okula türbanla öğrenci alınmayınca türbanlıların bulduğu dahiyane çözüm, tarifsiz çelişki, amaç saçını göstermemek mi yani, peruklar genelde düzgün fönlü ve parlaktır, kesinlikle daha çok dikkat çeker, e saç niye saklanıyordu? (bkz. düz mantık)
yökün insanları ne hallere düşürdüğünü gösteren bir görüntü ama şurası bir gerçekki bu türban meselesi bir showa dönüştü, madem okumak istiyosun neden köprüyü geçene kadar ayı ya dayı demiyosun, zaten baskı altında türban takmak gibi bir zorurunlulukta yok. *
saçma sapan yasakların doğurduğu saçma sapan durumlara bir örnek. okumak için avusturya'ya gitmek zorunda bırakılan türbanlı arkadaşlarımızdan, buna gücü yetmeyenlerin mecburen başvurdukları eylem. inançların ve yaşam tarzlarının kişisel hak ve özgürlük kapsamında olduğunu bir türlü anlamak istemeyen toplumumuzun saldırılarına karşı hayata tutunma, ayakta durma çabası.
ayıya dayı demenin doğruya çok yakın olduğu bir yaklaşım teşkil ettiği sorunun sonuçlarındandır. bilim mi türban mı dersek, ikisi de farz olduğundan, bir müslüman için yeri geldiğinde tercih pek tabi bu yönde olabilir. ancak bu durumda öncelikle ikisini birden yerine getirmenin yolları aranmalıdır.
çözüm önerisi niteliği taşımayan çıkarıp girsinler önerisi vardır. bu daha çok "ne var ki çıkarsınlar. ne olacak yani" içeriklidir.
bu öneride bulunurken biraz empati yapılmalıdır. burda kendi mantığınla düşünmemelisin. bazı inanışları kabul etmelisin. bu konuda bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz demeyeceğim. çünkü bildiğin kadarıyla yorum yapıp bilmeme ihtimalin olan konularda da emin olmadığının farkında olursan bir problem yoktur.
ben şimdi ne demek istedim? eğer teseddürün farz olduğuna inanıyorsan, onu çıkarmanın koşulu böyle birşey olmaz. bir an için kadın olduğunuzu ve islamiyete gönülden inandığınızı düşünün. inandığınız şey teseddürün farz olmasıdır. yani yerine kesinlikle getirilmesi gereken bir görev. aklımıza ilk gelen şey "namaz da farz ama her gün beşe kılmıyorum" olur. hepimizin bildiği gibi bir hata başka bir hatanın gerekçesi olamaz.
bunun dışında eğer herhangi bi durumda baş örtüsü takamıyorsan. "hadi çıkarayım bari de, sonra yeniden takarım" demeden önce hala başını kapatmanın bir yolu olup olmadığını düşünmelisin. türban olmadı bere takarsın, olmadı peruk takarsın hiç olmadı kafana poşet bile geçirirsin. çünkü eğer müslümansan allah adında bir yaratıcıya inanmaktasın. senin üzerinde annenden, hatta dünyadaki bütün annelerin çocukları üzerindenki haklarının toplamından daha çok hakkı olan birine... onun emri senin için herşeyden daha önemlidir.
allah kadına hem başını örtmesini hem de bilim öğrenmesini emretmiştir. ikisi arasında bir tercih yapma noktasına gelmeden önce ikisini birden yapmanın bütün yollarını zorlamalısın. yani ayıya dayı diyebilmek için, bir kadın başını kapatmasının, her türlü bilime engel olmuş olması gerekir.
şimdi bir sorun daha var: peruk takmak bu amaca uygun mudur? bu konuyu tartışmak bilgi sahibi olmadan gerçekten çok zor. ben de yeterli bilgiye sahip olmadığımdan, ancak kesin olmaya yargılara varabiliyorum. mantık kurarsak: türban saçı kapatmak için. peruk saçı kapatıp yeni ve daha dikkat çekici bir saç koyuyor. o zaman olmaz.
