500 kişiden biraz fazla çalışanı olan ve bu çalışanların şu
suçları işlediği bir kurum/şirket düşünün:
* 29 kişi eşine karşı şiddet kullanmakla suçlanmış,
* 7 kişi sahtekarlık suçundan tutuklanmış,
*19 kişi karşılıksız çek yazmaktan suçlu,
*117 kişi doğrudan veya dolaylı olarak en az iki işinde iflas
etmiş,
*3 kişi tecavüzden yatmış,
*71 kişi kotu kredi geçmişi sebebiyle kredi kartı alamıyor,
*14 kişi uyuşturucu ile ilgili suçlardan tutuklanmış,
*8 kişi mağazada hırsızlık yaptığı için tutuklanmış,
*21 kişi halen bir davada sanık olarak yargılanıyor,
* 84 kişi gecen sene içinde sarhoş olarak araç kullanmaktan
tutuklandı
bunun hangi kurum / şirket olabileceğini tahmin edebilir misiniz?
vaz mı geçtiniz?
t.b.m.m.
bu araştırmayı son seçimden sonra tempo dergisi yapmış. ne yazık ki gerçek...
ilk üyelerini "yok meclisi ille istanbul'da açalım" şeklinde bir düşünceyle istanbul'da törenlerle koltuklarına oturan ve kısa bir süre sonra yapılan ingiliz baskınında pencereden atlayıp malta'ya gönderilmekten kurtulan son osmanlı mebuslarının oluşturduğu meclis.
bugün saat 11 civarın aşağıdaki adreste verilen türden bir tartışmanın yaşandığı ortamdır. link'i verirken özürlerimi belirtiyorum; zira diyaloğu buraya yazmaya takatim kalmadı artık. utanç verici.
http://sondakika.milliyet.com.tr/...
kolye, küpe bilem satılıyor içinde valla gözlerime inanamadım, bir de okullar kapanmış diye herkes çocuklarını getirmiş, o kırmızı halılarda çocuklar koşturuyor, enteresan bir yer sözün kısası...
milletin vekili olarak girebilmeniz için seçim döneminde çuvalla para harcamanız gereken yer. o kadar paranız yoksa ne işiniz var vekillikte falan değil mi? aylık geliri onlarca belki de yüzlerce milyarı bulan kişilerin temsilci sıfatıyla girebildiği yer.
ne büyüklüğü, ne kendi milleti ile alakası, ne de temsil yeteneği kalmış devlet çatısı. içinde edilen ana avrat küfürler nedeniyle önce büyüklüğünden koparılmış, 14 nisan 2007 günü gerçekleşen cumhuriyet yürüyüşü hakkında "bu iş şirazesinden çıktı" diyen bir başbakana sahip olduğu için kendi milletinin iradesinden ayrı düşmüş, cumhurbaşkanlığı seçimi hakkında "meclis, dindar bir cumhurbaşkanı seçecektir" diyen bir meclis başkanına sahip olduğu için meclislikten çıkıp tarikat evine dönmüştür.
çıkartma işleminin sonucuna baktığımızda elimizde sadece "türkiye" nin kaldığını görüyoruz. evet, elimizde sadece "türkiye" var ve onunla ne yapacağımıza çok iyi karar vermemiz gerekiyor çünkü türkiye dışında -emin olun- hiç birşeyimiz yok.
not:cumhurbaşkanının dini bütün bir insan olmasını ben de can-ı gönülden isterim. dini bütün adamın en azından allah korkusu olur, milletin gözünün içine baka baka yalan söyleyemez. bunun dışında bu laf, yani "meclis, dindar bir cumhurbaşkanı seçecektir" lafı tamamen gereksiz ve saçmasapandır.
cumhuriyet tarihinin hiçbir döneminde saygınlığı bu kadar zedelenmeyen kurum.
şakşakcılık tbmm'nin yeni tanıştığı olgulardan* biri değil aslında. yakın dönemde dsp milletvekillerinin merve kavakçı'yı protesto etmek amaçlı (o dönem gelişen olayları hatırlatmak gereği duymuyorum) olarak gayet senkronik bir şekilde alkışlarla tempo tutup, genel kurul salonunu beşiktaş kapalısına* çevirdiklerini hatırlıyoruz (hatırlamayanlar için son-ki-üç-dört: şşk şşk dışarı şşk şşk dışarı vs).
ancak bu durum, 24 nisan 2007 tarihli akp grup toplantısında öyle bir hal aldı ki, gülsem mi ağlasam mı bilemedim. türkiye cumhuriyeti devleti başbakanı (4 sene geçti hala alışamadım bu hitaba) ve aynı zamanda akp genel başkanı recep tayyip erdoğan, herkesin anlayacağı şekilde söylersek "rte", kürsüde grubuna seslenirken konuşmasının sonlarına doğru, partisinin cumhurbaşkanı adayını abdullah gül olarak açıklıyor. işte tam bu sırada, zaten o ana kadar kendilerine ayrılmış olan izleyici bölümünde, salona dingonun ahırıyla aynı muameleyi yapan rte ve akp yardakçıları ismin açıklanması ile daha önceden provasının yapıldığı şüphesine kapıldığım bir tezahüratlar silsilesine başlıyorlar. işin daha da garibi akp milletvekilleri de bu şaklabanlığa severek müdahil oluyorlar.
bir ara salona alen* girip gruba üçlü çektirecek* diye o kadar korktum ki birden kalbimin zorlanmaya, teklemeye başladığını hissedip kanalı değiştirdim. değiştirir değiştirmez de chp genel başkanı deniz baykal'ın "über" açıklaması ile karşılaşıp ikinci bir şok ile kendime geldim: "rte'nin aday olmaması chp'nin sayesinde gerçekleşmiştir."
anladım ki, körler ve sağırlar birbirlerini baya güzel ağırlıyorlar tbmm'de. işte halkın iradesinin temsil edildiği o büyük cumhuriyet kurumunun hali bu.
tbmm rehberlerinin anlattığına göre atatürk fotoğrafının bulunmadığı tek resmi kurum imiş. talep kendisinden gelmiş, sebep olarak da bir siyasi partiye genel başkanlık yaptığını göstermiştir.