1. türkçede var olan saçma sapan bir çok ses uyumu (düzlük yuvarlaklık gibi çok başarılı olanları kastetmiyorum) olduğunu bilmeden kullandığı kelimeleri türkçe sanan insanın konuşması süresince yaptığı eylem.fakat bu kuralları bilenler dahi saf bir türkçe konuşamayacağının bilincine vararak umursamamaya başlayabilirler (benim gibi)
  2. türkçesi varken ingilizce kelimeler kullanmak'tan daha kötü olmayan eylem. zira türkçe, arapça ve farsça kelimeleri bünyesinde fazlaca barındıran bir dil olup, arapça'nın zenginliğine sahip olmadığı için bu kelimelerin pek de türkçe'sinin olduğu söylenemez. ayrıca bazı kelimelerin dilde alışıldık olduğu şekilde kökenine bakılmaksızın kullanılması o dilin yararınadır, her zaman otobüs demek (arapça olmasa da) oturgaçlı götürgeç demekten iyidir.
  3. içinde bulunulan coğrafya ve sanat, din, tarih gibi alanlardaki yakın ilişkiler nedeniyle oldukça normal karşılanası durumdur. her iki ve hatta üç (farsça) dil, birbirinden kız alıp vermiş, birbirinin kederine ağlamış sevincine ortak olmuştur. şu halde kaçınılmaz olarak -dillerin canlılık özelliği de dikkate alınarak- diller birbirinden etkilenecektir. ve hatta bazen bir durumu ifade etmek için türkçe olanı yerine arapçasını kullanmak daha oturaklu ve daha bir ağır abi tadında olabiliyor. hele yaşınız oldukça genç iken bu türden bir eyleme girişirseniz toplumda özel bir yeriniz bile oluveriyor. önemli olan türkçenin hiç bir bağının bulunmadığı diğer dillerden etkilenmemesi olmalıdır. (fransızca, ingilizce gibi)
  4. günlük hayatta kullanılan haliyle kullanıldığında (kökeni arapça olabilir) çok fazla rahatsız etmeyen, hede-i hödö şeklinde kullanıldığında ise dayanılmaz bir kaşıntı yaratan durum.
  5. hukukta kaçınılmaz olan bu durum sonucu kanunları anlayabilmek oldukça güçtür.
    derslerde hocalar kanunu türkçeye çevirmek zorunda kalmaktadır.