yeri gelince en kutsal varlık olan "ana" olmak fakat en çok da küfür edilen insan olmaktır. yeri gelince ezilen,sömürülen,dayak yiyen ve herşeye rağmen hayatını devam ettirmeye çalışan kişi,yeri gelince de ezen,kan kusturan kişi olmaktır. yeri gelince küçük yaşta tarlada çalışmaktan,evlenip çoluk çocukla uğraşmaktan okuyamamak,yeri gelince de öğretmen olup bilgi dağıtmaktır. hayattaki herşey ve herkes gibi adaletten nasibini alamamak,sadece yanlış yerde doğduğu için kendine hiçbir seçenek bulamadan önüne konulan hayatı yaşamaktır.
türkiye'ye erkek olmaktan kat be kat daha zor durum.
-en başta, dogduğunuz anda, kız olduğunuz anlaşılınca, suratını asan bir baba ve kocasına karşı mahcup duruma düşmüş bir anne vardır. doğumunuz uğursuz olarak düşünülmüş, dünyaya gelişiniz hoş karşılanmamıştır.
/yeni nesillerde çocuğumuz sağlıklı olsun başka birşey istemiyoruz diye düşünülür. zaten ultrasound ile doğumdan önce cinsiyet bilinmekte ve çocuk aileye sürpriz olmamaktadır, ihtiyaçlar ona göre belirlenmekte ve o müthiş gün sabırsızlıkla beklenmektedir.
-evde bir erkek çocuk varsa kız çocuğunun ihtiyaçları ikinci plana itilir.
/erkekler her zaman eski püskü kıyafetler giymeyi kabullenmiş, zaten yenisi alınsa da hemen eskitilmiştir, çok fazla bekleti içine girmeyen erkek çocuklar iki tahta çubukla bile oyun oynayabilmektedir. (bkz: çelik çomak)
-erkek çocuklarına daha serbest bir çocukluk tanınırken, kız çocuklarına namus (!) kavramı yüzünden, mahallenin diline düşmeme (?)(!) uğruna kısıtlamalar uygulanır. örneğin, sokağa çıkma, sokakta oynama.
/her zaman kız çocukları diğer erkeklerin arasında çocukluk dönemlerinde hoş kaprislere yaparlar. genelde ortamdaki huzursuzluğu yaratsalarda mahallenin vazgeçilmez şirin çocukları olurlar ve genelde en çok ağlayanlar onlar olduğu için erkek çocuklar oyuncaklarını veya toplarını ona vermek zorunda kalırlar.
-erkek çocuğu baba tarafından sırtı sıvazlanarak genelev'e götürülürken, kız çocuğuna erkek arkadaş bile yasaklanır. kaldı ki, cinsel ilişki zaten yasaklanmıştır.
/erkek çocuk doğası gereği kendi kendini yetiştirme becerilerini keşfetmektedir. dolayısıyla ağaçtan erik toplamak, büyüyünce babasının arabasını kaçırmak veya kız arkadaşı edinmek doğal sayılmaktadır. babalar çocuklarını geneleve göndermezler, hatta cinselliği bile konuşamazken, anne kızına her zaman cinsellik veya ergenlik evrelerini anlatır.
-sokakta taciz edilir.
/kızlar gibi erkeklerinde sokakta taciz edilenleri vardır. üç beş serseri veya bir tinerci tarafından "ne bakıyosun lan" denip durup dururken dayak yiyebilir, ağzı burnu kırılabilir.
-sofranızdaki yeri, öküzünüzden sonra gelir.
/yemek yapma becerisi, açlığa dayanıklılığı konusunda kadınlarla arasında dağlar kadar fark vardır, erkek midesine düşkün bir varlıkken, kadın daha fedakar ve sevgi doludur, dolayısıyla kocası evine gelene kadar boğazından birşey geçmemektedir.
-erkekler her haltı yerken, kadınların üzerine nöbet bekleyen bir oklava, kafaya inmek üzere bekleyen bir yumruk vardır.
