hayatını ingilizce metinleri okuyarak geçiren, akademik kariyer diye kastıran gariplerin türkçeden soyutlanmasıdır.
bilim dili olarak türkçe her t.c. vatandaşının tercihi olsa da, teknolojik gelişmelerin ana dili olan ingilizce karşısında türkçe maalesef geri planda kalmakta. terimlerle dolu bir ortamda, okunan dökümanlardaki ingilizce kalıplar türkçedeki kullanımlarından daha iyi açıklıyorsa anlatılmak istenen düşünceyi/tekniği/yazılımı/donanımı/hedeyi,
neden olmasın.
bu tür akla zarar bir yolla!! gösteriş yapmaya kalkışanlar da mevcuttur ki bu insanoğulları oldukları yerde alınlarının çatısından vurulmaları gereklidir.
ingilizce bildiğini kanıtlamak istercesine, durduk yerde konuşmalarına ingilizce sözcükler ekleyen, karşısındakine iyiki ingilizce biliyorsun dedirten eylem. bazı insanlar bunu bilinçsiz olarak gerçekleştirse de, olay bilinçli ve sık sık yapılıyorsa insanlarda ters tepki oluşturtabilir. bir de sevgili hocalarımızın sevgili cümleleri vardır ki her biri evlere şenliktir. sizden geri feedback alıcaz ki seneye daha iyi ders verelim gibi.
"bu olay beni çok irrite etti."
"önerisini refuze ettim."
ne şimdi bunlar?bu olay beni çok sinirlendirdi ya da önerisini reddettim desek çok mu avam olacağız, araya ingilizce kelime sokuşturunca çok kaliteli, klas bir insan gibi mi göründüğümüzü zannediyoruz. offfff of, elime kızılcık sopası alasım geliyor bu lafları duyunca.
yabancı dille eğitim veren okullarımızın da çok etkisi olan oluşumdur.mamafih bazı üniversitelerde önüne geçmeye çalışmak amacıyla örgütlenme ve kampanyalar başlatan pek değerli gençlerimiz mevcuttur.bir kaç örnek için buyrunuz;
(bkz: türkçeden dönenin kalemi kırılsın)
(bkz: odtü türkçe topluluğu)
(bkz: odtü md tog)
teknik konularda konuşurken, ilgili terime türkçe karşılık bulamamanın getirdiği sonuç.
günlük konuşmalarda görgüsüzlük sembolü. ingilizce bildiğini karşıdakinin gözüne sokmak.
bazen , her ne kadar sevmeseniz de, ki ben de sevmem, akıcılığı ön plana çıkarmanızın gerektiği durumlarda başa gelebilen olaydır. söyle ki , kahramanımız yurtdışında çalışmaktadır ve çalıştığı firma, kendi kültürünü oluşturmuş çok köklü bir firma olduğu için, firmanın kendi terminolojisi de vardır; yapılan işlerin neredeyse hepsinin kendine has "ingilizce" isimleri vardır. şimdi türkiyede, bir toplantıda, bir konuşmada vs birisi size iş ile ilgili bir şey sorduğunda, eğer her kelimeyi türkçeye çevirerek anlatmaya kalkarsanız, ne kadar iyi simultane tercüme yapacak kadar iki dile hakim olsanız dahi, belli zaman kayıpları, akıcılıktan bazı feragatlar olacaktir; artı bazı kelimelerin türkçe karşılığı aynı anlama tam olarak gelmez, bazı kelimelerin karşılığı yoktur. şimdi böyle bir durumda ya bir parantez açıp yeni bir cümleyle durumu kotarip, tekrar kaldığınız yerden devam edecek, konumanın temposunu, dinleyenin dikkatini kaybedeceksiniz, ya da direk yerine cuk oturan terimi kullanarak olaya devam edeceksiniz.ben ikinciyi seçiyorum açıkçası.
bu konuda eğer ki tartışılacak bir konu varsa , o da kendi bilim kültürümüzü yaratıp yaratmadığımız olmalı. eğer biz bir şey üretmiyorsak adam gibi, o zaman terimleri de teknoloji ile beraber satın almamız normal değil mi?
gerizekalılık belirtisidir, çoğu insan bunu bir yada bikaç kez yapmıştır benim esas merak ettiğim düzenli olarak günlük konuşma sırasında bunu yapan malaklar kendilerini üstün gösterme belirtisi içinde oldukları için mi yoksa yıllardır öğrendiği dili unutabilecek kadar küçük beyinli olduklarını cümle aleme duyurmak için mi yaptıklarıdır. bana esas acı veren nokta very beatiful hanım*, beni irrite ettin, open-mind olun biraz gibi cümleler kuran bu dangalak, özenti ve ingilizce konuşmayı üst-insan olma belirtisi olarak gören rezil, ezik,... insanların genelde daha iyi maaşı ve işi olan, ülkenin geneline göre daha üst tabakalarda olmasıdır.
sonradan görme şarklıların yaptığı bir uygulamadır, bi kaç nesil önce taşradan çıkıp, aslını unutmak ve kendini yazılı olmayan kast kademelerinden birine yerleştirmektir. komplekslilik ve kendini küçük görmekten ileri gelir. bu gibi insanlar ait olduğu bir çok şeyi dışlamaktan kendini alamaz çünkü bu güne kadarki ait olduğu çevre, yaşantı ona göre bayağıdır. o buraların adamı/kadını değildir. ve kendini o araya sıkıştırdığı ingilizce kelimeler gibi küçük yalanlarla kandırır. en kötüsüde budur zaten, kendi yalanlarına inanmak. evet kendi dilini konuşurkenki akıcılık içerisinde bir anda ağızından çıkıveren, kanıksanmış bu kelimeler kendi inandıkları yalanlarıdır, artık onların birer parçasıdırlar.
bilerek ve isteyerek yapıldığında cahilliğin en büyük örneğidir. "ben ingilizce biliyorum, üstünüm" havası vermek istenir, aksine komik duruma düşülür. bir diğeri sürekli ingilizce konuşan, düşünen, kendi öz dili türkçe'den uzak kalan insanın düştüğü durumdur. en az ilki kadar acınasıdır. bir insan iki dili rahatlıkla konuşabilir. özdilinden uzaklaşan, kendi dilinen yabancılaşan insanlar türkçe okuyarak, dinleyerek ve konuşarak bu sorunu aaşbilirler, tabii isterlerse.
olay aslında sadece ingilizce kelimelerde değildir. asıl mesele kendi dilini konuşurken araya yabancı kelimeler tıkıştırmaktır ki bu özentiliğin ve belki de en kuvvetli ihtimal olarak kendini rahatça ifade etmekten aciz olmanın göstergesidir. büyük ihtimalle de bir kompleks göstergesidir.