paranız kadar insansınız olmaktır.
ananızı alıp gitmektir.
evde, sokakta, iş yerinde, okulda veya itü sözlükte insan olmak kavramından farkı olmayan. insan olan her yerde insandır, insan olan her yerde kendini belli eder. ha eğer insan görünümünde öteye beriye sataşan bir varlıksan ister türkiye'de istersen papua yeni gine de nefes al, ne farkeder?
insan olmak için en güzel ortamlardandır. zira kenidini insan sanıp dolaşan mahluklar dünyanın her yerinde bolca mevcuttur.
fazlasıyla çalışmak haksızlığa uğramak sesini çıkaramamak dövülmek sövülmek joplanmaktır ayrıcalıklıların ülkesidir türkiye.
(hawthome, 22.07.2008 00:37 ~ 15.09.2009 18:49)
çok da zor olmayan eylemdir. ne var canım dört tane taşşaklının dalını taşşağını yalar ve böylece bir yerlere gelirsin. geldikten sonra da gücü kullanmamak olur mu ezersin garibanı taşşaklılara blowjob aynen devam. ağzın artık iki şeye çok alışmıştır güçsüzleri azarlamaya horlamaya ve güçlülerin taşşağını yalamaya. ne var canım bu ülkede insan olmaya. sallarsın başını alırsın başını devam edersin insanlığına. sikine takmazsın mazluma ne olmuş? tek düşüncen vardır o da kendin. en duyarlılar bile sadece kendilerine duyarlıdır hep. feminist dernekler baskın hoca'ya dememişler miydi siz kadınları nasıl transeksül ve eşcinsellerle aynı başlık altında düşünürsünüz diye. peki başlık neydi türkiye'de cinsel yönden ezilenler. işte herkes kendine müslüman kendine feminist. insan olmak zor değil. iki kural var bencil ol, yağcı ol yeter.
belki de başarılabilecek en zor hadisedir. türkiye'de
kürt olunabilir, türkiye'de
türk olunabilir, türkiye'de
hristiyan olunabilir, türkiye'de
müslüman olunabilir; fakat insan olmak en üst kimliktir, sadece türkiye'de değil dünya üzerinde en üst kimliktir. zaten insan olmanın değerini ve yüceliğini anladığımız zaman etnik sorunlar bir bir çözülecektir.
(onurene, 29.08.2008 01:43 ~ 01:44)
bir avrupa ülkesinin hayvanına eş değer olmaktır,üzülerek söylüyorum ama maalesef gerçek.
at olmaktan daha iyi bir durumdur. hiç değilse sürüklenirken itirazın türkçe olabilir.
kendimizden bahsedersek, yaşadığımız sokakları, bilemedik mahallemizi biliriz... memur desek, görev yaptığı yerin koridorlarını ya da varsa bahçesini bilir.. özel sektör desen ayrı dert... öğretmenler belki öğrencilerini ve evlerinin yolunu, ne bileyim doktorlar hastalarla boğuşmayı, onları iyi etmeyi, belki de onların ölümleriyle karşılaşmalarını bilirler ki.. işçi, çiftçi desen... hepimizin işi zor ... hep farklı mücadeleler... sadece bulunduğumuz alanı bilebiliriz koşuşturmaktan, o da belki.. hepimizin bildiği tek şey, varsa ailemiz ya da evimiz dediğimiz yer veya onların yerine koyarak oluşturduğumuz dostlarımız, arkadaşlarımız, kısacası çevremiz... sonuçta kan bağı var ya da yok, ailemiz... genelleme yapıyorum üzgünüm ama çok sayıda insan tanımı ya da meslek grubu var diyelim yazılabilecek... hepimiz sınırlı yaşantımızı süreriz, belki de süremeyiz bir şekilde, kim bilebilirki? sonuç olarak, haberleri izlerken çıktı bu yazı... kendi derdinin peşinde koşmaya mecbur kalan insan ordusuyla koşarken, kafam karıştı sanırım yine... çok uzatmayalım lafı, tanım demek gerekirse eğer, koşarken susamamak, tırmanırken ölmemek, halimize şükür etmek, elli metre ya da beş bin kilometrelik özgürlük boyu gezintilerle mutlu olmaktır kısacası türkiye de insan olmak...yağmur, çamur demeden insan olmaya çalışmaktır... kime göre, neye göre diye soramadan, istediklerimizi bilerek ya da bilmeyerek, hayatı yakalayamadan yaşamaya çalışmaktır belki de...
kadınların çanta askısını omuzundan çapraz olarak astığında göğüslerin belirginliğinin fark edilme süresi evinden çıktıktan sonra ilk bir kaç dakikaya denk gelmektedir. türkiye' de insan olmak bu sürenin farkına varmadan kaldırımda dingin üç beş adıma tekabül eder. göğüslere 45 metreden muz orta yapan gözlerin fark edilmesiyle tabiat şartlarına uyum gösterebilme çabası başlar. ve bu da başlangıcın ilk evresidir. evrimi.. yani, "eteğini erkeğine göre uzat" faslının tarım bakanlığınca yorumudur.
(bkz:
tespitte haya olmaz)
varlığının ucuza olmasıdır. ne ekmek bedava, ne su bedava. "ama kelle fiyatına hurriyet bedava" . ahh "bir de ayrılık olmasaydı".
(sarc, 26.02.2009 00:58 ~ 00:59)
yurdumda yaşıyor olmaktan mutluyum. son yıllarda olanlar insanların hakettiklerini unuttursa da doğduğum yerde nefes alıyor olmak gerçekten güzel.
her halükarda kategorize edilmektir.türkiye'de sadece insan olunmaz.ten rengine,dünya görüşüne,dini yaşantına,giyimine kuşamına vb. şeylere göre belli kategorilerde birşey olunur.ya bu yüzden saygı görürsün,ya da sürüm sürüm sürünürsün.
paranız kadar değer verilir . her hangi bir konalizasyon deliğine düşe bilir. herhangi bir eylemcinin kurşunuyla vurulabilirsiz. linç edile bilir . polisler tarafından dövülebilir . sokakta bir zengin oğlu tarafından öldürülebilir .parasızlığınız için hastaneden kovula bilir. başbakanınızdan azar işite bilir , sözün kısası türkiyede yaşıyosanız insan olamazsınız...
avrupada hayvan olmaktır.
zordur, sizi bu yoldan çıkarmak isteyenler olacaktır, yabancılaşmayı size modernizm adı altında süsleyip püsleyip önünüze koyacaklar ve merhametinizi, sevginizi ve vicdanınızı sizden isteyeceklerdir, ancak her şeye rağmen bir parça insan olabileceksiniz, çünkü etrafınızdakiler sizden, insanlığınızdan sürekli çalacak sizi tüketecektir, gittikçe daha soğuk, daha umursamaz, daha duygusuz olacaksınız, onlar güçlendiğinizi söyleyecek ama aslında kaybettiklerinizle insan olmaktan uzaklaşacaksınız sadece.
karşılığı; güç bela yaşamaktır azizim. 70 milyon insanın içinde yalnızca 20 bin varlıklı ailenin, iç piyasa ekonomisine yön verdiği ülkede, kalan bilmem kaç bireyin, hangi standartlarda yaşadığı; üstünde tartışılmaya değerdir.
ekonomi açısından bakıldığında; 'paran kadar varoluş' felsefesinin bireyler arası eşgüdümlü olarak benimsendiği gözlemlenir. herşeyden önce bir kabulleniş söz konusudur. bunun sonucu olarak ta; gündelik hayatın içinde kendi zevk ve lükslerinden yoksun yaşamaya mahkum olmaktır, türkiye'de insan olmak.
türkiye'de bir insanın, sokakta yanından geçen başka bir insana olan güven oranı %5'tir (komik). bu durumda, türkiye'de insan olmanın bir diğer acı sonucu da, güvensizliğin tavan yaptığı bünyelere sahip olmaktır. bayanların çantalarını her an kaptırma korkusuyla, boyunlarına zincirledikleri sokaklar... o boynu da alırlar çanta ile birlikte, o ayrı...
türkiye'de insan olmak; içi boş kavramlarla ablukaya alınmaktır. faşizm, milliyetçilik, solculuk, sağcılık, kemalizm, ılımlı islam, köktendincilik vs. bir ülkeyi tam ortadan ikiye uçurum misali bölebilecek tüm terimler, bu ülke insanlarının diline pelesenk olmuştur. daha kendileri anlamını tam olarak bilmez iken bu kelimelerin; etkilerini her daim akşam yemeği sofralarında dahi hissederler.
türkiye'de insan olmak, doğuda 15 yaşında en çok parayı verene satılmak, zira karşı çıkarsan infazına selam etmektir.
çok uzatabilirim bu listeyi, hem de öyle çok uzatırım ki; bir bakmışım kendimi size anlatıyorum. parmaklarım giderken klavye üstünde, her harf ile birlikte (bile bile) umutsuzluğa sürüklenirim.
bu ülkede 'insan olmak' ütopya olmuş, çaresiz izliyoruz. elimi taşın altına bir koysam, uzuvsuz kalır mecbur geri çekerim. içim karardı. velhasıl, yok mu iyi bir yanı bu ülkede insan olmanın... var dostum olmaz mı, bireyselliğin dibine vuracaksın; 'hep ben', 'en çok bana', 'önce ben'... gör o zaman nasıl insansın.
üniversitede bir hocam şöyle demişti;
"gençtim, fakirdim; komünist oldum.
elim biraz para gördü; liberal oldum.
şimdi inanın çocuklar, dünyaları kazanıyorum; kapitalistim ve heryerde sözümü geçirebilirim. bu ülke şartlarında sonunda insan olabildim, hem de doğumumun üzerinden geçen 45 yılın ardından."
'hoşgeldin bebek. başındasın her şeyin. bebeksin işte. dünyanın tüm bebekleri aynı şekilde ağlar. aynı şekilde doyar, tadını cıkar. belki muhammed olur adın, belki musa, belki isa... boyun iki metre olabilir, saçın sarı, gözün siyah. belki de esmer olursun, belki kısa. işte o zaman, bebek demez artık kimse sana. kadın ya da erkek olursun. ya da bambaşka. başını aç derler ya da kapa. sev ama sakın dokunma, bu beden senin değil nasıl olsa. sen çalış, sen doğur, sen savaş, sen sus... istedikleri gibi olmazsan öldürebilirler seni. töreler daha değerliymiş gibi hayatta. herkes eşittir ama göreceksin bazıları daha eşittir hayatta. şaşırma! burası tuhaf bir dünya. gülümse yine de. büyüdüğünde kim olursan ol, eşit yaşaman için çalışan insanlar var burda. gülümse bebek, gün gelecek herkes sana sadece insan diyecek.'
-
alıntı -