saçma bir isyandır.
hatta olmayan bir isyan bile diyebiliriz çünkü ben şahsen görmedim sokaklarda, "yeteeeer, bizle değil açıklarla evleniyorlar erkekler" diye bağıran bir güruh.
bu kitabın yazarı, almış eline kalemi, "nasıl ilgi çekerim?" gibi şeyler düşünmüş olmalı ki böyle şeyler yazabilmiş.
hatta kitabı yazım tekniğini
uçankuş,
canlı canlı gibi televolevari magazin programlarında eline mikrofonu yanına kameramanı alıp orda burda konuyla ilgili ilgisiz onlarca kişiyle konuşan, saçmalayan, olmadık sebepten ünlülerin arasını açan muhabirlerin tekniğine benzetiyorum.
türbanlı yaşıyor kendince, türbansızı da yaşıyor.. evleniyorlar da..
ne gerek var bu ülkedeki kutuplaştırmalara bir yenisini daha katmaya?
çok mu meraklısınız insanları ayrıştırmaya?
neymiş türbanlılar "bekaretimizi mezara mı taşıyacağız?" diyormuş, niye desinler ki böyle bir şey?
evde kalıyorsa bir kız, ya evlenmeyi tercih etmemiştir (ki buna evde kalmak denmez zaten, tercih sebebidir)
ya da çok isteyip de evlenememişse altında "türban"dan başka sebepler vardır, zira bu ülkede biri evlenmek isteyedursun -hem de "isyan" edercesine(!)- hemen çatacak çöpü bulunur zaten..
yetti artık, yarın bir gün de bir başkası çıkar, "türbanlılar yine isyan etti, açıklar daha çok alışveriş yapıyormuş, biz de en az onlar kadar alışveriş yapmak istiyoruz diye çığırıyor" derler, maksat kutuplaştırmak değil mi?
her türlü saçma şey beklenir.. ama görmezler ki bu ülkede kapalı-açık bayanlar kol kola geziyorlar dışarı çıkıp.. beraber konsere de gidiyorlar, "gün" de yapıyorlar, kocalarını da çekiştiriyorlar, okula da gidiyorlar.. ülkemizin bu güzelim sentezi batıyor birilerine de asıl bölücülüğü onlar yapıyorlar "türbanlı-türbansız" diyerek.. ya da başörtüsü işte.. aynı şey gözümde..