gecenin bir yarısı 4 tinercinin ortasında kalınca, birini kaldırıp diğerlerinin üzerine fırlatmak
*
döner bıçağını karşıdan koşarak gelen karşı takım taraflarına döndürerek fırlatmak.
yeterli mesafeye yaklaşıldıktan sonra ellerle dikkat dağıtıp
* * akabinde t***klara diz ile vurmak.
ayrıca:
(bkz.
cüneyt arkın)
karşıdakinin kafasına "atlamak":
çevik bir hareketle karşıdakinin yakasına atlanarak tutunulur(burada ayakların yerden kesilmesi ve ileri doğru yüklenilmesi çok önemlidir)yeterince sıkı tutulursa kişi çaresiz kalır. kurtulmasının tek yolu öne doğru düşüp karşıdakini yere vurmaktır ancak insan anatomisi ve fizik kanunları bunu da pek mümkün kılmaz. saldırılan kişi sırtüstü yere düşürülür. dizlerle kolları yere sabitlenir ve kafasının neresine vurunca daha çok acı verdiği denenerek bulunur.
uçan kafa atmak ; hasma doğru uygun bir hızda koşulur, bu arada eller vücuda yapıştırılır veya yanlara doğru açılır. kafanın mümkün oldukça ileri çıkması sağlanarak uygun bir mesafeden hasma doğru gövde yere paralel ve
kafa ileride olacak şekilde atlanır. en güzel uygulaması
mustafa denizli'ye yapılmıştır.
ilk önce sen vuracaksın, ama öyle davar gibi sallamak olmaz. akıllı olacaksın ki, önce adamın gözlerine doğru sağlam tükürüp, söverek-psikolojik harp gereği- direk apış arasına veya mide boşluğuna-kaburgaların birleştiği kemiğin dört parmak altı- allah ne verdiye asılacaksın. o kadar...
adamlar birden fazlaysa durum değişir. eğer üçten fazlaysa hiç kafa yapmasın kimse burada; dayağı yersiniz. üçe kadar adamına göre halledilebilir. adamları birbirinden uzaklaştırıp mümkünse yerden tahrip edici cisimler alıp yine surata tüküreceksin okkalı, sonra söverek en yakındakine gavura vurur gibi acımadan vuracaksın ki diğerleri tırssın. zaten ikisine gömdün mü üçüncü kaçar-kaçmayabilir de, duruma göre bakacaksın artık- yine de işin aslı, erkekliğin onda dokuzuna başvurmaktır. akıllı olun, abuk subuk yerlerde gezmeyin.
istanbul sokaklarında hergün şahit olabileceğimiz vahşice kavga sahneleri sizi ürkütebilir. bunda tamamen haklısınız, zira istanbul vatandaşı mevsime göre değişen hava şartlarının ve kalabalığın hasıl ettiği sıkıntılı ruh hali ile imanına abanır adamın kavgada. ölüm ihtimali her zaman vardır, o yüzden istanbul'da kavga sakıncalıdır. çünkü küçük şehirlerdeki gibi kavgayı ayıracak adam öyle kolay kolay çıkmaz. size de mortal kombat misali ölümüne devam etmek düşer ki, aman derim allah muhafaza! belediye otobüsünde silah çekildiğine şahit olmuş biri olarak ben kavgadan tırsarım istanbul'da. zaten yalnız gezerseniz dualarım sizinle, emin olun yani...
odun gibi teçhizatı kullanmak yaygındır türk kavga tekniklerinde. taş, çöp tenekesi, olay mahallinin lojistik durumuna göre-inşaat yakınındaysa- kırık cam, beşeon kalas, tuğla, kiremit bulunmaz silahlardır. (görmediğim işin muhabettini yapmam) hele tuğlanın deliklerine parmaklarını geçirmiş ve havada sallayan türk mizanseni vardır tadından yinmez. çok üretken canım insanlarımız!çook...