/kendini bilmeyen insan müsveddesi tarafından yapılması normal olan birşeydir, kaldı ki oklava erkeğin aracı değil daha çok kadının kullandığı araçtır, hamur açmaktan başka bazen de çocuklarını dövmek için kullananlarda vardır.
-eşitlik istediğinizde ya feminist, ya orospu damgası yersiniz.
/eşitlik konusunda erkekler hep kabulkar kalmışlardır, bazı kadınların hep daha fazla istemesi yüzünden ortaya böyle bir kavram kargaşası çıkmaktadır, halbuki hayat eşitlik dengeleri üzerine kurulmuştur, ama bunu genelde kadın kabul etmemiştir.
sonuç olarak türkiye'de kadin olmak çok çok çok zor bir olaydir. tahmin edemeyeceğiniz kadar.
/sonuç olarak türkiye de insanca yaşamak zordur, büyükşehirlerde çocukluğunuzu rahat geçirebileceğiniz ortamlar yoktur, şehir stresi yüzünden psikolojik deformasyona uğrayan aileler tarafından doğru düzgün yetiştirilememişsinizdir. zengin olan, tanıdığı olan, çevresi olan insanlar için her zaman hayatta kalmak daha kolay (sevgi de bir ölçü de daha azdır). parasız, kimsesiz, sevgisiz insanlar için yaşam daha bir zordur ve katlanılmazdır.
mesela, sizleri bekaret gibi bir kontrol sistemine mahkum eden, fakat erkeklere sınırsız özgürlük tanıyan anlayışa mahkum olmaktır.
zordur,katlanılası bir durum değildir... daha doğarken hayata yenik başlarsınız,aileniz sizi kabullenmeyebilir ve sizden utanç duyabilir... eğitim-öğretim hakkından yoksun kalırsınız,çünkü kızlar okuyamaz,salaktırlar,namuslarını yitirirler... sonra kolay kolay iş bulamazsınız,kızsınızdır ve güzel,alımlı değilseniz iş yoktur size,ki çoğu zaman okutmadan evlendirirler hayatının baharına girmemişken... kazara iş bulsanız bile pek iyi gözle bakılmaz size... kim ne derse desin bugün türkiye'de kadınlar hala kocalarından dayak yiyor,tacize uğruyor ve hor görülüyor... türkiye'de kadın olmak zor,hem de çok zor...
doğduğun andan itibaren başlayan bir eziyettir kadın olmak. ilk önce toplum seni bilindik kalıplarına sokmaya çalışır ,artık senin için sokaklarda doya doya gülmek, eğlenmek suçtur ,kadınsın ya! yapamazsın .sana tecavüz eden değil sen suçlusundur, onunla evlendirilirsin ,bi de!,' al işte ödülün' derler, tecavüzcünle evlendirilirsin... erkek sevince adam olur sen sevince... sokaklarda binlerce abazanın, kendini bilmezin laflarına ,tacizlerine maruz kalırsın, salyalarını akıtmalarını izlersin için acır, kendinden tiksinirsin .susarsın çünkü kadınsın. belirli tanımlamalara sokulmamak için kişiliğinden ödün verirsin .hakkını arasan suçlu olursun , dinleyen bile yok ki seni ...toplumun günah keçisi olur kadınlar. sorgusuz ,sualsiz idam edilirler, toplum için ,namus için namusu sorgulayanlar ,kadınlar kadar namuslu mu acaba?. toplum neden hep kadınları baskı altında tutar? ,toplumda neden kadınlar sürekli aşağılanmaya ezilmeye,basit görülmeye ve de belirli gruplara sokulmaya çalışılır?...kim kime hesap vermek zorunda ? kadınlar niye sürekli kendini insanlara anlatmaya çalışır? bir toplumda kadın olmak niye bu kadar zor?,niye hep kadınlar....
