türk aydınlanaması'nın -burada kullanılan türk bir ırk olarak değil, atatürk'ün kullandığı gibi tc vatandaşı anlamındadır- din ayağının temel taşı olan türkçe ibadet'in en önemli konusu. 7 şubat 1933 tarihinde uygulanmaya başlanmış, 16 haziran 1950 yılında ise yürürlükten kaldırılmıştır. konu ezan özelinde alındığında; "ezan zaten namaza davet anlamındadır, hangi dilde olduğu bir şey değiştirmez" gibi bir düşünce doğurabilir ki çok büyük bir yanlışa sürükler. konu esas olarak ve kökünden bir aydınlanma meselesidir. dinin bunca sene arapça olarak halka sunulması ve arapçanın kutsal dil muamelesi görmesi, halkın ne okuduğunu anlamadan, dualarında ne dediğini bilmeden kafasının karmaşa içerisinde kalması, buna bağlı olarak giderek cahilleşmesi ve cehaletin üzerinden sağlanan sömürü çok da şaşırtıcı değildir. çünkü bu durumun aynısını avrupa latince ile hatta daha kötüsünü yaşamıştır. latince'nin kutsal dil kabul edilmesi, tüm ibadetin latince yapılmasının ötesinde, halkın mal ve toprağına el koymak için üzerinde latince bir takım yazıların bulunduğu ve günah çıkartıldığı rivayet edilen kağıtlar satılmıştır.bu ve bunu gibi bir çok örnekle halkı uyutup ruhban kesim bundan çıkar sağlamıştır. ne zamanki avrupa reformuna luther'le başlayan latince'den o günün dillerine çevirisi başlamıştır, o zaman aydınlanmasının önemli bir kısmını gerçekleştirmiş bulunmaktadır. bu sebeple türk aydınlanması; ezanın ve benzeri tüm ibadetlerin, duaların türkçe'ye çevrilmesi gerçekleştirilmezse ve daha önemlisi hayata geçirilemezse asla gerçek bir ilerleme sağlayamaz.
atatürk zamanındaki denemenin bir takım eksikleri, ezanın türkçe'ye çevrilmesinde bazı tartışmalı kısımlar bulunabilir; ancak bu, o denemenin önemini azaltmaz tam tersine yüceltir.
türkiye'de insanların hala bir torba saçmalığa kafa yormakta olduklarının göstergesidir. bizim yapmamız gereken, evrensel değerleri başka dillerde uygulamaya koymak değil, sadece ne anlama geldiğini öğrenmek ve öğretmek olmalıdır. islam'a göre kur'an-ı kerim'de yazılanlar allah'ın kelamıdır. yani indirildiği dilde ibadet yapmak gerekmektedir. ancak bu demek değildir ki bunları türkçeye veya gereken diğer dillere çevirmeyelim. elbette çeviriler yapılacaktır ki ibadet ederken, kur'an okurken ne söylediğimizi anlayabilelim, anlatabilelim.
islam'ın arap milletine ait olduğunu zanneden,evrensel bir din olduğunu unutan kişilerin ısrarla karşı çıktıkları hadisedir. ezan namaza çağrıysa ve türkiye içinde türkçe konuşan halkı namaza çağırıyorsa türkçe olmasında bir mahsur olmamalıdır. ezan türkçe'ye çevrilirse anlamından birşey kaybetmez.
müslümanlıkla araplığı birbirine karıştıran,arap kültürüne ait şeyleri islam'a ait gibi gören ve gösteren kişiler yıllarca insanları islamiyet'ten soğutmuştur. oysa ki bir müslüman'ın en önemli görevlerinden biri islamiyet'in yayılmasına katkı sağlamak,insanları islamiyet'e özendirmektir. bir grup içindeki aşırı tutucu eğilimler her zaman o grup dışındakileri korkutur. korkuttukça da özendirmekten çok uzaklaştırma ortaya çıkar ki bu islamiyet'e zarar verir.
dinin içeriğinin nerede arandığıyla alakalı bir konu. önemli olan anlatılmak istenen mi, yoksa arapça dilbilgisi ve fonetiğiyle anlamadan ezbere sesler çıkarmak mı? kuranın gönderilme amacı insanları bilgilendirme ve belli amaçlara yöneltmeyse o zaman içerdiği anlam önemli olsa gerek.
araplar için sorun olmayabilir fakat türkler ve diğer dilleri konuşan müslümanların arapça bir duayı anlayarak dinlemesi ancak önceden çevirisini okumasıyla mümkün. bu yüzden birçok insan ezanı tam karşılığını bilmeden dinliyor kuranda ne yazdığından habersiz. çünkü ibadetin arapça olması gerektiğine inanmış. türkçesini okuyup zaman kaybediceğine arapcasını okuyup sevap kazanacağını düşünüyor. o zaman da ne neye inandığını anlıyor ne de kitap amacına ulaşabiliyor.
