türk telekom un satılması   

 sayfa  / 2
adana çık aradan

  1. çok yanlış bir olay olduğuna inanıyorum. kar eden bi kurumu satmanın mantıklı bi dayanağı yoktur, üstelik de yok pahasına.
    (lithium, 03.07.2005 12:38)
  2. kâr eden bir kurumu yıllık kârının yarı parası peşinatla, 3 yıllık kârı fiyatına 6 yıl taksite bölerek satmak biraz vatan hainliğidir sanki...
    (neverland, 03.07.2005 13:28 ~ 06.07.2005 02:10)
  3. telekomun satılması devletçilik ilkesinin işleyişi ile doğrudan ilgilidir. zira devletçilik ilkesi devletin ilk etapta çeşitli kurumları hayata geçirmesini ve daha sonra bunları özel sektöre devrederek piyasadan çekilmesini öngörür. devletin piyasadan çekilmemesi haksız rekabeti doğuracağı gibi, devleti de gereksiz yere meşgul eder. bununla birlikte telekom geçen yıllarda kah zarar eden kah kendini kurtaran bir şirkettir. devletin zarar eden bir kurumu elinde tutması abesle iştigaldir. (eğitim ve sağlık gibi temel kurumlar bunun dışında kalır) telekomun satılmasıyla birlikte rekabet ortamı oluşacağından hem devlet zarar eden bir kurumu beslemekten kurtulmuş olacak, hem de halk daha bir çok hizmeti daha ucuza satın alabilecektir. (yurtdışında bir çok yerde sayıları birden fazla olan telekom şirketleri yüzünden şehiriçi konuşmaların bedava olduğunu hatırlatmak isterim) tüm bunlara ek olarak telekomu alırlarsa herşeyimi bilecekler diyenelere de şunu hatırlatmak isterim; sevgili google'un mail hizmeti olan gmail, hesap sahibi maillerini silse bile ben bunları silmeme ve okuma hakkımı gizli tutarım diyor. telekomun satışından endişe duyanların bütün maillerini şifreleyerek yollamaları, kaydoldukları tüm sitelere sahte isimler vrmeleri, internette kesinlikle kendi adlarını kullanmamaları gerekmektedir. zira telekomu alan şirketin bizi dinlemesi ile yukardakilerin yapılmamasından doğan risk aşağı yukarı eşittir.
    (lightblue, 03.07.2005 13:44)
  4. geç kalınmış bir satış. tekel olan bir şirketin "değerinin altında satılması" diye bir durum da söz konusu olamaz, edirne'den kars'a kadar türkiye'de yaşayan herkesin mecburen müşteri olduğu bir firma ne kadara satılırsa satılsın "değerinin altına gitti" diyenler çıkacaktır.

    bu satışın, telekom'un tekelini kıracağını da hepimiz biliyoruz. sabancı, koç, zorlu gibi holdingler zaten alt yapıyı oluşturmaya başlamış ve bu satışın gerçekleşmesini bekliyorlardı. farklı firmalar piyasaya girdiğinde rekabet artacak ve bu da kaliteyi getirecek.

    önemli olan halkın kaliteli hizmet alması ve ekonominin canlanması ise, bu satış gayet iyi olmuştur. ha gönül isterdi ki bir yabancı firma yerine yerli firmalardan biri alsın ihaleyi. ama her zaman olduğu gibi yabancı sermaye daha tatlı geldi.
    (aqua, 03.07.2005 13:47)
  5. akp hükümetinin ülkeyi parsel parsel satma politikasının bir ayağı.
    (ritmikaritmi, 03.07.2005 13:51)
  6. türk telekom yurdun iletişim alt yapısı gibi stratejik ve kritik bir sorumluluğa sahiptir. bir ülkenin elindeki kurumu adam edecek özellikte yönetici yetiştiremediğini iddia etmesi ve yabancı sermayeye sunması ne kadar mantıklıysa, ödediğimiz faturalardan alınan vergiden kalan paranın yurt dışında nerelere hangi bankalara vs gideceğini göremeyenleri tebrik etmek lazım.
    (lithium, 03.07.2005 14:12)
  7. tek kar edenin türk milleti olmadığı özelleştirme hareketi. aynı zamanda bi sürü global firmalar dolaylı ya da dolaysız yollardan paramızı kazanacaklar, kendilerine pazar yaratmış olacaklar.

