|
|
- dört ana birimden oluşur.
1) anayasa mahkemesi: anayasa dışındaki kanunların anayasaya uygun olup olmadıklarına hükmeder.
2) adli (adalet arayan) mahkemeler: bireyler arasındaki anlaşmazlıklara bakar
* yargıtay: adli temyiz mahkemesidir, daha üstü yoktur.
* asliye(ceza (kim suçlu kim suçsuz, (bkz: tck)) ve hukuk (kim haklı kim haksız) mahkemeleri) : daha büyük davalara bakar
* sulh(ceza ve hukuk mahkemeleri) : öpüşün barışın kabilinden ufak davalara bakar.
* ...
3) idari (yargı yoluyla denetleyen) mahkemeler: bireylerle idari makamlar arasındaki anlaşmazlıklara bakar
* danıştay: yönetimin yargı yoluyla denetler. idari temyiz mahkemesidir. gerekirse sayıştayı döver.
* sayıştay: kamu kuruluşlarını ve sosyal güvenlik kurumlarını mali yönden meclis adına denetler
* ...
4) askeri mahkemeler: apayrı bir dünyaları vardır.
* ...
bu birimlerin birbirine göre üstünlük durumları nedir bilmiyorum. anayasa mahkemesi en üsttedir herhalde ama mesela sivil ile asker arasındaki anlaşmazlıklara kim bakar son sözü kim söyler sorusu havada kalmış bir sorudur benim için. pratikte bir öyle bir böyle bakıldığına şahit olduk gerçe ama yine de bunun için bir düzenleme var mı sorusu merak konusudur. (bkz: şemdinli olayı)
2 ve 3 altında kamu menfaatlerini gözetmekle yükümlü savcılar görev yapar. adli mahkemelerde görev yapan savcılara cumhuriyet savcısı idarinin altında görev yapanlara sadece savcıdenir. güncel olduğu için belirtmekte yarar var; cumhuriyet savcısı en yüksek adli mahkeme olan yargıtaya bağlıdır ve temel görevleri kanunlara göre cumhurun menfaatine aykırı her türlü durumu tespit etmek, delillerle ispatlamak ve ilgili mahkemelere intikal ettirmektir. sadece cumhuriyet rejimini korumak gibi algılanması eksik bir algılamadır.
(bkz: abdurrahman yalçınkaya)
(bkz: zekeriya öz)
(bkz: ferhat sarıkaya)
- "kara avrupası hukuk sistemi" ne dahil olan hukuk kuralları bütünüdür.
ne olduğunu ya da ne "olmadığını" anlamak için onu bir şekilde yaşamak şarttır.
- anlamak için debelenip durduğum sistem. ama yok arkadaş, çok boşluk var işin içinden çıkılmıyor. sonra da hakimler hukuk yaratıyor bu boşlukları dolduramadıkça filan. kısacası inanmadığım sistem.
ek: neresinden tutsan elinde kalan çürük sistem.
- (bkz: yamalı bohça)
- iki ayrı mahkemenin, koşulları, oluşumu vb. tamamen aynı olan iki ayrı olay için tamamen birbirine ters kararlar alabildiği hukuk sistemidir.
bu durumla ilgili "neden?" sorularına cevap verememenizi sağlayan sistemdir ayrıca da.
- aslında var olmayan sistem...
- burjuva hukuk sistemidir. parası tanıdığı yüksek yerlerde tanınması ile aldığı ceza vallahi değişiyor. vallahi diyorum bak çarpılma ihtimalimi bile göze alıyorum...
soygun ve vurguncuların çoğunın yüksek yerlerde genelde tanıdığı vardır o yüzden genelide bu ülkede tutuklanamaz hemen yurtdışına gider.. burada hukuk sisteminin ne kabahati var diyenlere nasıl ki siyasi hükümlüleri yurtdışında da olsa almak için canla başla mücadele ediyorsan bunun içinde mücadele edeceksin!
deniz feneri davası bize çok güzel gösteriyor aslında bu hukuk sistemini...
ya da zamanında serbest bırakılan "mehmet ali ağca"nın medya baskısı ile nasılda tekrar cezaevine koydular...
ne biliyim yine murat demirel'in gözaltına alınması daha sonra da serbest bırakılması ve çuvvvvvv yurtdışına çıkması! nasıl ama hoş değil mi?
aslında bu türk hukuk sistemi bizim gözümüze soka soka bunu yapıyor. kork ve sin diye...