kısaca ezanın arapcayla sınırlı olduğunu başka dile çevirince anlamının bozulduğunu söylemek islamiyetin araplar için yollandığını iddaa etmektir. türkler arapça öğrenmeden anlayamıyorsa sorumlu da olamazlar. eğer bunu savunmuyorsak ya da insanların kuranı anlamalarından korkmuyorsak türkçe ibadet eşvik edilmeli, ezan da türkiye cumhuriyetinin resmi diliyle yani türkçe dinlemelidir.
bir ülke ki camiinde
türkçe ezan okunur
köylü anlar manasını
namazdaki duasını
bir ülke ki mektebinde
türkçe kuran okunur
küçük büyük herkes bilir
buyruğunu hüdanın
ey türkoğlu, işte
senin orasıdır vatanın*
işlevselliğini uzunca bir süre uygulanmaması sebebiyle kaybetmiş bu yüzdne şu sıra olması gözüme makul gelmeyen uygulamadır.
elbette ilk ve önemli niteliği namaz vaktini haber veren bir çağrının ana dilde dinlenmesi kulağa hoş gelecektir, ancak böyle bir uygulamanın ilk işlevi de karmaşa yaratmamak olmalıdır.
bugün arapça ezan her ülkedeki her müslüman tarafından hangi amaçla okunduğu bilinen, kulakların aşina olduğu bir çağrıdır. uzunca süredir türk halkının alıştığı, duyduğu ezan da -iyi kötü tartışılır- bu dilde olmuştur. yapılacak bir değişiklik günümüzde karmaşaya yol açabileceği gibi, anadil tartışmalarının sıkça yaşandığı canım yurdumda kürtçe ezan, elfçe ezan gibi bitmek bilmez açmazları da yanında getirebilir.
bu da kutsal bir çağrıyı polemik malzemesi haline getirdiği gibi beklenen faydayı sağlayamaz.
arapçılık diyebileceğimiz kültür etkileşiminin günümüzde esamesi okunmuyor diye düşünmek istiyorum, keza halen günümüz arap toplumunu kendine kılavuz edinebilecek türk bireyler varsa onların hiç bir dilde ezanla iflah olmayacağına eminim. dolayısıyla böyle bir tehdit ortada olmadığından kelli, türkçe ezan uygulaması benim nazarımda gereksizdir.
ne zaman ki toplumda arapçılık başlar, o an bir destek vasıtasıyla türk kültürünü ve dilini öne çıkarmak için tekrardan kullanılabilir bu ezan.
ezanın ne olduğunu herkes biliyordur. türkçe olmasının bir sakıncası yoktur elbette... hatta içeriğinin değiştirilip "hoyda bre namaza gidiyoruz, ooo ahmet beyler de gelmişler" yapılması din açısından o kadar da büyük bir sorun değildir. şeyh-ül islamlık haddime değil elbette, sadece naçizane fikrimdir.
ama ortada başka bir mesele var. müslüman, ezan'ın ve bilhassa kur'an'ın manasını bilmekle hükümlüdür zaten. bu sebeple ortada kur'an mealleri var...
ya bırakalım ezanı da şu misale bi bakın: britney spears tüm şarkılarını ingilizce söylemekte... bu hanımın şarkılarını neden türkçe'ye çevirip de söyletmiyoruz... ama gidip ingilizce albümünü alıyoruz. ondan sonra "ezan niye arapça niye türkçe değil"... lütfen bir ingilizce şarkıyı türkçe'ye çevirip söyleyin... eski tattan eser var mı? mesele bu işte...
kur'an için ise bilin ki onun en büyük mucizesi şiirselliği... türkçe'ye çevirildiğinde anlarsınız ama o mucizevi şiirsellik yok olur... tanrı'nın şairliği ile fani bir tercümanın maharetini kıyaslamak abestir... budur mehmet akif ersoy'u atatürk'ün emriyle meal yazmaktan caydıran.
sabah 5'te dedenize yada okumasını bilen birisine ezanı türkçe olarak okutun. sabah camiden minarelerden okunan ezan gibi içinizi ürpertecek mi? ağlamak gelecek mi içinizden? hayır mı? işte bu yüzden ezanı türkçe okumak bu kadar manasız. ha eğer ezanın okunuşu bende zaten herhangi bir şey uyandırmıyor diyorsanız o zaman bırakın ezanın nasıl okunacağını ne yoruyorsunuz kafanızı böyle boş işlere...