    bir de verimli çalışmanın tek yolunun özelleştirme olduğu gibi bir yanlış yargı var insanlarda nedense, hükümet de bundan yararlanıyor, kimse sesini çıkarmadan istediği koşullarda satıyor halkın kurumlarını. örneğin küba'da, herşey devletin, hastahaneler mesela, halka hizmet verme olgusunu aşmış, genetik teknolojisi satıyor dış ülkelere. devletin kötü organizasyonu ve ahlaksız insanların cebini doldurmak uğruna işini kötüye kullanması sonucunda oluşan hantallıkları ve verimsizlikleri sadece yönetenin "devlet" olmasına bağlayıp kaçıyoruz işin içinden, nedense suçlu "devlet" oluyor, o suçu işleyen değil.
    (comatose, 06.07.2005 23:58 ~ 06.10.2005 21:44)
  8. imf'nin dayatması ile peşkeş çekilmiş bir şirket daha.zarar ettiği falan yoktu,tamam alt yapısı kötü olabilir burda suç onu geliştirmeyen politikacılardadır.herkes sabancı,zorlu alt yapı yaptı diyor zaten telekomuda onlar sattırdı sırf bu yüzden.herkes çok şirket olunca ucuz olacak diyor neden ucuz olsun ya hepsi anlaşır üstten fiyat koyarlarsa.ayrıca orda çalışan insanları işçileride düşünmek lazım sadece kendinizi düşünüyorsunuz,ne olacakları belli değil,iş güvenceleri kalmadı.rekabetten onlarında maaşı düşecek hiç kimse zarar eden bir şirketi almaz özellikle de tekeller asla böyle bir şey yapmaz.birazcık düşünün yavaş yavaş ülke emperyalistlere peşkeş çekiliyor siz herşey ucuz olacak diyorsunuz.bu vatan bizim diyenler nerde neden peşkeş çektiriyolar telekomu.ülke satılıyor ülke telekom değil.telekom vatandır,vatan satılamaz diye boşuna bağırmıyor telekomdakiler.
    (toumai, 07.07.2005 00:08)
  9. yapılan işin eşit seviyede kalması sonucunda iş güvencesinde hiç bir değişik sonuç yaratmayacak bir satış hareketidir. ha ama link ışığı yanıyor mu'dan başka laf bilmeyen bir çay kahve memuru için iş güvencesi azalmıştır zira özel sektör iş kadar ekmek verir, devlet gibi toleranslı değildir bu konuda. kısaca çalışmayana tekmeyi koyar.

    paraya sahip ve bu parasıyla doğal hakkı olarak iş kuran her tüzel kişiliğin emperyalist olarak nitelendirilmesi de garipmiş, uzak kalalı ne kadar da değişmiş tanımlar diye düşünmeden geçilmiyor şüphesiz bir de.

    ps: bugün, "acaba peder beyin emeklilik ikramiyeleriyle iş kursak nasıl olur" diye düşündüm, emperyalist damgası yiyeceğimizden ötürü tırstım diyebilirim.
    (wondrous, 07.07.2005 00:16)
  10. eyvah işçiler işsiz kalacak diyenler için çok dikkatli (bkz: özelleştirme ve işçiler)
    (aqua, 07.07.2005 00:24 ~ 23:59)
  11. bu satıştan sonra aklıma iki soru geldi:

    - lan şimdi türk şirketlerinin yurtdışında sahip olduğu telekom şirketleri var (ismini sormayın hatırlamıyorum ama var). o zaman türkiye emperyalist bir ülke. vay şerefsiz mi lan bu türkiye şimdi?

    - bu türk telekom çok ucuza peşkeş çekildiyse niye 1000 şirket birden üşüşmedi lan? dünyada bir tek araplarla diğer bir kaç millet mi kaldı ucuz malın iyisinden anlayan?

