belki ilginizi çeker
  1. · kamus ı türki
  2. · murat birsel
  3. · eğitimin yabancı dille verilmesi
  4. · kasıntı edebiyat öğrencisi cümleleri
  5. · sur da ölesiye yiyelim zirvesi
  6. · ağzına sıçılası komşu modeli
  7. · eski yazı
  8. · sınavlarda verilen komik cevaplar
  9. · çağatayca
  10. · marmara üniversitesi fen edebiyat fakültesi
  11. · madde 97: bir ünlü şahsiyeti seninle mcdonald's a gitmeye ikna et (reklam)
gündem
  1. · aklidengegorecelibikavramdir
  2. · 22 kasım 2009 izmirlilerin pkk tepkisi
  3. · 22 kasım 2009 galatasaray manisaspor maçı
  4. · aylin aslım
  5. · 100 opera
  6. · annelerin yakışıklı anlayışı
  7. · başkaları sevinsin diye yapılan atraksiyonlar
  8. · supersonic
  9. · nihat doğan

türk dili ve edebiyatı  

  1. osmanlıca tabirle "türkiyat", batılı bir ifade tarzı olarak da "türkoloji" diye anılan, türkiye'de ismi zikredildiğinde insanların aklına yalnızca sevimsiz bir dersin geldiği, esasen bir sanat ve bilim dalı. çoğu öğretmen tarafından sevdirilemediği doğru olmakla birlikte, türk öğrencilerinin tamamına yakınının önyargıyla yaklaştığı, sevmemek için elinden geleni yaptığı ve dahi öğrenmeye karşı direndiği bir ders olarak da bilinir. asıl amacı, belgelere dayalı olarak 1200 yıllık yazılı bir geçmişe sahip olan türk yazı dili ile yazılı edebiyatının ve kökü çok daha eskilere gittiğine artık kimsenin şüphe etmediği türk sözlü edebiyatının tarihini incelemek, tasnif etmek ve insanlara öğretmektir. koskoca bir türk edebiyatını yalnızca aruz kalıbına indirgeyen, "aruz" deyince de aklına bir iki basit aruz tefilesinden başka bir şey gelmeyen bir kısım zevat, bu dersi ve bilim dalını aşağılamak ve lüzumsuzluğunu vurgulamak için bu meseleyi diline dolamış ve artık kabak tadı vermiştir. ez cümle: türk dili ve edebiyatı, türk kültür ve medeniyetini meydana getiren kolların en önemlisi olarak araştırılmaya, okunmaya, öğrenilmeye ve muhakkak ki öğretilmeye fazlasıyla layık, önemi hiçbir dönemde yadsınamayacak bir bilim dalı, bir sanat şubesidir. bu bilim dalını ders olarak okutan ve gerçekten de zaman zaman öğrencileri canından bezdiren öğretmenlerin bu tutumlarından vazgeçmeleri, öğrencilerin de her şeyden nefret eden, her şeye soğuk ve tepeden bakan tavırlarından vazgeçip bir şeyler öğrenmek için bir parça istekli olmaları, tüm samimi gönüllerin ortak rüyasıdır.
    (mümtaz, 14.06.2007 13:50)
  2. pek sevgili bölümüm.
    aslında tamamen gönül işi olup, sev(diril)mekle alakalıdır. -hayır lise hocamdan falan etkilenmedim-
    bütün bunların içine girip, sıkılmamak, şikayet etmemek ve belki de en önemlisi 'eski şeyler işte, ne işime yarayacak ki' modunda yaklaşmamak lazım gelir.
    evet, zordur da aslında. özellikle osmanlıca ve arap alfabesi hakkında pek de bir şey bilmiyorsanız ilk döneminiz biraz işkence kıvamında biraz 'nasıl düştüm ben buralara' şeklinde kıvranmalarınızla geçebilir. ama yavaş yavaş öğrenmeye başladıkça aslında işin gayet zevkli olduğunun farkına varırsınız ki, hepten sevmeye başlar, tarihine sırt çevirmemiş, onu kendine özgü diliyle öğrenmeye çabalamış olarak diğer insanlardan kendinizi özel hissedebilirsiniz.
    bir de gül-bülbül olayı vardır ki, edebiyatın sanırım klişeleşmiş durumudur herkese göre. evet, derslerde sık sık karşınıza çıkar bu ikili, ama o kadar çok farklı kelime oyunlarıyla, sanatlarla karşınıza çıkar ki bazen büyülenir 'vay be' nidalarını içinizde hissedebilirsiniz.

    ama bence biraz da reform gereken bir bölümdür, hala göktürkçe ve uygurcanın kısıtlı dönem eserleri, ezbere okutulmaktadır. tamam, bu da gereklidir aslında, bir kelimenin tarih içindeki gelişim ve değişimini seyr açısından. ama yine de bence bunlar 1 yıl değil, 1 dönem okutulabilir, batı edebiyatı ve edebiyat teorileri üzerinde daha çok durulabilir.

    (bkz: sevgi kelebeği)
    (bkz: hayat ne tuhaf vapurlar filan)
    (sekizinci cüce, 01.09.2007 15:47 ~ 03.02.2009 16:25)
  3. mezun olmaya yakın, öğretmen olmak istemediğini fark eden, dersanelerin sömürüsünden gözü korkan şahsa, "ne işe yarayacağım ki ben şimdi?" diye sordurtan, dipsiz kör kuyulara atan bölümdür.

    çevresinde, edebiyat okuyası olan kişiler bulunan yazarlara sesleniyorum, söyleyin onlara büro yönetimi ve sekreterlik yazsınlar daha evla.
    (tatalu, 18.02.2008 13:16)
  4. bizzat bölümüm. 3.sınıf oldum ama hakkında yorum yapmaya değer olduğunu zannetmiyorum. saçma sapan bir şey okumayın ciddi tavsiyedir. ya da okuyun kendiniz görün. aman ben şimdi ne romanlar okuyacağım kültürüme(!) kültür katacağım diye geldik, bir halt olduğu yok hala aynı kaldım yani.saçma sapan işler yapıp duruyoruz.


    ammaaa okumak isteyen erkeklere duyrulur. bir sürü kız var hem de istemediğiniz kadar çok hem de öğretmen olacaklar tam evlenmelik yani. ama hem cinslerime seslenmek istiyorum adam gibi iki erkek yok. hepsi romantik, sinir bozucu, sümsük tipler. bir işe yaramazlar yani.

    girimi bitirmeden sırf siz ya bu türk dili ve edebiyatı okumuş hala odun gibi kalas falan demeyin diye iki çift laf daha edeceğim. efendim şimdi bu bölümün bir de tarihi türk lehçeleri, çağdaş türk lehçeleri gibi bölümleri var ki ailecek hastasıyız. hayır hayır ironi yok cidden hastasıyız. köktürkçesinden -yanlış yazmadım o göktürk değil köktürk- tutun azerisine, özbekçesine, harezmcesine, osmanlıcasına kadar türkçenin bütün lehçelerini öğreniyorsunuz. ve o kadar zevkli ki. şahsen fuzulunin hayatındansa, o abartılı aşklardan, çilelerdense; mesela kamu sözcüğünün aslının kamug olduğunu kökeninin taaa köktürkçeye dayandığını, anlamının bütün demek olduğunu öğrenmek beni çok daha fazla heyecanlandırıyor. hele köktürk yazıtları, uygurca metinler beni benden alıyor. amma ve lakin olayın üzüntülü yanı şu ki ben bunları akılları beş değil on karış havada lise gençlerine nasıl anlatacağım. bunların hiç biri onların derdi değil. kısaca öğrendiğim her şey bende kalacak. üzüntülü bir durum yani. okuyoruz ediyoruz ama sonuç biraz hüsran gibi.
    (tosbacik, 18.02.2008 13:34)
  5. mis gibi bölümdür.

    en basitinden, her ders; insanı şaşırtabilecek, arkadaş ortamında anlatıp kızların gönüllerini fethetmesini sağlayacak bir şeyler öğrenme şansı sunar. hele de biraz ilgiliyseniz dil ya da edebiyat konusuna (ki ilgili değilseniz ne işiniz var?) hemen hemen hiç bir derste sıkılmazsınız (hoca kaynaklı bazı istisnaları saymazsak).

    ha yok siz üniversiteyi kız tavlamak değil, iş bulmak amaçlı okuyorsanız yine çok avantajlıdır. hangi bölümden mezun olunduğunda iş bulunabiliyor ki? siz burda bulduğunuz garanti işleri (milli eğitimde ya da dersanede öğretmenlik) beğenmiyorsanız -kusura bakmayın ama- biraz şımarıklık yapmış, bölüme de haksızlık etmiş olursunuz. diyorsanız ki "ben şımarığım, sana ne? öğretmen olmıycam ben!";öncelikle bir dilci olarak sizi kınar ve "olmıycam" değil, "olmayacağım"dır derim. sonra da eklerim: peki olmayın. o zaman uğraşın biraz, araştırın; emin olun yapmaktan zevk alacağınız bir iş bulabileceksiniz. garantisi yoktur belki, parası da iyi değildir, ama sizin için bunlar önemli değildi sanıyorum. en basitinden bir arkadaşım, bir şirkette osmanlıca tapuları tercüme etmekte şu an. bir diğeri de yerel bir gazetede yazılar yazmakta.

    hacettepe konusuna gelince, delirmemek elde değil belki, ama okunacaksa da hacettepe'de okunur bu bölüm. başka bir okulda, yaz okulu derslerine girdiğinizde (zira hacettepe türk dili ve edebiyatı bölümü, yaz okulu açmaz; başka okuldan ders alabilmek için de hocalara binbir çeşit dil dökmek zorunda kalırsınız) görürsünüz ki, en kötü olduğunuz derste bile bu sınıftaki herkesten daha iyisinizdir.
    (yorkshire, 18.02.2008 15:06)
  6. ömrümü yemiş olan bölümüm. allahım ne gereksiz, ne alakasız dersler var öyle anlamak mümkün değil. kaçmak için bir yol arıyorum ya, bakalım..
    (iki nokta üst üste biri altta biri üstte, 18.02.2008 15:34)
  7. okula başladığım ilk günlerden birinde bi hocamız, "buraya öğretmen olmak için gelen varsa bıraksın bence. biz bilim adamı yetiştiriyoruz" demişti de gülmüştüm türkiye nere, türk dili edebiyatı nere, bilim adamı kim, ben kim diye. meğer adam ciddi konuşuyomuş. aradan tam 6.5 sene geçti ve geçen gün beni koridorun önünde sigara içerken gördü. çok derin çekmişim demek ki sigarayı, geldi, elini omzuma koydu "amma dert ettin bu okulu kendine, bitir git hayatına bak" dedi. "senden sonra asistan olanlar doçent olacak" dedi. yüzüne baktım, inceden bi gülümseme aradım içimden sövmek için, yoktu. ciddiydi yine. samimiyeti bulunca döktüm içimi bi güzel. o da dinledi erinmedi sağolsun. bilen bilir bizim bölümün hocalarını pek muhattap almazlar öğrenciyi.**

    sonra bitiren arkadaşları düşündüm hepsi öğretmen oldu belki. hani çok arkadaşım yoktur ama olanlar öğretmen hep. dedim acaba uygurca, göktürkçe, azerice, karanlıca, osmanlıca falan ne işlerine yarıyor. yeminle öğrendim ama konuşacak insan yok, pratik yapamamaktan unuttum. okula başladığımda türkçe grameri yemiş, içmiş haldeydim. şimdi onu da unuttum. en son ikinci sınıfta görmüştüm yanlış hatırlamıyosam gramer gibi bi dersi.

    yine geçenlerde bi grup lise öğrencisini okulu gezdirmeye getirmişler. ben de almışım elime çayımı, sigaramı yakmışım, oturmuşum banka. öyle imrenerek baktılar ki kendimi amerika'da başarılarıyla nam salmış türk asıllı öğrenci gibi hissettim. halbuki bi hocadan notumu yükseltmesini isteyecektim onun hazırlığını yapıyordum içimden. yazık dedim! içimden tabi, dışımdan nasıl söyleyeyim imrenmiş çocuklar.

    velhasıl diyeceğim odur ki delisi değilseniz, hayaliniz değilse başlamayın, başlatmayın bu bölüme. hele ki o soğuk binaya* hiç yaklaşmayın, yaklaştırmayın.
    (billie jean, 18.02.2008 15:59 ~ 16:07)
  8. iki ana ekole göre öğretim yapılır bu bölümde. ankara dil tarih ve istanbul edebiyat ekolü. dil tarih ekolü biraz daha sosyal - demokrat, sol eğilimlidir, yeniliğe açık olur bu ekolün hocaları. bu ekol biraz yeni edebiyat ağırlıklıdır. istanbul edebiyat ekolü genelde dil ağırlıklıdır. çoğunlayın muhafazakar olur bu ekolün hocaları. bir de genelde yaşayan türkçeci olur bu ekolün hocaları. nazım hikmet'i ece ayhan'ı yok saymaya pek de dilleri varmaz ama bir iki sözle geçirirler. (tabii hepsi değil dememe gerek yok sanırım.)
    (aytok, 18.02.2008 17:10 ~ 19:18)
  9. kapatılması, yahut değişime uğraması gereken bölüm.


    http://www.boyuthaber.com/...

    okuyanlar ve okumak isteyenler, bölümün özeti budur.
    (tatalu, 19.05.2008 01:41 ~ 01:42)
  10. 'keyik yiyü tabışgan yiyü olurur ertimiz' gibi cümleleri türkiye türkçesine çevirebilme yetisine sahip insanların alanı.
    (umde, 19.07.2008 16:14)
  11. gelmişine geçmişine sövdüğüm dallama bölüm. saçlarım beyazladı bitirene kadar, (mecaz) bir tane dersinin bile hayrı yok şu an.
    (tatalu, 20.08.2008 03:11 ~ 27.02.2009 18:17)
  12. lisede de böyle bir ders vardı sanki.
    (aaa, 10.10.2008 01:33 ~ 19.10.2008 22:41)
  13. edebiyatı sevenleri,edebiyattan soğutan bölüm...yazar, şair, eleştirmen olma hayaliyle gelinir ama hocaların, üst sınıfların moral bozucu sözleriyle sonra da aslında gereksiz olan derslerin dayanılmaz ağırlığıyla hayallerden vazgeçilir...
    (mar adentro, 06.04.2009 02:27 ~ 17.09.2009 17:23)
  14. açıköğretime kadar düşmüş hiçbir havası kalmamış dandik bölüm. maalesef...
    (kendinenudist, 02.08.2009 14:30 ~ 14:30)
  15. piç olmuş bölümdür...
    (ozdemir, 02.08.2009 14:31)
  16. açık öğretim fakültesi'nde olan bölüm sene itibariyle. bu "havasını" düşürmez ve bölümü dandik yapmaz. aynı şekilde felsefe ve sosyoloji bölümü de açıldı. daha önceden de işletme, kamu yönetimi, halka ilişkiler gibi bölümler zaten vardı. bu bölümlerin açık öğretimde yer alışı bölümleri sadece yurdum dayılarının gözünde düşük yaptı o kadar. o da bizim pek umrumuzda olmaz. "sikini sallasan işletmeciye çarpıyor yaaa, havası kalmadı bu bölümün." diyen dayılar aynı zamanda onun bunun çocuğuna, kahvede televizyon izlerken duyduğu "gözde" bölümleri yazdırmakta hiç sakınca görmedi.

    akademik ortama böylesine bakkal mantığıyla yaklaşan kimseler nasıl üniversitenin kapısından içeri alınıyor ben bunu çözemiyorum. sorgulamamız gereken sistem bu bence. bu mantıkla felsefenin de havası kalmamıştır. ha ama bi dakika bu gerizekalı zihneyete göre felsefenin hiç bi zaman bi havası yoktu ki. onun için bugün öss'de derece yapan çocuk "aslında felsefe okumak isterdim ama sayısalcıyım." diyor. çünkü bu ülke böyle ülke. yapacak bir şey yok. edebiyatın da bi havası varsa sonunda edebiyat öğretmeni olunuyor diye vardı sanırım, bunlara göre öyleydi. yazık tabi... üzücü...
    (mahi ye siyah e kuçuli, 02.08.2009 14:49 ~ 14:50)
  17. bölümün piç edilmesine bir tepki de eğitim sen'den gelmiş:
    http://www.sakaryagazetesi.com.tr/...
    (kendinenudist, 04.08.2009 17:05)
  18. -sonraki ders nedir hocam?
    -türk dili ve edebiyatı
    -hass.. lisede bitmedi miydi lan o?

    edit: (bkz: ne olacak bu gençlerin hali)
    jkhslşkfcşisa
    (small, 22.10.2009 21:00 ~ 21:49)
  19. tarihin tozlu sayfalarında sıkışıp kalmış bir bölüm olduğu gibi derslere giren hocaların kafaları da tozlu biraz sanki.hata yapıp batı edebiyatına ait bir eseri aman ha okula sokmayın hele ki ders başlamışsa sıranın görünen bir tarafında bile olmasın.ingilizce bildiğinizi de çaktırmayın kimseye ne gerek var o da neymiş türk dilinden başka üstün dil yoktur unutmayın.bunları bir yana bırakırsak ki ben bırakmıştım bir yandan zevkli olmasına rağmen ki osmanlıca öğrenmek herkesin yapabileceği bir şey değil bir yandan da sizi ilköğretim öğrencisine ders anlatamayacak duruma getirmesi mümkündür.kaldı ki arapça farsça uygur türkçesi köktürkçe ya da osmanlıca öğretmenlik yaparken bir işinize yaramayacaktır.osmanlı alfabesini say deseler sayarım da yazarım da fakat bir gün aniden sorulan sıfat nedir sorusunu doğru düzgün açıklayamamışlığım vardır o derece yani..söylediklerimde üniversitenin de etkisi olabilir başka üniversitelerde bu bölümün ortamı nasıl bilmiyorum fakat düşünen arkadaşlar gerçekten bu bölümde okumak istiyorlar mı bir kez daha düşünsünler.kitap okumayı sevmek çok okumak güzel yazmak herkesin edebiyat okuyabileceği anlamına gelmiyor.ben üçüncü sınıftan bıraktım yeniden öss öğrencisi oldum..
    (ışık, 22.10.2009 23:16)
  20. istediğim üniversitede okumasam bile, tutkuyla bağlandığım sevgili bölümüm. türk dili ve edebiyat bölümü esasında matematiği çok iyi olmayan eşit ağırlık öğrencilerinin zaruri sebeplerle seçtiği bir bölümdür. zorlamadır; çünkü eşit ağit ağırlığın sözelle ortak alanı sınırlıdır.ortak alandan olan reklamcılık bölümü ve halkla ilişkiler bölümü, genelde vakıf üniversitelerinde olduğu için pek seçilmez.( her sene hukuk ortak alana geçiyor geyikleri yapılır; ama hiçbir zaman geçmez) öğrenci de "edebiyat okursam, öğretmen olurum, hem de en çok öğretmene ihtiyaç duyulan bir alan " diyerek seçer. genelinin hayali öğretmen olmaktır ; ama sonra ne yazık ki hocalardan biz öğretmen değil, türkolog yetiştiriyoruz cümlelerini duyarlar. evet, türk dili ve edebiyatı biliminsanı yetiştirmeyi amaçlar ; lakin hocalar bilimin tarafsız olduğu gerçeğini görmezden gelip, muhafazakarca ve taraflı bir tutum sergilerler. ( bu zihniyet nazım hikmet 'e abdetsiz, orhan pamuk'a ve elif şafak 'a vatan haini der - en azından bizim okulda bu böyle-)
    yeni türk edebiyatı hocaları, diğer hocalara nazaran yenilik taraftarıdır.
    izlenimlerim sonucunda genelleme yaparsam, türk dili ve edebiyatı'nın erkek öğrencileri, düşündüğümüz gibi romantik, kültürlü, hassas, duyarlı değillerdir.(ben hep bana şiir okuyan -kendi yazdığı şiirleri değil tabi- romantik edebiyatçı adayları hayal etmiştim ağla1)
    çoğu kitap okumayı sevmezler, hatta okuyanlarla dalga geçerler. okuduğunuz gazetelerle sizi yargılar.
    sosyal hayatları sınırlıdır.( adamlar burunlarının dibindeki edebiyat sempozyumuna bile gitmezler!)
    ilk başta herkes yatay geçişi ya da çap yapmayı hayal eder. sonradan anlaşılır ki bu ancak hayaldir.
    geneli milliyetçidir. okulun içinde takım elbiseli reisler ve asenalar görebilirsiniz.( asena kelimesinin dişi kurt anlamına geldiğini geçen sene öğrendim!)
    türk dili öğrencileri ders çalışmayı çanı yükseltmeyi severler. bazısının yüksek lisans yapma düşüncesi vardır. çoğunun hedefi mezun olup, kpss'den sonra kapağı
    herhangi bir okula atmaktır. ( fen edebiyat fakültelerine artık formasyon da geldi)
    bunlar benim izlenimlerim, bu genellemelerin dışında da öğrenciler var elbet; size tavsiyem edebiyatı gerçekten sevenler seçmesinler. çünkü edebiyat derslerinden çok dil dersleri var. ve şimdiye kadar öğrendiğiniz bütün gramer derslerini unutun! çünkü dile dair öğrendiğiniz her şey yanlış!
    (mar adentro, 23.10.2009 01:27 ~ 17:15)
  21. hakkında ıvırdayıp zıvırdayanların genellikle "hacoooğ bu fakültide manitağğ yoğğğhk lan!" tipinde hödükler olduğu bölümdür.

    erkeklerin hepsinin güzel şiir okuyan birer ahmed arif, kızların da potansiyel birer adalet ağaoğlu olması beklenen bölümdür. edebiyat okuyup sesi çirkin adam ve yine edebiyat okuyup iyi yazamayan kız zinhar olamaz. yalnız bilinmez ki insanlar orada ahmed arif ya da adalet ağaoğlu olmak için değil, ahmed arif ya da adalet ağaoğlu'nun yazdıklarını anlayıp eleştirebilmek için eğitiliyorlar. türkiye'ye mâl olmuş birçok büyük edebiyatçının edebiyat fakültesi mezunu olmadığını hatırlatmama bilmem gerek var mı? * * * * * * *

    osmanlıca, köktürkçe, farsça, uygurca gibi derslere sürekli bok atılan; fakat eski türk edebiyatı çalışmak isteyenlerin hem bok atıp hem de öğrenmek için sürekli doçent götü yaladıkları bölümdür.

    anabilim dalı denilen hadiseden bîhaber kalmış edrak-ı bîidrakların "lan bize de hep divan edebiyatı, eski türk edebiyatı öğretiyorlar." geyiğine girdikleri bölümdür. tabii bu elemanlar "çağdaş" türk yazarı olarak en son ilkokul sıralarında okudukları ömer seyfettin'i bildiklerinden ve günümüz edebiyatını kavramak için bol bol okuma yapılması gerektiğinden dolayı yeni türk edebiyatı anabilim dalını, ingilizce bilme zorunluluğundan dolayı modern ve post-modern türk edebiyatı anabilim dalını, işin felsefi boyutundan ürktükleri için de sosyoloji ağırlıklı eleştiri anabilim dalını seçemezler. varsa yoksa ağlak ağlak bok atarlar "modern edebiyatın esamisi okunmuyor." diyerek.

    bu bölüm öğrencilerinin hemen hemen hepsi "kpss'ye girip öğretmen olayım, bir buçuk milyar maaşla bir de hocanım bulayım kendime." mantığında olduklarından, durağan, yeknesak, ilerlemeye kapalı bölümlerdir. eğer siz gerçek bir edebiyat aşığı iseniz ve dergi çıkartmak, karşılaştırmalı edebiyat yapmak, türk dili bölümünde avrupa bazlı edebiyat dersleri de okutulmasını sağlamak için çaba gösteriyorsanız "dayı sen mi kurtacan bölümü mına goyyim!" nidalarıyla karşılaşırsınız. nida eden bu adamı mezuniyetten 4 sene sonra skimsonik bir dershanede skimsonik bir ücretle *, istemeye istemeye edebiyat öğretmenliği yaparken bulmanız ve "bize eğitim mi verdiler kardeşim, sürünüyoruz işte böyle." veryansını ile karşılanmanız çok olasıdır. eee, sen mi kurtaracan memleketi mına goyyim! dershanede hocalık yap işte, işin ne!

    velhasıl, sevilerek okunduğunda insanı ayaklı bir kütüphaneye çeviren, sevilmeyip okunduğunda da ayaklı bir kütüğe çeviren bölümlerdir. gerisi laf-ı güzardır, fasa fisodur.

    itimat etmeyiniz.
    (birtakım şeyler öyledir, 25.10.2009 13:24 ~ 15:48)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil