yozlaşmanın had safhada olduğu dildir. "aman" diyorum, etmeyin, eylemeyin. lütfen biraz daha özen gösterelim ve milliyetçi olalım. dilimize yabancı dillerden geçmiş birçok kelimenin "öz" türkçe karşılıkları mutlaka vardır. modernizm adı altında her geçen gün bir sözcük daha değişiyor. bir ingiliz yaklaşık 400 yıl önce hayatını kaybeden shakespeare'in kitaplarının orijinalini rahatça okuyabilirken biz neden daha 50 yıl öncesinin kitaplarını okuyamıyoruz, "türkçeleştirme" gereği duyuyoruz?
okunduğu gibi yazdığımız / yazdığımız gibi okuduğumuz mantıklı bir dilbilgisine ve kolaylıkla öğrenebileceğimiz bir alfabeye sahip, desimal sisteme en mantıklı uyum sağlayan dildir (bir, iki, ... dokuz; on, on bir, on iki,.. on dokuz,... ). bu nedenledir ki dilimizin uluslararası bilgisayar için en uygun dil olduğu tespit edilmiştir.
*türkçe bilim dili değildir ifadesine inanlara bir duyurudur.
en güzel tanımını yahya kemal yapmıştır. şöyle der büyük şair; " türkçe ağzımda annemin ak sütü gibidir. " bu bir insanda dil sevgisinin en üst noktasıdır. edebiyatımızda bu tanımın üstüne tanım yapılamamıştır bence yapılamayacaktır da.
dün oturdum masaya ve düşünmeye başladım. sonra masada duran dvdlerin arkasına baktım altyazılar türkçe ne güzel dedim kendime. bari bir kaçına bakayım dedim. tek tek hepsini yerleştiriyorum bazılar çift dvd hava atıyor olmak gibi olmasın. ilkini taktım sonra diğerini türkçe altyazı yok. hassiktir dedim. olm bana ilkokuldan beri dünyada en çok konuşulan 5 dil arasında türkçenin olduğunu söylemişlerdi. olamaz dedim devam ettim bir yerde hata olmalı. işler kızışmaya başladı. nerdeyse bir kaçı hariç hiçbirinde türkçe altyazı yok. ulan türkçe gelmiş geçmiş en kaliteli dil sıralamasında 7. dil değil miydi? bu sefer olayı başa sardım ve takrar gözden kaçırdığım bir şey var mı diye baktım. altyazılı diller arasında dannsk, swendssen bu ne lan. şaka gibi. vücudum üzerinde daşşağımın kapladığı alan kadar alan kaplayan ülkeler ve daşşağımın üzerindeki kıllar kadar nüfusu kadar ülkelerin altyzaısı var iken türkçe nin yok. acıdım gerçekten. byük bir dil amenna ama dvd lerde kullanılacak kadar büyük değilmiş.
not: dvd lerde bölge sistemi yer almaktadır.türkiye 2. bölgede olmasına rağmen türkçe yer almamaktadır.
ana dilimiz olduğu için bize çok kolay gelen ama aslında grameri karmaşık ve zor olan bir dildir. ayrıca hep türkçe yazıldığı gibi okunur denir ama bütün diller yazıldığı gibi okunur zaten. sadece her dilde bir harfe tekabül eden ses farklılaşır. yani örneğin, ingilizcede apple epıl diye okunur çünkü o harflere o sesler tekabül eder. orda apple yazar ve o okunur.
neyse türkçeye dönecek olursak, lise yıllarında hepimizin ezberlediği gibi türkçe ural-altay dil ailesinin altay kolundandır. türkçe konuşulan ülkelerin siyasi, kültürel vs ilişkileri sonucunda başta fransızca, farsça, arapça, ingilizce olmak üzere bir çok dilden kelime alınmıştır. genellikle edebiyat öğretmenleri tarafından arapça ve farsçadan alınması süper bir olay, fransızca ve ingilizceden alınması ise bir utanç olarak yorumlanır. ayrıca dinden kaynaklanan bir sempatiden olsa gerek arapça kökenli sözcükler ihya edilir ve arapçadaki kullanımlarının birebir türkçede de uygulanması gerektiği, doğru(!) olanın bu olduğu savunulur. kanımca bu savunulan çok saçmadır.
örnek olarak arapça kökenli evlat kelimesini alalım. arapçada bu sözcük çoğul eki almış bir sözcüktür ve çocuklar anlamına gelir. fakat biz türkçede bunu çocuk diye kullanmaktayızdır. işte bazıları bunun zaten çoğul bir kelime olduğunu herkesin bilmesi gerektiğini ve ona göre kullanılması gerektiğini söyler. yani evlat kelimesini hem çoğul anlamda kullanmamız hem de hiç yapım eki getirmememiz gerekir bu teze göre. fakat azcık beynimizi taradığımızda evlatlık kelimesiyle karşılaşırız ki bu kelime yapım eki almış ve türkçeye adapte olmuştur. yani türkçede doğrusu böyledir. arapçada ne olduğu artık önemli değildir.
tabii bu sadece benim tezimdir. lise yıllarında dilbilimi öğretmenine sunulmuş ve bonus olarak notum düşürülmüştür.
m,ğ,l,c,f,r,v,j,p,ş,h,n,z harfleriyle hiç bir kelimenin başlamadığı dildir.eğer bir kelime bu harflerden biri ile başlıyorsa ya türkçe değildir ya da halk ağzında ünlü türetme yoluyla yerlileştirilmiştir.
ural altay dil ailesi içerisinde türk dil ailesinin oğuz grubu'na mensup lehçedir. anadolu, kıbrıs, balkanlar ve orta avrupa'da geniş yayılım alanı bulmuş olup, türkiye cumhuriyeti, kuzey kıbrıs türk cumhuriyeti, güney kıbrıs rum yönetimi, makedonya ve kosova'nın resmî dilidir..
çok zor bir dil. öyle ki doğru kullanımı için iyi bir eğitim ince düşünmek gerekiyor. aslında farkında değiliz ama ayrıntılar ile konuşuyoruz. daha bugün tercüman bir arkadaş ile konuşurken farkettiğim bir nüans var örneğin. izninizle paylaşmak istiyorum. şöyle ki ingilizcede:
"i will go to school tomorrow" dersek.
grammer olarak doğru bir kullanım olur.
tabi "will" yerine "going to" kullanmak daha iyi olacaktır.
ama şöyle dersek :
" tomorrow i will go to school"
bu yanlış bir kullanım olur.
şimdi gelelim türkçeye:
"yarın okula gideceğim" ile
"okula yarın gideceğim"
hangisi doğrudur?
aslında ikisi de doğrudur. çünkü bu cümlelerin anlamları farklıdır. birisi:
yarın ne yapıyorsun? cümlesinin cevabıdır.
ikincisi ise "bugün okula gitmedim" anlamını içermektedir. ki bu müthiş bir şey bence.
şimdi bu dili öğrenmek, öğrenebilmek gerçekten büyük şans. şanslıyız.
bu sözcüğe getirilen çekim ekleri kesme işareti ile ayrılmaz. misal; türkçenin, türkçesi.
ayrı yazımlar da yanlış kabul edilmez. ancak türk dil kurumu başta olmak üzere bir çok dilbilimcinin genel tavrı ilk kullanımdır. sözlükte özellikle başlık açarken sadece birisi tercih edilse (aramalarda kolaylık açısından) fakat diğerini tercih edenler de asrın hatasını yapmış gibi eleştirilmese hoş olur (ben eleştirmedim/eleştirilmedim ancak çok rastladığım bir durum). ayrıca bu bir emir değildir.