herkesin 'zor ' olarak nitelendirdiği ama kadınların genelinin bile bunu değiştirmek için çabalamadığı veya çabalayamadığı durum. ayrıca, sofradaki yeri tarladaki öküzden sonra gelen, her daim kendisinden özveri beklenen, dayatılan her konuda evet denmesi istenen, doğduğunda nüfus cüzdanı bile çıkarılmayarak belki de ölmesi dört gözle beklenen bir varlık olma durumudur.
dünyayı anaların kontrol ettiğini, bugünkü yükselen değerlerimize yön veren etkin elemanların kadınlar olduğunu göz önünde bulundurursak o zaman konuya daha sağlıklı bakmış oluruz. aynı şey özel olarak ülkemiz için de geçerlidir.
diğer bir yandan şu da vardır, insan örnek aldığı kişilerde gördükleri ile üstbilincini yapılandırır. yani annesinin benliğinin bir üretisi olan kadın, onun tercihlerine paralel bir gelişim izlediği sürece onun bir kopyası olur.
demek istiyorum ki, mesela başlık parası denen bir vukuat varsa burada anaların suçu yadsınamaz. ya da göster ama verme şeklinde bir zihniyet varsa burada anaların çocuklarına neler aktardığı konusunda fikir sahibi oluruz. en azından bu davranışı benimsemiş kişiler hakkında.
nasıl ki "vur olm vur, sana vurana sen de vur" diyen babanın evladının balet olmasını bekleyemezsek, görece olarak bozuk bir zihniyete sahip ananın çocuğunun da farklı olmasını bekleyemeyiz. konu itibari ile cinsel kimlik önemli olduğu için burada annenin ağırlıklı etkisi yadsınamaz.
eğer bir ana ufak hesaplar peşinde koşmayı sevgiden daha üstte tutabiliyorsa onun çocuğunun bu davranışı kopyalaması, cinsel kimliğini bulması ile beklenen bir olaydır. bugün kadınların tercihlerinin yarın anaların tercihleri olduğunu unutmamakta fayda var.
türkiyede kadın olmak, insanların kıçının çatalını düşük belli pantolonlarla rahat rahat açabildiği bir özgürlüğe vakıf olmalarına rağmen dem vurulan bir olgu ki bu bana oldukça komik geliyor. 50 sene öncesinden bahstemiyoruz 2006 senesine bir aydan az süre kalmış durumda ve en önemlisi devasa bir toplumsal dönüşümden geçmiş bir toplum olmuşuz.
kadınların sahip olmadığı bir hakkın olmadığı, erkeklerin yaptığı her işi yaptığı ve toplumda hor görülmedikleri bir toplumdayız. dem vurulan şeylerin ne kadar gerçekçi olduğu şüphelidir, eğer feodal yapının gücünü kaybetmediği malum bölgelerimizi geçersek o zaman bu bahis ettiklerimin kısmi doğruluk kümesi oldukça genişlemiş olacaktır.
fakat bütün bu özgürlüklere rağmen kendi seçim hakkını kullanmaktan aciz olan, yadsınamayacak bir kitlenin olması kadınların ülkelerinden dem vurmak yerine özeleştiri yapmasını gerektirecek bir olaydır. kendi kararlarını kendi veremeyen, her türlü özgürlükten faydalanarak benliğini geliştirmek yerine toplumunun önüne koyduğu her yemeği kabul eden kişinin, zayıflığından ötürü "bu sistem beni böyle yaptı, beni salak yaptı o yüzden salağım dolayısıylsa sistem suçlu" diyen zihniyetlerden farklı tutulamayacağı da bariz olacaktır.