neden ülkemizde anlamadığımız şekilde okunuyor ezan, türkçe olmaması için bir sebep yok ki zaten dedirten durum, ev kiraları dolar euro üzerinden, okullar ingilizce eğitimde, ezan başka dilde, ne o biz de türkiyede yaşıyoruz.
bazı şeylerin orjinalliği bozulursa anlamı kalmaz. türkçe ezan da bunlardan birine örnektir.
zaten, ibadete katılacak olan insan, türkçe yada arapça farketmeksizin katılır. önemli olan istektir burda..
anlamı merak edilen ingilizce şarkılar mesela, nasıl türkçeye çevirilip, "bunu diyormuş demekki" deniyorsa,
ezanın da anlamını çok merak eden, gider açar türkçesi nasılmış anlar; ki zaten buna gerek kalmaz din kültürü ahlak bilgisi dersinde ilk işlenen konulardan biridir.
ezan bir islami simgedir nasıl hristianlıkta çan çalınıyorsa nasıl yahudilikte hazzan oluyorsa ezanda arapçadır arapça okunmalıdır. bir hristiyan neden çan çalarken hala ip kullanarak çalıyor neden bir 5 +1 ses sistemi kurup dijital ortamadan çan çalmıyorsa,ezanda aynı şekilde olduğu gibi kalmalıdır.
ayrıca +yok ben anlamıyorum arapça yok bilmem ne geçin bunları eğer bir müslümansanız bunalrı zaten bilmeniz gerekiyor hatta bilmyor olsanız bile namaza çağrıldığınızın farkında olmalısınız.
çoğu kişinin ezan çağrıdır ha arapca ha turkce demesine karşın türkçe olması gereken seydir. o zaman hoca gel desin yeter. içerik olarak niçin gidiyorsun be adam(!)
anadilimiz türkçeyse neden arapça ezan okunsun? türkçe olması en mantıklısıdır.
orta çağ avrupası'nda halk kutsal kitabı anlamasın diye kendi dillerine çevirtilmemiştir, çünkü halkın cahil kalması ruhban sınıfının ve aristokratların lehinedir. halk sömürülüp durmaktadır. yani anlamadıkları şeyler "bu doğrudur" deyip, halkta tanrı korkusu yaratarak zengin olmuşlardır.
doğrusu, herkesin anladığı dilde icra edilen din ve inançtır. allaha inanmak, müslüman olmak için arapça bilmek zorunlu değildir. o halde ibadet anadilde de yapılabilmektedir. o zaman ibadete çağrı niçin arapça yapılmalıdır?! ibadete türkçe çağrılmak günah mıdır? adam cehenneme mi yollar?
işte bu güzelliği de atatürk, zamanında halka yaşatmıştır ancak sonradan halkın cahil kalmasını isteyen kesim tarafından, halkı uyutmak adına atılan ilk adım dahilinde değiştirilmiştir.
kendi dilinde ibadet edebilme özgürlüğü varsa eğer ezan da mutlaka türkçe okunmalıdır.
belki kiliselerde çan 5+1 sistemle çalınmıyor ama aynı kiliselerde inançlar doğrultusunda caz, blues veya gospel choir eşliğinde şarkılar söyleniyor. ve ilk incilin yunanca'nın koine diyalektiği ile yazıldığını göz önünde tutarsak hiç biri o şarkıları yunancanın koine diyalektiği ile söylemiyor ya da ibadetlerini o dilde yapmıyor. tam tersine kendi dillerinde yapıyor tüm hristiyan ülkeler ibadetlerini.
hadi buyrun size başka bir polemik daha: ezanın makamlı okumak yerine bi imam da caz yorumuyla söylesin. hoş daha türkçe ezan okuyamıyoruz bi de bizim imamlar caz mı yapıcak? (!)
edit: eflatunsina'nın uyarısı için teşekkürler. beni uyarması üzerine şöyle bir açıklama gereği duydum.
ezan - çan - ilahi karşılaştırması yapmaktan çok önemli olan noktanın ibadetin hristiyanlıkta yunancanın koine dilinde değil kendi ülkelerinin dilinde yapıldığını ortaya koymaktı. kiliselerin ingilizce almanca vs. gibi dillerde ibadet ediyor olmasıydı. ancak protestanlık gibi reformist bir mezhep anlayışı müslümanlık'ta olmadığı için bu tarz tartışmalar da sürüp gidecektir.
"yok efendim orjinali böyle arapça. ben eskiye döneyim, eskide kalayım; iyidir herhalde o." diyenler yana döne teokratik rejimlere koşabilirler.
