belki ilginizi çeker
  1. · milletin değer yargılarıyla alakasız giysiler
  2. · türk aile yapısına uygun olmayan diziler
  3. · esra ceyhan ın albüm yapması
  4. · çarli
  5. · casper nirvana
  6. · pascal nouma
  7. · türk aile yapısı
  8. · bebeğin nüfus cüzdanına din olarak islam yazılması
  9. · kantinde erkek erkeğe öpüşmek
gündem
  1. · darwin i bitiren balık
  2. · 22 kasım 2009 izmirlilerin pkk tepkisi
  3. · aşk ı memnu
  4. · 27 kasım 2009 bursaspor galatasaray maçı
  5. · yetenek sizsiniz türkiye
  6. · mutluluk veren küçük şeyler
  7. · the twilight saga new moon
  8. · kirk hammett
  9. · triptan

türk aile yapısı  

  1. aileye herşeyden çok önem veren, üzülerek yozlaşmasına göz yumduğumuz özümüz.
    (enip iqi, 06.04.2004 18:58)
  2. ataerkil yapı.
    (nightwish, 06.04.2004 20:48)
  3. baba-oğul-kutsal ruh üçlemesine benzer olarak baba-anne-çocuk tan meydana gelen yapı...
    (where is my mind, 16.04.2004 20:50 ~ 17.04.2004 01:28)
  4. kaynana çaydanlık gibidir, fokur, fokur kaynar,

    gelin demlik gibidir, sinsi, sinsi demlenir

    oğlan bardak gibidir, bir gelin doldurur, bir de kaynana

    görümce çay kaşığı gibidir, arada bir gelir ortalığı karıştırır

    çocuk şeker gibidir, ortalığı tatlandırır

    kayınpeder de çay tabağı gibidir, okkalıca oturur
    (karahisari, 26.11.2007 17:21)
  5. türk aile yapısını bir bütün olarak ele alırsak homojen olmayan oluşumlardır. genelleme yapmak kanaatimce yanlış olur. ailelerin ana-baba-çocuklar ortak üçlemesinden sonra epeyce farklılıklar göstermesi doğaldır. anne-babanın eğitim durumu, maddi olanaklar, hayata bakış açıları ve bunun çocukları üzerindeki etkileri aile yapılarının farklılaşmasında direk rol oynarlar. şu caaaanım türk filmlerinden birkaç örnek verelim artık ne kadar aydınlatıcı(!) olur karar sizin.

    küçük emrah ailesi tarzı aile:
    baba yada üvey baba: ya ölmüştür, yada sabah akşam kumar oynar, içer, sıçar eve kan kusturur.
    anne: maddi imkansızlıklardan dolayı temizliğe gider. gittiği zengin evinde evin beyinin elleşmelerini sırf ekmek parası için sineye çeker. yada direk orospuluk yapar gizliden gizliye.
    amca: varsa eğer ve de baba ölmüşse alçakça yengesini taciz eder.
    çocuklar: erkek çocuk sanayide tamirci çıraklığı yapar filmin namus timsalidir ilerleyen zamanlarda anasını, kızkardeşini veya amcasını namus uğruna vuracaktır. kızkardeş ise genelde tezgahtarlık yapar ve zengin veletinin ağına düşer.

    duyarsız zengin aile:
    baba: metresi vardır. (k.emrah’ın ya bacısı ya annesi) çoğu zaman metresi hamile kalır ne yapacağım diye kara kara düşünür.
    anne: ‘’dünya sikine, minare götüne’’ tarzı bir hayat felsefesi edinmiştir. kumar partilerinden başka hiçbir şeyi gözü görmez.
    çocuklar: anne-babanın duyarsızlığı ve ilgisizliğinden kişilik bozuklukları yaşamaktadırlar. para, araba o biçimdir. ama anne ve babanın ilgisizliğinden ya uyuşturucu müptelası olurlar yada küçük emrah’ın bacısına tecavüz ederek yine küçük emrah’ın katil olmasına neden olurlar.
    amca-dayı: o da nuri alço ise yandı gülüm keten helva.