bekaret olayına gelince, bu kadınların ve anaların yarattığı bir sorundur eğer günümüz türk kızı bundan dem vuruyorsa o zaman eleştiriyi "türkiyede kadın olmak ne zordur be google" yapmaktan öte bir düzleme taşıyacaklarsa yapmaları gereken neyi ne kadar kontrol edebildiklerini bilebilmektir. olayın doğası bellidir, erkek ne kadar isterse istesin kadın istemediği sürece cinsel bir birleşme olamayacağından burada tek sorumlu ancak kadın ve bahis konusu zihniyeti aktaran analardır. eğer bekaret bir sorun ise bunu toplumun yani anaların ve çevresindeki dişicanların baskılarını kıramayıp cinsel özgürlüğünü seçmekten aciz kalmış kişinin kendisidir. hür iradesini kullanıp kullanmamak kişinin kendi tercihidir çünkü.
laf atma meselesi ise dünyanın diğer bölgelerinde ne kadar farklı olabilir ki ? her toplumda belli bir miktarda böyle mahlukatlar olacaktır ve dünyanın neresine giderseniz gidin, taş gibi bir hatun her zaman ilgi odağı olacaktır. eğer bir sorun var ise bu dünyada kadın olmak başlığında işlenmelidir.
hepsinin ötesinde güce tapan kadınların yarattığı erkek profili ve bu kadınların ileride ana olup çocuklarına aktardıkları düşünülürse bunun bir tercih olduğu, tüm sorunların hür irade ve tercihlere indirgendiği anlaşılmalıdır. yargıları genellemek yerine özel kümeler için sarfetmek daha makul olacaktır.
bi yandan sürekli olarak yargılanmak, kalıplara oturtulmaya çalışılmak, görevler yüklenmektir. somurtursanız kaprisli ve kendini beğenmiş, kahkaha atarsanız hafif meşrep ilan edilmektir. soğuk olursanız türk kızları suratsız genellemeleriyle, sıcakkanlıysanız kıskançlık krizleriyle başetmek zorunda kalmaktır. dişiliğin dışında gruplara ayrılıp grubunuza uymanızın beklenmesidir. kız, kadın, anne ayrımlarının zihinlerde tavan yapmasıdır.
bi yandan da hiç tanımadığınız bi yerde saldırıya uğrasanız mahallenin delikanlılarının anında yardıma koşacağını bilmektir. senin anana bacına yapsalar hoşuna gider miydi ha? dendiğinde karşı tarafa mavi ekran verdirtebilmektir. bütün mahalle tarafından sahiplenilmek, yan gözle baktırılmamaktır. çok ilgi görmektir. ne kadar kötü muameleye maruz kalınırsa kalınsın kafalarda ana ve kadın kavramlarının kutsal olmasıdır. saygı görmektir. yuvayı dişi kuşun yapması, kadının güçlü ve insiyatif sahibi olmasıdır. anadolu kadınının işbilirliğidir, gücü, sağlamlığıdır. hunlardaki hatunun otoritesidir. kişilik sorunları olan erkeklerle uğraşıldığında dayak yiyen, sömürülen, bastırılan, dinlenmeyen taraf olma ihtimaline karşın toplumda 2. sınır insan olmamaktır. güvenme ihtiyacı olan taraftan çok güven veren olarak görülebilmektir. nezaketle yaklaşılmasıdır. istense de istenmese de ortamda bayan var klişesi gibi tepkilerle kaba veya saygısızca olduğu düşünülen konulardan koruncak kadar yüksek bir varlık olarak görülmektir. dünyada kadın olmaktan daha kötü de değildir.
eski erkek arkadaşınız yeni erkek arkadaşınız için "benim artıklarımla çıkıyor" der(bu durumda artık diye bahsedilen siz oluyorsunuz, hani böyle yemeğin falan artığından bahseder gibi!), yeni erkek arkadaşınız gider onu tabancayla vurup öldürür veeeee
ne tahrik eden, ne adam öldüren..... tek suçlu siz olursunuz!!!