eğer mantık kurmak gerekirse, "o kadar komik bulduğumuz bu peruk, takan kadına karşı bir ilgi beslememizi sağlamaz. hatta itici durur." derim. derim ama bunu diyen benim. normal bildiğimiz insan beyni. biri çıkıp benim bu mantığımı çrütebilir. ondan daha zekisi çıkar onun mantığını çürütür. bu bu şekilde gider. sonunda haklı çıkacak kişi herkesten daha üstün bir mantık kurma yeteneğine sahip kişi olur. bunun kim olduğunu düşünürsek: eğer allah yoksa insanlardan biridir. ki o durumda zaten peruk ya da türban takmak gerekmez. allah varsa bizzat kendisidir. allah'ın özellikle peruk takmak konusunda bize net bir bilgi vermediğni biliyoruz. bu durumda yine allah sözleri arasından uygun çözümü buluruz. burada da bilgi devreye girer. sonuçta, peruk takmak doğru değilsebile bu kadar emin davranmamalıyız. emin olsak bile eğer iyi insansak, peruk takanları küçük düşürmek, dalga geçmek yerine gidip fikrimizi anlatmalıyız. gitmeyeceksek de bu fikri yapıcı bir biçimde savunmalıyız.
inanın türbanın farz olduğuna inanan bir olarak, başını örtmeye kadınların ahireti yok sayıp dünyayı mutlu geçirmek için başını açmaları da bana gülünç geliyor. ama kimseyi aşağılamıyorum. çünkü benimle aynı düşünceleri taşımadığı için bir insan aşağılanmayı hakemiyor.
eğer mantık kurmazsak(yani bu konuda kurmayıp genel olarak kurmayı tercih edersek): islama göre bu dünya bir sınav yeridir. belki mantık kurarken kullandığımız mantık kuralları da sadece bu dünyaya ait kurallardır. herşyi bu kurallara sokmamıza gerek yoktur. yani bir fizik sınavında sürtünmesiz ortama göre soru çözüyorsak o sınavın mantığında sürtünmesiz ortam gerçekten olabilecek birşeydir. bu da tıpkı onun gibi. allah bize "amuda kalkıp top sektirenler üçer sevap kazanacak. adı mehmet olanların sevabı ikiyle çarpılacak" da diyebilirdi. bunu mantıksız diye reddedemezdik. çünkü bahsettiğinmiz kişi allah. bizden mantıklı birşey istemek zorunda değil. hiç bir zorunluluğu olmadığından her şeyi yapabilir. o yüzden isteklerini tartışmamıza gerek yok.
bu noktada "bize ulaşan islamın doğru olduğunu, mantık aramadan nasıl anlayabiliriz?" sorusu devreye giriyor. ben bu konudaki düşüncelerimi buraya yazarsam giri okunamayacak uzunluğa ulaşacapından, sadece kısaca özetleyeyim:
eğer yanlış birşeyi bile gerçekten allahın isteği olarak kabul edip yapıyorsak bile, doğruymuşcasına karşılığını görürüz. ama hiç araştırma zahmetine girmeden içimizden gelene inanmak hoş olmaz. çünkü eğer fırsatımız varsa, gerçeğe en yakın sonuca uşalmak için edinebileceğimiz her türlü bilgiyi edindikten sonra karar vermek gibi de bir yükümlülüğümüz var.
bu koşullarda müslümansak ya araştırmış insanlara güveneceğiz. ona göre yaşayacağız. ya da çok düşünüp hayatımızı buna adayacağız. tabi hiç sallamayıp salt inanmak da var seçeneklerde.
o değil de biladerim, adamlar, körü körüne, türban karşıtı olanların müslüman halkı dinden soğuttuğuna inanmış gidiyorlar, boşuna değil "beyinleri yıkanıyor" iddiası, belli.
ha sen dersen "türbana dil uzatılınca insanlar akpden, daha doğrusu fettullahtan uzaklaşıyor" diye, haklısın derim o zaman. zaten amacımız da bu!..
türbana laf söyleyince insanların dini bozuluyormuş. bak sen. o zaman türban takmayan kadınların tümü aforoz edilmiş oluyorlar da farkında değiller durumun, yazık. dur hemen haber vereyim de türban takmaya başlasın zavallıcıklar...
hadi onu da geçtim. islam dini, ki yaratanın dini, gerçek din, insanların gönlüne pamuk ipliğiyle mi bağlı ki bu kadar önemsiz bir mevzuda müslüman kişi din değiştirsin? hangi kafayla düşünebiliyorsun bunu?..
