görseller
türk solutürk solu
  
belki ilginizi çeker
  1. · türksolu
  2. · asker solculuğu
  3. · faşist sol
  4. · chp solculuğu
  5. · türkiye de sol partiler ve fraksiyonların tarihi
  6. · doğudaki doğurganlığın fazla olması nedenleri
  7. · ibrahim kaypakkaya
  8. · ilyas salman
  9. · halkı akp den soğutmak
  10. · cihan dura
gündem
  1. · bir kadının bilmesi gerekenler
  2. · dünyanın en seksi şarkısı
  3. · otuz yaşına gelen kadının kendini avutma yolları
  4. · 22 kasım 2009 galatasaray manisaspor maçı
  5. · itü sözlük yazarlarının aslında içmek istedikleri
  6. · boylumlama
  7. · the twilight saga new moon
  8. · gece gece
  9. · sıradan deterjan

türk solu  

 sayfa  / 2
  1. türkiye'de sol o kadar silik ve haklı davasını güdemez durumdadır ki entelektüel sağcılar türk solu demek yerine türk sôlü (nota gibi yumuşak söyleyerek) derler. buradaki yumuşama türk solunun genel beceriksizliğini ne kadar da iyi yansıtır aslında.

    aslında türk solunun diğer sol görüşlerden en önemli farkı ulusal kimliğin vazgeçilmez olmasıdır. elbette bazı düşünce odakları bunu ılık nasyonal sosyalizm gibi algılarlar ancak nasyonal sosyalizmden farkı dini inançlara ve farklı etnik kökenlere hoşgörü ile bakmasıdır.

    ancak kimsenin şüphesi olmasın ki türk solu¹ -eğer bir gün iktidar olmayı başarırsa- gerek terör gerekse uluslararası ilişkilerde oldukça farklı (belki de aşırı) bir tutum sergileyecektir. eğer bir gün gerçek yüzünü en uygun lider seçimi ile türk halkına gösterebilirse türkiye'de sağ parti² ihtiyacı da ortadan kalkacaktır.

    türk solunun en güzel yılları 1923 türkiyesi³, en örnek lideri ise gazi mustafa kemal'dir.

    - - -

    ¹ -chp ve deniz baykal hariç herhangi bir sol parti/kişi.
    ² -en başta mhp, dyp, akp vs.
    ³ -1923 türkiyesi devletçi politikalar ile kâr etmiş ve imkanlar dahilinde halka en iyi hizmeti ve en büyük yatırımı gerçekleştirmiştir.
    (devinim, 30.03.2006 17:10 ~ 17:11)
  2. pkk'nın kullandığı ve makalelerinde küçümseyerek bahsettiği guruptur. oysa doğrusu türkiye solu'dur. türk solu olarak kullanım, hem 'kürt milliyetçiliği' hem de 'türk milliyetçiliği' açısından şovenizmdir.
    (compasino, 30.03.2006 17:20)
  3. küçük burjuva "sol"cuları. devrim de satıyorlar görüldüğü üzere, düne kadar emperyalizm sözcüğünü ağızlarına almaktan tırsan insanlar şimdi anti-emperyalizmin kitabını yazıyorlar. cehepenin gevşek çenelisi, sağcı ve statükocu bir oluşum. solun milleti yoktur, halkı vardır.
    (göynük çoban, 31.03.2006 20:08)
  4. türkiyede kişiliksizleşen sola tepki olarak doğmuş ulusal sol. ne yazik ki bugün bizde faşist örgüt partileri(dehap, dtp) bile rahatlıkla biz soluz diyebiliyor, türkiyenin önde gelen solcu siyasetçilerinden murat karayalçın(shp) bu faşistlerle gönül rahatlığıyla ittifak kurabiliyor.

    zamanında taze bir itülüyken, maçkada devriye gezen enternasyonalist ‘solcu’larla zoraki bir tartışmaya girmiştik. bunlar dünya ulusları arasındaki sınırların kaldırılmasını savunurken, türkiyede- özel konumundan olsa gerek- binbir tane yeni sınır çizilmesininin gerekliliğini gönül rahatlığıyla söyleyebiliyorlardı. bu yaman çelişki bilmem kaçıncı kez nurtopu gibi ortada ışıldayınca efkarlandılar, teker teker sigara yakmaya başladılar. içlerinden biri çıkardığı marlboro paketine derin derin baktığımı görünce ’ohoo biz bunları çoktan aştık’ demişti. eminim çokta güzel aşmışlardır.

    solun popüler yüzü chp ye bir şey demiyorum. baykal kendini güzel ifade ediyor.

    sanırım bu mide bulandıran manzara bir grup solcuyu da rahatsız etmiş ki, çürümüşlükten farklılaşma, halka meyletme gereği duymuşlar. solun millisi olur mu? solun boku çıkarsa bal gibi olur.
    (eriyenadam, 31.03.2006 22:25 ~ 22:34)
  5. kafaları hayli karışık ya da bızzat kavram kargasası yaratmak adına ortaya cıka(rıla)n bır gruptur.turkıye solunda sımge olmus ısımlerı kullanıp sag tabana selam cakan sozde sol grup
    (arzavva, 01.04.2006 16:00)
  6. bir kısmı 68'lerde vedalaşırken "90'larda plazalarda buluşalım" temennisiyle vedalaşmışlardır...

    öyle de olmuştur nitekim...
    (van den budenmayer, 25.09.2006 14:28 ~ 14:32)
  7. vapurdaki kızın birine taktığımız kod isimlerden biridir.

    hepten aykırı univercitizen'a heyecanla kızın konumunu anlatmaktadır

    h.a: olm saat iki yönü.. hafif esmer, dalgalı saçlı koçum... kes bakalım bi...
    u: (aranır... söz süzer)
    h.a: nası hacı.. düşüncen nedir.? güzel kız dimi..
    u: göremedim ama eminim güzeldir abi.
    h.a: saat iki diyorum abi sana... saat iki yönü.. akıllı ol saksıyı çalıştır biraz..
    u: bakıyorum o yöne yok bişey.. şu sarılıyı mı diyon?
    h.a: yok olm turunculu lan.. gevrek yiyen adamın yanında... sola doğru..
    u: hangi sol olm?
    h.a: mna koyim senin (içinden)... sol işte len..
    u: türk solu?

    o kızın adı o günden sonra türk solu olarak kaldı...
    (hepten aykırı, 25.09.2006 21:01)
  8. türkiyede sol denilince ne anlaşıldığının acı örneği.

    (bkz: chp solculuğu)
    (bkz: asker solculuğu)
    (anarsist, 03.01.2007 01:18)
  9. türk solu hep geç kaldı. çünkü hep akşamdan kalmaydı
    (kesanliali, 24.01.2007 22:42)
  10. türk solu bir siyasal görüş, türksolu ise bir yayın organıdır. nüansa dikkat space bar fakirleri.
    (soulforged, 24.02.2007 07:51 ~ 08:23)
  11. maalesef özünde hitab etmesi gereken kesime hitab etmeyen soldur...

    özünde hitab etmesi gereken kesim işçiler, emekçiler, çiftçiler vs. olması gerekirken bu kesime sağ partiler hitab etmektedir...

    sol ise burjuvaya hitab eder hale gelmiştir...

    tereddütü olan varsa bir eline seçim sonuçlarını, bir eline de türkiye siyasi haritasını alıp baksın...
    (van den budenmayer, 14.04.2007 15:11)
  12. kürtçülük yapmayı solculuk zannedenlerin bok attığı sol çeşididir aynı zamanda.
    (transalp, 12.06.2007 20:35)
  13. sağı gösterip öyle vurur.
    (adsız, 10.07.2007 18:19)
  14. evrensel sol düşünce içerisinde yer edemeyince, "küçük olsun, bari bizim olsun" mantığıyla ortaya çıkmış bir ucubedir. bunun bir de kardeşi vardır, "kürt solu" diye, birbirlerinden beslenirler.
    ama bu durum uluslararası camiada yemiyor tabi , türkiye de "biz soluz" demek kolay çünkü , türk solu'nun ricky martin'i , sosyalist enternasyonel'den kuvvetle muhtemel tekmeyi yiyecek. ama bu durum bu arkadaşların aklını ne kadar başlarına getirir bilemem. yıllar önce , üniversitede okurken bir arkadaşımıza, anadolu'nun güzel şehirlerinden birinden gelen bir arkadaş , arkadaşımızın kulağına eğilerek şöyle demiş : "biz ailece aşırı solcuyuz, chp'liyiz" insan bu duruma gülemiyor bile.
    "türksolu" adlı, savsatalarla dolu dergiden, bahsetmeye gerek dahi görmüyorum.
    (inti illimani, 10.07.2007 18:39)
  15. perişan haldedir.