    annenin adile naşit, babanın münir özkul olduğu aile yapısı:
    anne ve baba adı üzerinde adile naşit ve münir özkul dur. tüm iyi niyetleriyle anne saçını süpürge ederek, baba ailesini hayatın kötülüklerinden koruyarak yaşamlarını idame ettirirler. onurun, gururun, namusun timsalidirler.
    çocuklar: başlarda götleri kalkıktır. eğer ana ve baba sonradan evlenmişse aralarında çatışmalar yaşanır. fakat filmin sonuna doğru herkes aklını başına devşirir ve anne ile babanın katkılarıyla kopmaz bir bağla birbirlerine bağlanırlar.
    iç güveysi: münir özkul’un çocukluk arkadaşının oğludur. baba zengindir fakat oğlunun münir özkul’un kızı ile evlenmesine izin vermez. fakat o babasını reddederek evlenir kızın evine yerleşir ilerleyen zamanlarda babası batınca barışırlar.

    klasik türk filmlerindeki aile yapıları işte böyle. giri saçmalamaya doğru gittiği için kesmek zorunda kaldım. bu saatte karnımın aç olmasına verin, idare edin artık
    (solt, 26.11.2007 18:19)
  6. televizyon karşısında kurulan yapıdır.
    (leyl, 26.11.2007 18:29 ~ 18:29)
  7. türk islam sentezi zırvaları uyarınca hazırlanmış bir modeldir. sapına kadar ataerkil, sapına kadar otoriter bir yapı arzeder. muhafazakarlık çimentosuyla inşa edilmiştir. böyle bir aile içinde bireyin özgürlük talepleri kabul edilemez. bekar yetişkin çocuklar, ekonomik durum bunu gerektirmese bile aileyle oturmak zorundadır. yani ekonomik yönden bağımsız olmaları, evden ayrılmalarını haklı çıkarmaz. hele hele kız çocukları için bu kural daha da sıkıdır. bunlar mümkünse ailesinin bulunduğu şehirde bir üniversiteye gitmelidir. o da olmadı her an kontrol edilebileceği yakındaki bir şehirde okumalıdır. uzaktaki bir şehirde ise okul süresince yurtta kalır. (zira bilindiği üzere büyük çoğunluğu reşit öğrencileri kabul eden kız yurtları, özel olsun devlete ait olsun, kusursuz bir şekilde namus bekçiliği yapabilmektedirler. kız yurtlarında kızlar öyle kafasına esen saatte yurda giremez, haftasonu çıkamaz, veli(!)den onaylı imzalı kağıt getirmesi gerekir.) erkek çocuklar kız çocuklar kadar olmasa da baskı altındadırlar. gerilim yaratan baba otoritesi altında yaşamak, kafasına estiği gibi takılmaktansa babanın kurallarına uymak, annenin sağladığı konfor yüzünden rahata alışıp kendi kıçını toplama becerisi kazanamamak gibi nedenlerle birey olmayı başarmaları zordur. bu tip ailelerin çoğunda ekonomik kaygılar, sevgi ve bağlılık gibi olguların önüne geçmiştir. türk aile yapısı bal gibi de her yönüyle birey olmayı, dolayısıyla medenileşmeyi engelleyen iki yüzlü ahlaki değerlerden müteşekkil köhne bir yapı. aile, adorno'nun dediği gibi "toplumun lanetli üreme hücresi" ise türk aile modeli bunun şahikasıdır. muktedirlerin türk aile yapısını övmesi, rtük gibi kurumların korumaya çalışmasının tek nedeni, bireye karşı duyulan korkudur. çünkü muktedirler gayet iyi bilmektedirler ki kimlik edinmiş, "ben" olabilmiş birine hükmetmek; kimlik edinememiş ancak eğreti kimlik giyinmiş "biz" olan birine hükmetmekten, ona söz geçirmekten çok daha zordur. türk toplumu bugün ekseriyetle "biz"den başka birşey bilmeyenlerin toplumudur.
    (fantaghiro, 25.01.2008 10:53 ~ 27.09.2009 19:24)
  8. rtük ün sansüre bahane olarak kullandığı klişe.
    (maktul, 25.01.2009 06:36)
  9. bana yalnızca aile kavramını değil arkadaşlık kavramını da hatırlatır. hiçbir zaman birey olmayı öğrenemeden (varolmayı tadamadan) ölen insanlarımızı hatırlatır. sosyal bilimlerin ülkemizdeki gelişiminin teorik alanda kaldığını hatırlatır. anneye babaya çocukların neden öfkelendiğini hatırlatır. engellenmişliği hatırlatır. sevginin doruk noktasını hatırlatır. güven duygusunu hatırlatır. (ben aileme duyduğum güveni devletime de duymak istiyorum)ambivalan duyguları hatırlatır.
    halkına değer vermeyen onu ezen sistemin onarıcılığını yapan kurumdur. haliyle bu kurum ne kadar iyi işlerse sistemin üstündekiler o kadar rahat at koşturur. dur bakalım. amerikan pastalarla, sihirli dizilerle, saçma salak okul dizi-filmleriyle, "genç odalarıyla" bu dünyanın en küçük ve işlevsel kurumunu dağıttıktan sonra ortada kalmış, güvensiz, çaresiz insanların isyanıyla nasıl baş edeceksiniz. (nasıl da kızgınmışım)
    (amor fati, 25.01.2009 12:01)
  10. pek bir hassas, pek bir kırılgan dengeler üzerine kurulmuş bir yapıdır. öyle ki, televizyonda biraz dekolte giyinmiş kadın görse fenalaşmakta, allah muhafaza bir kadınla erkek biraz fazla samimi olsa tansiyonu yükselmektedir. sırf bu hassasiyeti yüzünden bazı dizileri yayından dahi kaldırtır. (bkz: şehnaz tango)

