hiçbir hakkınız olmadığının göstergesidir. binbir zorlukla cem evi açarsanız oldukça şanslısınızdır. din derslerinde islamiyet'in sadece sünnilikten oluştuğu okutulur alevilikten bahsedilmez. iş hayatında ve politikada kolay kolay yükselemezsiniz ama her ne olursa olsun bu ülkeyi seversiniz çünkü siz aydınlık ve çağdaş türkiye'nin temsilcisinizdir.
ben alevi değilim ama birçok tanıdığım var yanlış anlaşılmasın
türkiyede alevi bir kasap olmaktan daha zor bir iş değildir.
alevi bir kasapsanız ve alevi kasap oluşunuz sunni müşterilerinizce öğrenilmişse; derim ki o dükkan et satmaz, bıçaklar kullanamamaktan körelir;i flas eder, kapatırsınız dükkanı. çünkü alevilerin kestiği et sunnilerce tüketilmez. açık söylemek gerekirse o et "haram kabul edilir".
eskiden kurban bayramlarında kestiğimiz etler sunni komşularımız tarafından tüketilmezdi. biz bu yüzden kurban bayramlarında hep bol bol et yemişizdir !!!
zambia'da veya ingiltere'de alevi olmak nasıl birşeydir bilemem lakin kahramanmaraş'ta* ve çorum'da* alevi olmak kan ve gözyaşıyla anılırdı vakt-i zamanında.
zamanında alevi başlığında mevzuya kenarından köşesinden değinmiştim * ama bakıyorum ki taşak mevzusuna doğru gidiyor, yine değineyim (gerçi bir faydası olmayacağına eminim ama yine değineyim, maksat yazarlar "bak bak ciddiye alan var ehuhe" desin, keyfe gelsin)
türkiye'de alevi olmak, binbeşyüzellinci sınıf vatandaş olmak demektir. aldığınız hizmetlerden tutun da çalıştığınız yerlerdeki size karşı alınan tavra kadar çoğu şey sizin aleyhinizedir.
ulan amına koyduğumun yerinde bu da yetmez, alevi olmanın yanında doğuluysan üstüne bir de pkklı damgası yersin. nedendir halen çözebilmiş değilim.
ben alnımda koca bir damgayla yaşıyorum. bununla dalga geçmek lüksüne sahipsiniz. ama biri sizinle ilgili bir şeyle dalga geçtiği zaman ağzınızdan köpükler saçarak klavyenizi yumruklarsınız.
evet aziz dostlarım. hayat eğlenceden ibarettir. elleri havada görmek istiyorum.
edit: zamanında üstlerde bir yerlerde "x'te alevi olmak", "y'de alevi olmak" diye ülke isimleriyle bakınızlardan ibaret giriler vardı. silinmişler. onlar üzerine yukarıdaki bakınızları vermiştim. şimdi baktım da gudik durmuş. açıklayayım, gelecek nesillere "bundan dolayıdır" diyeyim.
sunni olan çoğu kişinin size önyargılı davranmasına sebep olan durumdur. siz ali'ye peygamber dersiniz, siz mum söndürürsünüz, siz ateistsiniz, siz dinsizsiniz vs gibilerinden ithamlarda bulunurlar. ama tabi aleviliği araştıranları, bilenleri size saygı duyar ve her şeyi tartışır, o ayrı. ama şu da var ki, bundan 5-10 yıl öncesine kadar aleviler, alevi olduklarını söylemeye çekinirlerdi. aşırı bir baskı vardı. şimdilerde bu aşılmıştır.
yok sayılmak . ve hatta 5 yıla kadar çoğu alevinin söylemekten bile çekindiği durum. çok zor koşullarda dini özgürlüğünü yaşamaktır . alevi olduğun için geçmişte katledilmektir , günümüzde ise hor görülmek ve sadece siyasi amaçlarla önemseniyor olmanın verdiği üzüntüyü yaşamaktır.
türkiye'de o ya bu olmak çok da önemli olmamalıdır. atamızın söylediği üzere ne mutlu türküm diyene felsefesi özümsenmelidir bu saatten sonra.
bu vesile ile ergun aybars anllattığı bir olayı paylaşmak isterim giri içeriğinin temeli olması amacıyla.
hocamız* istiklal mahkemeleri ile ilgili kitabının imza günü vesilesiyle kitabını imzalatmaya gelen eski iki öğrencisi ki bu arkadaşlar evlenmiş bir de çoçukları olmuştur. havadan sudan konuşurlarken türkiye'de şu ya da bu olmak konusuna gelince öğrencilerinden biri hocam ben aleviyim demiş ardı sıra diğeri hocam bende kürtüm demiştir. hoca şaşkın e bu çoçuk ne olacak dediğinde ikisi bir ağızdan ne mutlu türküm diyene diye cevap vermişlerdir.