    hakan ünsal' dan sonra oyuna hem hücum hem de defans yönünde katkı yapan bir sol bek çıkaramadık. sol açık deseniz, solak sol açığımız yok. ibrahim üzülmez'le bu iş olmaz. olmuyor.

    yazık...çok yazık...
    (alkolik2000, 19.07.2007 14:29 ~ 14:30)
  16. (hplovecraft, 19.07.2007 14:42)
  17. son zamanlarda sağı solu belli olmayan soldur.. 25-30 senedir aslında hiç olmayan soldur..
    (nearly headless nick, 25.07.2007 20:45)
  18. (günümüzde) sağ olduğunu farkedemeyen, farketse de söyleyemeyen, kalıplara sarılarak geçmişe öykünen, siyasetin ismen içinde fakat kavramsal olarak siyasetten uzak, nostaljik insanlar topluluğu.
    (closer, 25.09.2007 16:01 ~ 22.02.2008 01:56)
  19. bu topraklardaki siyasal görüş olarak bakarsak sağa kaymış liberalleşen ve sistem içi mücadele eden seçim partilerini içerisine alıp,sosyalizmden o denli uzak milliyetçi-liberal soldur.bir yayın organı olarak bakarsak fazla söze gerek yok sadece çöptür.
    (so so, 27.11.2007 23:39)
  20. şimdiki faşizan söylemleri barındıran dergiden ayrı bir "türk solu" isimli bir dergi vardırki deniz gezmiş'in poz verdiği türk solu dergisidir; bugün çıkanla organik bir bağı yoktur.

    bahsedilen türk solu ise 1967 yılında yön dergisi'nin kapanmasıyla ortaya çıkan iki dergiden biridir; doğan avcıoğlu ve hasan cemal gibi isimlerin çıkardığı devrim dergisi ve mihri belli'nin çıkardığı türk solu dergisi. iki grup arasındaki ayrışma ise teoriden ziyade teorinin pratiğe yansıdığı noktadır. iki dergide milli demokratik devrimi savunurken doğan avcıoğlu ekibi bu devrimi ordu içindeki ilerici zinde kuvvetlerin yapabileceğini söylüyordu. mihri belli ekibi milli demokratik devrimin öncü gücünün gençlik hareketi olacağını iddia ediyordu, bu nedenle o dönemde gençlik içerisinde oldukça güçlenmiştir.
    (libertar, 28.11.2007 00:10 ~ 23.01.2008 14:32)
  21. fevri hareketler;

    (bkz: bak benim solum pistir)

    öte yandan, yumuyorum;

    (bkz: sağım solum saklanmayan sobe)
    (siyahbeyazçocuklukfotoğrafınınanımsanamayantekyüzü, 28.11.2007 00:19 ~ 02.06.2008 23:59)
  22. ulusalcı mı desem ırkvari söylemli milliyetçi mi desem bilemedim ama türk solu diye bir sol yoktur. kemal kerinçsiz denilen insanımtrak bile türk solu'nun temsilcilerinden imiş. hani şu hrant dink'i mahkeme önlerinde tehdit eden adam.
    (itirazım var sayın yönetici, 09.12.2007 15:23 ~ 15:36)
  23. türk solu ismini ilk hasan cemal'in " kimse kızmasın kendimi yazdım" isimli özeleştiri içeren kitabında rastlamıştım. burada yön dergisindeki ayrışmalardan sonra eski tüfek lakabını hakeden mihri belli'nin çıkardığı bir kavramdan bahsetmişti.

    günümüzde türk solu'nu türkiye'de hareket eden tüm sol birlikler için değil de, türksolu isimli gazetenin sahiplendiği ve olayı birçok kez kavram karmaşısına götüren oluşum olarak görebiliriz. gökçe fırat'ın geçirdiği büyük bu değişim sonrası bu hareketleri birilerinin çıkarına mı yoksa ciddiyetle mi yapıyor orası meçhul kuşkusuz.

    türkiye'deki siyasi hareketlenmeler her zaman ilgimi çekmiştir. onun için uzun süredir bu oluşumu da yakından inceliyorum. milliyetçi söyleme sahip olan benim bile midemi bulandıran, gereksiz, şovenist eylemler içinde bulunuyorlar. genelde bunu bir de sol zeminde yapmaları işin tuhaf olan kısmı. bu hareketleri şu izmirdeki buduncu çılgınlar yapsa bir nebze anlarım ama bunların gerçekten çok radikal düşünceleri var.