hep soruyorum, burada da soruyorum: islam dinini savunmak sana mı kaldı arkadaşım! nasıl atatürk add'nin ya da chp'nin tek elinde değilse, islam da hoca efendi'nin tek elinde değildir, bu kadar dar görüşlü olmayın artık.
edit: -dwlf-nin uyarısıyla tam hedef göstermek istiyorum: yalnızca fettullah. sade müslümanla neden kapışayım ki, zaten ben de sade müslümanım. benim karşı olduğum olay müslümanlık maskesi ile içten pazarlık yapılmasıdır.
takanların genelde absürd bir peruk takarak "bu saç değil peruktur, ben türbanlıyım, ama bizim yönetim türbanı görünce kırmızı görmüş boğaya döner, bunu saklayınca sorun kalmıyor" mesajını verdiği trajikomik birleşim.
işin dini boyutuna hiç girmeyeceğim. geride bıraktığımız girilerden gördüğüm kadarıyla bu işin ehli çok arkadaş var. türbanı çıkarsınlar çıkarmasınlar üzerine bir dünya fetva verilmiş. zaten işe dini yönüyle bakınca biraz komik oluyor. ağzı olan konuşuyor gibi geliyor ama öyle değil, tamamen cehaletimden öyle gelmiştir.
sorun kanımca özgürlükler meselesidir. malum, bir ülkenin büyük bir bölümünün kullandığı bir giysi parçasıdır söz konusu olan. ve bunu kullananlar bunu bir 'şart' olarak kabul ediyor. yani bunu çıkar demenin, adeta maça giren oyuncunun hakem tarafından kolye, bileklik gibi aksesuvarlardan arındırılmasıyla aynı kefeye konması yanlış. kaldı ki konu sadece türban değildir. bir toplumda milyonlarca kişi tutup "biz bi din bulduk, bu dinin gereği olarak hepimiz sarı bileklik takıyoruz" dese bile devletin buna saygı göstermesi gerekir. şayet bu kişiler bana sarı bilekliği zorla taktırmaya çalışırsa o zaman müdahale edilmelidir. bu müdahale de "hepiniz çıkarın lan sarı bileklikleri, dindar olmayı bilmiyosanız girmeyin lan bu işlere, bozarım ben bu oyunu" demekle çözülmez.
işin birde ama "siyasi sembol oldu" deme kısmı vardır ki çok tehlikeli bir söylemdir. malum başı örtme durumu bizim iç siyasetin gelişmesinden önce de vardı. hatta bizim siyasilerle hiç alakası olmayan değişik müslüman ülkelerde bile var bu adet. milyonlar tarafından benimsenen eski birşey siyasi sembole dönüyorsa, daha çok milyonlar tarafından benimsenen kuran neden siyasi bir sembole dönüşmesin? veyahut biri çıkıp solaklığın siyasi sembole dönüştürürse, solaklara zorla sağ elle yazmayı mı öğreteceğiz?
çok şükür ailemde ve yakın çevremde kamu kuruluşlarında böyle mağduriyetlere uğrayacak kimse yok. e kız da değilim. bu durumdan bazı bayan aydınlarımızın(misal;ece temelkuran) eleştirileriyle yüz yüzeyim demektir. bunlar der ki; "mesele kadın meselesidir, erkekler ellerini çektiği zaman bu sorun çözülür, siyasi olmaktan çıkar" vs... yani bana ne kardeşim? niye bulandırıyorum ortalığı? elimi bi çeksem çözülüverecek. şu soruyu sormak gerekir; sokak çocuklarının sorunlarını sokak çocuklarına mı bırakmak gerekir? hali hazırda çocuk üzerinden sömürü de çok yapılıyor. bırakalım sorun olduğu gibi mi kalsın? veyahut işçinin memurun hakkını sadece bu kesim mi savunacak? o zaman neden toplumuz? hiç birşey yapmasak bile, verilen vergilerle bir katil yakalanıyor, yargılanıyor. adli vakalara karışıyoruz. toplumsal huzur için haksızlıklara her kesimden katılım olması esastır. bir gün benim mağduriyetim durumunda bana bel verecek bir toplumun olması güven vericidir. peki bazı aydınlarımız neden ısrarla bunu öne sürür? çünkü özgürlüklerden yanadırlar. birçok konuda özgürlüğü savunurken türban konusuna yasakçı duruş sergilemek çelişkidir. açıkça "ben türbandan haz etmiyorum, o yüzden yasaklansın" diyemeyem aydın kişi bunu öne sürer. böylece statükodan, yasaktan yana tavır alırken, muhalif, feminist, çözünden yana bir duruş sergiliyor izlenimi verir.