ayrımcı, saplantılı, bazı değerleri abartan kişilerden uzak durulduğunda sorun olmıyacak bir özelliktir...
insanları bölüp hükmetmeye çalışanların, baskı kurduğu azınlıklardan bir grupdur...
insanı; insani özellikleriyle değerlendiremiyen statükocuların, çoğunluktan farklı olanlara uyguladığı dışlanmadan nasibini alan, ilerici ve hoşgörülü özellikleri ile tanınan bir kesimdir aleviler...
farklı din, dil, renk, cins, ırk gibi değerlere saygı duyamıyan ilkellerin, her türlü şiddetine maruz kalabilirler...
ayrıca kendileri, son seçimlerde takiyyeci, şeriatçı partiye oy vereceklerini açıklıyarak beni şaşırtanlardır...
bir sünni olarak 12- 13 yıllık alevi dosta sahibim.- alevi diye sıfat eklemem tamamen mevzudan kaynaklanıyor- hiçbir zaman arkdaşığımın ilişkimin içindeki bi unsur olmadı alevili. ne ben ne de o mezhebimizi seçmemiştik. ben de aleevi olabilirdim; o ayrım yapıp önlerini kesen sözüm ona müslümanlarda.
din olgusunu ikonlaştırmaya; din üzerinden prim yapmayı amaçlayanlara destek olur bu ayrımı yapmak. içimizde bölmek, bölünmek. kimse kusura bakmasın, sen yananlar yakanlar diye böl, alevi sünni diye böl, sonra ermeni kürt türk diye böl, kendi kendini parçala sonra konu pkk dan açılınca her türlü küfür varyasyonunu sırala. şidettle;
eskiden problemler yaşansa da, şu an pek de problem olmayan bir konudur - şahsi kanaatimce. çünkü çevremde böyle bir ayrıma pek şahit olmadığım gibi, insanlara sorulduğunu da duymadım. elbette hala sorulan yerler olabilir.
yalnız benim değinmek istediğim konu, alevi-sünni-şii vesaire gibi ayrımlardır. kur'an-ı kerim dikkatli okunursa, herhangi bir mezhepten söz edilmediği gibi, ayrımlar da hoş karşılanmaz. hatta ne mezhep kelimesi geçer, ne tarikat kelimesi geçer ne de herhangi bir mezhebin adı geçer. güvenilir ve bozulmamış saf tek kaynağımız kuran olduğuna göre de, bu mezheplerin hepsinin, insanları ayırmak için ortaya dikkatlice atılan şeyler olduğuna inanmaktayım. din - religion - religio sözü "birleştirmek" kökünden doğmuştur. şu an ayırmak fonksiyonuna dönmüş olması ise insanlığın son durumuna direkt işarettir.
elbette herkesin kendine has yolu vardır, inanca giden bir çok yol bulunur. eleştirmek de kimseye düşmez. benim tek demek istediğim, eğer kişi müslümanım diyorsa ve kur'an-ı kerim'e inanıyorsa, o halde kur'an'ın içinden istediğine inanıp istediği bölümü yok sayamaz veya başka insanların yorumlarına göre değiştiremez. kuran allah'ın sözü ise, bu direkt şirk koşmaktır kuran'a göre. kuran'a bir bütün olarak inanmak gerekir. kuran'da da mezhep diye birşey olmadığına göre, o halde aslında kuran'a inanan herkes tek bir mezhepten olması gerekir, isimsiz bir mezhep bu, hatta mezhep bile değil, sadece "inanan" diye adlandırılabilecek biri, hepsi bu.
gaza gelip delirecek arkadaşlar için notum şu, bu benim görüşüm değil, kuran'da yazandır, açıp okuyabilirsiniz, her yerde var.
ancak yaşayanın bilebileceği durumdur.çeken bilir diyelim.alevilik için ister mezhep,ister bir anlayış,felsefe ne derseniz deyin ,istediğiniz şekilde adlandırın ancak;gerçek olan şudur ki bu ülkede alevililik çekilecek bir çiledir.
egemen ideolojinin belirlemeleri ya da şartları içinde siz bir alevi olarak direkt ötekisinizdir. egemen ideolojinin istediği insan tipini baskın oran lahasümüt kavramıyla yeterince açıklamıştır zaten .laik,sünni-hanefi,müslüman ,türk .bu özeliiklerin birini ya da bir kaçını taşımıyorsanız şüphelisinizdir derhal. potansiyel terörist, persona non grata.ama alevi olmak en beteridir bir de üstüne kürt aleviyseniz hiç şansınız yoktur.
