boğaziçi üniversitesi öğrencileri en iyi örnektir.zira bütün dersler ingilizce hocalar da yurtdışında eğitilmiş ve orada uzun yıllar yaşamış insanlar olduğu için okul içinde ve de dışında alışkanlık olarak!! yapılmaktadır bu davranış.ingilizce bile sayıklamışlığı olabiliyor insanın.bazen bir kelimenin ingilizcesi akla geliyor ve türkçesi gelemeyebiliyor.bu yüzden ortaya karışık birşeyler çıkıyor.ne kadar doğru ne kadar yanlış tabii tartışılır.
basınyayında sıkça karşılaşılan, aslında altında eziklik ve aşağılık duyguları yatan ve ne yazık ki yeterince önemsenmediğini düşündüğüm davranış bozukluğu. halbuki kendi ana dilini doğru ve güzel kullanmak iyi yetişmiş bir insanın en önemli özelliklerinden birisidir. insanların karşısına çıkarılan kişilerde de aranması gereken bir özelliktir kanımca.
anlamı bilinmeyen kelime kullanılması gibi ''acaip kültürlüyüm,entelin önde gideniyim'' havası yaratma isteğinden doğan eylem.yurtdışında doğup büyüyenler,yaşayanlar,iş hayatında yabancı dili çok fazla kullananlar vs hariç diyelim.
bilerek yapan insnalar vardır ki bunlar cool olmak isterler..bunlar odunla dövülesi adamlardır.
ama akla o anda türkçesi gelmeyebilir, bunu gurbetçiler çok iyi bilirler,o yüzden yabancı kelime kullanırlar.bu da normaldir.
not:cool yerine türkçe kelime bulamadım valla.idare edin işte.
türkçe'nin tadını bilmeyen, anlamayan cahil takımının başvurduğu yol. eh kabahatleri de yok ki, genellikle annelerinden türk dilinin tadını alamamış, büyüklerinden türkçe'nin şiirsel zevkini kapamamış insanlar böyle yapar. hala istanbul'da sağda solda üç dil konuşmasına rağmen türkçeyi de usulünce konuşan insanlar var, yok değil.
bazı kütüklerin kendisini daha entel ve karizma gösterdiğini sandıkları eylem.lakin bu tiplerin bu yolla oluşturduklarını sandıkları karizma konuşmaya bir süre daha devam edildiğinde yerle bir olur.karşılarına geçip gülmek her iki tarafiçin en iyisi olacaktır.
bütün girilerin kapsamından da anlaşılacağı üzere iki ana kola ayrılıyor aslında, eğer bütün bu kullanımları sınıflandırmaya gidersek.
1. burdaki çoğunluk gibi üniversitenin çift dilli ortamında yaşayıp, bilinçdışına bir çok olgunun ingilizce kazındığı ve farkında olsa da, bundan rahatsızlık duysa da konuşma anında düzeltmeye toparlamaya gidemeyen, sonuçta da konuşmasının beş kelimesinden 3ünü türkçe çekimli ingilizce kelimelerle dolduran bilinçli ya da (en azından umuyorum) yarı-bilinçli, aslında bir noktada masum ve kendinden bile rahatsız genç kesim.
2. grup ise bir çok tanımı, çeşitlendirilmesi zaten verilmiş ajda pekkanvari, kendileri için artık kınamayı geçip, sadece üzüldüğüm bünyeler. (daha ağırını da söylerdim ama..)
aslında yapılacaklar çok basit. "maillaştım yerine" , e-posta yolladım kullanımını mümkün olduğunca kendimizden başlayarak aşılarsak, inanın gerisi gelecektir.
dersleri dropetmeyeceğiz, bırakacağız. consent yerine onay alacağız ve dilin daha fazla kirlenmesini ancak bizler önleyeceğiz.
yanlış bilmiyorsam ilk örnekleri tanzimatla birlikte başlayan batı sevdası ve fransız kültürüne olan düşkünlükle gelmiştir.
milletin alayı fransızca öğrenmiş ve bir üst mertebe sayılan "fransızca bilmek" eş dosta ve çevreye gösterilebilmek için araya fransızca kelimeler sokularak konuşulmuştur.
(hatta daha derine inilirse -gerek yok ama ayrıntı olsun-, orhun yazıtlarında belirtildiğine göre, türk beyleri türk adları yerine çince adlar kullanmaya başlamış, çinli hatunlarla evlenmiştir)
zamanla diğer dillerin de öğrenilmesiyle bu eylem artık farz olmuş ve günümüze kadar gelmiş, daha da devam edip boka saran bir dile sahip olmamıza sebep olacaktır.
özellikle yabancı dilde eğitim veren türk okullarının, türk asıllı yabancı dil hocalarında ve bu okulların öğrencilerinde görülmektedir.
en yaygın bilinen dillerden ingilizce ve almanca da bu olayda başı çekmekte.
artık yaah schön, yes ok gibi kelimeler geride kalmış, daha büyük ilerlemeler kaydedilmiş, isn't it man, yes brother, girlfriendim, bueno, bonita, grasia, madam, danke schön, mersi, nema problema, je t aime je t aime dön de götünden öpem gibi kalıplara geçilmiştir. (kelimelerin imlası yanlış olabilir)
teşekkür edildiğinde rica ederim deriz de, mersi denildiğinde ne demeliyiz sorusunu aklıma getiren cevabı bulamayınca beni geren eylem. lafımız türkçesi aklına gelmeyenlere değil tabi ama bir ''hoşçakal'' akla gelmezde o yüzdenmi ''bay bay'' denir, ''teşekkür ederim'' demek akla gelmezde ondanmı mersi denir.
doğrusu; arapçası ya da farsçası varken yabancı kelime kullanmaktır. (teşekkür arapça, hoş-farsça) haa sorun batı kaynaklı kelimelere karşı çıkmaksa o ayrı.