türk edebiyatının en iyi yüz dizesi   

 sayfa  / 3
adana çık aradan

  1. edebi değer açısından, ahengi öne tuttuğum için nacizane önerim budur;

    "bir el
    deriçelerde bir altın ziya yakıp indi
    aktı ab-ı sükuta yıldızlar
    bütün sular zehebi lerzelerle işlendi"

    (edit büdüt: edebiyatın objektif "iyi"leri ve "en"leri olmayacağını bilecek kadar bu işin içinde olmuş biri olarak elbette bu başlığı ben açmadım, driga üstüme kalmış)
    (hepimiz nokta vuruşluyuz hepimiz lazeriz, 22.03.2007 19:16 ~ 18.07.2008 01:20)
  2. benim adayım aşağıdaki dizedir:

    "memleket mi yıldızlar mı gençliğim mi daha uzak"
    (izmirist, 22.03.2007 19:24)
  3. nazım usta'nın yazdığı dizelerin hepsidir bence. ama aklıma ilk gelenleri,

    "bugün pazar...
    bugün, beni ilk defa
    güneşe çıkardılar.
    ve ben, ömrümde ilk defa
    gökyüzünün bu kadar benden uzak,
    bu kadar mavi, bu kadar geniş olduğuna şaşarak,
    kımıldamadan durdum
    sonra saygıyla toprağa oturdum,
    dayadım sırtımı beyaz duvara.
    bu anda;
    ne düşmek dalgalara,
    ne kavga, ne hürriyet, ne karım.
    toprak, güneş ve
    ben...
    bahtiyarım…"

    "... yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
    ve bir orman gibi kardeşçesine..."

    "... basit yaşayacaksın basit...
    susayınca su içecek kadar basit..."

    aklımda kaldığı şekilleriyle yazmış bulunmaktayım. yanlış hatırlyorsam hatalarım affola...

    edit: basit yaşayacaksın şiiri, cokoprenses'in hatamı düzelttiği üzere nazım hikmet'e ait değilmiş. düş hekimi yalçın ergir'e aitmiş. gözümde hiçbir değerini kaybetmemiştir. en iyi yüz dizeye girecek kadar anlamlı ve güzel bir şiirdir.
    (mor kulaklı mavi kurbağa, 22.03.2007 21:14 ~ 16.09.2007 13:23)
  4. "ne kağıt isterim ne kalem;
    mesut sanmak için kendimi.
    parmaklarımda cıgaram,
    dalar giderim mavisinden içeri
    karşımda duran resmin."

    (bkz: dalga)
    (bkz: orhan veli)
    (thedewil, 22.03.2007 21:19 ~ 21:23)
  5. "sen mutlulugun resmini yapabilir misin abidin
    işin kolayına kaçmadan ama
    gül yanaklı bebesini emziren melek yüzlü anneciğin resmini değil
    ne de ak örtüde elmaların
    ne de akvaryumda su kabarcıklarının arasında dolanan kırmızı baliğinkini
    sen mutluluğun resmini yapabilir misin abidin
    1961 yazı ortalarında küba’nın resmini yapabilir misin
    çok şükür çok şükür bu günü de gördüm ölsem de gam yemem
    gayrinin resmini yapabilir misin üstat
    yazık yazık
    havana'da bu sabah doğmak varmışın resmini yapabilir misin
    bir el gördüm havana’nın 150 kilometre doğusunda deniz
    kıyısına yakın bir duvarın üstünde bir el gördüm
    ferah bir türküydü duvar
    el okşuyordu duvarı
    el altı aylıktı okşuyordu boynunu anasının
    on yedi yaşındaydı el ve mariya'nın memelerini okşuyordu
    avlucu nasır nasırdı ve karayip denizi kokuyordu
    yirmi yaşındaydı el ve okşuyordu boynunu altı aylık oğlunun
    yirmi beş yasındaydı el ve okşamayı unutmuştu çoktan
    otuz yasındaydı el ve havana’nın 150 kilometre doğusunda
    deniz kıyısında bir duvarın üstünde gördüm onu
    okşuyordu duvarı
    sen el resimleri yaparsın abidin bizim ırgatların demircilerin ellerini
    kübalı balıkçı nikolas'in da elini yap karakalem
    kooperatiften aldığı pırıl pırıl evinin duvarında okşamaya
    kavuşan ve okşamayı bir daha yitirmeyecek kübalı
    balıkçı nikolas'in elini
    kocaman bir el
    deniz kaplumbağası bir el
    ferah bir duvarı okşayabildiğine inanamayan bir el
    artık butun sevinçlere inanan bir el
    güneşli denizli kutsal bir el
    fidel'in sözleri gibi
    bereketli topraklarda şekerkamışı hızıyla fışkırıp yeşerip ballanan umutların eli
    1961'de küba’da çok renkli çok serin ağaçlar gibi evler
    ve çok rahat evler gibi ağaçlar diken ellerden biri
    çelik dökmeğe hazırlanan ellerden biri
    mitralyözü türküleştiren türküleri mitralyözleştiren el
    yalansız hürriyetin eli
    fidelin sıktığı el
    ömrünun ilk kurşunkalemiyle ömrünun ilk kadına
    hürriyet sözcüğünü yazan el
    hürriyet sözcüğünü söylerken sulanıyor ağızları kübalıların
    bal kutusu bir karpuzu kesiyorlarmış gibi
    ve gözleri parlıyor erkeklerinin
    ve kızlarının eziliyor içi dokununca dudakları hürriyet sözcüğüne
    ve koca kişileri en tatlı anılarını çekip kuyudan yudum yudum içiyor
    mutluluğun resmini yapabilir misin abidin
    hürriyet sözcüğünun resmini ama yalansızının"

    (bkz: saman sarısı)
    (methyl red, 22.03.2007 21:24)
  6. saatler saatleri vurdu çelik sesiyle
    saatler son gecemin geçti cenazesiyle
    nihayet ben ağlarken toprağın yüzü güldü
    sokaklardan caddeye doğru sesler döküldü


    faruk nafiz çamlıbel
    (seashell, 08.05.2008 22:58)
  7. ağır, ağır çıkacaksın bu merdivenlerden,
    eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak,
    ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak...

    ahmet haşim
    (neva, 08.05.2008 23:02)
  8. "benim yağmurumda gezinemezsin, üşürsün."
    (bkz: attila ilhan)
    (psikopat yazar, 08.05.2008 23:42)
  9. ne hasta bekler sabahı
    ne taze ölüyü mezar
    ne de şeytan bir günahı
    seni beklediğim kadar

    (bkz: necip fazıl kısakürek)
    (dedim ve noktayı koydum, 20.06.2008 21:30)
  10. gidersen yıkılır bu kent kuşlar da ölür
    bir tufan olurum sustuğun her yerde

    (bkz: ahmet telli)
    (yagmuradam, 20.06.2008 21:53)
  11. kim istemez mutlu olmayı/ama mutsuzluğa da var mısın?

    (bkz: cemal süreya)
    (kaldırımmühendisi, 20.06.2008 22:23)
  12. sen yoksun
    boşuna yağıyor yağmur
    birlikte ıslanmayacağız ki
    boşuna bu nehir
    çırpınıp pırpırlanması
    kıyısında oturup göremeyeceğiz ki
    uzar uzar gider
    boşuna yorulur yollar
    birlikte yürüyemeyeceğiz ki
    özlemlerde ayrılıklar da boşuna
    öyle uzaklardayız
    birlikte ağlayamayacağız ki
    seviyorum seni boşuna
    boşuna yaşıyorum
    yaşamı bölüşemeyeceğiz ki

    (bkz: aziz nesin)
    (adenozintrifosfat, 20.06.2008 22:27)
  13. güneş altında söylenmedik söz yokmuş
    bu yüzden geceleri söylüyorum sevdiğimi
    ne gece ne gündüz yokmuş söylenmemiş söz
    bende söylenmişleri söylüyorum yeni biçimde
    hiç bir biçim kalmamış dünyada denenmedik
    bende susuyorum sevgimi saklayıp içimde
    duyuyorsun değilmi suskunluğumu nasıl haykırıyor
    susarak sevgisini ilan eden çok var sevgilim
    ama bir başka seven yok benim sustuğum biçimde...

    (bkz: aziz nesin)
    (adenozintrifosfat, 20.06.2008 22:29)
  14. 1-ben sana mecburum
    2-bence artık sen de herkes gibisin
    (dahianlamindakideayriyazilir, 20.06.2008 22:38 ~ 22:38)
  15. yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
    ve bir orman gibi kardeşçesine

    nazım

    dünyanın mottosu olmalıdır bu dizeler.
    (voldemort, 20.06.2008 22:46)
  16. ...
    dağın pulat yüreğine işledim,
    şimşeğin masmavi usturasına
    sevdanı usul usul
    sevdanı mısra mısra
    lo ben seni hapislerde sevmişim,
    ben seni sürgünlerde.
    yurdum benim
    şahdamarım...

    ahmed arif
    (tarshalafi, 20.06.2008 23:45 ~ 23:45)
  17. ben sana mecburum bilemezsin.

    (bkz: atilla ilhan)
    (lost knight, 20.06.2008 23:53)
  18. yokluğun cehennemin öteki adıdır
    üşüyorum kapama gözlerini.

    (bkz: ahmet arif)
    (yolkolik, 21.06.2008 00:02)
  19. yüreğim sızlıyor bu roman iyi bitmeyecek
    beterin beteri var diyenlere inanmıyorum
    hep böyle havalar besler fırtınaları
    korkarım bu mavi ışık çabuk sönecek
    duymazdım durgun suların bezgin türkülerini
    alışmak ölümün bir başka adıymış bilmezdim
    bir yangın sonu yorgunluğu yakıyor avuçlarımı
    bir rüzgar kulaklarımdan hiç eksilmiyor
    esirgenmiş bir dünyada müthiş yalnızım
    geri dönsen bile ben artık o ben olmayacağım
    yüreğim sızlıyor bu roman iyi bitmeyecek
    ...
    h.h.korkmazgil
    (hodbinim işte, 21.06.2008 00:38)
  20. when ı was a little child,
    bir yokluktu ankara

    (bkz: selim ışık)
    (hürrem, 21.06.2008 00:51)
  21. bitki olacaksam
    çayır çimen olayım
    aman baldıran değil.

    yol altında kalacaksam
    gelin arabaları geçsin üstümden
    çelik paletler değil.

    üstümde çocuklar koşuşsun
    ne kaçan ne kovalayan
    askerler değil.

    kerpiç yapacaksanız beni
    okullarda kullanın
    ceza evlerinde değil.

    soluğum tükenmez de kalırsa
    ıslık öttürsünler
    aman ha düdük değil.

    kalem yapın beni kalem
    şiirler yazın sevgi üstüne
    ölüm kararı değil.

    ölünce yaşamalıyım defne yapraklarında
    sakın ola ki
    silahlarda değil.

    (bkz: aziz nesin)
    (chubbchubb, 21.06.2008 01:11)
  22. yol uzun, gece kara.
    sevgi taşıyorum
    gözlerim yana yana.
    yoğrulmuş yüreğim
    tuz, biber ve kimyonla.

    benim yeryüzünde
    ah-u zarım var.

    yol uzun, gece kara.
    gülüm benden uzakta
    eski baharat yollarında
    gidiyorum, gidiyorum
    tik nefes bir kamyonla.

    benim yeryüzünde
    arz-i halim var.

    yol uzun, gece kara.
    ben bu garip yolculukta,
    çoğaldıkça çoğaldım.
    evvel bir idim
    simdi milyonla.

    metin altıok
    (rakibini operek olduren kunkfucu, 21.06.2008 11:06)
  23. niksarda evimizde
    küçük bir kuş kadar hürdüm
    kamyonlar yine kavun taşır
    ben hep seni düşünürdüm.


    (bkz: cahit külebi)
    (şeftali suyu, 15.07.2008 20:38)
  24. tam olarak karar verilebilmesi zor olan bir en soru cümlesi filanı falanı.
    (mark denver, 15.07.2008 22:01)
  25. "saygı anılarınıza
    saygımız ki
    bir kuşun yarası kadar derin"


    (bkz: edip cansever)
    (bkz: pas)
    (şorşak kirpi, 15.07.2008 22:06)
 sayfa  / 3