12 nisan 2007 tarihli zaman gazetesinin haberine göre katıldığı bir seminerde türk milletini ve türk milletin önemli bir kısmının sahip olduğu manevi değerleri aşağılayarak, bu haber yüzünden tepkimi çekmiş kişidir.
ancak aynı tarihli radikal gazetesinde ise modern ve çağdaş eğitimi savunan düşüncelerinin yer alması ile tepkimi ters teptirmiş ve kafamı karıştırmıştır.
saylan'dan tuhaf çıkış; çocukların namaz kılmasını değil bale yapmasını istiyoruz
'türkler yakıp yıkmış. gençlik orkestrasını yöneten muhammed. çocuklarımızın namaz kılmasını değil bale yapmasını istiyoruz.' türkler'e ve dine hakaret içeren bu sözler türkan saylan'a ait.
türkan saylan, çocukların namaz kılmasını değil, bale yapmasını istediklerini söyledi.
çağdaş yaşamı destekleme derneği (çydd) genel başkanı türkan saylan, türkleri barbarlıkla suçladı. istanbul teknik üniversitesi maçka yerleşkesi'nde 'türkiye'mizin çağdaşlaşma sürecinde laiklik' konulu toplantıda konuşan saylan, türk milletinin tarih boyunca hep yakıp yıktığını öne sürdü.
bunun bir alışkanlık haline geldiğini iddia eden saylan şöyle konuştu: "biz türkler hep akın etmişiz; yakıp yıkmışız, başkalarının yaptıklarını yakıp yıkmışız. şimdi kendi yaptıklarımızı yıkıyoruz. nedir bu alışkanlık. biz yakıp yıkmak için var değiliz. biz yaratmak, geliştirmek ve çağın üstüne geçmek için varız."
atatürkçü düşünce derneği'nin 14 nisan'da düzenleyeceği mitinge destek talebinde bulunan saylan, "çydd olarak 14 nisan'da ankara tandoğan'dayız. yozlaştırmaya çalışanlar olacaktır. aramızdan da çıkacaktır. çağdaş, laik ve demokratik bir türkiye'nin devamı için yapılması gerekenleri yapalım. sesimizi duyuralım. bir kişi bin kişiye, bin kişi binlerce kişiye ulaşabilir." şeklinde konuştu. çocukların namaz kılmasını değil, bale yapmasını istediklerini dile getiren saylan, şunları söyledi: "türkiye'nin bölünmesine, ırkçılığa yönelmesine, binlerce yıl öncesinin arap ve iran âdetlerinin gelmesine karşıyız. çocuklarımızın sıra üstünde namaz kılmasını değil bale yapmasını istiyoruz. inancın insanların iç dünyasında saklı olmasını istiyoruz."
konuşmasında gençlik korosu'nu yöneten müzisyenin isminin muhammed olmasından yakınan saylan, "gençlik orkestrası'nı yaratan ve yöneten arkadaşımızın ismi muhammed. düşünebiliyor musunuz buradaki ironiyi?" yorumunu yaptı. cumhurbaşkanlığı ve genel seçimler nedeniyle türkiye'yi zor günlerin beklediğini savunan saylan, seçime katılacak partilerin sembolleri ile dalga geçti. saylan şunları söyledi: "insanlar okuma yazma bilmesin ki parmak bassınlar. seçim kâğıtları at, eşek, arı ve kuşlarla dolu. bilinir ki okuma yazma bilmeyen çoğunluktadır ve onlar ancak parmak basarak oy verirler. onların ağaları, tarikat reisleri çağırır ve biz ata, eşeğe, arıya ya da kuşa oy vereceğiz derler. böyle bir topluluk nasıl kalkınır? böyle bir topluluk cahil bırakılmıştır. bizi yönlendirmek isteyenlere, bizi koyun sananlara karşı dikkatli olalım. bu ülkedeki insanları siyah-beyaz diye ayırmak, vatansever veya vatan sevmeyen hain diye ayırmak kimin haddine
düşünceleriyle beni dehşete düşüren şahıs. elbette yaptığı iş hayırlıdır yalnız siyah-beyaz diye ayırmayalım dediği halde bir insan nasıl böyle kendi kkendini yalanlar anlamıyorum. teşekkürler düşüncelerinizi saklmak yerine açıkça dışa vurduğunuz için. kimbilir kaç bin kişinin düşüncesini vurdu açığa bilinmez.
bugün tesadüfen gördüğüm haberlerde söylediklerine inanmak istemediğim çydd başkanı. türkler geldiği her yeri yakıp yıkmış ve sıraların üzerinde namaz kılan gençler yerine bale yapan gençler görmek istiyoruz diyordu.
hrant dink onlarca yazısından sadece bir cümle copy paste yapılarak hedef gösterilmiştir, vatanseverken hain yaftası yapıştırılarak katledilmiştir .türkan saylanın ülke için cumhuriyet için yaptığı ve yazdığı onca şeyden sonra başına aynı talihsizliğin gelmesi kaderin arsız bir cilvesi midir yoksa bugünlerde karalama kampanyaların ardı arkası kesilmezken bu kampanyanın ayarıyla coşan bir kısım kulaktan dolma bilgicilerin böyle aydın bir laik türk kadınını hazmedememesi midir anlamak mümkün değildir.
yazarın notu:bu ara çok sosyal tespit yaptım diye eksi üzerine eksi yemekteyim ancaaak cem uzan vari durduramazsınız geliyorum. *
ablamın tıp fakültesinden hocasıdır, dolayısıyla benim de tanışıp konuşma fırsatım olmuştur. çok bilgili, görgülü, hoşsohbet, hanımefendi, kısacası mükemmel biriydi o senelerde. sonraları tv'den ve faaliyetlerinden takip edebildim, görünen o ki hala benim aynı türkan teyzem. türkiye'nin geleceği için var gücüyle çalışan şeker insan, allah sana uzun ömürler versin.
kendisiyle benzer fikri taşıyanlar arasında, düşüncülerini daha keskin kelimelerle ifade eder, yanlış anlamaya şartlanmış beyinler de kendisini çirkin, hakarete varan bir üslupla eleştirmeyi kendilerine hak görürler.
peki ne söylemiştir türkan saylan bu kadar eleştiriyi hak edecek?
”çocuklarımızın sıra üstünde namaz kılmasını değil bale yapmasını istiyoruz. inancın insanların iç dünyasında saklı olmasını istiyoruz”
ilkinde eleştirdiğim noktalar olsa da bunun sonuna kadar arkasındayım. oradaki bir cümle belki gözardı ediliyor: “çocuk”. namaz nedir? insanın kendini allah’a yakın hissetmesi, öbür dünyada huzurlu yaşaması için yapılan bir ibadet. peki çocuk nedir? zamanın çoğunu oynayarak geçirmesi gereken, yaptığı hareketlerden mesul olmayan, mantıklı düşünebilme yeteneğini kazanamamış canlı.
küçücük çocuklar ilkokula başlamadan kuran kurslarına gönderilip, henüz yatağın altındaki canavarlardan korkma çağındayken, cehennem korkusuyla yetiştirilmesi, zekası henüz gelişme safhasındayken sorgulama yerine dinin genel geçer şartlarının beynine kazınması yanlıştır. eğer bir kişi din hakkında bilgi sahibi olacaksa, bilincinin yeterince geliştiği, doğruyu yanlışı ayırt edecek, her hocanın dediğinin doğru olmadığını, her kitapta yazanın kural olmadığın farkına varabilecek bir yaşta olmalıdır. aksi halde yapılan din öğretisi değil beyin yıkamadır. bu cümlesinde kullanılan bale yerine basketbol oynamasını koyun, gitar çalmasını, ud çalmasını, saz çalmasını koyun. anlatılmak istenen fikir değişmez. :
“çocuk zihinsel ve fiziksel olarak gelişeceği aktiviteler yapmalıdır.”
ama bunu din düşmanlığı olarak algılamak isteyenlere de yapacak bir şey yok, kolay gelsin…
türkan saylan böyle derken halkın başbakanı ne diyor?:
1935'de kandilli’de doğdu. kandilli lisesi’ni bitiren saylan 1963 yılında istanbul tıp fakültesi’nden mezun oldu. saylan’ın iki oğlu ve iki torunu var.
annesinin adı : lili mina raiman - 1936 yılında leyla ismini alarak ismini değiştirdi.
lili mina raiman ise, raber ragman ve mina verligin kızı, 1908, bermingen ingiltere doğumlu ve katolik hıristiyan.
9 mayıs çarşamba 2007 tarihinde marmara üniversitesi göztepe kampüsünde verdiği konferansta yine manevi değerlere saldırması sebebi ile öğrencinin tepkisi ile karşılaşmış ve bir takım sorulara muhatap tutulmuştur,bu sorular protokol kısmındaki bir takım kişilerce ağız göz işaretiyle engellenmeye çalışılsa da sabrın doruklarını zorlayan bu yaşlı kurt için bu mümkün olmamış,ortamın gerginliğinde rektör necla pur salonu terk etmiş ve belki beklediği yalakalığı göremeyen türkan saylan da fazla dayanamamış bir kaç kitap imzalayıp savuşmuştur.gördüğüm kadarı ile öğrencilerin geneli fikri her ne olursa olsun onu sevmiyor ve samimi bulmuyor,asli değerlere saldırarak hangi amacın peşinde koşmakta halen daha anlamış değilim maalesef,o gençlere çok güveniyor ama gençler onu pek sevmiyor,hatta bursundan yararlananların bile çoğu ondan nefret etmekte ki ben buna şahidim
her sözünden fitne, fesat damlayan bölücü yobaz. hala da bu yaşam formunun bu memleket için çalıştığını sanan saflar varya, ben ona yanıyorum.
türkan saylan: ... hiçbir örtülü anne de kızının örtünerek okumasından yana değildir. (yuha)
fadime özkan: peki, o kız kendi iradesiyle başını örtmek isterse ne olacak?
türkan saylan: istiyorsa, istediği yola gidecek.
fadime özkan: başını örttüğü için okula gidemeyecek yani?
türkan saylan: başını örtmek istiyorsa gidemeyecek.
olay gayet açık. başını örteni okutmayız diyor daha ne desin kadın. türbanmış, siyasi simgeymiş, hikaye, minarenin kılıfı.
yaklaşık 10 yıl önce, maddi sorunlar sebebiyle üniversiteye gidemeyen başarılı gençlere burs olanağı sağlamak için uğraşıp didinirken tanıdığım/tanıştığım çok hoş bir hanım. tüm derdi türkiye'nin çağdaşlığa ulaşabilmesidir. ama işte meyve veren ağaç taşlanır malesef (bkz: zaman gezetesi)
inanç değerlerini çok rahat bir şekilde ağzına sakız yapabilen,laiklik ve çağdaşlık kavramlarının içeriğinden ve uygulanacağı alanlardan bi haber olan 2000 li yılların taş devri dinazoru.
türk silahlı kuvvetleri için "biz onları bir sivil toplum örgütü gibi görüyoruz" diyen zat-ı muhterem.
bu sözleri üzerine çok düşündüm lakin nasıl bir mantık yürütüp de bu tür bir sonuca varabildiğini çözemedim. ama kendisi profesördür, illa ki bir dayanağı vardır diye düşünüyorum (diye düşünerek kendimi avutuyor, hatta yetmezse kandırıyorum).
kendisi aslında dermatologdur. cüzzamlı hastaların kendi memleketlerinde soyutlandığını ve yoksulluktan gerekli tedaviyi alamadıklarını görerek istanbulda lepra hastanesini kurmuştur. ayrıca benim tıp fakültesini bitirdiğim sene saçma bir nedenle her yıl atatürk kültür merkezinde yapılan tıp fakültesi diploma ve yemin törenini yapmak istemeyen dönemin kendisi de aslında atatürkçü bir doktor olan rektörüne son derece sert çıkmış ve aylarca uğraşarak bu törenin yapılmasına vesile olmuştur. herkes gibi bir takım handikapları olsa da özünde iyi biridir. örneğin; ders anlatırken cep telefonunu kapatmaz ve çaldığı zaman da dışarı çıkıp konuşurdu.
gençlik orkestrasını yöneten arkadaşın isminin muhammed olmasının ne kadar ironi olduğunu belirtmiş halbuki yüce önder atatürk ünde isminin mustafa olmasını gözden kaçırmıştır ki mustafa ismide hz muhammed in isimleri arasındadır
banu avar, erciyes üniversitesinde hangi ab isimli konuşmasında.. (hatırladığım kadarı ile)
- türkan hanım beni de yanlarına davet etti, dernekte* yardımımı istedi. ben 'avrupadan para alan insanlarla çalışmam' dediğimde, ' borcumuz olan paraları geri alıyoruz' diye cevap verdi. ben bu insanla nasıl çalışabilirim..
cumhuriyeti, mustafa kemal'i, aydın türk kadınını bu kadın temsil ediyomuş. öyle bi rivayet var basında, kamuoyunda. eğer öyleyse ben de abd senatosunu itüsözlükte temsil ediyorum, bilginize.