daha önceden de söylendiği gibi gayet başarılı bir satıştır ancak kapitalizm ve özel sermayeyi devamlı birbirine karıştıran bünyelerden bunu anlamaları beklenemez. sanırım sizce en iyisi her şeyi devlete bırakmak, hastaneden bakkallara kadar her şeyin işletmesini devletten beklemek. yalnız hatırlatmak isterim ki, çok özendiğiniz kapitalizm karşıtı rusya bile çatır çatır özelleşiyor şu anda. hem portakal, hem tuvalet kağıdı üretip bir yandan da ülkeyi yönetmeye çalışan bir devlet hayali çok eskilerde kaldı.
devlet sektöre can verir, ilk fabrikaları kurup ilk yatırımları yapar, ardından işi özel sektöre bırakır ve aradan çekilir. öyle olmazsa hantallaşır, ağırlaşır, bu işlerin hepsine yetişemez. çok merak ediyorum; lise ve üniversite çağlarında "yaşasın devlet kurumları, kahrolsun özel girişimciler, kapitalist puştların hepsini ezelim!!" şeklinde naralar atan gençler, ekmeklerini ellerine aldıklarında da aynı şeyleri mi söyleyecekler? bu kadar üniversite okuduktan sonra hiç biriniz özel sektörde çalışmayacaksınız değil mi? özel sektör kötü çünkü, kapitalist ibneler bunlar, sizin öyle firmalarda çalışmamanız lazım, davaya ihanet etmezsiniz siz.
rekabetçi ortamın herkese kazanç sağlaması gelecek için verilmiş bir söz değil, içinde bulunduğumuz ekonomide şahit olduğumuz bir gerçektir. bu gerçeğe "yalan" demenin mantığı ne olabilir? farklı firmalar sektöre girdiğinde, burada seçim müşteriye kalır. hiç kimse, hiç bir firmayı zorla seçmek zorunda kalmaz. ben bugün ankara'ya giderken iett değil de kamil koç veya nilüfer'i seçebiliyorsam, telefon hattı alacağım zaman turkcell mi olsun, avea mı olsun, yoksa telsim mi alsam diye düşünüyorsam, araba alacağım zaman çeşitli markalar arasında seçim yapabiliyorsam, bundan böyle sabit telefonum için de bu seçimi yapabilirim, ister telekomu, ister selefonu seçerim. 70 milyon vatandaşı olan bir ülkeye hizmet verecek olan telefon firması da
eşşşşşek olmadığı için rekabet ortamında hem kendi kârını, hem de müşterinin kârını görmeyi bilir.
özel girişimcilere "bunlar kapitalisttir, kimsenin hakkını vermezler, bunu yaparlarsa varoluş nedenlerini ortadan kaldırırlar" diyenlere seslenmek istiyorum, özel firmaların hiçbiri "birileri gelse de çalıştırsak, parasını da vermesek" diye kurulmadı. evet belki çalışanının hakkını vermeyen firmalar olabilir, o zaman da hakkını alamayan çalışan istifa edip farklı firmaya geçebilir. ali dayı'nın bakkalında çıraklık yapan küçük mehmet, bir sokak ilerideki mustafa amca'nın bakkalında çalışır. tıpkı migros'ta hakkını alamayan ahmet bey'in tansaş'ta çalışması gibi. girişimciler olmasaydı "kapitalist köpeklerin düşmanları olan yüce düşünürler" ne yer ne içerdi acaba!
ayrıca, zarar eden özel kuruluşlar da el değiştirebilir, zarar eden firmanın satılması için illa ki devlet kurumu olması gerekmez. köşedeki dürümcü eğer zarar ediyorsa ve geliştirmek için gücü yoksa "devren satılık" tabelasını asar kapısına! kendi planlarını uygulayarak burayı kâra geçireceğini düşünen bir başkası da gider ve satın alır. yeni stratejiler dener, yeni bir marka imajı oluşturur ve bir öncekinin zarar ettiği sektörde kendisi kâr eder.
bunları düşünmek için alim, ekonomist, süper tüccar olmak gerekmez, sadece ekonomiyi biraz araştırmak gerekir diyorum ben.