    (burdaki lan kelimeleri hafif ses tonuyla hani şaşırınca söylenir ya "lığann" şeklinde. öyle söylenmiştir)
    (wondrous, 07.07.2005 00:24 ~ 00:26)
  12. (bkz: türk telekom)
    (comatose, 07.07.2005 00:31)
  13. türkiye'nin istihbarat kaynaklarının güvenilirliğiyle ilgili alaka kurup türk silahlı kuvvetleri'ni andaval yerine koyan bir kitleyle karşılaşmamızı sağlamıştır bu satış. sanırım aynı mantıkta şöyle bir diyalog da geçiyor ortalıkta, öyle ya istihbarat olayları falan hep türk telekom'a bağlı:

    - alo? komutanım rusya saldırıyormuş, yunan botları ege'ye çıkmış
    + pardon kimi aradınız?
    - genelkurmay başkanlığı değil mi?
    + hayır yanlış numara beyefendi siz kimsiniz?
    - kara kuvvetleri komutanı ben

    ne lan bu hazır kart'la mı yürüyor bu memleketin üst düzey iletişimi.
    (wondrous, 07.07.2005 00:33 ~ 00:34)
  14. yorumları okuyunca "acaba herhangi bir tüzel kişilik şirketi geri kaldı diye onu bedelinin altında fiyatına satar mı? yoksa şirketini geliştirmeye mi çalışır?" sorularını aklıma getiren satış.
    (neverland, 07.07.2005 00:44)
  15. daha önceden de söylendiği gibi gayet başarılı bir satıştır ancak kapitalizm ve özel sermayeyi devamlı birbirine karıştıran bünyelerden bunu anlamaları beklenemez. sanırım sizce en iyisi her şeyi devlete bırakmak, hastaneden bakkallara kadar her şeyin işletmesini devletten beklemek. yalnız hatırlatmak isterim ki, çok özendiğiniz kapitalizm karşıtı rusya bile çatır çatır özelleşiyor şu anda. hem portakal, hem tuvalet kağıdı üretip bir yandan da ülkeyi yönetmeye çalışan bir devlet hayali çok eskilerde kaldı.

    devlet sektöre can verir, ilk fabrikaları kurup ilk yatırımları yapar, ardından işi özel sektöre bırakır ve aradan çekilir. öyle olmazsa hantallaşır, ağırlaşır, bu işlerin hepsine yetişemez. çok merak ediyorum; lise ve üniversite çağlarında "yaşasın devlet kurumları, kahrolsun özel girişimciler, kapitalist puştların hepsini ezelim!!" şeklinde naralar atan gençler, ekmeklerini ellerine aldıklarında da aynı şeyleri mi söyleyecekler? bu kadar üniversite okuduktan sonra hiç biriniz özel sektörde çalışmayacaksınız değil mi? özel sektör kötü çünkü, kapitalist ibneler bunlar, sizin öyle firmalarda çalışmamanız lazım, davaya ihanet etmezsiniz siz.

    rekabetçi ortamın herkese kazanç sağlaması gelecek için verilmiş bir söz değil, içinde bulunduğumuz ekonomide şahit olduğumuz bir gerçektir. bu gerçeğe "yalan" demenin mantığı ne olabilir? farklı firmalar sektöre girdiğinde, burada seçim müşteriye kalır. hiç kimse, hiç bir firmayı zorla seçmek zorunda kalmaz. ben bugün ankara'ya giderken iett değil de kamil koç veya nilüfer'i seçebiliyorsam, telefon hattı alacağım zaman turkcell mi olsun, avea mı olsun, yoksa telsim mi alsam diye düşünüyorsam, araba alacağım zaman çeşitli markalar arasında seçim yapabiliyorsam, bundan böyle sabit telefonum için de bu seçimi yapabilirim, ister telekomu, ister selefonu seçerim. 70 milyon vatandaşı olan bir ülkeye hizmet verecek olan telefon firması da eşşşşşek olmadığı için rekabet ortamında hem kendi kârını, hem de müşterinin kârını görmeyi bilir.

    özel girişimcilere "bunlar kapitalisttir, kimsenin hakkını vermezler, bunu yaparlarsa varoluş nedenlerini ortadan kaldırırlar" diyenlere seslenmek istiyorum, özel firmaların hiçbiri "birileri gelse de çalıştırsak, parasını da vermesek" diye kurulmadı. evet belki çalışanının hakkını vermeyen firmalar olabilir, o zaman da hakkını alamayan çalışan istifa edip farklı firmaya geçebilir. ali dayı'nın bakkalında çıraklık yapan küçük mehmet, bir sokak ilerideki mustafa amca'nın bakkalında çalışır. tıpkı migros'ta hakkını alamayan ahmet bey'in tansaş'ta çalışması gibi. girişimciler olmasaydı "kapitalist köpeklerin düşmanları olan yüce düşünürler" ne yer ne içerdi acaba!