    sir isaac newton fizikte etki tepki kanunu bulan kişidir. newton'un konumuz ile olan ilgisi, siyasette etki tepki olayının çok kullanması ve bundan yapılan çıkarımlarla hareket etmesidir. mesela pkk sorununda genelde pkk'yı savunanlar demem ağır kaçar ama pkk içindeki insanları savunan kişilerin " diyarbakır cezaevi " ve " esat oktay yıldıran " isminde takılıp kalmaları sorunun sanki 30 senelik bir maziye sahip olduğunu gösteriyor gibi. burada etki- tepki olayı olmasına rağmen bazı yanlış anlatımlar mevcut. pkk sorununu inceleyen birisi sorunun 30 yıllık değil yaklaşık 100 yıllık olduğunu anlar, binbaşı noel'in faaliyetlerini bilir, şeyh sait, seyit rıza gibi isimleri iyi hatırlar. tabii ki pkk'nın gelişim sürecinde diyarbakır cezaevinin etkileri olmadığı iddia etmek yanlıştır. yalnız sorunu sadece bu iki isme bağlayıp, ardından da " devlet yatırım yapmıyor adam napsın dağa çıkmış " demek yanlış olmamakla beraber eksiktir. sorunun tarihsel boyutuna, bölgede görev yapmış yabancı ülkelerin ajanlarının faaliyetlerini, terör örgütünün ne yapmak istediğini bilmeden anlamadan bu kadar konuya yüzeysel yaklaşmamak gerekiyor.

    gelelim türk solu'ndaki pkk etkisine. pkk etkisi ile türk solu bir tepki doğurmuştur. bunu şuradan anlamak gayet mümkün. pkk'nın silahlı eyleme başladığı 15 ağustos 1984 sonrasında radikal sol oluşumlar pkk'nın eylemlerini bir şekilde desteklediler. hatta pkk'nın kurdurduğu siyasi partilerle ittifak yapan sol partiler de oldu. çok değil birkaç ay önce yapılan seçimlerde de bunları gördük. bu öyle veya böyle bir şekilde türkiye'de bulunan bazı grupların tepkisini çekti. en basiti başbağlar katliamını gerçekleştiren pkk ve tikko günümüzde tunceli için sözde hakimiyet çatışması yapıyor. bu yargıya 3-4 sene önce tunceli'de çıkan pkk- tikko çatışmalarından ulaşmak çok kolay. körfez savaşı ve çekiç güç harekatı sonrası pkk'nın abd ile başlayan diyalogları, ab'ye hoş gözükme çabaları, " kürdistanlı imamlar birliği " kurdurması v.b hareketler türkiye'de bulunan sadece türk solu oluşumundan değil diğer parti ve oluşumlardan da tepki gördü.

    ilyas salman'ın bir röpörtajını hatırlıyorum. ilyas salman o zamanlar tkp üyesi, türk soluoluşumunda değil. pkk'nın almanya'da bulunan sivil bir örgütünden bir konferans için davet alıyor. örgütün isminde sosyalizm temalı bir isim olduğu için gidiyor kendisi almanya'ya . konferansta kendisine yılmaz güney'in kürt kökeni [ bunu da ilk defa duydum, kızılderililer türktür iddiasına karşı sunulan bir tez olmalı ]ve kendisinin de malatyalı olmasından dolayı kürt kökenli olabileceğini hatırlatıyorlar. ilyas salman bu tarz iddialar karşısında konuşamayacağını söylüyor ve konferansı konuşmadan terkediyor. ondan sonrası da malumunuzdur ki kendisi türksolu gazetesinde alıyor soluğu.

    baskın oran üzerinden bakalım biraz da konuya. baskın oran görüşleri ile türk solu oluşumu içinde bulunamaz, ancak şu da var o da pkk ve güdümünde yapılan siyasetten rahatsız. eğer baskın oran oportünist bir kişi olsa, ikinci bölgeye bağımsız adaylığını koyarken, dtp'nin sırtını sıvazlar, doğan erbaş'ın aday olmasını engeller ve milletvekili seçilirdi. ancak pkk ve dtp'nin yaptığı hareketlerden baskın oran da rahatsız ki desteklerini istemedi ve bu yüzden milletvekili seçilemedi. bu tarz örnekleri çoğaltmak çok kolay.

