar yüzünden bulaşıyor, neden sınır komşularımızda görülmedi?
türk kuşu mu bunlar yoksa, pasaport mu gerekiyor dışarı çıkmaları için? şimdi iran'a gidin ermenistan'a gidin, size aynı ölüm sayılarını verirler. çünkü olağan bir durumdur bu. ama bunu olağanüstüleştirmeye çalışanların varlığını da görelim lütfen.
*