|
|
- her zaman imrendiğim hayattır.hayat slow motion geçer.karakterler uzun uzun birbirlerine bakarlar sürekli.kimsenin acelesi yoktur.herkes birine aşık olur.çocukların,yaşlıların bile sevgilisi olur,bu kaçınılmazdır.ayrıca hiç bir iş yapmasanız da,nerden geldiği belli olmayan paralar kazanabilirsiniz.iş yerlerinde bile tek sorun sevgili problemleridir.
yalnız bu dizilerdeki en büyük dert,seksin olmayışıdır.sevdiğinizle kalırsınız.
- türk dizilerindeki hayatı dönemsel olarak incelemek gerekir. çok kanallı hayata geçiş evresinde ve ileriki dönemde. bu iki evre farklı özellikler taşır.
çok kanallı hayata geçiş evresinde karakterler daha halktan kişilerdir. diziler daha çok iç içe skeçlerden oluşur. çöpçü leventle fabrikatör murtaza'yı bir arada görmek mümkündür. murtaza'nın çok çirkin olabileceği gibi levent'in dünya yakışıklısı olması da mümkündür. enikonu hayattır ortadaki mesele. insanların televizyon ekranında kendilerinden bir parça görmek istediklerini düşünen vizontelecilerin oyunudur bunlar. fakat yıllar geçer. ileri evreye gireriz. tüm karakterler güzellikte sınır tanımamaya başlar ardından olaylar değişir. sıradan halk parası olan halkın hikayelerini izler hep. yahut sıradan halkın parası olan halka evrimleşmesinin hikayeleri doldurur ekranları.
- bana doğal gelmeyen hayatlardır. örneğin yaprak dökümünde biraz da fakirlik söz konusu ama nedense kahramanlar bir giydiğini bir daha giymiyorlar . sofralarında yok yok . eve her gelen eli kolu dolu geliyor. dizilerde böyle demekki.
- özellikle bıçak sırtı adlı diziyi ele alırsak, herkesin tuttuğunu siktiği bir hayat olarak görünüyor. o yüzden, yurdum insanı abazan gezerken dizilere aldanmamak gerektiği kanaatindeyim. yani bazen diziler hayatı olduğu gibi nakletmiyor.
genco bana daha samimi geliyor açıkçası. neden derseniz, 1 sene oldu, anca bağladı hatunu. adam malı yavaş yavaş götürüyor anlayacağınız.
- üzerinde nefes aldığı toprakları olduğu gibi kabullenemeyip, etrafındaki insanlara yabancılaşmış kişiler, batıdaki her daim ferah ekonomik hayatın doğal sonucu olarak beraberinde getirdiği uç yaşantıları ve geceye dair yığılışların özlemini çekiyorken, doğal olarak gerçek anlamda özgür hayatlara hasret kişilere oldukça batan bir nahoşluğu da beraberinde getirir türk dizilerindeki hayat.
pek çoğumuzun kurtulup sıyrılmak istediği, o rahatsızlık verici, bütün ailenin bir arada yemek yediği sofralar ya da içinden geçerken derin bir rahatsızlığın keskin dayatmalarını hissettiğimiz ve bize, "o renkli çantanla buraya ait değilsin!" tehditini savuran bazı mahalleler gibidir türk dizilerindeki yaşantı. bütün o ataerkil yaşantılardan sıyrılıp bir seinfeld kayıtsızlığına bürünmek istiyorken ya da aptallıklarımızın j.d.'de olduğu kadar üzerimizde komik gözükmesini dilerken acıtır ve bizleri sündürür bu türk dizilerin öz acı, bitmek bilmeyen küçük sorunlardan büyük dertler yaratma ve sevilen kişiyi takıntı yapma merakı.
yine de, türk dizilerindeki o mahalle vari hayattan sıyrıldıktan sonra, jerry'nin lafı anında gediğine koyan laflarında da tamamiylen huzur bulabildiğimiz pek söylenemez.
çünkü her daim, doğuya dair bir hüzün ve hüzünbaz olma sevdası geri çeker bu topraklara, iki medeniyet arasında, kendini tanımlandıramadan çöken bir köprüye dönüşür.
yine de, her çöküş, izlenmeye değer, yaşanmaya değer bir yürek yakışı bırakır gerisinde.
gerisinde, hiç kimsenin gülmediği espriler yayılır atmosfere.
- yataktan full makyaj ve topuzla uyanan türk kadınları.
