• görseller

    • türkçenin yozlaşması
    • türkçenin yozlaşması
    • türkçenin yozlaşması
    • türkçenin yozlaşması
    • türkçenin yozlaşması
    • türkçenin yozlaşması
  1. yaşadığı sosyal topluma bilgili olduğunu göstermek uğruna türkçe'ye yabancı kelimelerin sokulması,türkçe'nin yanlış kullanılması.

    kültür,dil emperyalizmi çerçevesinde inglizce kelimelerin dilimize tecavüz etmesi..

    unutmayalım ki dili yozlaşması beraberinde toplumun yozlaşmasını da getirir,toplusu yozlaşan uluslar da pek uzun ömürlü olamazlar..
  2. özellikle internet dili ve yabancı dil özentisi sonucu dilimizin katledilmesidir.
    işyeri adlarının inanılmaz biçimde anlaşılmaz yabancı sözcüklerden oluşmasının, yeni yetişen nesli olumsuz etkilemesi, gençlerin yabancı marka merakının çığ gibi büyümesi bu yozlaşmaya katkıda bulunan etkenlerdir.
  3. fransızların “benim iki vatanım var. birisi yaşadığım topraklar; ikincisi konuştuğum ana dilim” sözü sanırım çok dikkate alınması gereken bir söz. umursamaz ve duyarsız olduğumuz süre içersinde türkçenin yozlaştığını değil , belki de yok olduğunu görürüz.
  4. özentiliğin ulaştığı son nokta olması gerekirken 'başını bırakıp kıçından dalan şaşkın ördek' misali herşeyi tersten anlamamız sayesinde başımıza ilk önce gelen hadisedir. başkalarını örnek almanın ve bunu ilerlemenin temel basamağı saymak hepimizce kabül edilendir ancak kendimizde de varolan ve diğerlerinden hiçbir eksiği olmayan bir şeyi bırakıp başkalarınınkini kayıtsız, şartsız kabül etmeye çalışmanın adı ne olabilirki. eziklik mi, özentilik mi. özenmek için diğerinin özendiğiniz konuda sizden iyi olması gerekir ama herkesin kendine has olan dili nasıl iyi yada kötü olarak değerlendirilebilir ki. çağdaş, tarz, farklı, bilgili vs. görünmek başkalarının dilini anlamasan bile konuşmaya çalışmak değildir. kendi dilinde konuşurken, bunu kendi dillerine çevirenleri görüp gururlanmaktır.
  5. fransızlar, kelime sonunda d yi de kullanırlar t yi de. hattâ bunların d yumuşaklığı ve t sertliği mutlaka belli olsun, tam ve doğru söylensin diye, yazıya, gerekli ve değişmez imlâ kaaideleri de koymuşlardır.

    fransız, ballade dediği zaman, yazıda kelime sonuna koyduğu e harfi, kendinden önceki d nin sesini, tadını çıkara çıkara telâffuz etmek içindir. sonate dediği zaman da o okunmayan e, kendinden önceki t nin sesini aynı lezzetle söyletir.

    biz, kitâb'ı kitap, kanad'ı kanat, ad'ı at ve ilâc'ı ilaç yaptığımızdan beri yalnız bu kelimeler değil, onları konuşanlar da aynı sertliğe uydular. bilmem psikologlarımız buna ne derler ama, biz, son zamanlarda sokaklara dökülen* terbiye dışı kaba ve sert hareketlerde ve sözlerde bu yanlış ve zevksiz dil sertleşmesi'nin büyük rolü olduğu inancındayız.

    millî diller, millî mizac ve ahlâkla o kadar alâkalıdır ki terbiyesiz veya terbiyesini kaybetmiş bir dil, onu konuşan insanları da terbiyeden mahrum hallere koyabilir. küfür söylemeye alışmış insanlar gibi, sert söylemeye alışmışlar da (onları buna alıştıranlar gibi) ıslâh edilemezler.

    eskiden sâleb diyen bir ev hanımının hâtta sokakdaki sâleb satıcısının bile diline kelimenin sonundaki leb hecesi, fârisîde dudak mânâsına gelen leb sözünü andırır bir öpüş yumuşaklığı ve güzelliği içinde idi. şimdi, insanların bu kelimeyi ısırır gibi söylemeleri, dilcilerimizin büyük mârifetidir.

    ...


    nihâd sami banarlı, türkçenin sırları, s:274-275.
  6. ne şam'ın şekeri arabın yüzü diyerekten girizgahımızı yapalım sonra da kelamımızı beyan ederek firar eyleyelim.

    dilin yaşayan bir organizma olduğunu daha ilkokul sıralarında öğrendik ve bir milletin baki kalabilmesi için dilin devletin iktidar sembolü olarak para basımıyla aynı anlama geldiğini idrak ettik.

    türkiye cumhuriyetinin ilk yıllarından itibaren dilde müthiş bir sadeleştirme yapılmış ve türkçe yabancı dillerin etkisinden kurtulmuş, okunabilir anlaşılabilir bir dil olmuştur. gelgelelim ki bu sadeleştirme üsteki teferruatı silerken dilin cilasını bozmuştur.

    kadük olan kelimelrin yerine ikame edecek olan kelimeler şöyleniş açısından zor olduğu tutunamıştır yine dil kullanıcıları bildiklerine devam etmişlerdir. fakat yeniliklere her daim açık olmuşlardır. misal vermek gerekirse mağlubiyet, galibiyet kelimelerinin yerine yenilgi, yengi icat edilmiş yengi yerleşememiş ama yenilgi dilimize çuk oturmuştur.

    gelişen teknolojiler ile kelime türetme anlayışımız çok geride kalmış ecnebi dillerden dilimize sirayet kelimeleri birebir almak durumunda kalmışızdır. yerine kelime türetme çabalarımız bazı vakitler abes kaçmış - fax ile belgeçer gibi- bazı vakitler ise fevkalade başarılı olmuştur - computer ila bilgisayar gibi-

    türkçe dilinin çok zengin olduğunu biliyoruz. mesela bir kavram hakkında 7 kelime o kavramı karşılar. fakat anlamı karşılarken de farklı nüanslara malik olduğundan anlatımı derinleştirerek vurgulamak basittir. bunun üzerine dilimizin anlatım yaparken cambazlığa meyilli olduğundan kelli okuması ve yazması zevklidir.

    ne yazık ki gitgide kışırlaşan kelime hazinemiz ile dilimiz kabızlaşmakta bunun semeresini tatsız tutsuz yazımımız ve konuşmalarımızda görmekteyiz.

    günümüz dünyası ofursakta pofursakta ne kadar kıçımızı yere çaksak globalleşmektedir. fakat bu globelleşmek demek işyeri, yazıhane gibi kelimelerin yerine ofis tarzı kelimeler kullanma -yani bok yemenin arapçası- vermemektedir.

    üniversitlerimizde başat olan yarar getireceğine zarar getiren yabancı dilde eğitim bir çok hırbolukları meydana getirmektedir. mesela yazılı yoklama kavramı quiz denmesi gibi...

    ama bütün bunlara rağmen hırboluk yapılmadan japonyanın yaptığı özümüzü muhafaza edip dilimizi modernleştirebiliriz.

    bunun yolu ise bence geçmişi inkar etmeden vatandaş türkçe konuş sloganına sığınmadan yer isimlerini -sopran'ın bağyurdu yapılması gibi- anlamsızca değiştirmeden geçer.

    vel hasıl-ı kelam edebi zevk almamız, yazmamız için iki ileri bir geri felsefesi ile sindire sindire yol katetmemiz olan güzellikleri katmerlemiz gerekmektedir. içi boşaltılmış yahut kasti olarak anlamları kaydırılmış gebeş skolastizmi ile bunun olmayacağı aşikardır.
  7. moralimi bozan bir şey cidden. pkk ya ne kadar orospu çocuğu diyorsam bu dili, türkçeyi yozlaştırana da orospu çocuğu diyorum.

    marketing bölümü çok güzel event ayarladı. branding yapıcaz bıdı bıdı

    ebeninkini yap sen önce. göt oğlanı!