    türk solu oluşumu örneklerden de anlaşılabileceği gibi pkk ve güdümündeki oluşumların solu sahiplenmesi yüzünden ortaya çıkmıştır. kuşkusuz bunu pkk'nın çıkmasına neden olduğu ileri sürülen diyarbakır cezaevi gibi tek bir dayanak noktasına bağlamak eksiklik olabilir. ancak şu bir gerçektir ki, türk solu pkk'ya karşı oluşan antipati nedenlidir.

    türk solu oluşumunu sadece pkk düşmanlığı yüzünden değerlendirmek hatalı olur. bugün onların geldiği nokta pkk düşmanlığını aşıp, konuya şovenist bir yaklaşım getirmeleridir. zaten sol dediğimiz siyaset anlayışı kendi içinde birçok fraksiyona sahip. bu oluşumun bugün türkiye'de sol siyaset yapmaya çalıştığını iddia etmek zor olsa da pkk v.b terör örgütlerine olan tepki yüzünden böyle birçok örgüt görebiliriz.
    (dünyayı kurtaran adam, 28.01.2008 17:00 ~ 17:23)
  24. türk modernleşmesinin ve türkiye cumhuriyetinin kuruluşuna baktığımızda, karşımıza çıkacak fikirler ve ideolojiler ışığında, asla ve asla marksist olamayacağını savunduğum soldur.

    öncelikle, memlekette bir fikrin yaşayabilmesi için atatürkçü olması ve altı ok prensibini benimsemesi gerekmektedir. burada yaşamaktan kasıt, sorgusuz sualsiz parti kurabilmek ve çeşitli yayın organları çıkarabilmektir. bu durumda altı ok'un ve türk modernleşmesinin kökenlerini iyice taramak gerekir kanaatindeyim.

    türk modernleşmesi, pozitivist ve seküler kanalların türkiye'ye akıtılmaya başlanmasıyla başlar. avrupa'dan gelen ilk hocalardan tutun, tanzimat'a ve oradan 1908'e kadar gelinen süreçte, ülkedeki "aydınlar" avrupa'da 19. yüzyıl sonuna doğru biraz sekteye uğrayacak olan, ancak o dönemde zirvesini yaşayan bir pozitivizme kayıtsız şartsız teslim olmuşlardır. bu noktada august comte'un etkisi unutulamaz.

    akabinde sekülerleşmenin de devletin refahı adına önemli bir adım olduğu düşünülmüş ve bu noktada descartes yerine reformcu olan martin luther'in rol model alınmıştır. martin luther doğrudan bir kaynak olarak geçmeyebilir, ancak islam'ın kökü kazınamayacak ya da bir kurum olarak kıyıda kenarda tutulamayacaksa, bunu reformla etkisizleştirmek gerektiği düşünülmüştür.

    bunlar kötü ya da iyi değil, sadece tespit edilmiş durumlardır. akabinde atatürk'ün kurduğu türkiye cumhuriyeti altı esasa dayandırılmış ve bu noktalarda batı'dan değişik kuramlar bir araya getirilmiştir. cumhuriyetçilik fikri bizzat fransa'dan alınmış ve napolyon'dan devşirme bir sistem olarak inşa edilmiştir. halkçılık meselesi ne kadar "marksist" gibi dursa da yine fransız menşelidir. öte yandan devletçilik, atatürk'ün o devirde lenin'le yakınlaşmasından kaynaklanan bir fikir olmaktan uzak, biraz şartların getirdiği koşullara bağlı olarak, biraz da sermayeyi ilk elden türk olmayana kaptırmama fikriyle elde edilmiş bir ilkedir.

    inkılapçılık, bildiğiniz pozitivist yaklaşımın sürekli ileri gitme derdindeki biraz sosyal darvinizm kokan ve gelişimi esas alan bir ilkedir. bu noktada yine marks'ın esamesinin okunamayacağını çünkü bir sınıf sistemine dayandırılmadığını, kapitalle arasında hiçbir şekilde bağ kurulmadığını hatırlatmak isterim. öte yandan laiklik yine fransa'dan devşirilmiş ve hıristiyanlık gibi kiliseyle kurumsallaştırılamayan islam'ın, devlete tabi bir kurum eliyle ehlileştirilmesinin neticesidir. bu bağlamda modernleşmeye köstek olabilecek islamî tehlikelerin önü kesilmiştir.

