yanlış bir önermedir. ancak türkçe programlama dilinin varlığının ne kadar ehemmiyetli bir husus olduğu tartışılmalıdır. birkaç örnekle açıklayalım (burada programlama hususunda pek de bilgi sahibi olmayan bir
amele olduğumu belirtmek isterim; kendi önceliklerimden yola çıkarak mevzuyu açıklamaya çalışıyorum; umarım faydası dokunur) :
fortran'dan bazı komutların türkçesini üfleyerek görelim nasıl oluyormuş:
ingilizce->türkçe olarak yazıyoruz:
program->program(başka uydurabilen varsa bilemem)
real->gerçel
integer->tamsayı
array->dizi
funciton->fonksiyon
implicit none->atamaları unut
print->ekrana yaz
böyle gider
eğer programlama dilinin türkçe olması
bu ise kanımca kolay bir dönüşüm. ne de olsa ortalama bir fortran kullanıcısını yazdığı kodların nasıl
assembly koduna dönüştüğü pek ilgilendirmez. birileri derleyiciyi bu komutları kullanacak biçimde dönüştürürse pekâlâ kullanılabilir. ancak bunun bize ne faydası olur bunu tartışmak gerek.
bunun kökü türkiye'de ingilizce eğitime kadar gider. her zaman türkçe eğitimden yana bir insan oldum; eğitimimi de türkçe ağırlıklı eğitim veren
itü'de tamamladım. ancak hep şunu da savundum: yabancı dil desteksiz bir eğitimle sadece kendi kabuğumuz içinde kalırız; bir halta yaramaz.
dünyada ortak dil artık ingilizce oldu. pek çok bilimsel ve teknik yayın tüm dünyayla ingilizce yazılarak paylaşılmakta. bunun etkilerini kütüphane kullanan ortalama bir üniversite öğrencisi anlayabilir: basit konularda istemediğiniz kadar türkçe yayına rastlarken konu derinleştikçe türkçe kaynak varlığı azalır; ingilizce kaynaklara başvurmak zorunda kalırsınız. burada suçu ister türk bilim insanlarının tembelliğine verin, ister seçeneksiz kalmalarına, ister de üniversitelerin içler acısı hallerine... sonuç değişmez. bunun tartışmasını da ayrıyeten yaparız; burada değil.
şimdi varmak istediğimiz yere, yani esas noktamıza dönelim: uluslararası bir projede çalıştığınızı düşünün (türkiye'de bunlardan çok var; en basitinden
tai airbus uçaklarının parça imalatı için avrupa devletleriyle ortak çalışma yürütmekte). burada en temelinden mühendisliğin ortak dili olan
teknik resimi kullanacaksınız. daha sonra bilgisayarların hayatımızda vazgeçilmez bir yeri olduğunu da göz önüne alarak imalat esnasında herhangi bir programlama dilinde yazılmış program parçalarını kullanacaksınız. eğer siz türkçe olan programlama dilini kullanırsanız diğer devlet mühendisinin sizi anlaması, kodlarınızdan anlam çıkarması olanaksızdır. bunun için dönüştürücüler kullanılabilir mi; orasını bilemem. yine de önü sonu karşınızdakiyle ingilizce anlaşacaksınız; kaçarınız yok.
kısaca şunu diyorum: türkçe değerlidir. türkçe ana dilimizdir. korumak, geliştirmek hepimizin görevidir. ancak, önümüzde duran her şeyi türkçeleştirerek sadece dışa kapalı bir bilim yaparız, dışarıda yeni bulunan bir şeyi anlamak için birilerinin tercüme etmesini bekleriz, bu bekleyiş sonucu yine ve yeniden geri kalırız. ayrıca bilimin evrenselliğine ve insanlık için üretilemsi gerektiği fikrine tezat düşeriz; zira birilerinin bizim bulduğumuzdan faydalanması için türkçe'den çevirmesi gerekir (bu içten içe bana gurur verir aslında; ama doğru olan bu değildir).
bilim evrenseldir; doğrudur. ancak, "bilimin evrensel dili matematiktir" diyerek programcılık mantığını bu minvalde yüütürsek beri tarafta hukukçumuz, sosyal bilimcimiz ve tıpçımız sıçar.
dünyada şu an bilim dili maalesef ingilizcedir. ister bu mantıkla yürüyüp hem türkçenizi, hem de ingilizcenizi geliştirip genç kuşaktan da aynı şeyi yapmasını bekler ve ingilizce programlama diline entegre olup dış dünyayla iletişiminizi koparmazsınız; ya da o değerli götünüzün üzerine güzel güzel oturup basurunuzun azmasını beklersiniz. karar sizin.
diğer yandan, teknikte çok ilerleyelim, türkçe'yi bilim dili yapalım, ibreleri terse çevirelim, varsın california sözlük yazarı bu duruma kafa patlatsın. bu yazdıklarıma ben de inanmak isterim ama önümüzdeki uzun yıllarda bunlar sadece "andersen'den masallar" ötesine geçemeyecek şeyler.
o değil; türkçe programlama dili yapılacağına aynı eforla daha iyi şeyler yapılabilir diye düşünüyorum.
atp'lerinize acıyın...