|
|
- geçtiğimiz cumartesi günü ülke olarak hukuk devletinden guguk devletine* geçmiştik. işte şimdi sıra rektörlerde:
"bir iki gün sanıyorum bir belirsizlik yaşanıyor. henüz cumhurbaşkanımızın imzasından geçmedi. bildiğimiz kadarıyla resmi gazetede de yayınlanmadı. bir süreç sosyal olarak işlemeye başladı. ülkenin gündemine sosyal olarak konu düştü..."
üzgünüm. ülke bu şekilde çatışmaya sürükleniyor işte. mahkemeden dönerse ne olacak peki. sosyal olarak işleyen süreç gerimi işleyecek bu sefer. hukukun üstünlüğü ayaklar altında. bazılarına göre insan hakkı, özgürlük, bazılarına göre siyasi hasat, bazılarına göre görev tamamlaması.
edit: bir de rektör efendi "bildiğimiz kadarıyla resmi gazetede de yayınlanmadı" demiş. bu kadar mı samimiyestsiz ciddiyetten yoksun söylem olur.(jayhunx, 11.02.2008 14:25 ~ 14:31)
- mahkemeden dönme olasılığı olmayan bir anayasa değişikliği sözkonusu olduğu için rektörlerin durumu kabullenmeye başladığının bir göstergesidir. cumhurbaşkanı'nın bu yasayı onaylamayacağını düşünenler ellerini kaldırsın. aaa, kimse yok mu, yoksa?
- girebilirler. kapı açıktır. yol müsaittir. kapıda arkadaşlarına rastlayabilirler , konuşarak ve gülüşerek girebilirler , kızlı erkekli olabilir. kızlı erkekli girerken erkeklerin türban takması zorunlu değildir. yağışlı havalarda isterlerse erkeklerde türban takabilir. onlar girerken kapıyı açık bırakmamak elzemdir , kapı açık kalırsa ceryan yapar , rektörlük türbülansa girebilir mazallah. türbanlı öğrenciler üniversiteye girerse belediye seçiminde elinde koz kalmayacak olan hükumet bu sefer türbanlı öğrenciler üniversiteden çıksın diye bir tutturur pir tutturur. girsin mi çıksın mı diye tepe sersemi olan halkımız kendisine neyin girip neyin çıktığını anlayana kadar iş işten geçer , atı alan üsküdarı geçer , minareyi çalan kılıfını hazırlar , bal tutan parmağını yalar. tut kelin perçeminden , ört ki ölem.
- üniversite mezunu ev hanımı olmanın ilk adımıdır.
- illegaldir.
(kl7mu, 11.02.2008 17:12)
- "tüm boyaları boyadık, bir fıstık yeşilimiz kalmıştı, onu da boyadık tam oldu" diyerekten tepki vermek istediğim hede, hödö, sorunsal, olgu, felaket, hezeyan.
ülkeye dair herhangi bir sorunu çözmeden önce, aşmamız gereken yüzlerce merhale vardır; mesela, çivit mavisi gözlere sahip erkek çocuklarının boylumlanamama sorununa çözüm getirmeye çalışmadan evvel, ülkedeki diğer tüm erkek ve kız çocuklarına dair bütün sorunları çözmüş olmanız ve nihayet çivit mavisi gözlü erkek çocuklarını boylumlama işleminin sağlıklı bir şekilde nasıl icra edileceği üzerine kafa yormalısınız. ama dediğim gibi, ülkedeki tüm insanların zerre kadar sorunu kalmayıncaya dek çivit mavisi gözlü erkek çocuklarının sorunlarına odaklanamazsınız; bir tür yasak olarak tasavvur edebilirsiniz bunu; diğer sorunlar dururken mevzubahis sorunu çözmeye asla teşebbüs edemezsiniz, etmemelisiniz. bir yandan işsizlikle mücadele ederken, öte yandan bu çocukların dertlerine derman olma gayretinde bulunamazsınız, zira yürütme yetkisini elinde bulunduranlar farklı alanlarda, farklı dallarda görev yapmak, o alanlarda zuhur eden sorunlara çözüm getirmek üzere gruplara ayrılmamış ve farklı meseleler üzerine yoğunlaşmamışlardır. herhangi bir t anında, ancak tek bir soruna odaklanılır ve yürütmeden sorumlu devlet görevlileri başka herhangi bir soruna dair kafa yorma eylemine girişemez. devlet böyle yönetilir işte, bilmeyenler de aydınlansın bu arada.
