futbol dünyamız bunu nasıl yapar bilmiyorum. ama gerek teknik, gerekse idari yönetimleri ile futbolumuzun yaşayageldiği kalitesizlik sorununun altındaki her türlü olumsuzluğun baş sorumluları olan kişilerdir. yaptıkları ya da yapmadıkları ile bu sorunun giderek daha da büyümesine neden olurlar.
örnekleri, gerekçeleri ile sayalım.
aziz yıldırım: futbola yıllardır yönettiği köklü kulübün koskoca geçmişini bir kenara bırakarak "kazanmak için her yol mübahtır" ilkesini - pardon ilkesizliğini demeliydim - son zerresine kadar soktuğu için. şimdi birileri kalkıp bu ilkesizlik zaten vardı demesin. beş yaşındaki bir çocukta dahi nasıl davranışlar sergilediğine dair buna benzer bir fikir oluşturabiliyorsa bir insan...
yıldırım demirören:
aziz yıldırım'ın kötü bir kopyası olmaktan öte hiçbir şey olamayan kişi. başlı başına bir kültür - ve hem de sadece futbol kültürü olmayan - abidesi olan koskoca kulübü tüm geçmişine ters nitelikte yönetim manevralarıyla ayağa düşürmesi, kendine bağımlı hale getirmeye çalışması nedeniyle.
fatih terim: sanırım kendisinin türk futboluna çok şey verdiğini, kazandırdığını iddia edecekler, son 4 senede kendisinin neler kaybettirdiğini unutuyorlar. kesinlikle futbol kültürüne hakim olmaması gereken bir idol. ihtiyacımız bu idiyse, bir rıdvan dilmen tam orada duruyor. ama biz böyle adamları tercih etmeyen bir milletiz... yazık!
melih gökçek: evet! sanırım fazla kelam etmeye gerek yok. ama futbol endüstrisine el atması, futbolu tamamen kitleleri bir yönetim aracı olarak görmesinden ileri geliyor. tabii bu endüstride dönen paralar da kendisinin iştahını açmış olacak ki birden fazla süper lig takımının iplerini elinde tutmak istiyor. eminim buna engel olunmasaydı bir beş yıl sonra üçüncü kulübü de görecektik.
bütün bu aktörler maalesef futbolun özünden uzaklaşmasına, futbolun artık futbol olmamasına neden olmuşlardır. şimdi toparlanması için geri gittiği yılların getirilmesi gerekiyor.
edit: imla