    ayrıca, zarar eden özel kuruluşlar da el değiştirebilir, zarar eden firmanın satılması için illa ki devlet kurumu olması gerekmez. köşedeki dürümcü eğer zarar ediyorsa ve geliştirmek için gücü yoksa "devren satılık" tabelasını asar kapısına! kendi planlarını uygulayarak burayı kâra geçireceğini düşünen bir başkası da gider ve satın alır. yeni stratejiler dener, yeni bir marka imajı oluşturur ve bir öncekinin zarar ettiği sektörde kendisi kâr eder.

    bunları düşünmek için alim, ekonomist, süper tüccar olmak gerekmez, sadece ekonomiyi biraz araştırmak gerekir diyorum ben.
    (aqua, 07.07.2005 07:38)
  16. satışla ilgili bir başka kafama takılan şey ise satıştan sonra naralarla ilan edilen "zaten bütün özel firmalar hazır! altyapısını hazırladı. şimdi hepsi telekomla rekabet içinde olcak." sözleridir. "madem hepsi hazır, neden hiç iş yapmıyorlar ve telekom tekel durumuna düşürülüyor? neden isveç'te kurulup internet sektörünü büyük ölçüde eline geçiren telia gibi bir şirketi burda altyapısı çok hazır(!) olan sabancı ya da koç kurmuyor? neden bunlar telekom'la rekabete girmiyor ve telekom tepetaklak gitmiyor? superonline 10mbit bağlantı kurdu da biz mi istemedik? neden telekom satılınca birdenbire rekabet ortamı oluşsun ki? elektrik idaresi özelleşti, biz istediğimiz şirketten mi elektrik alıyoruz?" şeklinde sorular sorduruyor bana bu "acayip rekabet ortamı oluşacak!" lafı. özelleştirelim... eğitimi, sağlığı da tamamen özel yapalım isterseniz.. hastaneler de kötü işletiliyor, hepsini özel yapalım. hem devlet yükten kurtulur, hem de devletin kasasına para girer o kadar sağlık donanımları ve binalar satıldığında. ama bir düşünün, sonra neler olur acaba?
    (neverland, 07.07.2005 10:27 ~ 12:04)
  17. türk telekom'un kasasında bulunan 2004 karının, ihaleyi kazanan firmaya kaldığı iddiasının asılsız olduğu ortaya çıkmıştır. zaten böyle bir rezalet yaşansa özelleştirme ihaleleri açısından dünya literatürüne geçerdik sanırım.

    özelleştirme idaresi başkanı metin kilci, özelleştirmeden önce şirkette oluşacak yaklaşık 3 ilâ 3,4 milyar ytl'lik ya da 2,5 milyar dolarlık bir nakdin hazine'ye aktarılmasının söz konusu olacağını söyledi. kilci, bu rakamın içinde türk telekom'da devir öncesine kadar oluşan nakit ile 2005 yılında devir tarihine kadar tahakkuk eden kârdan gelecek temettünün yer alacağını söyledi.

    ha şu da bir gerçektir; elinde peşinat miktarını (yaklaşık 1.5 milyar doları) bulunduran bir şirket, türk telekom'u kolaylıkla alabilirdi. başlangıçta peşinatı verir, taksit dönemlerini ise telekom'un karından karşılardı. ha bu durumda hiç yatırım yapamazdı tabii.
    (balta, 07.07.2005 21:46)
  18. ihaleyi alan ogerin ortaklarından birinin recep tayyip beyin daha yeni ziyaret ettiği lübnanın yeni başbakanı olması rivayet ediliyor.dikkat çekici...
    (bkz: özelleştirmede son nokta)
    (bkz: satın anasını satayım)
    (anarko, 07.07.2005 21:55 ~ 13.07.2005 17:42)
  19. (bkz: oger telekom)
    (balta, 08.07.2005 00:01)
  20. (bkz: http://www.turkhabersen.org/...)
    (bkz: http://www.turkhabersen.org/...)
    (selenge, 28.07.2005 12:43)
  21. sırada turkcell,telsim,avea var.
    (bkz: koş yabancı koş)
    (bkz: parsel parsel)
    (bkz: kapanın elinde kalıyo)
    (geçiyordumugrad1m, 05.10.2005 23:24)
  22. sonuna kadar desteklediğim olay. satılsın, tekel olmaktan çıksın. türk telekom devlete bağlı ve tekel olduğu için zaten doğru dürüst çalışamamaktaydı. bir şey yapmaya kalksa ya deneyimsiz (her dönemin devlet başkanlarının akrabaları torpille işe girdi) elemana takıldı, ya da bürokrasiye. en yakın örnek adsl ihaleleri ve adsl konusunda kaydettiğimiz ilerlemedir. tam olarak adını hatırlamamakla birlikte adsl kullanmaya 2001 yılında bizimle başlayan bir ülke 2004 yılında 20 milyon port açmıştı. fakat türk telekom bürokrasi yüzünden 500 bin port'u zor açtı.

    ayrıca şirket yine bürokrasiye takılarak kendini yenileyememektedir. büyük şehirlerin az bir bölgesinde ve kırsal kesimde hala eski düzen, analog santraller vardır. şirket ellerindeki cihazları güncelleyemedikçe, değeri de doğal olarak düşmektedir. elinizdeki bilgisayarı satamadığınızı düşünün, aynı şey.

    her dönemin bakanlarının yeğenleri, yakınları hep türk telekomda işe alınmıştır. yanlış anlaşılmasın ama ilkoul mezunu insanın 800 ytl - 1200 ytl maaşlar aldığın duyuyoruz, şaşırıyoruz. ayrıca mühendislerin de 1600 ytl civarında maaşları varmış. bu da ayrıca bir şaşırtıcı olay.

    buraya yazıyorum, telekom özelleştirmesi/satılması tamamen gerçekleşsin, türk telekom şu an 60.000 civarı olan çalışanını 20.000 kişiye düşürecektir. çünkü ihtiyacı olan eleman sayısı budur. 40.000 kişi açıkta kalacak mı? eğer türk telekom diğer şirketlere şans tanırda büyümelerini engellemezse açıkta kalmazlar. açıkta kalırlarsa da üzülmem, çünkü oraya nasıl girdiklerini açıkladım. ama bu demek değildir, herkes torpille girdi. hakkıyla giren kişilerde vardır tabi ama çoğunlukla torpildir.
    (bateristt, 05.10.2005 23:41)
  23. hala ülke topraklarının özelleştirme adı altında satıldığını farkedemeyen insanlar, ekonomiye sağlayacağı faydadan,elde edilecek kardan bahsediyorlar.o zaman bilmem size tanıdık gelecek mi ama, benim aklıma şu mısralar geliyor:
    '' bastığın yerleri 'toprak!' diyerek geçme, tanı
    düşün altında binlerce kefensiz yatanı.
    sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı
    verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı''
    (geçiyordumugrad1m, 06.10.2005 21:43 ~ 07.10.2005 00:21)
  24. yurdumuzdaki birçok insanın yorum yaparken yatırım uzmanı edasına büründüğü olaydır. bir ülkede iletişim nasıl olmalı, serbest piyasa ekonomisi nedir, devlet şirket yönetir mi, yönetirse nasıl yönetir ve bu şirketlerin özellikleri ne olmalı ne olmamalıdır, ihale nedir, nasıl yapılır, şirketin piyasa değeri ne demektir ve nasıl bulunur gibi sorulara sadece kulaktan dolma cevap verebilen ya da hiç cevap veremeyen kişilerin 'türk telekomu satmak vatanı satmaktır' ve 'türk telekomun özelleşmesi türkiye'nin bilişimde önünü açacaktır' gibi yorumlarına maruz kalan olaydır. meğer memleketimizde ne kadar çok stratejist, yatırım uzmanı, bilişim teknolojileri uzmanı varmış da haberimiz yokmuş.
    (sarnar, 13.11.2005 22:21 ~ 20.11.2005 21:31)
  25. dünyada eşine az rastlanan bir özelleştirmedir. özelleştirmenin asıl amacı devleti küçültürken sermayenin tabana yayılmasını sağlamak iken, bizde sürekli blok satışlar gündeme gelmektedir. serbest piyasa ekonomisinin hakim olduğu ülkeler özel sektörde tekelleşmenin önüne geçmeye çalışırken biz yeni 'özel tekeller' oluşturuyoruz. üstelik özel sektörde amaç karı maksimize etmek olduğu için özel tekellerin devletin tekellerinden daha insaflı olmaları beklenemez. yabancı yatırımdan bahsediyoruz. ne yazık ki şu an türkiyeye gelen yatırımcı ne fabrika kuruyor ne de istihdam arttırıyor. sadece var olan kurumlar el değiştiriyor. sadece eko 201 alan itu öğrencisi bile artı bir üretime sebep olmayan sermayenin ülke için yatırım olarak adlandırılmadığını bilir.
    bazı sektörlerin ülke için hassas olmasını da yadırgamamak lazım. zira bugün kapısında sürüm sürüm süründüğümüz avrupa birliği, 2. dünya savaşından sonra sanayi için olmazsa olmaz olan kömür ve çeliğin adil kullanımını sağlamak ve yeni savaşlara neden oluşturmaması için avrupa kömür ve çelik birliği olarak kurulmuştur. biz ise ereğli demir çeliği yerli yabancı herkese açık özelleştiriyoruz. taşıdığı önemdendir ki sermaye fakiri ülkemizde ihaleye ordunun şirketi ve yerli bir çok şirketin oluşturduğu ortak girişim grubu büyük riskler alarak ihaleye girmiştir. ihaleyi alamayan ortak girişim grubu ereğlinin oyak tarafından alınmasından memnuniyet duyduğunu açıklamıştır. telekominikasyonda ki devlet payları bir önceki giride verilmiş. bankacılık sektöründede benzer bir durum vardır. hemen hemen bütün gelişmiş ülkeler bir ülkenin hayati damarı olan para akışını sağlayan bankacılık sektöründe yerli sermaye kotaları koyarken bizde böyle bir uygulamanın olmaması gerektiği söyleniyor. hsbc(dünyanın yerel bankası!), fortis gibi dünyanın büyük bankaları batan bankaların şubelerinin tabelalarını değiştirerek bir anda piyasaya giriyor. kapitalizmin beşiği amerikada yerel tv radyo ve gazeteler basın yayın sektörünün büyük çoğunluğunu oluştururken bizde aydın doğan yavaş yavaş tüm sektörü elinde topluyor. istediği haberi gündem yapıyor, istemediğini sümen altı ediyor. bugün almanya, türkiye'nin parasını ödeyerek satın aldığı silahları dahi terörle mücadelede kullandırmama peşinde. benzer tavrı kıbrıs harekatında amerikada takındı. demek ki paranın dahi ülkesi milleti oluyormuş.
    'devletçi' denilen ekonomimizdeki kamu sektörü faaliylerinin oranı yüzde 25tir(bu orandan başarılı geçen 2005 yılındaki özelleştirme faaliylerinin sonuçları çıkarılmamış.) bu oran isveçte yüzde 60, hollandada yüzde 57, ingiltere de yizde 43, almanya'da yüzde 40, amerika'da yüzde 38,japonyada yüzde 28 dir. bu rakamlar serbest piyasa ekonomisini sürekli satarak oluşturmaya çalışan ülkemizin en azından ekonomide çoktan muassır medeniyetler seviyesini yakaldağını, hatta geçtiğini gösteriyor.
    bence iş satalım satmayalım meselesi değil. her ekonomik sistem uygulanabildiği ölçüde güzel. bir taraf hırsız devlet sömürüyor, satın gitsin diyor, diğer taraf vatan gider aman dokunmayalım diyor, sendikalar özelleştirilmesin diye marşlarla üyelerini sokaklara dökerken, sırf üyelerine hoş görünmek için imkansız taleplerle kamu kuruluşlarını yıpratıyor. türkiye'de içinde tek liberal kelimesini barındıran partisinin(ldp) eski başkanı besim tibuk çok gol olsun, bolluk bereket gelsin, ofsaytı kaldıralım, herşeyi satalım zengin olalım diyor, kamu kuruluşları slogan üzerine slogan değiştiriyor, logo üzerine logo yeniliyor ama bir türlü kahvehane havasından, 'büyüklerin' eşine dostuna arpalık olma durumundan kurtulamıyor. başbakan devleti ticarethaneye çeviriyor, tüccar gibi yönetmek lazım diyor. satalım diyende satmayalım diyende birbirine hain diyor. aşırı uçlar arasında makul öneriler yumuşaklıklarından olsa gerek eriyip gidiyor. her halükarda eşşeğin kulağına suyu kaçırıyoruz.
    (eriyenadam, 16.01.2006 19:20 ~ 19:21)
 sayfa  / 2