mesela, türk ceza kanununun 301. maddesini, demokrasi için bir utanç kaynağı olduğunu düşünerek kaldırma teşebbüsünde bulunamazsınız. tck 301'e gelinceye kadar birçok mesafe katetmeli ve işsizlik, yoksulluk, sağlık gibi sorunlara çözüm bulmadan bu maddeyle asla ilgilenmemelisiniz. "millet açlıktan ölüyor, siz hala 301 de 301 diye tutturmuşsunuz" minvalinde duygu sömürüleri yaparak savunduğunuz fikre kısa yoldan sarsılmaz bir meşruiyet kazandırabilirsiniz.
bir de şu var; temel fıkralarından mizahi bir destek alarak tartışılan meselenin ne kadar değersiz olduğunu gözler önüne serebilirsiniz. ben yaptım, fena olmuyor, siz de deneyin. mesela "2500 yılında tüm milletler uzaya gitmiş, türkler hala dünyada yaşıyor" anafikrine sahip bir temel fıkrasından, "millet uzaya gidiyor, biz hala türban tartışıyoruz, peeeeh (sürahi nine ağzı devreye giriyor bu noktada)..." şeklinde enaniyete bulanmış şikayetinizi dile getirerek, ülkede cereyan eden hadiseler karşısında ne kadar hassas ve bilinçli olduğunuz sonucunu çıkarabilirsiniz. gündemdeki meseleleri küçümsemek istediğinizde, "milyonlarca hede, hödö, x, y, z,... var, bu adamlar hala ne tartışıyor" cıkcıklamanızı yüksek sesle ifade edebilirsiniz.
işte size gayet işe yarar bazı metodlar sundum, tecrübelerimden faydalanın istedim, faydalanmak size kalmış artık.(küller, 11.02.2008 17:31 ~ 17:32)
- üniversiteye girdiler ama derse giremediler, sabah girdiler öğleden sonra giremediler gibi son dakika haberleriyle iyicene suyu çıkartılmış konudur. 21. yüzyıldan türkiye manzaraları böyle işte.
- türbanlı öğrencilerin üniversiteye girmesi bir yana da ben olayın psikolojik yönünü çok daha fazla merak ediyorum, yani türbanla kapıdan giriş yaparken öğrencinin kafasından ne geçiyor? çünkü başına taktığı şey tamam yıllardır ülke gündemini meşgul ediyorda özellikle son günlerde her yerde o tartışılıyor. yasalar değişiyor, meclis birbirine giriyor, meydanlar doluyor, sokakta, iş yerinde, kahvede, cafede arkadaşlar, eş-dost birbirine giriyor onun taktığı uğruna. toplum ikiye bölünmüş ve nedeni kendisi veya kendi inançlarını kullanan veya kullandıran kişi ve kurumların hatta bazı iddaalara göre dış mihrakların dürtmesiyle okulun kapısına gelmiş ve o çizgiyi geçmek üzere işte o an nedir? ne ifade ediyor? kesinlikle sıradan bir şey değil bu, zafer kazanmış romalı general gibi mi hisseder insan o an kendini aceba, o kendisine bakan gözleri nasıl algılar ve rahat rahat içeri girip dersini dinler. kişisel görüşüm bu raddeye getirilmiş obje bir şeylerin simgesi değilse bile olmuştur artık, bu sorun artık içinden çıkılmaz bir sürece girmiştir ve çözümün izin vermekle veya vermemekle bitmeyeceği bu ülkenin üzerinde son darbe dahil kanlı elleri dolaşan güçler olduğu sürece sorunlar çözülmeyip katlayarak devam edecektir. kabul edilsin veya edilmesin toplum iki kutuplu oldu bir kere ama bizim berlin duvarımız yok işte sorun burada yani halk iç içe ve birbirine her an girmeye, kaynamaya müsahit o yüzden bu dakikadan sonra tek söyleyebileceğim allah kolaylık versin.
|