(kaynak: hürriyet haber yorumları-samsunda liseli cinayeti)
çıktığı kişilerin malı yerine konulan, ayrılınca artık(!) tabir edlebilen; bir yandan peşinde dolananları savuştururuken, diğer yandan gönlünü kimseye kaptırmaması gereken de sizsinizdir!
laf yemektir etrafta dolaşan piçlerden, sebepsiz, ama bu durum sadece türkiye'de kadın olmak durumunda değil bu piçlerin olduğu başka yerlerde de mümkündür, finlandiya'nın küçük şehirlerinden birinde bi café'de otururken içeri giren, türk olduğu her halinden belli piçlerin yanınızda oturan iki kız arkadaşınıza her fırsatta laf atmaya çalışması, iç geçirmesi, sonrasında "bişey mi var ne bakıyosun" deyince "yok canım bişey" deyip hala yüzsüzce kızları kesmelerinden sonra bi erkeği bile çileden çıkarır. zor iştir türkiye'de kadın olmak. allah sabır versin karşı cinsden arkadaşlarıma, onların sevgililerine, ailelerine..
öncelikle türkiye'de insan olmak başlı başına bir sorun...üstüne kadınsanız da ne yazık ki hayata 1-0 geride başlamışsınızdır...faşizan feminist duygularıyla yazılmadı bu cümle;gerçeğimiz bu ki,hayata bir adım geriden yetişiyoruz.
beş yaşındaki kız çocuğu cinsel organını keşfe çıkar,'ayıp,ört kukunu,kimseler görmesin'lerle sessizleştirilir;aksine bir erkek çocuğun pipisinin kesilmesi keçi kuzu kesimleri ve festivallerle tescillenir.oğlanlıktan erkekliğe ilk adım atılmıştır,domuz derisi gibi gergin zar isterim cümlesinin çocuğa üç kez tekrarlatılma zamanı çoktan gelmiştir.
kız biraz serpilip yüz kızartacak kıvama geldiğinde de,aile büyükleri tarafından cinselliği bastırılır,yaşam alanları sınırlanır...lise yıllarına ulaştığında saçını boyatmak isteyen bir genç kıza dönüşüp de saçını boyattığında,okul müdürü tarafından bin kişilik okul kafilesi önünde orospu ilan edilir*.
hayat ona tramvayda sıkışıklıktan faydalanan bir tür tanımlanayan varlıkların tacizini de gösterir,sokakta yürürken uğradığı sözlü taciz sonrasında hakkını aramaya kalktığında karşı cinsinin saldırıya yeltendiğini fark edip yapılan bu haksızlık sonucunda döktüğü gözyaşlarından başkasına sığınamamayı da gösterir...tokatlar iner yüzüne birer birer,hayatı boyunca her türlü acımasızlık,taciz,yasak kendisini beklemektedir...
türkiye'de kadın olmak başlı başına bir sanattır,marmaris'te resim yapmaya hiç benzemez...
"bu iş hep böyledir. kadını ortadan kaldırmanın, onu toplumsal hayata girmekten uzak tutmanın, onun için hazırlanmış olan ikincillik konumunu korumanın en temkinli, en sağlam yolu onun kutsallığını dile getirmek, onun analık gibi kutsal görevleri olduğunu söylemek, onu 'yücelik' bahanesiyle sarıp sarmalamaktır. kimi kültürler kadına hayatta daha geniş bir yer vermiş gibi görünürler ama aldanmamak gerek. o kültürler de kadını cinsellik üstünden, mutluluk veren, yaratan bir varlık olarak öne iterler". - hasan bülent kahraman, cinsellik görsellik pornografi
türkiye gibi birçok doğu ülkesinde, islam veya diğer ahlak kurumları aracılığı ile yapılan budur işte. "sarıp sarmalamak" mecaz anlamında da, gerçek anlamında da uygulanır. erkeğin bunu yaparkenki gerekçesini erkeğin kadınını diğer erkeklerden koruması içgüdüsü bağlamında incelemek de mümkün, (kahraman'ın yazının devamında yaptığı gibi) kadın çıplaklığından, kadın cinselliğinden duyulan ürküntü ile açıklamak da.
bileğinde prangayla doğmaktır. zannedersin ki o da senin bir uzvun, yadırgasan da bileğini kesen demirini, soğuğunu, kabul edersin. zaten küçücükken ne kadar hareket edebilirsin ki, acıttığını ancak arada emeklemekten yürümeye geçerken ayağını zorladığında hissedersin; etrafına bakarsın, bütün kadınlarda vardır aynı prangadan, onlar büyüdükçe prangaları da büyümüştür, normal gelir, ses çıkarmazsın.
sonra gözlerin açılır biraz daha. ellerin ayakların büyür, aklın büyür, yürümek istersin, kendi ayaklarının üstüne kalkıp koşmak dansetmek istersin, koşamazsın bir türlü, pranganın sana engel olduğunu farkedersin. kurtulmak istediğinde pranganın gizli sahipleri ortaya çıkarlar; bu sefer seni boynundan zincirlerler. öylesi bir yıkımdır ki bu. hele ki kendini özgür zannedip prangaların ve zincirlerinle aniden yüzleşince... sanki ciğerlerine bile zincir takılmıştır, nefes bile alamazsın, bir farkedersin ki konuşsan dilin kesiliyor, baksan gözün kör ediliyor, elini uzatsan kırılıyor... gitmen mümkün bile değil. ya esaretini kabul edip kendini geleneklerin ve ailenin toplumun manevi parmaklıklarının arkasına gömeceksin canlı canlı, ya inadına istediğin gibi yaşayıp binbir damga yiyerek, ruhunu acılarla törpüleyerek kendin olmaya çalışacaksın ya da sınırsızlığı ve sonsuzluğu seçip yıldızlar arasında yerini alacaksın, toprağın sakinliğine bedenini bu yıldızlı ölümün kefareti olarak vererek.
bu aslında ne türkiye'de kadın olmaktır, ne de sadece kadın olmaktır bazen. bu, sınırlarına sığamayan ruhların yazgısıdır.
şırfıntı, orospu, kaltak, fahişe, delik vs. gibi birçok terimin haksızca yakıştırıldığı insan kitlesini temsil etmektesinizdir.
kadınların baş tacı yapılması gerekir. bu sıfatları yakıştıranların anneleri yok mudur? nasıl bu tip sıfatları insan olan herhangi birine söyleyebilmektedirler?
en azından annelerin cinsiyeti olmadığına inanmakta olduklarına inanıyorum bu sözleri söyleyen insanların.
en büyük darbeyi hemcinslerinizden yemektir, erkeklerden sanılanın aksine.. bir zamanlar evli olup, etrafınızda dost sandığınız kadın arkadaşlarınızın, bir boşanma söz konusu olduğunda size " kocasını elinden alacak bir öcü" gibi görmesi neticesinde, sizinle ilgili asılsız söylemleri ilk hemcinslerinizin başlatması durumun vehametini ortaya koymaktadır.. türkiye'de kadın olmak demek, önce allah'a sonra sadece kendinize güvenmeniz demektir.. zordur nitekim..
mesleğinizde kadındır nası olsa,masa başı işlerde görevlendirilmelidir mantığıyla karşı karşıya kalabilme korkusunu yaşamaktır!
kadınsanız,arazi işlerine erkekler kadar kafa yoramaz,onların düşündüklerini düşünemezsinizdir onlara göre...
bilgisayar başında,planlama gibi işler yapmak zorunda olmanız okuldan itibaren yüzünüze çarpılır!!
yaptıklarınız,onlarla beraber yağmur çamur içinde sesinizi çıkarmadan dolaşmanız,sıra arkadaşlarınız olan erkekler tarafından bile göz ardı edilir...
kimbilir daha ne kadar çok bu durumla karşı karşıya geleceksinizdir...maalesef bu böyledir,önemli olan ise buna alışmak mıdır,cevap vermek mi?
- trafikte sıkıştırılmak
-işyerinde, sokakta kısaca her yerde tacize uğramak
-sırf bayan olduğunuz için bir çok işten uzak tutulmak
-8 mart, yılda bir kez olmasına rağmen sizin hatırlatmak zorunda kalmanızdır.
kadın olmak kadın olmaktır. kadın dünyanın en gelişmiş ülkesinden en az gelişmişine kadar her yerde sömürülür. türkiyede de erkeklerce bütün gün evde oturduğu(!) zannedilen oysa ki emek harcayan ve yorulan saçını süpürge etmeye bin yıllardır programlanmış, cinselliğini annelikle bastırmış, erkeğin sadece yemek yaptığı için bi de yatakta insan yerine koyduğu kadın... en kötüsü de kavramların içinin boşaltıldığı ülkemizde feminist olmanın utanılası birşey olması.
bu ülkede kadın olmak zor! bir yandan cins baskısı, bir yandan ulusal baskı, bir yandan sınıfsal baskı, bir yandan feodal pederşahi gelenekler, kadınları kuşatıyor ve yaşamı çekilmez hale getiriyor.. en özet hali budur.. zor mirim zor..
türkiye'de kadın olmak sadece türkiye'de değil bütün dünyada aynı. kadın olmak fedakarlık ister. erkekler çokeşli, kadınlar tek eşli gibi yaşamayı tercih ediyor. yalnız kadınların süs ve aylaklıklarını , erkeklerin kazandığı parayla gidermemesi gerekiyor.
ataerkil tüm toplumlarda olduğu gibi, türkiyede kadın olmak zor zanaattir.
* sediğin vardır.. baban vermez. kaçarsın. ve artık ailen yoktur. baban siler seni defterden!
* sevdiğin vardır baban karşı çıkar boyun eğer istedikleri ile evlenirsin. sonra katlanamaz ayrılmak istersin kızımız orospu oluyor derler yaşam alanın daraltılır dışlanırsın.
* dul olursun namusunla yaşarsın. sırf namusuna laf gelmesin diye hoşlandığın erkeklerden uzak durursun bu defa herkes senin "orta malı" olduğuna kanaat getirmiştir. bir sürü ahlaksız teklif alırsın.
* dul kalırsın hoşlandığın biri çıkar ilk görüldüğünüz anda yine orospusundur insanların gözünde.
* evlisindir , kocanın elinden tutup yolda yürüsen bile bir sürü "erkek" tarafından sözlü yada fiziki tacize uğrarsın. kocan anlamasın başı derde girmesin diye susarsın.
* evlisindir. kocan seni başka kadınlara değişir. o erkektir yapar. sen evliyken birini sevsen yine "orospu" olursun.
* evlenmeden evleneceğin adamla beraber olsan adam kıllanır. olmasan aptal olursun.
* amcan tecavüz eder ailen senin canını alır.
* patronlar için ucuz iş gücü olmanın yanı sıra faydalanılacak bir malsındır da.
* lezbiyen olmayı seçersin , yine senden bahsederken "orospu" derler.
* akıllı olursun kocan fazla akıllı olduğun için başka bir kadına gider, aptal olursun seninle konuşacak bir şey bulamadığı için başka bir kadına gider. başka bir şey olsan olmadığn ve belkide asla olamayacağın bir şey için başka bir kadına gidecektir. mazereti hazır olmasa da bulması zor şey değildir bu ülkede.
* dar giyinirsin orospu olursun, kısa giyinirsin orospu olursun, farklı giyinirsin orospu olursun, seversin.. sevmezsin, ve bir sürü şey sonucu orospu ilan edilirsin.
* sen istemediğin halde vücuduna işkence etme hakkı bulur erkekler. sonra bu erkekler karılarında zar ararlar tırım tırım.
* ölürsün.. öldürülürsün.. öldürürsün ve bazen ölmek fiziki olmaz.
velhasılkelam kadın olmak bu ülkede zor zanaat. hem kendin kalacan, hem onların istedikleri gibi olacan. yaşam savaşı verecen , hem namus..
son biri çıkar ve şöyle der reklamda..
"kadınlar çiçektir. çiçekler su ister" işte o an kusasın gelir.