çevrenizde duymuşsunuzdur mafya avukatlarının uyuşturucu kaçakçılığı yapanları nasılda az bir ceza ile kurtardığını... ve nasılda trilyonlarla oynadığını... anlatabildim mi?
keza nerede bir uyuşturucu çetesi varsa orada asker, polis, yargı, hukuk sisteminin devreye girdiği ve ta ki bu sistem daha büyük bir çetenin oluşması ile yok olduğunu ve bu yok oluşuda "türk hukuk sistemimiz tüm gücüyle işliyor..." diye gösterdiği...
öyle böyle bir sistem değil bu sistem!
çünkü sistem sistem olsa türkiye'de yaşayan yurttaşlarımız emniyet şeridinden giden adama sadece küfür etmez hukuk sistemi ile ona ceza verilmesini ister...
sistem sistem olsa yurttaşlarımız gözlerinin önünde işlenen bir cinayet için üç maymunu oynamaz!
sistem sistem olsa yurttaşlarımız herhangi bir sırada bekleyen yurttaşlarımızın önüne giren kravatlı amcaları tartaklarlardı....
türk hukuk sistemi baştan aşağı cortlamıştır...
hatta sözlüğümüzün deyimi ile "arı sıçtı!"
- yasamanın aldığı bir karar sonrası, yürütmenin gerekli işletmleri yapmaması nedeniyle kimi zaman işlevsiz kalır.
örnek vermek gerekirse; bir makam ya da bir komisyon hakkınızda usulsüz ya da kanun veye kurallara aykırı bir karar alır. gidersiniz idari mahkemeye ve hakkınızda verilen karar için yürütmeyi durdurma kararı alırsınız ve asıl problemler başlar. önce hakkınızda karar vermek için 2 saatte toplanan kurul yürütmeyi durdurma kararı için bir türlü toplanamaz, toplandığında ise siz ciddi zaman kaybetmiş ve hak ihlallerine uğramışsınızdır.
bir diğer saçmalık ise hakkınızda abes kararlar alan komisyon ya da makamın kesinlikle sorgulanmamasıdır. "kardeşim sen neden böyle bir karar aldın?" diyen bulunmaz. bu şartlar altında karar alan merci hakkınızda dilediğince kararlar almaya devam eder.
ha dersiniz ki suç duyurusunda bulun. o da ayrı bir problemdir... bulunursunuz ama haklı olsanız dahi karşınızdaki makam hafif ceza ile yırtar ve hayatı size zindan eder.
ki henüz sistem içinde varolan boşlukları kullanıp koca bir ülkeyle dalga geçerek kararlar alan hakimlere değinmiyorum bile...
evet burası türkiye... laik, demokratik, sosyal hukuk devleti...
- dilimize "mahkemelerde sürünmek"deyimini kazandırabilmiş sistemdir.
- sistemsizliğin içindeki sistem arayışının sonucudur.
- adaletin yerinde kanunun var olduğu sistem.
- yaklaşık 30 yıllık performası ile askeri yönetimle yönetilen ülkeler kategorisinde kararlar alan, sonra aihm'ye euro cinsinden ödeme yapan sistemdir.
- türkiye'ye adliye önü meydan savaşları gibi yepyeni bir sorun çözme yöntemini kazandırmış sistemdir. ziyaret ettiğiniz bir adliye önünde birbirine girmiş davalı/davacı aileleri en fazla 3 saatlik bir bekleme süresinden sonra görmeniz mümkündür.
|