şarkılara bakıldığında acıların adamı modunda bir sürü şarkı yazılmışken kadınların yazdığı az şarkı vardır. bu durumda türk kadını aşk acısı çekmez mi yoksa türk kadını şarkı yazmayı beceremez mi sorunsalını akla getiren düşünce
milenyum sonrası türk pop müziğinden yola çıkarsak doğru olan önermedir nitekim hangi podyum emeklisi şarkıcı hanıma bakarsak bakalım şarkı sözlerinde terk edilen veya terk eden erkek sevgiliyi "hadi ordan siee anca gidersin" , "elimi sallasam ellisi sana kim bakar pis hayvan", "kapımda günlerce süründün it-köpek" nidalarıyla uğurladıklarını görürüz.
doğruluk payı olan önerme.
aşk acısı kavramı soyuttur.somutlaştırmak istenirse bir takım yollara başvurulur.şiir gibi örneğin.
acısını kelimelere döken mısralara gergef gibi işleyen bir hatun kişi görmek çok zordur belki de yoktur ben bilmiyorum. türün en başarılısı iclal aydınsa zaten skoru önceden belli bir maça başlamaktır bu.
yok kadın düşmanı değilim herkes bildiği işi yapsın diyorum sadece.acı çekmeyi de çekebilene bırakın.
"gerçekten" aşk acısı çektiğini düşünen ve tutkuyla birilerine bağlı türk kadınlarını tenzih ederim.azınlıksınız.
genellemeye gelmeyen bir konu bence
kadın erkek olayı değil de bu duygusal ve duygusal olmayan insan modeli için geçerlidir
duygusal insan aşk acısı çeker
duygusal olmayanı ise malum
yanlış bir genellemedir kanımca.çünkü türk kadını tüm duygularında olduğu gibi bunda da dışavurmakta çekinir.sadece dostları bilir acısını.çok fazla insan değil.
erkekler gibi çevresindekilerle paylaşarak değil,kendi içinde yaşar ne yaşıyorsa.acısını da,sevgisini de,heyecanını da.
erkekler gibi sevgisini de acısını da etrafa haykırmaz.sağda solda köprüye çıkıp "aşk acısı çekiyorum,atlayacağım" diyen kadın göremezsiniz.doğrudur.bu,erkeklerde görülen bi durumdur.böyle olunca da sadece erkeklerin aşk acısı çektiğini zannederiz.oysa kadının acısı paylaşılmadığı için daha derin,daha çekilmezdir.bu yüzden de hep üzülen değil üzen taraf olduğu zannedilir.
ama yanılınır.
oysa türk kadını da gayet ağrılı aşk acısıçeker.
belki de türk kadını yıllarca acılarla boğuştuğundan (kurtuluş savaşı yılları örneğin) herhangi bir çeşit acı çekme durumunun türk kadınına yakıştırılamaması sonucu akla gelen tümcedir. ayrıca yapı itibariyle atatürk'ün bir özlü sözü gibi durmakta.
türk kadını acıyı çekmez geri kalanlara bırakır. yaşadım gittici değildir, siktim bıraktıcıyım olmak ister. grayder mi bu çeksin vursan zaten yarısını boşa götürüyo. içine işlemiş derinliklerde aşk acısı çeken türk kadını tüpünde biten oksijenin ardından kendini can kurtaranın kollarında bulur aşk acısını göte getirmenin şeklidir.
daha saçma bi genelleme daha olamaz heralde. zira türk kadını insan değil midir sorusunu peşinde getiren bi genellemedir.bu genellemenin türk kadınını kutsal bi varlık gibi gören kişiler tarafından ortaya atıldığını düşündüren hede.
türk kadını; aşık olma, aşık olduğunu birtakım salakça sıfatlarla tanımlanmaktan korkmadan ifade etme olanağına sahip değil ki, hissettiklerini çeşitli ürünlerle yansıtsın ve buna göre, aşk acısı çeker veya çekmez diye değerlendirme yapılsın...
wirginia woolf bir konuşmasında kadınlara şöyle seslenir "para kazanın, kendinize ait bir oda ve boş zaman yaratın. ve yazın. erkekler ne der diye düşünmeden yazın"
bir kadının içinden geleni yazabilmesi için var olan bir çok handikapın yanında, "erkeklerin ne diyeceği" meselesine gereğinden fazla önem vermeleri (türkiye koşullarında önem verdirilmeleri) hatta bırakın yazının muhatabı olan erkeği, dış kapının mandallarının bile yazılanlar ve yazan hakkında ahkam kesme yetisini kendinde görebilmesi mümkündür.
yazmak, yaşamanın birebir karşılığı değilken, içinde kurgu, hayal gücü, edebi sanatlar vs barındırırken, sadece tevriye yapmak için "size kanmak istiyorum" dediğinizde kandıralım anam diyenlerle karşılaşmanız mümkündür.
yaşanan acıyı kaleme almak bir kadına "ah garibiiim" diyecek erkek sayısını, yaşanan acıyı söylemek"teselli vermek isteyecek" erkek sayısını, yaşanan acıyı paylaşmak "ay ne gerizekalısın, siktiret sana adam mı yok" diyecek kadın sayısını arttıracaktır çevrede.
çevresinde kendi dilinden konuşan birini bulamıyorsa türk kadını (başlık belasına gardaş. kadın demek istiyorum aslında sadece, türkü ecnebisi yok bunun) acısını saklıyor. çekmiyor değil saklıyor. belli etmiyor. bildiğin oynuyor kınalı kuzum, rol yapıyor. yiyen de yiyor.
kendime not: hem seksist hem milliyetçi başlıklara karşı olduğumu belirtir, yine de yazmadan duramam.