    fakat ne ilginçtir ki, gencecik kızlar sırf tecavüze uğrayıp hamile kaldığı için aile meclisi kararıyla öldürüldüğünde, gayet soğukkanlı iki cık cıklayıp kanal değiştirebilmektedir. işte böyle iki uçlu ilginç bir ruh yapısı vardır türk ailesinin.
    (feklavye, 25.01.2009 12:06 ~ 12:50)
  11. çocuklar açısından bakıldığında zaten doğru düzgün işlemeyen bir kurumdur, fazla korumacı yaklaşılan özgüveni eksik çocuklar ortaya çıkar. tam olarak nasıl olduğunu anlayamasam da batı kültürüyle yetişmiş çocuklar birey olmayı daha iyi özümserken bizim çocuklar genellikle anne bağımlısı oluyor. bir otoritenin boyunduruğu altında yaşamaya öyle alışkınlar ki, otorite olmadığında ne yapacaklarını bilemiyorlar. büyüdüklerinde topluluk içinde konuşamayan, kendilerini düzgün ifade edemeyen, zeki ama zekalarını bize anlatamayan çocuklar ortaya çıkıyor. bu durumun homojen olmadığı konusunda hemfikirim ama ortalama bir türk çocuğu sus konuşma nidalarıyla büyüyor.
    (edge, 25.01.2009 12:28)
  12. bazen insanı canından bezdirir.
    (deaftones, 25.01.2009 12:42)
  13. ataerkil aile örneğidir. ancak bölgelere göre ciddi farklılıklar görülür. batıdan başlayalım: marmara ege ve akdeniz bölgelerinde kurallar daha esnektir. anne bilinçli ise evde ağırlığı hissedilir, yani modern aile özelliği daha belirgindir. çocuklarında söz hakkı vardır. turizm geliştikçe bu özellikler artar.
    karadeniz ve iç anadolu bölgelerinde babanın otoritesi de korumacılığı da daha yüksektir. bilinçli bir anne az da olsa en azından ev içinde sözünü söyleyebilir, çocuklarını kollayabilir.
    doğu ve güneydoğu bölgelerinde ise tam bir ataerkil sistem vardır, törelerin etkisi sürmektedir ve bilinçli bir anne ancak eşini ikna edebilirse diğer insanlara hissettirmeden çocuklarını savunabilir.
    bunlar elbette genellenmemesi gereken basit değerlendirmelerdir. her ailenin kendine has özellikleri daha önemlidir. her yerde kaderim böyleymiş diyerek çaresizlikten yürütülen evlilikler de var, eşlerin ve çocukların birbirine sevgi saygı ve anlayışla yaklaştıkları örnek çekirdek aileler de.
    (çekirdekailem, 25.01.2009 13:06)
  14. muğlak bir imajı, sırf ataerkillik üzerine dayalı bir tanımla şablonlaştırma çabasıdır bu. aslında olup olmadığı, en azından bana göre, muallakta olan bir şey, hele ki şu zamanlarda.

    gelgelelim bugün, türk aile yapısı ne durumda bunla ilgili bir şeyler söylemeden önce, toplumsal yaşayışla ilgili bazı şeyleri gözden geçirelim.