nasıl bir şeydir alevi olmak ? lisede daha 1. sınıf öğrencisiyken yaşadığım bir olayı anlatayım .yeni başlamıştı okul kimse kimseyi tanımıyordu daha .din dersindeydik tanışma safhasından sonra sorularınız varsa sorun çocuklar dedi hoca.çocuğun biri kalktı ve o meşhur konuyu sordu mum söndü olayı böyle bir şey var mı hocam dedi doğruluğu var mı ? bekledim ne diyecek hoca diye .geveledi durdu redetmedi kesin vardır da demedi.iki tarafa da oynadı yanii.bu üstü kapalı evet demektir. bilen bilir.din hocasıydı hatta okulu bitirmekle kalmayıp bir de üstüne master yapmış doktorayı vermeye çalışan üniversite de öğretim üyesi olmak isteyen bu uğurda çabalayan bir hoca.en iyi bu adamın bilmesi gerekirdi o kocaman sınıfta henüz 14-15 yaşlarında olan çocukların karşısında.biliyordu da olmadığını ama yoktur demiyordu işte. çünkü yanlıydı, yobazdı. hakim ideoloji onun tarafındaydı.nasıl fırladım ayağa hatırlamıyorum . ağzıma geleni söyledim o sınıfta o adama , öyle düşünen herkese. ben bitirdikten sonra arkadaşınız haklı çocuklar yoktur böyle bir şey diye tasdik etti beni.tepkiyi görünce sustu diyelim .en acısı neydi bilirmisiniz o sınıfta benden başka 15 tane alevi daha vardı ve orda o şerefsiz bize söverken hiçbiri ağzını açmadı.teneffüste geldiler ben de aleviyim diye .yok dedim siz alevi falan değilsiniz.siz sadece ödleklersiniz. bu olaydan sonra yeni yeni konuşmaya başladığım bir kız ben onunla arkadaş olmam aleviymiş o demiş kendini gizleyen bir başka aleviye...
neyse hikaye uzun bu bir örnektir sadece.
alevi olmak her daim tetikte olmak demektir.sürekli saçmalayan birilerine karşı.her an ölüme hazır olmak demektir.çorumu ,maraşı ,sivası ,dersimi unutmamalı.öteki olmaktır alevi olmak .persona non grata
türkiye'de alevi olmak- ki olduğumdan biliyorum- daha güçlü olmak demektir aslında. azınlık diye tabir edilen ama herkesle aynı haklara sahip olan kişilerin arasında olmak. lakin konuyu kısıtlamak istemiyorum ... malatya'da bir türk köyünde doğmuş birisiyim, 1km ileride doğsam kürt olurdum 1 km geride doğsam sunni olurdum. yani aslında benim alevi olmam çok da seçtiğim birşey değildir - utandığım, sakladığım,ezildiğim birşey olmadığı gibi.
bu ülkede beyaz türk olarak kendini teşhir eden ve hani bilirsiniz çoğunluk olan kişiler tarafından geçmişten gelen yaralarımız var- ki bir çalışma arkadaşımın zamanında maraş mhp ülkü ocakları başkanı olduğu dönemde gerçekleşen olaylar için "camide namaz kılarken alevilerin çığlıklarını duyardık " cümlesi bu yaraları çokça deşmiştir-.
azınlık olarak büyüyen, büyükleri tarafından "aman alevi olduğunu söyleme" cümleleri ile beslenen kişiler oldu aleviler. evet yakıldı,kovuldu aleviler, ancak bu görüntü zamanla değiştiği gibi bunun değişmesine öncü olacak kişiler de yine bizleriz. "az" olmak "ezik" olmak demek değil.bu ülkenin yönetiminde söz sahibi olmak kendini eğitmek ve ilerlemek tamamen aleviler'in elindedir bu nedenle kendimizi aman ezildik aman yaktınız bizi gibi geçmişi gündeme getiren cümlelerle üzmemek ileriye dönük hedeflerle geliştirmek gerekir.
unutmamak gerekir ki alevi olmak diğer insanlari dışlamak yani alevi sempatizani olmak da değildir- ki alevilik "gel ne olursan ol yine gel" felsefesini özümsemistir, bizler insanlari sünni kürt türk azeri çerkez, ne soydan olursa olsun benimseriz, unutmamak gerekir.
alevi olmak insan olmaktir, bu ülkede yaşayan her insanla beraber, insan olmayan bizden değildir, alevi olmayan değil.
şanslı bir azınlık olarak dünyaya gelmiş olmak demektir. dine bakış açıları farklı olduğu için, aile içinde demokrasi vardır. hiçbir zaman üzerinde din baskısı hissetmezsin. herşey için kendin karar verirsin...
çevren türkiye genelinin aksine modern, kültürlü ve genelde okumuştur. maddi açıdan da genelde azınlık baskısı nedeni ile eğitime ağırlık verildiği için türkiye standartlarının üzerinde yaşamaktadırlar.
kısaca alevi bir ailenin çocuğu isen kendi koyduğun kurallarla hayatını sürdürürsün ... çevren bunu anlayacak seviyededir çünkü...
azınlık oldukları için ezilirler bu doğrudur fakat bu birbirlerine daha çok kenetlenmelerini sağlar...
not: bu yazdıklarım genellemedir. genelleme yapmayı sevmesem de bu sefer bir istisna yaptım...
birde buradan haykırmak istiyorum.. ben bu şanslı azınlığın bir üyesiyim....
kendilerini azınlık görüp diğerlerine -artık kimlerse bunlar- karşı kenetlenenlerinde; sadece hepimiz insanız mantığında olanlarında gerçekleştirdiği eylem. kendini bu mevzuyla şanslı , bazen üstün ve iyi yetişmiş gören; fakat bunların hiç birinin aliviliğiyle alakası olmadığının bilincine varamamış insanların da gerçekleştirebileceği şey.
not: haykırıyorum buradan; ben bu şanslı azınlığın üyesi değliim malesef ama onları da seviyorum hatta 15 yıllık can dostum onlardan(artık onlar kim biz kimiz onu da şaşırdım, kaça bölündüğümüzün nasıl kategorize olduğumuzu kestiremiyorum.kamerali modelleri çıkarmaya başlamış nokia telefon gibi olduk anasını satıyım. hangi nurmara hangi model bilirdik eskiden. alevi kürt sağcı solcu komünist sosyalist şeriatçı...) ama bunları görünce de istemeden üzülüyorum. değerli vaktinizi aldım özür dilerim..
olabilecek en doğal durum, vaziyet, hal, vuku...
türkiyede belli bir tepkinin olduğu çok aşikar. en basitinden örnek vermek gerekirse alevi olan bir adam arkadaşı tarafından başka bir kişiye tanıştırılırken normal yollar kullanılır.
x-alevi
y-sünni
z-sünni ( z ile y ve y ile x zaten arkadaştır. y x i z ye tanıştıracaktır. )
y- oo z kardeş naptın ya nası gidiyor?
z- iyidir y senden naber? arkadaş kim?
y- o bizim x okuldan arkadaş. hemen tanıştırayım sizi. x bu z, z bu x.
x- memnun oldum z.
z- ben de memnun oldum x
evet tanışma önce normal vaziyettedir. lâkin sonra x yanlarından ayrılıdığı zaman nedense y z ye x in alevi olduğunu laf arasında sıkıştırıverir.
y- ee z nasıl buldun x i?
z- baba adama benziyor ya...
y- ha bu arada unutmadan alevidir kendisi
z- hönky!!! neeee hadi beaaa uzak durmak gerekir o zaman
y x in alevi olduğunu z ye neden söyler. bilmiyoruz. "bak bu alevi, ayağını denk al" mı demek istiyor, yoksa "arkadaş bak bu alevi fazla güvenip değer verme" mi demek istiyor bilmiyoruz.
ulkemizin egitim seviyesi ve insanlarin cehaleti dusunuldugunde, farkli olana karsi hosgorude de aman aman iyi olmadigimiz da goz onunde bulundurulursa alevi olan kisinin gerek cuma namazi zamani gerek ramazan aylari gerekse din derslerinde ciddi baski altina alindigi asikardir. sonuc olarak zordur.
zordur.... evet çok zordur....
bir toplumda insanların çok önemli bir çoğunluğu aynı dine ya da aynı mezhebe sahipse, azınlıkta kalan dinlerin ya da mezheplerin ezilmesi bilmiyorum,kaçınılmaz mıdır?
ama sanıyorum sorun sünnilerin alevileri ezmesi falan değil,azınlıkta kalan ne kadar din,ne kadar mezhep,ne kadar milliyet varsa onları ezmeyi düstur hatta ideoloji edinen sistemdir,sistemlerdir.
yoksa alevilerin sünnilerle sünnilerin alevilerle bi sorunu yoktur,olmamıştır.
boşuna mıdır,yıllardır en iyi dostlarımızın,en iyi komşularımızın genellikle farklı mezhepten olması.....?