merhaba! itü sözlük, içeriği dünyanın değişik noktalarında bulunan yazarlarca oluşturulan bir interaktif sözlüktür. daha fazla bilgi alabilir, üye olarak içeriğin genişlemesine katkıda bulunabilirsiniz.
  1. 1

türkiye de kadın olmak

  1. bu başlıkta
  2. bakın dur
  3. sırala
  4. #günlük hayat
  1. yeri gelince en kutsal varlık olan "ana" olmak fakat en çok da küfür edilen insan olmaktır. yeri gelince ezilen,sömürülen,dayak yiyen ve herşeye rağmen hayatını devam ettirmeye çalışan kişi,yeri gelince de ezen,kan kusturan kişi olmaktır. yeri gelince küçük yaşta tarlada çalışmaktan,evlenip çoluk çocukla uğraşmaktan okuyamamak,yeri gelince de öğretmen olup bilgi dağıtmaktır. hayattaki herşey ve herkes gibi adaletten nasibini alamamak,sadece yanlış yerde doğduğu için kendine hiçbir seçenek bulamadan önüne konulan hayatı yaşamaktır.
  2. türkiye'ye erkek olmaktan kat be kat daha zor durum.

    -en başta, dogduğunuz anda, kız olduğunuz anlaşılınca, suratını asan bir baba ve kocasına karşı mahcup duruma düşmüş bir anne vardır. doğumunuz uğursuz olarak düşünülmüş, dünyaya gelişiniz hoş karşılanmamıştır.

    /yeni nesillerde çocuğumuz sağlıklı olsun başka birşey istemiyoruz diye düşünülür. zaten ultrasound ile doğumdan önce cinsiyet bilinmekte ve çocuk aileye sürpriz olmamaktadır, ihtiyaçlar ona göre belirlenmekte ve o müthiş gün sabırsızlıkla beklenmektedir.

    -evde bir erkek çocuk varsa kız çocuğunun ihtiyaçları ikinci plana itilir.

    /erkekler her zaman eski püskü kıyafetler giymeyi kabullenmiş, zaten yenisi alınsa da hemen eskitilmiştir, çok fazla bekleti içine girmeyen erkek çocuklar iki tahta çubukla bile oyun oynayabilmektedir. (bkz: çelik çomak)

    -erkek çocuklarına daha serbest bir çocukluk tanınırken, kız çocuklarına namus (!) kavramı yüzünden, mahallenin diline düşmeme (?)(!) uğruna kısıtlamalar uygulanır. örneğin, sokağa çıkma, sokakta oynama.

    /her zaman kız çocukları diğer erkeklerin arasında çocukluk dönemlerinde hoş kaprislere yaparlar. genelde ortamdaki huzursuzluğu yaratsalarda mahallenin vazgeçilmez şirin çocukları olurlar ve genelde en çok ağlayanlar onlar olduğu için erkek çocuklar oyuncaklarını veya toplarını ona vermek zorunda kalırlar.

    -erkek çocuğu baba tarafından sırtı sıvazlanarak genelev'e götürülürken, kız çocuğuna erkek arkadaş bile yasaklanır. kaldı ki, cinsel ilişki zaten yasaklanmıştır.

    /erkek çocuk doğası gereği kendi kendini yetiştirme becerilerini keşfetmektedir. dolayısıyla ağaçtan erik toplamak, büyüyünce babasının arabasını kaçırmak veya kız arkadaşı edinmek doğal sayılmaktadır. babalar çocuklarını geneleve göndermezler, hatta cinselliği bile konuşamazken, anne kızına her zaman cinsellik veya ergenlik evrelerini anlatır.

    -sokakta taciz edilir.

    /kızlar gibi erkeklerinde sokakta taciz edilenleri vardır. üç beş serseri veya bir tinerci tarafından "ne bakıyosun lan" denip durup dururken dayak yiyebilir, ağzı burnu kırılabilir.

    -sofranızdaki yeri, öküzünüzden sonra gelir.

    /yemek yapma becerisi, açlığa dayanıklılığı konusunda kadınlarla arasında dağlar kadar fark vardır, erkek midesine düşkün bir varlıkken, kadın daha fedakar ve sevgi doludur, dolayısıyla kocası evine gelene kadar boğazından birşey geçmemektedir.

    -erkekler her haltı yerken, kadınların üzerine nöbet bekleyen bir oklava, kafaya inmek üzere bekleyen bir yumruk vardır.

    /kendini bilmeyen insan müsveddesi tarafından yapılması normal olan birşeydir, kaldı ki oklava erkeğin aracı değil daha çok kadının kullandığı araçtır, hamur açmaktan başka bazen de çocuklarını dövmek için kullananlarda vardır.

    -eşitlik istediğinizde ya feminist, ya orospu damgası yersiniz.

    /eşitlik konusunda erkekler hep kabulkar kalmışlardır, bazı kadınların hep daha fazla istemesi yüzünden ortaya böyle bir kavram kargaşası çıkmaktadır, halbuki hayat eşitlik dengeleri üzerine kurulmuştur, ama bunu genelde kadın kabul etmemiştir.

    sonuç olarak türkiye'de kadin olmak çok çok çok zor bir olaydir. tahmin edemeyeceğiniz kadar.

    /sonuç olarak türkiye de insanca yaşamak zordur, büyükşehirlerde çocukluğunuzu rahat geçirebileceğiniz ortamlar yoktur, şehir stresi yüzünden psikolojik deformasyona uğrayan aileler tarafından doğru düzgün yetiştirilememişsinizdir. zengin olan, tanıdığı olan, çevresi olan insanlar için her zaman hayatta kalmak daha kolay (sevgi de bir ölçü de daha azdır). parasız, kimsesiz, sevgisiz insanlar için yaşam daha bir zordur ve katlanılmazdır.

    mesela, sizleri bekaret gibi bir kontrol sistemine mahkum eden, fakat erkeklere sınırsız özgürlük tanıyan anlayışa mahkum olmaktır.

    /yaradılışlarından gelen bir özelliktir.

    kahrolsun erkek egemen toplum!

    /yaşasın birlikte mutlu yaşayabilen toplum!
  3. zordur,katlanılası bir durum değildir... daha doğarken hayata yenik başlarsınız,aileniz sizi kabullenmeyebilir ve sizden utanç duyabilir... eğitim-öğretim hakkından yoksun kalırsınız,çünkü kızlar okuyamaz,salaktırlar,namuslarını yitirirler... sonra kolay kolay iş bulamazsınız,kızsınızdır ve güzel,alımlı değilseniz iş yoktur size,ki çoğu zaman okutmadan evlendirirler hayatının baharına girmemişken... kazara iş bulsanız bile pek iyi gözle bakılmaz size... kim ne derse desin bugün türkiye'de kadınlar hala kocalarından dayak yiyor,tacize uğruyor ve hor görülüyor... türkiye'de kadın olmak zor,hem de çok zor...
  4. herkesin 'zor ' olarak nitelendirdiği ama kadınların genelinin bile bunu değiştirmek için çabalamadığı veya çabalayamadığı durum. ayrıca, sofradaki yeri tarladaki öküzden sonra gelen, her daim kendisinden özveri beklenen, dayatılan her konuda evet denmesi istenen, doğduğunda nüfus cüzdanı bile çıkarılmayarak belki de ölmesi dört gözle beklenen bir varlık olma durumudur.
  5. victor hugo'nun bir sözü vardır kadınlar hakkında;

    "kadınlar zayıftır ama analar güçlüdür"

    dünyayı anaların kontrol ettiğini, bugünkü yükselen değerlerimize yön veren etkin elemanların kadınlar olduğunu göz önünde bulundurursak o zaman konuya daha sağlıklı bakmış oluruz. aynı şey özel olarak ülkemiz için de geçerlidir.

    diğer bir yandan şu da vardır, insan örnek aldığı kişilerde gördükleri ile üstbilincini yapılandırır. yani annesinin benliğinin bir üretisi olan kadın, onun tercihlerine paralel bir gelişim izlediği sürece onun bir kopyası olur.

    demek istiyorum ki, mesela başlık parası denen bir vukuat varsa burada anaların suçu yadsınamaz. ya da göster ama verme şeklinde bir zihniyet varsa burada anaların çocuklarına neler aktardığı konusunda fikir sahibi oluruz. en azından bu davranışı benimsemiş kişiler hakkında.

    nasıl ki "vur olm vur, sana vurana sen de vur" diyen babanın evladının balet olmasını bekleyemezsek, görece olarak bozuk bir zihniyete sahip ananın çocuğunun da farklı olmasını bekleyemeyiz. konu itibari ile cinsel kimlik önemli olduğu için burada annenin ağırlıklı etkisi yadsınamaz.

    eğer bir ana ufak hesaplar peşinde koşmayı sevgiden daha üstte tutabiliyorsa onun çocuğunun bu davranışı kopyalaması, cinsel kimliğini bulması ile beklenen bir olaydır. bugün kadınların tercihlerinin yarın anaların tercihleri olduğunu unutmamakta fayda var.

    türkiyede kadın olmak, insanların kıçının çatalını düşük belli pantolonlarla rahat rahat açabildiği bir özgürlüğe vakıf olmalarına rağmen dem vurulan bir olgu ki bu bana oldukça komik geliyor. 50 sene öncesinden bahstemiyoruz 2006 senesine bir aydan az süre kalmış durumda ve en önemlisi devasa bir toplumsal dönüşümden geçmiş bir toplum olmuşuz.

    kadınların sahip olmadığı bir hakkın olmadığı, erkeklerin yaptığı her işi yaptığı ve toplumda hor görülmedikleri bir toplumdayız. dem vurulan şeylerin ne kadar gerçekçi olduğu şüphelidir, eğer feodal yapının gücünü kaybetmediği malum bölgelerimizi geçersek o zaman bu bahis ettiklerimin kısmi doğruluk kümesi oldukça genişlemiş olacaktır.

    fakat bütün bu özgürlüklere rağmen kendi seçim hakkını kullanmaktan aciz olan, yadsınamayacak bir kitlenin olması kadınların ülkelerinden dem vurmak yerine özeleştiri yapmasını gerektirecek bir olaydır. kendi kararlarını kendi veremeyen, her türlü özgürlükten faydalanarak benliğini geliştirmek yerine toplumunun önüne koyduğu her yemeği kabul eden kişinin, zayıflığından ötürü "bu sistem beni böyle yaptı, beni salak yaptı o yüzden salağım dolayısıylsa sistem suçlu" diyen zihniyetlerden farklı tutulamayacağı da bariz olacaktır.

    bekaret olayına gelince, bu kadınların ve anaların yarattığı bir sorundur eğer günümüz türk kızı bundan dem vuruyorsa o zaman eleştiriyi "türkiyede kadın olmak ne zordur be google" yapmaktan öte bir düzleme taşıyacaklarsa yapmaları gereken neyi ne kadar kontrol edebildiklerini bilebilmektir. olayın doğası bellidir, erkek ne kadar isterse istesin kadın istemediği sürece cinsel bir birleşme olamayacağından burada tek sorumlu ancak kadın ve bahis konusu zihniyeti aktaran analardır. eğer bekaret bir sorun ise bunu toplumun yani anaların ve çevresindeki dişicanların baskılarını kıramayıp cinsel özgürlüğünü seçmekten aciz kalmış kişinin kendisidir. hür iradesini kullanıp kullanmamak kişinin kendi tercihidir çünkü.

    laf atma meselesi ise dünyanın diğer bölgelerinde ne kadar farklı olabilir ki ? her toplumda belli bir miktarda böyle mahlukatlar olacaktır ve dünyanın neresine giderseniz gidin, taş gibi bir hatun her zaman ilgi odağı olacaktır. eğer bir sorun var ise bu dünyada kadın olmak başlığında işlenmelidir.

    hepsinin ötesinde güce tapan kadınların yarattığı erkek profili ve bu kadınların ileride ana olup çocuklarına aktardıkları düşünülürse bunun bir tercih olduğu, tüm sorunların hür irade ve tercihlere indirgendiği anlaşılmalıdır. yargıları genellemek yerine özel kümeler için sarfetmek daha makul olacaktır.
  6. bi yandan sürekli olarak yargılanmak, kalıplara oturtulmaya çalışılmak, görevler yüklenmektir. somurtursanız kaprisli ve kendini beğenmiş, kahkaha atarsanız hafif meşrep ilan edilmektir. soğuk olursanız türk kızları suratsız genellemeleriyle, sıcakkanlıysanız kıskançlık krizleriyle başetmek zorunda kalmaktır. dişiliğin dışında gruplara ayrılıp grubunuza uymanızın beklenmesidir. kız, kadın, anne ayrımlarının zihinlerde tavan yapmasıdır.
    bi yandan da hiç tanımadığınız bi yerde saldırıya uğrasanız mahallenin delikanlılarının anında yardıma koşacağını bilmektir. senin anana bacına yapsalar hoşuna gider miydi ha? dendiğinde karşı tarafa mavi ekran verdirtebilmektir. bütün mahalle tarafından sahiplenilmek, yan gözle baktırılmamaktır. çok ilgi görmektir. ne kadar kötü muameleye maruz kalınırsa kalınsın kafalarda ana ve kadın kavramlarının kutsal olmasıdır. saygı görmektir. yuvayı dişi kuşun yapması, kadının güçlü ve insiyatif sahibi olmasıdır. anadolu kadınının işbilirliğidir, gücü, sağlamlığıdır. hunlardaki hatunun otoritesidir. kişilik sorunları olan erkeklerle uğraşıldığında dayak yiyen, sömürülen, bastırılan, dinlenmeyen taraf olma ihtimaline karşın toplumda 2. sınır insan olmamaktır. güvenme ihtiyacı olan taraftan çok güven veren olarak görülebilmektir. nezaketle yaklaşılmasıdır. istense de istenmese de ortamda bayan var klişesi gibi tepkilerle kaba veya saygısızca olduğu düşünülen konulardan koruncak kadar yüksek bir varlık olarak görülmektir. dünyada kadın olmaktan daha kötü de değildir.
  7. eski erkek arkadaşınız yeni erkek arkadaşınız için "benim artıklarımla çıkıyor" der(bu durumda artık diye bahsedilen siz oluyorsunuz, hani böyle yemeğin falan artığından bahseder gibi!), yeni erkek arkadaşınız gider onu tabancayla vurup öldürür veeeee

    ne tahrik eden, ne adam öldüren..... tek suçlu siz olursunuz!!!

    (kaynak: hürriyet haber yorumları-samsunda liseli cinayeti)

    çıktığı kişilerin malı yerine konulan, ayrılınca artık(!) tabir edlebilen; bir yandan peşinde dolananları savuştururuken, diğer yandan gönlünü kimseye kaptırmaması gereken de sizsinizdir!
  8. laf yemektir etrafta dolaşan piçlerden, sebepsiz, ama bu durum sadece türkiye'de kadın olmak durumunda değil bu piçlerin olduğu başka yerlerde de mümkündür, finlandiya'nın küçük şehirlerinden birinde bi café'de otururken içeri giren, türk olduğu her halinden belli piçlerin yanınızda oturan iki kız arkadaşınıza her fırsatta laf atmaya çalışması, iç geçirmesi, sonrasında "bişey mi var ne bakıyosun" deyince "yok canım bişey" deyip hala yüzsüzce kızları kesmelerinden sonra bi erkeği bile çileden çıkarır. zor iştir türkiye'de kadın olmak. allah sabır versin karşı cinsden arkadaşlarıma, onların sevgililerine, ailelerine..
  9. "bu iş hep böyledir. kadını ortadan kaldırmanın, onu toplumsal hayata girmekten uzak tutmanın, onun için hazırlanmış olan ikincillik konumunu korumanın en temkinli, en sağlam yolu onun kutsallığını dile getirmek, onun analık gibi kutsal görevleri olduğunu söylemek, onu 'yücelik' bahanesiyle sarıp sarmalamaktır. kimi kültürler kadına hayatta daha geniş bir yer vermiş gibi görünürler ama aldanmamak gerek. o kültürler de kadını cinsellik üstünden, mutluluk veren, yaratan bir varlık olarak öne iterler". - hasan bülent kahraman, cinsellik görsellik pornografi

    türkiye gibi birçok doğu ülkesinde, islam veya diğer ahlak kurumları aracılığı ile yapılan budur işte. "sarıp sarmalamak" mecaz anlamında da, gerçek anlamında da uygulanır. erkeğin bunu yaparkenki gerekçesini erkeğin kadınını diğer erkeklerden koruması içgüdüsü bağlamında incelemek de mümkün, (kahraman'ın yazının devamında yaptığı gibi) kadın çıplaklığından, kadın cinselliğinden duyulan ürküntü ile açıklamak da.
  1. 1