    - en azından 20 sene önce, bekaret genel geçer aranılan bir özellikti. şimdi de aranıyor belki ya da aranmasa bile, 20 sene önceki kadar kolay bulunamayacağı açık. bu konu üzerinde, herhangi bir polemiğe vesile olmayacak şekilde, basit bir gözlem gibi olayı belirtip geçiyorum. (burada kimse durumdan vazife çıkarıp, bekareti savunduğumu falan çıkarmasın, ha aksini de söyleyemem, sadece gördüğümü olduğu gibi yazıyorum)

    - cinselliğin tabu oluşu da kalktı sayılır. ne açıdan ? en azından insanlar, eskiye göre çok daha rahat ilişkiler kurabiliyor, bu ilişkilerin ne kadar sağlıklı olup olmadığı başka bir mesele tabii.

    - küçük bir kesim var, tavşan gibi sevişiyor, geri kalan yığın ise, daha kapalı bir cinsellik yaşıyor veyahut yaşayamıyor.

    - toplumsal ahlak alt üst oldu. burada toplumsal ahlakı savunuyor falan değilim, sadece bir gözlem. bu ahlakın çöküşünde, 12 eylül darbesinden sonra yaşanan ekonomik değişim ve liberal politikalar da vardır. zira bir çok insan, etik olmayan şekilde (bkz: hayali ihracat) zengin oldu. daha da açık söylemek gerekirse, devlet, liberal politikanın bir gereği olarak, zenginlere ihtiyaç olduğunu farketti ve "zengin olsun da nasıl zengin olursa olsun" mantığı güdüldü. bir de üstüne üstlük, memurlarının maaşlarını ödemekte zorlanan devletimizi yönetmekle sorumlu olan biri (bkz: turgun özal) "benim memurum işini bilir" lafıyla, bir anlamda rüşvete göz kırptı. yani memur maaşlarını ödeyemeyen devlet "herkes kendi işine baksın, kendi yolunu bulsun" demiş oldu. tüm bunlar, etik değerlerin yitmesine sebep oldu. "devlet deniz, yemeyen keriz" mantığı yaygınlaştı. edinilen paranın altında alın teri aramak bir kenara atıldı. büyük bir kesimin aniden zenginleştiği düşünülürse (70'lerde kaç tane zengin vardı ki ?) yozlaşmanın boyutları az çok tahmin edilebilir.

    bu yozlaşma, aslında "pratik kazanç, çıkarcılık, yeri geldiğinde her türlü ahlaki kuraldan üstündür" zihniyetinin, kurnazlığın geniş kitlelerce benimsenmesi anlamına geliyor.

    - sınıfsız bir toplum iken, sınıflı bir toplum haline geldik. yani eskiden, sınıf farkı, bu denli belirgin değildi. köylü-kentli çatışması, eskiden de vardı elbet ve bu da bir sınıfa tekabül eder pek tabii. fakat o zaman bu farklılığa sebep olan kentli nüfus, yadsınacak ölçüde azınlıktı. fakat bugünkü sınıf farkı, azımsanamayacak kadar fazla ve de yaygın. bu sınıf farkı, her şeyin başında, ortak kültür denilen şeye çok büyük zarar verdi. ortak değerlerin, ortak kültürün yozlaşmasına, ve ayrıca değersizleşmesine sebep oldu.

    bundan 25 sene önce, birisi çıkıp, "beeeğn beyaz türküm" diye ortalıkta dolaşmıyordu, daha da önemlisi, "beyaz türk" gibi bir kavram yoktu. zenginlik ve fakirlik arasında, bu denli bir farklılık, bu denli bir uçurum da yoktu. dünün zenginlerini zengin yapan, araba, televizyon ve radyo sahibi olmak iken, dünün fakirleri bunlardan yoksun olmasına rağmen ev sahibi olabiliyordu. şimdi, bugün fakir bir ailede bile televizyon var, hatta araba da var. bugünün zenginlerinin ayırt edici özelliği ise, bambaşka. ayrıca ev almanın zorlaşması, 80'lerden sonra iyice azıtmıştır.

    tüm bunlar, sınıfsız denebilecek bir toplumu, ya da aralarındaki sınıf farkının kabul edilebilir bir düzeyde olduğu bir farklılığı, kabul edilemez düzeye çekti. şimdi bugün, gerçekten bir sınıf farkından sözedilebilir ve buradaki sınıf farkı, sadece ekonomik değil, bunun da ötesinde bir çok sosyal farklılığı içeyor.

    sözün özü, dünün zengini ve fakiri ile bugünün zengini ve fakiri bambaşka. bu bambaşkalık, temelini ekonomiden alıp, yaşayışta belirgin bir yozlaşmaya dönüştü.

    dün, hiç olmazsa, kitlelerin sarılabileceği bir ahlak vardı. bugün ise, herkesin zengin olmak için, yükselmek için, varlığını armağan ettiği bir yarış var.

    *** *** ***

    ayrıca tüm bunların ötesinde yerel faktörler de vardır. türk aile yapısı hakkında konuşmadan önce, bölgesel farklılıkların ve buradaki yaşayış farklılıklarının, insanların tutunma biçimlerinin de konuşulması gerekir fakat giri uzamasın diye bundan pek bahis etmeyeceğim.

    *** *** ***

    şimdi toplum hakkında onca şey yazdım buraya. bunların hiçbiri bilimsel bilgi falan da değil. sadece aklıma geldiği gibi yazdım. bu yazdıklarımdan çıkardığım sonuçlar da şunlardır.

    yukarda madde madde anlattığım, aile yapısının değil, toplumun ve/veyahut kitlenin yaşadığı yaşayış değişimidir. bu yaşayış değişimi, insanların birbirlerinden ve hayattan olan beklentilerini doğal olarak değiştirir. ekonomi, her şeyi alt üst etmiştir demek istiyorum. eskiden sınıfsız bir toplum denebilecek, ve bunun harcı olan sözlü kurallar ya da ahlak, artık anlamsızlaştırılmıştır. fakat bunun ardından, yeniyi anlamlı ve güçlü kılabilecek bir etik bütünlük de oluşmamıştır. bunun da adı yozlaşmadır.

    aile işte tüm bunlardan etkilenmiştir. "türk aile yapısı" diye tabir edilen, ve aslında artık pek de muğlak ve belirsiz bir imaja karşı düşen şey, yukarıdaki değişimler sonucunda yaşamı anlamlı kılacak tutunulabilir hiçbir şey bulamadığı için dağılmıştır.

    çünkü eski yani geleneksel olan gitmiştir, bunun sebebi ekonomikti. sonrasında ise, eskinin yerini tutabilecek bir yeni harç dökülmemiştir ya da oluşmamıştır. oluşan boşluk, cehalet ve sığlık ile doldurulmaya çalışılmış, maddiyat ile amaçlandırılmaya çalışılmış, ve bunlar yetersiz kalmıştır. bu da aile yapısının anlamını daraltmıştır işte.

    ayrıca kimse burada yazılanlar üzerinden de ahkam kesmesin, bunlar benim bilimsel olmayan, nacizane gözlemlerimdir sadece.
    (skuba, 25.09.2009 21:18)
  15. kime göre neye göre? babası yanındayken kendi çocuğunu sevemeyen insanlardan, dedesi ile aynı masada rakı içebilen bireylere kadar geniş bir yelpazede herkesin aynı şekilde yaşadığını kim iddia edebilir? bu cümleyi fikir olarak ortaya koyan insanın kafasında kendi aile yapısı vardır ve fazalsını düşünmez, düşünemez. çünkü o insan sadece kendi ailesinin tavır ve davranışlarını bilir. saçma bir genellemedir ve hep öyle kalacaktır. kaldı ki bu ülke hala yarı feodal ağalar ve ona bağlı insanlar varken abes ile iştigaldir bu cümle.
    (slaw, 25.09.2009 21:25)
  16. (solar eclipse, 28.09.2009 10:15)
  17. (kl7mu, 22.11.2009 18:00)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil