son dönemlerdeki pkk eylemleri, seçimlerin yaklaşması ve bölgesel gelişmelerle yeniden sorgulanan, salt türkiye içinde değil avrupa ve abd nezdinde ve matbuatında tartışılan politikadır.
efendim öncelikle, imparatorluk ardılı bir ülke olarak , xx. yy. başından günümüze kadar olan türk dış politikasının statik seyrini ve bu denge politikası mahiyetinde seyirdeki 3 başat kırılmayı ele almak ehemmi ve de elzemdir. nedir denge politikası? uluslararası arenada politika belirleyen ve proje ortaya koyan devletlere göre dış politikada dümen kırmak ve de dış politika aktörü olmağa nazaran edilgen bir konumda olmak; hegemon devlet ve başat aktörlerin politikalarına karşı iseniz en az tesiri görmek için çabalamak ya da hegemon devletin peyki olmak.
şimdi efendim dış politikamızdaki ilk ve hakikatli kırılma ilk paylaşım savaşındaki almanya taraftarlığı ve müttefikliğidir. almanyaya nazaran erken kapitalist ve de emperyal güçlerin karşısısnda savaşa katıldık. akabinde emperyalizme karşı vatan savunması; ardından 1930 lara kadar sovyetlerle ikili antlaşmalar ve de 30 larla birlikte denge politikası tekrar rayına oturmaktır. 2. cihan harbine son ana kadar katılmayan, hatta 1941 de nazilerle saldırmazlık antlaşması imzalyan ve nihayet 1945 de de facto değil salt de jure bir savaşa katılma iradesi mevcut. soğuk savaş sonrası dönem ise hem iç politikada hem dış politikada bir cadı avı/ komünist kovalamaca. bu dönemde ikinci büyük kırılma 1974 kıbrıs harekatı. dolaylı olarak emperyal devletleri karşımıza aldığımız ve ambargolarla neticelenen yani bedel ödenen bir dönem. ardından amerikayla müsbet münasebetlerin idamesi ve soğuk savaş sonrası dönemin ilk, son 100 yıllık dış politika tarihinin 3. büyük kırılması: mart tezkeresinin meclisçe reddi.
dönüp bakıldığında bu topraklarda son yüz yıl, hatta 200 yıl da dahil fakat şu anki konumuz haricinde, türkiye bu 3 ana kırılma dışında batı bloku ile azami düzeyde menfaat paydasında buluşabilmiştir. kırılmalar ise çok ilginç dönemlerde yaşanmıştır. ilki tarihimizin salt sarıkamış fecahati ile hatırlanan büyük komutanlarından
enver paşa ya rastlar. ikincisi, ki türkiye tarihinin kanımca en ulusalcı ve de yürekli başbakanı, müteveffa
ecevite rastlar.
erbakan koalisyonu zamanında ecevit hükümeti kıbrısa çıkarma yapmıştır. aynı ecevit, haşhaş ekimi konusunda restini haşmetlu abd den esirgememiştir. hatta son koalisyon hükümetinde rahmetli, israil için filistinde yaptığınız jenosidtir demiş o canım milliyetçi, erkek
bahçeli nin bugün bile telaffuz edemediği gerçeği bizlerden esirgememiştir.
gelelim son kırılmaya.işte hayat bu kimlere neyi nasip ediyor. tarih mart 2003 ve herkesin vatanı satanlar, işbirlikçi ve de abd den icazet aldı iktidara geldi dediği tayyibin hökümeti döneminde tezkere geçmiyor ve abd ile 80 yıllık cumhuriyet tarihinin en papaz günlerini yaşamağa başlıyoruz. bir de akp ulusalcı olsa siz düşünün neler olurdu herhalde.
neyse efendim geldik bugüne. pkk eylemleri, yaşar paşanın mütalaaları, başbakan ve diğer siyasi parti üyelerinin açıklamaları,
hudson enstitüsü falan filan... öncelikle şunu belirtelim ki türkiye bu günlerde dış politika adına esaslı bir karar değişikliğini icra değil sadece tartışma aşamasındadır. bunun zamanı da seçimlere denk gelmiştir ki iç ve dış politika ayrımının flulaştığı dönemlerdir bunlar( yalçın hocanın kukları çınlamıştır herhalde). ordu diyor ki ver izni gireyim kuzey ıraka, hükümet böyle çaplı bir politika değişikliğinin seçim öncesi suları bulandırmasından korkmakta. ya diğer o ulusalcı ve de cumhuriyetçiler ne düşünüyor. geçen pazartesi baykal habertürk basın kulübünde.
murat yetkin -ki bilenler bilir, sağlam gazetecidir ve siyasetçileri sıkıştırırken kimliğine bakan taki doğan, m. ali birand ve muadilleri gibi değildir- adamcağız çıldırdı. takriben yarım saat boyunca aralıklarla sayın baykal nedir politikanız, siz olsanız operasyona icazet verir misiniz? antalyalı da tık yok. işte gereken yapılır. ulan onu tayyip de söylüyor.gelelim bahçelinin prensi ve mart tezkeresinin başat aktörlerinden
deniz bölükbaşı na. geçenlerde sky türkte konuk.
fikret bila vardı hatta programda. beyefendi işte u.arası hukuk kaideleri mevcuttur, gereken yapılır. bizim uluslararası hukuktan mütevellit haklarımız mevcut. vallaha helal siyasetçi olmadan o söylem yerleşmiş diline. yani net bir şey yok, dolandır lafı.
nihayetinde arkadaşlar , kanımca, ordu dahil kimse k. ırakla topyekün bir savaşa şimdilik niyetli değil. külliyen bir seçim stratejilerine gark olmaktayız. medyanın da buna katkısı o biçim. misal son bir aydır 45 e yakın insanımızı kaybettik bunların mühim bir kısmı da şehit düştü. hiç pkk nın kaybı yansımadı. bu bir. ikincisi pkk durup dururken ateşkes ilan etti.ardından medyaya pkk nın kayıpları yansımağa başladı. akabinde hudson enstitüsü haberleri. anlaşılan o ki siyasal iktidar, muhalefet, ordu, medya, abd, pkk, ırak tüm aktörler 22 temmuza kilitlenmiş. havada gezen uçan operasyon balonu ise hacmine göre çok daha fazla etki yapıyor; iç politika ile dış politika da girift, kaotik münasebetler içindeler.