kızlardaki bekaret takıntısına sinir olduklarını söyleyerek ayıplarlar ama en büyük bekaret takıntısı bu erkeklerdedir. kimse beni türk erkeğinde böyle bir takıntı olmadığına inandıramaz
kendisi her haltı yiyen türk erkeğinin
sıra karşısındakine geldiğinde ısrarla istediği
madem böyle istiyorsun sen de zamanında yapmasaydın cevabı karşısında bu zihniyettekilerin vereceği cevabı merak ettiğim takıntı
bu konuda rahat olan diğer ülkelere özendiklerini kızların rahat olmasını istediklerini söyleyip evlenirken bakire kız arayan gereksiz erkek topluluğundaki saplantı
kızı gerçekten seven, değer veren erkeğin kısa ve orta vadede kıza seks talebiye gelmeyeceğini bilmeyen ve hayatta tatmini beyinle değil fiziksel yollarda arayan kızların yedikleri haltlardan gurur duyma olayını özetleyen takıntı.kızların bilmedikleri olay, gerçekten seven erkeğin cinsellik olmadan da sevebileceğidir.bu hassasiyet ilişkileri adeta ziplenmiş şekilde çabuk tüketen zaman isteyen bazı mesafeleri çabucak atlayan ilişki tarzına karşı gelişen bi nevi karşı reflekstir.rahat olalım lafı kısa-orta vadede kızı kullanmak içindir.
aslında takıntı olmayıp gayet normal olarak algılanması gereken bi durum. ancak genelde kendisini her haltı yemekte özgür görüp, evleneceği kızda bekaret arayan hemcinslerimin de olduğunu düşündüğümde öküzlükle eş seviyeye de ulaşabilmektedir.
1 ile sonsuz arasında fark olmadığından insanda şüphe uyandıran ama eğer arada güven köprüleri kendine güvenden öteye geçebilecek kadar iyiyse bence gülünüp geçilecek sorun
kadın erkek ayrımını ve cinsellik kısmını kaldırırsak da karşı taraf için 'ilk ve tek' olmak, olamamaktan çok daha büyük sorunlar yaratabilir insanın içinde.. o sizin için 'doğru insan' derken, siz 'başkası olmadı ki nerden biliyosun' diye düşünebilirsiniz..
insanın tecrübe kazanması gerekliliği gibi bir hadiseyi hiçe sayan olgu..zira buna göre evlenilecek insanla evlenmeden önce ilişki yaşanmaması anlamına geliyor...ve böylece de "ten uyumu" gibi bir olay da hiçe sayılmış oluyor..böylece herşeyin süprizlere bağlı olduğunu anlıyoruz...insanların bir çok şeye karşı kör olmayı sevmesi gibi...birlikte yaşamanın ömrünü belki de en yüksek derecede belirleyecek olan olaya karşı da kör olmayı seçmesi...
"türk erkeği" olarak sınırlandırmaya karşı olmakla beraber, bu konunun türkiye'de önemli bir sorun olduğunu kabul etmek durumundayız. erkekler yaratılıştan gelen kıskanç ruhlarından dolayı** bekaret olayını hep kafalarına takmışlar. bunda tabi görücü usulü evliliklerin, başlık parası gibi uygulamaların da etkisi olmuş. sonuçta birşey satın alınıyor veya hediye ediliyor gibi yapılan evliliklerde alan taraf, yeni aldığı malın* defolu veya ikinci el olmamasını bekler hale gelmiş. sonuçta olay evliliğin arkasından aileler arasında kan davalarına varan sürtüşmelere, töre cinayetlerine kadar varmış. tabi bu da takıntının sadece evlenen çiftler arasında değil, abi- kız kardeş, baba-kız gibi ilişkilerde de mevcut olduğunun göstergesi...
insanlığın farkına varması gereken bir olay var ki kadın ve erkek yaradılış olarak ne kadar farklı olursa olsunlar toplumda eşit bir değere sahip olmalıdır. bu tarz sorunlar; sadece kanunlarda değil, kafalarda da bu gerçeğin kabullenilmesiyle sona erme yoluna girecektir. bunun için erkeklere düşen, duygularını* kontrol etmesini öğrenmek ve eski düşüncelerden sıyrılmak olacaktır. kadınlara düşen ise gerek aileye, gerek partnerlerine güven vermek olacaktır. sonuçta gerçek bir güven her türlü "zar"ın verdiği garantiden çok çok ötedir. elbet kadınlar da evlenmeden önce sevdikleri, ciddi ilişki içinde oldukları erkeklerle cinselliği tatmak isteyecekler ve bunu yaşayacaklardır. ve her ilişkinin sonu evliliğe gitmeyebilir. ancak, her gün bir başka erkekle düşüp kalkan bir kadın da erkeğe o yukarıda bahsettiğim güveni vermez, aynı şey erkek için de geçerlidir. bu da olayın kafada bittiğinin kanıtıdır.
olaya farklı bir açıdan bakıldığında zaten "kızlık zarı" biyolojik olarak cinsel ilişkiyi engellemek için değil, ergenliğe kadar kadın cinsel organını enfeksiyonlardan korumak için var olan birşeydir. onu bekaret sembolüne dönüştüren yine insan beynidir. ayrıca sadece seks sırasında değil, bisiklet veya jimnastik gibi sporları yaparken yırtılabilir. veya aksine seks sırasında bile yırtılmayabilir. sırf bunlardan kaynaklanan yanlış anlamadan dolayı bile kadınların, ailelerin başına neler gelmektedir...
sonuç olarak, namusu ve güveni insanların bacak arasında değil kafalarda arayalım derim... hem sonuçta kulakta da zar var değil mi?
önemli olan ilk değil son olabilmektedir.
cinsellik bir aşkın doruk noktasıdır ve kızlar da erkekler de bunu istedikleri kişiyle istedikleri kadar yaşamalıdırlar.
ayrıca bir insanla yatmadan evlenmeye kalkmak tensel uyum oluşmaması riskini göze almaktır, dolayısıyla evlilikte cinsellik kabusa dönüşebilir.
bu takıntı yalnızca bağnazlık, yobazlıktır, herhangi bir açıklaması yoktur, olamaz. iki taraflı olarak ilk deneyim yaşanıyorsa ne güzel, ne aladır, yaşanmıyorsa da sorun değildir, olmamalıdır, sorun haline çeviren erkek derhal hayattan uzaklaştırılmalıdır.
entellerle tartışırken ederken entellere, muhafazakarlarla tartışırken muhafazakarlara hak vermeme sebep olan konu. sonuçta insan dilediği gibi yaşamak ister ama bir yandan da "özgür kızlar"ın yerine anneni ya da kızkardeşini koyunca hemen dönüyorsun fikrinden. sonra entellektüel birisiyle tekrar tartışınca tekrar önemsiz oluyor bu zar. gerçi herkes doğru bildiği yolda gidiyor, ne babalar var kızlarını özgür bırakıyor ama kız hazreti meryem, ne babalar var biricik kızının nanelerinden haberi yok.
şu bir gerçek ki hakikaten takıntılıyız... olmasak tartışmazdık.
not: lütfen bir sonraki giriye geçmeden mini anketimizi uygulayın
a) bekaret önemli
b) bekaret önemli değil
c) yorum yok
anketin yorumu:
a ise:
çok klasiksiniz. biraz aşın kendinizi. gidin boncuk mavisi bir tişört alın kendinize. bayan arkadaşınızın eski erkek arkadaşı ile mangal partisi düzenleyin
b ise:
işte ideal erkek. siz orada bekleyin, biz derginin editörleri olarak helikopterle oraya geliyoruz
c ise:
hala umut var. hem bu hayatta her şey boş değil mi?
olay tamamen kompleks ve kendine güvensizlikten ileri gelir. acaba ben daha önceki partneri kadar iyi miydim, acaba benimle iken onu mu düşünüyor, eğer benden daha iyi ise onu özler mi, vs vs
gereksiz.
her "takıntı" gibi sağlıksız olan bir durumdur.kırmızı kurdeleyi kesme şerefine(?!) nail olmak isteyen erkek tarafının yaralı egosunu okşamaktan başka bir amaca hizmet etmez.
bir kadın "evleneceğim erkek bakir olmalı" diye ortada dolaşmazken bir erkeğin bunu yapıyor oluşu da zannediyorum ki yataktaki performans ile hemcinslerinden ayrılmayı hangi cinsin daha büyük sorun haline getirdiğini ortaya koymaktadır.
''benden önce yaşadıkları beni rahatsız eder,olay esnasında aklıma gelir,rahatsız olurum'' diyenlerini biliyorum.kişi evlenmek istediği kızın kendinden önce kime aşık olduğunu,onu ne kadar sevdiğini bu kadar umursamazken,cinselliği ne kadar yaşadığıyla daha çok ilgilenmektedir.
''ben her şeyi yapayım ama karım hiç bir şey yapmamış olsun'' diyen bencillerin evlilik sonrasında cinsel anlamda hayal kırıklığı yaşayıp karısını bol bol aldatması beklenir.zaten böyle bir şeyi isteme hakkını kendinde gören kişi aldatmayı çoktan görmüş olur kanımca.hoş değil.