yani işin özüne gelecek olursak... soruna dini yönden yaklaşmak yanlıştır. iş bir özgürlükler meselesidir. bana noluyora gelince, bana çok şey oluyor. ülkemde böyle angutça bir yasağın olması kanıma dokunuyor.gereksiz yere bu denli kamplaşmaların oluşmasını içime sindiremiyorum. bu millet ülkesini, devletini bu kadar severken, devletin ısrarla bu ve benzeri hassas mevzularda taraf olarak kendini bir kesime hedefim diye öne atması çok yazık. ne yazık ki bu ısrarla değişik konularda yapılıyor. yeri geldiği zaman sağ- sol çatışmasında taraf oluyor, mezhep çatışmasında oluyor vs...
en güzeli biraz rahat olalım. bahsi geçen insanlar 3-5 kişi değil, bilmem farkındamıyız ama bizim milletin şekli şemali ekseriyatla böyle. kimi kimden neyden yasaklıyoruz allah aşkına? hiç kimse ne türban takarak devlet düşmanı, ne de türban çıkararak düzgün vatandaş olur. bu yasaklar çıkarsa çıkarsa başlığın kendisi olan icatları ve bir çok insanda mağduriyet hissi çıkarır.
hayatımda gördüğüm en iğrenç şeydir.onları bu hale getiren insanlara olan nefretimi de arttırmaktadır.ayrıca o kızların bu halde olması özde değil sözde demokratik bir ülke olduğumuzun kanıtıdır.
"hem yasak var, hem de yasağı dolaylı olarak delmeye çalışıyoruz" zihniyetindeki kişilerin kullandığı sistemdir. zira kişi kıl göstermeme üzerine türban takıyorsa ama üniversiteye girmek için de yapay da olsa bir kılı başına koyuyorsa bu en yaman çelişkilerden biri olarak dikkati çeker. madem ki saç kılı mahrem bir organ kabul edilip, kapatılarak dini vazifeler yerine getiriliyorsa, biyolojik olarak kişiye ait olmasa da dışarıdaki kişi için bşr şey fark etmeyen peruk da açık saçla aynı anlamı taşımaz mı? bu tamamen "aile ve sosyal çevre baskısıyla saçlarımı önce türbanla bir kat kapattım, şimdi de aile ve sosyal çevremi tehdit olarak gören ama üniversiteye ben geldiğim için bana karışabilen yök baskısıyla ikinci katı kapattım" gibi bunu yapan kişilerden duyulabilecek bir cümledir. sonuçta kişi eğitim almak istemekle, ailesini karşısına almak arasındaki seçimi ikisi birden diyebilmek için sadece üniversite içerisinde peruk takarak yırtar, fakat 2 katlı bu örtüler o kadar bellidir ki sadece yasak delinmiş ama bazı üniversitelerde* olduğu gibi gövde gösterisi de yapılmıştır. bu konuda tek üzüldüğüm nokta, aslında türbanı bir yaşam biçimi olarak kabul etmek istemeyen ancak kendi bağımsızlığını kazanamamış bayanların da bu tarz uygulamalara başvurmak zorunda kalmalarıdır. kendi bağımısızlığını kazanıp belki de türban takmayı bırakacak bayanların, bu bağımsızlığı kazanmak için de türban takmamaları gerektiği ama bunu yapmaları durumunda aileleri tarafından aforoz edilecekleridir.
okulda görüyorum bunlardan var bir kaç tane.hala mantığını çözemedim.yahu maksat erkeklere çekici görünmemek değilmi?e senin saçında saç,o perukta saç.ha zaten bana göre tahrik olacak adam çarşaflı kadını bile bir güzel soyar gözüyle.
nasıl bir düşünce tarzıysa artık,anlam veremiyorum.