"illa arapça okunmalı" diyene soruyorum şimdi. aşağıda.
~ 1500 senedir değişmediğinden, illa sabit kalması gerektiğinden nasıl emin olursun sen görmeden bu ezan muhabbetini?
~ arapça bilince daha mı yakınsın peygamberine, tanrına(pardon allah'ına)*?
~ o taptığın, sürekli zikrettiğin allah'ın; anlamaz mı dilden, dil farkından? dilin insanın kendince oluşturduğu bir kavram olduğunu sen bile bildiğin halde, o bilmeyecek mi?
~ mükemmel dediğin tanrını sınırlarken, aslında kendi düşünceni sınırladığını; olmadık şeyleri yücelttiğini ve dilin sadece bir kültür kavramı olduğunu bilmez misin?
~ araplara değil de, japonlara din gelse; kendinin japonca öğrenmeye kasacağının farkında değil misin?
~ dil değişince, vahyedilen kelam değişiyor mu? asıl gafillik öyle sanmak değil midir?
~ yıllarca arap dilinin etkisinde kalan kendi dilinin geldiği hali göremiyor musun? hepsi de senin gibiler sayesinde.
~ o dil ile birlikte, kültürünün de kaydığını anlamıyor musun?
~ o din ile birlikte sana yayılan kültür faşizmini görmezden mi geliyorsun?
~ neden bu kadar dar bakıyorsun?
~ sağdan sola doğru yazarken beyninin sol lobu zarar görmez diye umuyor musun?
sorular artabilir. cevaplar azabilir. yine de cevap verilmeyebilir, zira inanç meselesidir; ama şu dünya işini öbür dünyadan ayır be artık. gerçekten de, küçük küçük giydirmelerin komik oluyor.
azıcık düşünen bile farkı olmayacağını anlar. her şey psikolojik, her şey sende bitiyor.
bari bunu unutma be ey insan. "illaki arapça, illaki gerilik!" diyen, "arapça seviyorum ben, öyle okuyacağım" diyenlerin yaptıkları nedir? bak şuralara. (bkz: dini şekilcilik)
şekilcilik tabii. topluma çoğunlukla, ama en büyüğü de kendine.
"tanrına, pardon allah'ına" gibi kelimeleri yanyana koyanların burnunu sokmaması gereken meseledir. bu dinin üyeleri oturup tartışıp karar verebilecek iken maddeler halinde neden türkçe olması gerektiğini sıralamak ukalalıktır. üyeler japonca istiyorsa oturup neden japonca olmaması gerektiğini de yüzlerce sayfada anlatabileceğinize eminim.
ezan, namaza bir davetse, neden 5 vakit arapça davetiye alıyoruz diye düşünmeden edemediğim türkiyede, gayet kullanışlı olacağını düşündüğüm bir olgudur. hatta bu çağrının, inançsızlar için bir dönüm noktası, asıl onlar için bir davet olacağına inanır dururum hep...
islam öğrenilmesi, anlaşılması gereken bir dindir, zira içi doludur. islam felsefesi yani tasavvuf, ilgileneni saran, okudukça okunası, anladıkça daha çok anlaşılmak istenen bir deryadır. tasavvufla ilgilenen kişi hoşgörüyü, sevgiyi, barışı da öğrenir aynı zamanda. hep de bu sebepler ile islamın bir hoşgörü dini olduğu vurgulanmaktadır.
ancak, okumadan, anlamadan, arapça sureleri ezberleyerek, namaza neden ve nasıl çağırıldığımızı bilmeden ezanı dinlemek işte islam dinine gözlerimizi ve kulaklarımızı kapatmaktır. eğer anlaşılmazsa, gözü kapalı bir sevgiye dönüşür. dini bütün insanlar, anlamadıkları, bilmedikleri için tam da sevdikleri, gönüllerini verdikleri dinlerine aykırı hareketler yapabilmektelerdir istemeden. sevap kazanmak için oruç tutan bir inanan, oruç tutmadığı için bir başkasının canına kıyabilmektedir örneğin. veya yine ramazan ayında, oruç tutmayanlara yönelen şiddet hareketlerini hepimiz bilmekteyiz. hoşgörünün dini islama inananların, böyle olaylara sebebiyet verebilmeleri, işte anlamamaktan ileri gelir.
anlamak, öğrenmek işte bu sebepten önemlidir. ezanın türkçe olması, belki bu anlama yolunda yapılabilecek ilk adımdır. toplumsal olarak islamı anlamak ise, toplumsal hoşgörünün ve barışın temelini oluşturabilir.