- -----spoiler-----
kahramanımız fakir olarak başlarsa, günün birinde muhakkak çok zengin olur.
-----spoiler-----
- tamamı olmasa da büyük bir çoğunluğu yapmacıktır, gerçeklikten uzaktır ve bazıları gerçekten saçmadır. kahramanlar ya çok zengindirler, ya da çok fakir. ortası yok mudur bunun? vardır elbet. mesela bizimkiler. adından belli. "bizimkiler" yani o dizideki kahramanların bir değişiği yok muydu apartmanımızda? o nedenle çok sevmedik mi bu diziyi? peki neden şimdiki diziler ısrarla sıradışı hayatları seçiyorlar. mesela kaç tanemizin "genco" adında bir arkadaşı var? -hakikaten genco ne lan? geçen güne kadar filmdeki bir karakter olduğunu bilmiyodum ben bunun-
- *orta halli bir aile beklenmedik ekonomik sıkıntılarla karşılaşsa dahi asla lüksünden fedakarlık etmez ve taksiden vazgeçmez.
*her sabah tüm aile birlikte süper bir kahvaltı masasına oturur ama kimse işine okuluna geç kalmaz ya da kimse uykusuzlutan dert yanmaz.
*ormanlık alanda villalarda yaşayanlar, şehir merkezine iki dakikada ulaşabilir.
*ara mahallelerde komşuluklar inanılmaz iyidir.
*evlilik dışı çocuktan en son babasının haberi olur sonra da mutlu mesut yaşarlar(tabi bunlar esas oğlanla kız ise kesin bu).
*kadınların saçları hep yapılıdır, herkes sabahtan kuaföre uğrar ve ardından o güne başlar.(sanırım yani)
- herkes her zaman bakımlıdır,evler tertemizdir ancak genellikle kimse ağda yapmaz,traş olmaz (sevimsiz işlerle uğraşmaz),bulaşık,ütü vs gibi ev işleri yapıldığı çoğu zaman görülmez.
kazancı kısıtlı kişiler göz önüne alındığında kiminde benetton bir kazak,kiminde chevingon bir pantolon göze çarpar (nike,elle gibi çok bariz markalar olmasa da hepsi pahalı ve kaliteli markalarla giyinip kuşanır)
herkesin işi acayip keyiflidir.işe giderken homurdanmazlar,sabah erken kalkarken mızıldanmazlar veya eve döndüklerinde de yorgun ve suratsız değildirler.işe gittiklerinde bir dolu sempatik,komik,eğlenceli olay yaşarlar ve birlikte öğle yemeğine çıkarlar,ancak hiçbir zaman çalışırken görülmezler.
kimsenin trafikte kaldığı,bir yerlere geç kaldığı görülmemiştir.
otobüs beklenmez,kalabalık bir otobüste ayakta gidilmez.
kısaca hayatın zor ve tatsız yanı konu edilmez bu filmlerde.hedef kitlesindeki (çoğu genç veya çocuk olan) bireylere ise şahane,rahat,mutlu,kolay bir hayat yaşandığı imajı verilir.örneğin bir dizide dergide çalışanlar söz konusu olunca (örneğin avrupa yakası) kafası karışık ve deneyimsiz bir ortaokul öğrencisi dergici olmaya özenebilir.o mesleğin renkli yanlarını,nişantaşında gezip tozmayı,kafa dengi çalışma arkadaşlarını,yıl dönümlerinde partiler vermeyi hayal eder.işin tatsız kısımlarını değil.
herhangi bir dizide bir avukat gören,henüz ideallerini belirlememiş bir çocuk veya genç için de durum bu olabilir.havalı bir cüppeyle hakimin önüne çıkıp itiraz ediyorum demeyi düşlerler,ardından imkansız davayı kazanıp gazete ve tvlere röportaj vereceklerdir.mesleğin zorluklarını bilmezler.
özetle ; dizilerde elbette belli konular es geçilecektir.birinin ishal olması veya ağda yapılması estetiklik gayesi güden bir dizi için (ki haklı olarak tüm diziler amaçlar bunu) mümkün değildir,kabul.
ama dizilerin de biraz ayağının yere basması şart;toplum için...
- üniversite öğrencileri her daim gezer tozar. para sıkıntısı çekmez. tek dertleri sevgilileridir.
(nott, 30.06.2008 18:05 ~ 18:06)
- genelde başlarına ne gelirse gelsin ölmeyen sapasağlam karakterlerdir.dizi konuya sıkıştıkça oyunculardan birisi hasta olur ya da kaza geçirir.öyle bir kaza ki koma da yatar ama iki güne kadar ayağa kalkar,kanseri yener.süper güçlü birbirlerine inanan ve sımsıkı sarılan insanların hayatıdır.
- gaday godoy işlerle uğraşılır.asla topluma birşey kazandırmak,bilime destek vermek,çevre bilinci aşılamak gibi şeylerle uğraşılmaz.kimin çocugu kimden olmuştur,birinin nişanlısı diğerini berikinin kız kardeşiyle falan aldatır.ya da lavuğun biri derin devlet kurmuş önce türkiye yi sonra dünyayı ele geçirecektir takım elbiseli birkaç iyi(!) adam çıkar onu dağıtır bu arada bol bol insan ölür bol bol illegallik yapılır ama devlet millet için yapıldığından çok da kaale alınmaz.bu böylece sürer gider.cari açık.istihdam sıkıntısı,enerji problemleri vs. dert değildir yani.
(gebesh, 30.06.2008 18:11 ~ 18:13)
- en son babalar duyar dizisini örnek gösterecek olursak; ufacık ve eski bir torna tezgahından ibaret bir atölyenin ustası torna tezgahında hiç bir iş yapmadığı halde, hatta eşşek kadar oğluyla birlikte parçayı tezgaha ters bağladığı halde, bir çırak beslediği halde 4 genç kız ve 2 ebeveynden oluşan bir aileyi mutlu mesut geçindirebilir. hayır o tezgah hiç dönmüyor orda, devamlı başında temizlik yapılıyor. nasıl para kazanıyorlar anlamadım ki.
aynı dizide bir dizide cnc sinan hadisesi vardır ki bir cnc takım tezgahı alarak hayatınızın sihirli değnek değmişcesine değişebileceğini zannedersiniz. önce piyasa işlerini bırakıp sonra fason imalata yönelmek için gereken süre es geçilmiştir zira.
- -fakiriz diyen insanlar genelde bahçeli iki katlı evlerde oturur.o kadar fakirdirler ki akşam yemeklerinde bakarız her çeşit yemek vardır.sabah kahvaltılarında 4 çeşit peynir,meyve suyu yanında çay vardır.
-üniversite öğrencileri süper lüks evlerde yaşar.ne ders çalışmak ne bişey.karı-kız-erkek peşinde koşulur.
-yağmur altında öpüşmeler moda.
-zengin koca-fakir kız hala seyrediliyor.çok ilginç.farklı bir senaryo yok ortada.bu kadar kabız bi milletiz gerçekten.yıllardır yeni bişey yok.
-polisiye dizilerde çevik,yakışıklı,korkusuz polisler görürüz.hepsi bacı-kardeş.o kadar maaşa böyle metroseksüel nasıl olunuyor biri anlatsın bakalım.
- (bkz: bir gün herkes konaklarda oturacak)
- gündemi takip etmeye gerek bırakmaz.
televizyonu açtığın anda tak, ilgili haber karşında. özel tv kanalları var mk. bi kere de reklam olsun, magazin olsun, di mi? hayır efendim hemen "holdingin önünde kimliği belirsiz kişilerce kurşun yağmuruna tutulan iş adamı", o değilse "öğlen saatlerinde gerçekleşen patlama"...
böyle teşkilat, bu hizmet anlayışı cnn'de yok, reuters'ta ne arasın. aydın doğan rulez.(mavio, 30.06.2008 19:03)
- bu dizileri ingiltere demi isviçre demi nerde çekiyorlar anlamadımki herşey günlük güneşlik adamların aşk dışında hiç bi derdi yok zavallılar nedense bi aşk konusunda mutluzlar gerçi şimdi türkiyedeki dizileri 3 e ayırabliriz il olarak bu sihirli falan hani bez bebek ki kendisi fox tv yi ne zaman açsam yanınlanan dizidir. selena vs bu dizilerde aile zengin mal mülk yerinde maşallah bunlarda böyle hayat rahat olunca yapcak iş yok napsınlar köyülüklerle falan savaşıyolar ikinci kısımda bu bizim romantık dizilerimiz geliyorki örnek vermek gerekirse şehrazat onlardada herşey tıkırında adamlar aşkı arıyolar falan hatta kıza bir geceliğine 150 bin dolar falan verdi. aşkın aranmadığı tek dizimiz kurtlar vadisiki ordada 4 yıldır türkiyenin yarısını öldürdüler ama onlarında hayatları rahat polat alemdar ne iş yapıyor belli değil ama ekonomık sıkıntılardan hiç etkilenmiyor. yanı kısaca bu bizim dizilerdeki hayat türkiydeki hayattan çok uzak adamlar aşkı arayıp duruyolar yani kısaca bizi bu masallarla uyuturken arkadan samanlıktan suyu yürütüyorlar bizim gençlerimiz ordaki hayatlara heveslenıp üözenirken her geçengümn biraz daha salaklaştırılırken hayatın amacını aşk zanederken biz neler kaybediyoruz neler...
- -ders falan çalışılmadan üniversite kazanlır,sınıf geçilir.(hayat bilgisi isimli dizide tembel haylaz ders çalışmayıp gereksiz işlerle uğraşan kerem isimli arkadaş üstelik lisede bir sene sınıfta kalaraktan iü hukuk fakültesini kazanmayı başardıydı.)
-bir kaç isitisna dizi hariç ekonomik gidişata değinilmez. siyaset tartışılmaz. ülkemizin sosyal durumuna değinilmez.
-evler dublekstir ya da eski ahşap konak şeklindedir. apartman olsa dahi ev çakma residence düzeyinde olur.
-sınıf farkı gözetilmeksizin, ailenin apartman kapıcısı ve ailesiyle olan ilişkileri yatak odasına dahi destursuz girilebilecek düzeydedir.
-zenginler ve orta sınıf yemeği hep çatal bıçakla yediğine göre demek ki genelde et- balık-tavuk türü şeyler tüketilir. (holding patronu rolleri şöyle ekmeği kuru fasulyeye bandırıp tüketmez. hadi onu geçtim hiç mi sulu yemek tüketmiyorsun be adam. hakikaten holding patronları sulu yemek yemiyor da olabilir. gerçekte hiç bir holding patronuyla karşılaşmadığım için bu adamların yemek kültürünü bilmiyorum zira ama orta sınıf da mı sulu yemek yemiyor biraderim.)
yapmayın etmeyin yahu.
-evin sevimli haylaz küçük çocukları çok bilgiçtir. çoğu kez bir çocuktan beklenmeyecek düzeyde mantıklı cevaplar verir ve genelde fenerbahçeyi tutar.( ne hikmetse eskiden beri bu küçük yavrucaklar hep fb'lidir. hadi eskiyi geçtim şimdiki durum itibariyle gözlemlerime dayanaraktan konuşmam gerekirse 1-20 yaş arası gs'li çocukların sayısı fb'lilere oranla daha fazladır. hadi fazla olmasa bile arada sırada bu çocukların bazılarını cim bomlu yapın artık ya)
-yemekten sonra bu küçük yavrucaklar hemen odalarına çekilip yatar. ergen düzeyindekilerin aşk hayatıda çok iyidir.(manidoo, 30.06.2008 19:29 ~ 19:37)
- -tarlalardaki altın sarısı mısırların rüzgarda fısıldadığını bana sen öğrettin
gibi buram buram edebiyat kokan lafları ayak üstü söyleme yetisine sahip,her zaman şiir gibi konuşan insanların hayatıdır,insanın dili hiç mi sürçmez.
- dizi başladığı güne kadar hiç sevgilisi olmamış taş hatunların barındığı hayattır. nedense o tarihten itibaren dizideki herkes birbirinin sevgilisi olmaya başlar ve dizi finalinde tüm aşıklar hayatlarını birleştirirler. *
- yalan rüzgarının aratmayacak zenginliktedir.
- telefonlar 1. dııt, kapılar ise daha zil melodisi bitmeden açılır mesela. hadi telefon bir derece. o arada kurcalıyorsundur telefonu oyun moyun oynuyorsundur, yanlışlıkla yes e basarsın anlarım da kapı ne? ufak apartman dairelerinde geçenler gene bir derece mantıklı da o koskocaaa malikanelerde bile kapılar zırt diye açılır. insanlar her an kapı veya telefon çalacak da onu açacakmışcasına tetikte beklerler bu hayatlarda.
- belli firmaların, yönetmenlerin, yapımcıların ve senaristlerin tekelinde olduğu için bir dizi bitip öbürü çekildiğinde bile değişmeyen hayatlardır bunlar. yine aynı sebeptendir ki sürekli aşkın jeep, sözbir otel, zigana sport görür durursunuz.
(bkz: sinegraf)
(bkz: pana)
- iki ileri bir geri dir.
iyi şeylerin arkasından mutlaka kötü şeyler olur.
|