istanbul'dan bahis açtık madem, oradan devam edelim. malum, en bol malzeme orada yani. evet, kavgalarda böyle filimlerdeki gibi teke tek olimpiyat tekvando maçı atmosferinin yakalanması maalesef artık pek mümkün olmuyor azizim. genelde "on kişi bi kişiye" hesabı görülüyor, bir mahalle bir köyün neslini barındırdığı içün; o işin adı kavga değil doğrudan imha oluyor. bu noktada istanbul'un uluslararası platformda yerini alamamış çeşitli merkezlerinin de hakkını vermek gerek. mesela bir kuştepe vakaları vardır ki, üçyüz kadar-inanmayan arkadaşlara her cumartesi kuştepe turistik gezi turları düşünüyoruz- böyle yaz günü kar montu giymiş adamın kaavelerden, evlerden ve türlü binadan çıkıp mköy'deki bir adamı kovalamasına şahit olunmuştur. sene 1999, hey gidi be o zamanlar itü daha bi delikanlıydı öys ile. neyse bu ayrı bir mevzu efendim. yani işin hulasası memleketimiz kendi kavga usüllerini çoktan geliştirip bir ekol oluşturmuştur...
şimdiye kadarki tekniklerimiz hep bir kişinin kendini savunması üzerine idi. pekii, otuz kişi topladınız-kız meselesi olabilir, başka bir durum olabilir- ve hedefe yöneldiniz. netice almak için nasıl bir strateji izlemelisiniz? burada türk usülü kavga tekniklerinin çoklu-savaş misillü- olanları devreye giriyor. tabii bu da ayrı bir ihtisas sahasıdır başlıbaşına. mevzuya yüzeysel olarak da olsa eğilelim. bu tür kavgalarda ilk husus, mümkün olduğu kadar çok kişiyi toplamaktır ki, manevra yapma imkanı olsun. tarihten feyz alan arkadaşların kolayca tahmin edebileceği gibi, ilk ve en etkili taktik, hilâl taktiği'dir. grup-ordu?- üç kola ayrılır ve olay yerinin bir-iki sokak yanından iki kol halinde-coğrafi koşullar gözetilerek- hücuma geçilir. arkada bekleyen grup en kalabalık olandır ve imha hareketini başlatmak onun görevidir. bu şekilde muhtemel bir bozgunda-allah saklasın- geri çekilme de düzenli ve kolay olur efendim. bu günlük türk kavga usülleri mütalâamız bundan ibaret, faydalı olabildi isek ne mutlu bize. kavgasız günler dilerim efendim...
suratınıza kelebekle hamle yapan tinercinin bileğinden tutup, hızını hiç kesmeden arkanızdaki tinercinin karnına doğru götürürsünüz. aslında iğrenç gibi görünmekle beraber yapıldığı anda insanı gülme krizine sokabilir
*(tarafımca kahkaha atılmıştır) ama kesinlikle diğer bekleyenleri tırstırıp kaçıracaktır...
bazıları
battal gazi'nin uyguladığı gibi, bi' adamı kaldırıp diğerlerine fırlatmak, ya da aynı adamı sallayarak diğerlerini devirmek şeklindedir
osmanlı tokadı en babasıdır, tek kalemde olayı bitirir, uygulaması tecrübe ve kuvvet ister
ayrıca, gıdıklamak, parmak atmak, much much yapmak (eli karşıdakinin bel hizasına uzatıp parmakları şıklatırken ağızdan ses çıkartmak) gibi garip yöntemler de vardır.
(venom, 08.07.2005 19:11 ~ 19:12)
ata sporumuz olan güreştir. ne sandınız?
küfürden daha ötesi olmayan eylem
okul yıllarında
çıkışta bekle deme suretiyle hem adam toplama zamanı kazanmak hem de hocaların gözünden uzak yerlerde hesaplaşmak
en geniş çaplı katliama sebep olan teknik, cüneyt abimizden öğrendiğimiz 10 kişinin üzerine atlama tekniğidir. üzerine atlanılan bu 10 kişi o darbeyle yere yığılır. kimi bayılır kimi ise ölür, ki bu ölüm apayrı bir hadisedir.
mahalle arası kavgalarda ise en büyük koz
tutmayın lan tutmayın nidalarıdır. kimse tutmasa bile ortamı gerginleştirir. rakibe gözdağı verir. "tutmasalar miker bu adam beni" diye düşündürür.
(lethromar, 09.11.2005 21:00 ~ 23.12.2007 15:57)
bir tarafta küfür, bir tarafta da uçan tekme ve tokat, ve aynı zamanda çeşitli demirbaşlar.
(bkz:
çok boyutlu kavga)
türk insanının yaratıcılığından olsa gerek, çok yaratıcı kavga teknikleridir.