    son olarak gelelim milliyetçilik ilkesine. burada malum fikir babası olarak ziya gökalp'i görmek gerekir. her ne kadar 1980 sonrasında atatürk'le ziya gökalp'i aynı satırda ele almak istemeyen resmi tarih, aralarını açsa da, gerek güneş dil teorisi gerekse türk hümanizmi diyebileceğimiz bazı kuramsıların etkisiyle türk milliyetçiliği neticede ziya gökalp'e bağlanır. ve bu zat-ı muhterem, kültür kavramını hars'a tebdil ederken, bol miktarda durkheim'a referans vermektedir.

    bu neden önemli? çünkü durkheim, batı'nın bildiğimiz sömürgeci ve yayılmacı politikasını esas alan, aynı zamanda da gelişmiş toplum / ilkel toplum ikiliğini sosyolojik anlamda etkileşim içinde gören, yani türk modernleşmesi açısından bakıldığında, batılılaşmayı kaçınılmaz kılan birisidir. oysa marks, durkheim'ın antitezi olabilecek, yer yer yakınlaşsa da üretim modelleri açısından uzaklaşacak ters düşecek bir kuramcıdır. sosyolojiye giriş derslerinde marks'a saygı duyarken, durkheim'a genelde gülerdik. aslında gülünecek bir adam değil, ancak bugünün dünyasında ve marksist sol içinde pek de yer bulamayacak bir kuramcıdır.

    türkiye cumhuriyeti'nin temeli olan atatürk ilke ve inkılapları işte bu yönden marks'la hiçbir surette bağdaşamaz. evet, atatürk fabrikalar açmış, tarım ülkesi olduğumuzu kabul etmiş, devrimci bir kişilik göstermiştir, ancak onun devrimciliği 1789'dan kalma bir devrimcilikten ötede değildir. türkiye'yi fransız devrimi'nin getirileri ile buluşturmuş, bu anlamda çağ atlatmıştır. ancak marks'ın öngördüğü şekliyle, bir sınıf kavramını göz önünde bulundurmamış, devletin ideolojik yapısını bugün anladığımız nispette bir "devrimci ruha" kaptırmamıştır. bu yönden eğer devlet ideolojisi kemalizm denilebilirse, kemalizm marksizmi marjinal bir sol kabul edecektir.

    bunun böyle olduğu, 12 eylül'de bariz bir şekilde görülmekle birlikte, marksist fraksiyonların pek çoğu atatürk döneminde de olduğu gibi kapatılmış, daha leninist bir çizgi içinde biz marks'ı anlamayı kabul etmişizdir. yani marks'ı kendisinden değil, ikincil bir okumadan ele almış ve bu yüzden de lenin'in geri dönüp doğruya ulaşması gereken yollardan büsbütün sapmışızdır. bu yönden marksist bir feminizm dahi geliştiremediğimizi, latife tekin'in gece dersleri isimli romanında "geleneksel solculuk oyunu" yapısı içinde ele alabilirsiniz.

    atatürk, che guevera'dan erken yaşadığı için, onun kıyafetinde bir devrimci olamadı, ancak batı modernleşmesini ve fransız devrim kültürünü çok iyi analiz ettiğini, ülkenin inşasında geliştirilen kuramlarda erken 19. yüzyıl düşüncelerini aşağı yukarı buraya uyarlayabildiğini söyleyebiliriz. ancak 19. yüzyılın sonu ve özellikle 20. yüzyılın başında dünya "aklın krizine" girdiğinde, düşünceler farklı yönlere kaymaya başlamıştı ki, biz 1950'lerde ve 60'larda bu kaymayı büsbütün es geçerek, gerçek anlamda bir "sol"dan mahrum kaldık.
    (şiirbaz, 12.02.2008 03:39)
  25. 4 nisan 2008 günü kuruluşunun altıncı yılını kutlayacak olan gerçek türk menfaati için çalışan kemalist sol guruptur. ileri yayınları kitapların çıktığı yayın, haftalık dergisinin ismi türksolu, dernekleşme ismi ise milli mücadele derneğidir. istanbul, ankara, hatay, adana, izmir gibi yerlerde merkezleri vardır. bünyesinde yekta güngör özden gibi türk siyasetine damgasını vurmuş isimleri taşır. sadece türk solu dergisinin bu gün yedibini aşkın üyesi vardır ve dergi yaysat tarafından devamlı sorunlara bulaştırılma sevdasındadır.
    dernek merkez binası taksimde oldukça büyük bir, kütüphane, panel alanı vs, dernek ve dergi işlerinin yürütüldüğü yapıdır.
    (lost knight, 04.04.2008 19:28)
 sayfa  / 2

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil