türbanın kamuda yasak olması   

adana çık aradan

  1. türban takmanın kamu kurumlarında, okullarda ve iş yerlerinde yasak olması.

    dini ya da siyasi bir simge de olsa insanlar fikirleri yüzünden zincire vurulamazlar. fikirler toplumsal bütünlüğe, refaha ve bireysel huzura zarar veriyor olduklarında bastırılmıştır(azınlıktan bahsetmiyorum). türban takmanın kime ne zararı olduğunu kavrayamadığımızdan dolayı da neden yasaklanması gerektiği tartışılıyor.

    eğer türbanın yasaklanması gerekiyorsa(insanlar dini ve siyasi özgürlüklerini gündelik hayatlarında kullanamayacaklarsa) kızların boyunlarında haçlı kolye ile gezmesini, okula gitmesini istemiyorum.

    dolayısıyla türbanın yasaklanmak istenmesi iktidar oyunundan başka bişey değildir. sıkıyosa haçlı kolyeyi de yasaklasınlar.

    (bkz: biz de yedik)
    (kırmızı kalem, 17.01.2008 20:42)
  2. türbanı getiren yarın birgün kara çarşafı da getirir düşüncesiyle biz laiklerin gözünü korkutan hadise.
    zira türban; imam hatipler, camiler, kurslar gibi her türlü akp'nin tabanına seslenen simgeleri, akp'nin ısıtıp ısıtıp gündeme getirmesiyle medyayı oyalama taktiği.
    madem türbanın kime kimseye zararı yok, efendim 8-5 arası da türbanı takmayı versinler canım, demesi kolay biliyorum, ama takmayın canım türbanınızı ne gerek var. madem istiyorsunuz türban gelsin, türban yasağını kaldıran hükümet yarın bir gün başı açık kız öğrencilerimize de zorla türban taktırır. ne de olsa onu yapan bunu da yapar mantığıyla ilerleyen bu girimde kapanış için en güzel örneği içinde hiç alevilikle ilgili bilgiler içermediği halde, öğrencilere ilkokul, ortaokul ve lise boyunca, zorunlu din kültürü dersi veren hükümetler anayasalar gördük diyerek veriyorum.
    (tashicardi, 17.01.2008 21:04)
  3. insanların kamusal alanda kafalarına ne giydiği ile ilgili yasak kalkacaksa, madem öyle ben(veya başka biri) de yarın, öbür gün nah bu kadar(yazar burada kolunu gösteriyor) yahudi külahı v.b. şeyleri giyerek giderim işe dedirten durum.

    zorunlu edit: yahudi falan değilim yanlış anlaşılmasın ama insanlar okula(yada işe) türbanlı gelebilcekse, ben de kafama istediğim şeyi geçirip gitme hakkına sahibim arkadaş.bu giri bunu demeye çalışmıştı.
    (power of the right, 17.01.2008 21:29 ~ 21:34)
  4. o halde ben de kafamın üstüne monte ettiğim nah bu kadar (yazar burada bacağını havaya kaldırıyor) demirle işe giderim "dedirten durum".

    zorunlu edit: yok lan psikopat falan değilim, yanlış anlaşılmasın.
    (küller, 17.01.2008 21:41)
  5. türbanın yasaklanmasına karşı çıkmak şeriatçılığı istemek değildir. beraberinde yasaklanması gereken pekçok şey varken neden sadece türbanın üzerine gidildiği, neden türbanın kullanılarak iktidarlar arasında taraf seçme kavgası başladığı konuşulmalıdır.

    bilgi sahibi olunmadan fikir sahibi olunmaz! sizler türbanı isteyenler ve istemeyenler olarak bölünün! sizi bölmelerine izin verin! (maksat türbanın yasak olması mı ?)

    konuşulması gereken, bu ülkenin demokrasi adı altında sadece türbanı yasak etmesidir. o halde din dersleri tamamen kaldırılmalıdır. pekçok yeni düzenleme yapılmalıdır.

    dokunmasın türban hakkındaki sözler bunu söyleyenin tanrıyla hiç alakası yokken. (bkz: anlamayana sivirsinek zurna...)

    bilgi sahibi olmayanlar için türban kamuda cezaya tabi tutulmaktadır. özel sektör ve özel eğitim kurumlarında çok sayıda türbanlı kişi bulunmaktadır.
    (kırmızı kalem, 17.01.2008 21:46 ~ 18.01.2008 09:12)
  6. (bkz: http://www.hurriyet.com.tr/...)

    bence gayet net özetlemiş...
    (pistachio, 18.01.2008 10:17)
  7. türbanı bir bayrak, bir dava haline dönüştüren, ülkenin ve sözlüğün gündeminden hiç inmemesine sebep olan eylemdir.
    girinin ilk kelimelerine bakıp haa anlaşıldı deyip eksiyi basıyor ve ne kadar atatürkçü ve çağdaş olduğumuzu bir kez daha ispatlıyoruz kendimize. yani burada bile yine aynı hatayı yapıyor. çözümsüzlükte ısrar ediyoruz. oysaki ben kendim gibi düşünenlerle değil, sizinle konuşmak istiyorum. dinleyin beni. peki tamam kendinizi daha iyi hissedecekseniz eksiyi verin sonra dinleyin.

    türban takmak isteyenlerden hiçbiri türkiye'yi iranlaştırma gizli hedefi gütmüyor. iranla bizim devlet kültürümüz tarihi dinamiklerimiz çok farklı. hiç kimse bu topraklarda bir molla rejimi kurmak falan istemiyor. bu hezeyanları bir tarafa bırakalım artık. bu bir.
    kadınları köpek yerine koyan bir taliban rejimi hayali kuran da yok merak etmeyin. siz bizim kadınlarımıza bu tarz birşeyi dayatamazsınız. türbanlı da olsa bizim kadınımızın genlerinde gizli bir feminizm eğilimi var. çok iyi biliyorum bunu. hele de kentli kadınlarda... bu iki.

    ne gerekçeyle olursa olsun başını örten kişi sırf bu yüzden bazı haklardan mahsun bırakılmamalı söylenen bu.
    dini olsun siyasi olsun simge olsun olmasın hiç önemi yok bunu yasaklayamazsınız.

    türbanlı kadını kocalarının baskısı altında inleyen zavallılar, beyni yıkanmış ve sizin yardımınızı bekleyen felaketzedeler şeklindeki algılamanızı değiştirin. buna o kadar inanmışsınız ki bu şekilde onları ne kadar aşağıladığınızın farkına bile varamıyorsunuz.

    gizli kameralarla türbanlı avına çıkarak, üniversitelere ikna odaları kurarak rejimimizi çok harika bir noktaya mı getirdik? bu tahammülsüzlük ve çözümsüzlük başını örtenleri radikalize etmenin ve onları her daim birilerinin eline siyasi bir koz olarak vermenin ötesinde ne kazandırdı cumhuriyetimize?

    "ülkenin dini kurallara göre yönetilmesini ister misiniz?" şeklinde bir anket yapılsa iddia ediyorum türban takan kadınların içinde bile bu oran yüzde beşi geçmeyecek! emin olun.

    türbanlı kadını okullara alın. iş hayatına dahil edin. içinize karışsınlar. birbirinizi tanıyın. anlamaya çalışın. onları radikalize etmeyin dışlamayın. eğitimli insandan kimseye zarar gelmez. türbanlıdan korkmayın cahil insandan korkun! bu insanları cahil bırakmaya hakkınız yok. sadece onlar için değil, kendiniz için yapın bunu. yahudi, kippasıyla budist, turuncu ihramıyla, herkes ne istiyorsa onu giyip gelsin. girsin içeri ne var bunda?

    tehlikenin farkında mıyız?
    tabiiki farkındayız. tehlike, çözümsüzlüğü ilke edinen statükocu ve baskıcı kafadır.
    (emigrant, 18.01.2008 10:33 ~ 11:19)
  8. (bkz: dinimi doyasıya yaşayamıyorum)
    (muzevir, 18.01.2008 10:53)
  9. böyle bir yasak yoktur, ilgili yönetmelik personelin temiz tertipli gelmesini söylemektedir. mesela erkeklerde kravat ceket zorunluyken pantolon zorunlu değildir ama bu pantolonsuz işe gelinebileceği manasına da gelmez. böyle bir şeye rastlanması düzene aykırı olduğu için yazmaya bile gerek duyulmamıştır aynı şey türbanla da girilemez şeklinde pekala yorumlanabilir. (kapalı alanda şapka takmak vs de görgü kuralları dahilinde erkeklere de "yasaklanmıştır")


    kamu kurumu ve kuruluşlarında çalışan personelin kılık ve kıyafetine dair yönetmelik
    yayın : resmi gazete
    yayım tarihi ve sayısı : 25/10/1982 - 17849

    ....

    madde 5 - 2 nci maddede sözü edilen personelin kılık ve kıyafette uyacakları hususlar:
    a) kadınlar;
    elbiseler temiz, düzgün, ütülü, sade; ayakkabılar ve/veya çizmeler sade ve normal topuklu, boyalı; görev mahallinde baş daima açık, saçlar düzgün taranmış veya toplanmış; tırnaklar normal kesilmiş olur. ancak bazı hizmetler için özel iş kıyafeti varsa görev sırasında kurum amirinin izni ile bu kıyafet kullanılır.
    pantolon, kolsuz ve çok açık yakalı gömlek, bluz veya elbise giyilmez. etek boyu dizden yukarı ve yırtmaçlı olamaz. terlik tipi (sandalet) ayakkabı giyilmez.
    b) erkekler;
    elbiseler temiz, düzgün, ütülü ve sade; ayakkabılar kapalı, temiz ve boyalı giyilir. sandalet veya atkılı ayakkabı giyilmez. bina içinde ve görev mahallinde baş daima açık bulundurulur. kulak ortasından aşağıda favori bırakılmaz. saçlar, kulağı kapatmayacak biçimde ve normal duruşta enseden gömlek yakasını aşmayacak şekilde uzatılabilir, temiz bakımlı ve taranmış olur. her gün sakal tıraşı olunur ve sakal bırakılmaz. bıyık tabii olarak bırakılır, uzunluğu üst dudak boyunu geçemez. üstten alınmaz, yanlar üst dudak hizasında olur, alt uçları dudak hizasından kesilir. kravat takılır, kravatı örtecek şekilde balıkçı yaka veya benzeri süveterler giyilmez. hizmet gereğine uygun olarak verilmişse tek tip elbise giyilir.
    (değişik: 7/8/1991 - 91/2048 k.) bina içinde gömleksiz, kravatsız ve çorapsız dolaşılmaz.

    ....


    bakınız ki kesinlikle herhangi bir dini öğeden bahsedilmiyor. hatta erkeklerin özgürlükleri daha bile çok kısıtlanmış. kadınlar başını açıp gelsin toplasın salsın deniliyor ve fakat erkeklerin bıyığının nasıl kesileceği anlatılıyor.

    bunun dışında iran gibi toplumlarda zaten kadın ikinci sınıf vatandaş olduğu için muhtemelen kamu binasına bile giremiyorlardır ama bu konuda bir yönetmelikleri de varsa bunu da bir medeniyetleşme alameti olarak da görebiliriz.

    kaynak için (bkz: http://www.memocal.com/...)
    (strangelove, 18.01.2008 11:41)
  10. üniversitelerde türban yasağı kalktıktan sonra tartışılmaya başlanacak durum.akp zihniyeti artık her yerde kendini gösteriyor.türban yasağından şikayet ediyorlar, kaldırınca ne olacak?bazıları çıkıp kara çarşafla veya cüppe sarıkla öğretmenlik yapacağım derse ne yapacağız.bunun sınırı olmadığını hepimiz biliyoruz.en acısı gerçekleri görmesi gerekenler kendilerini bazı maddi çıkarlara kaptırdılar ve "bana dokunmayan yılan bin yaşasın" tavrındalar.emin olun o yılan birgün hepimizi sokacak ve iş işten geçmiş olacak.
    (hotaru, 18.01.2008 12:26 ~ 12:30)
  11. bir siyasi partinin daha öncekine benzer sebeplerle, bir dahaki yerel seçimler için parti tabanını hoşnut etmek adına ya da başka bir deyişle "bakın sizler için nasıl mücadele ediyorum, ne gibi tartışmalara giriyorum" mesajı içeren beyanatları üzerinde paranoyak tespitler yaparak, bu tartışmalar etrafında haymana beygiri gibi deli gibi dolanmayıp, konuyla alakalı birkaç söz söylemek istiyorum.

    birincisi, dini inançları göz önünde bulundurulduğunda, hiçbir baskı altında kalmaksızın, içsel olarak geliştirdiği değerler doğrultusunda başını örtmeye karar veren aklı selim her insanın başımın üstünde yeri vardır. inandığı şeyden vazgeçmemesi ve bununla ilgili herhangi bir tartışmaya girmemesi benim gözümde saygı uyandıran bir durumdur. hatta, kendi inancının güzelliklerini etrafa aşılayarak insanların yolundan sapmasını engelleyen dervişler, dedeler, şeyhler gibi onlar da inançlarının güzelliklerini başkalarına aşılamalıdırlar.

    lakin, dini inançlarını yaşayanların, toplum nezdinde, kamusal alanlarda uyması gereken bazı kurallar vardır. bu kurallar bir hukuk devletinde olmazsa olmaz kurallardandır. bu kurallar karşısında kendi özgürlüklerinin kısıtlanmış olduğu hezeyanına kapılanların, bu tarz düzenlemelerin, sadece bizim anayasamızda değil daha birçok ülkenin anayasasında olduğunu bildiklerinden eminim. bu konuyla ilgili leyla şahin in avrupa insan hakları mahkemesi'ne açtığı davada mahkemenin verdiği cevap açıklayıcıdır. "ne musevilerin kipa sını ne de hristiyanların haçlarını kamusal alanda kullanmaları uygun değil ve sınırlandırılmışken, islam inancının yaygın olduğu ve türbanın dini bir sembol olduğu türkiye'de, türban takmayan diğer kişiler göz önünde bulundurularak, türbanın kamusal alanda kullanılması demokratik yapıya aykırı düşmektedir" diye özetlenebilir aihm'in verdiği karar. bu kadar.

    dahası bu ülkedeki üniversitelerin ya da eğitim kurumlarının tek derdi türban mı kaldı da bunu tartışıyoruz. senin ülken oecd'nin yaptığı araştırmalarda, eğitim standartları baz alındığında, eğitim kalitesi düşük ikinci ülke durumunda. bu yüzden de küresel rekabet endeksi'nde en alt sıralardayız. dahası gidenlerin onda birinin üniversiteye yerleşemediği dershanelere yatırılan paranın miktarı 9 milyar dolar. bu dershaneleri milli piyango ve sayısal lotoya benzetiyorum ben. verilen eğitimle bir üniversiteye yerleşmenin şansa kaldığı bir sistemde herkesin yatırdığı para sınırlı sayıdaki insanın kazancına yarıyor. oecd'nin yaptığı başka bir araştırmada avrupa'da öğrencilerin %60-65'i meslek liselerine giderken biz de bu oran %20. birçok kişi meslek liselerinde yetkin bir eğitim verilmediğinden dolayı üniversitelere kapağı atmaya çalışıyor. bu da üniversite girme oranlarındaki uçurumları ve sonrasında büyüyen işsizler ordusunu daha iyi açıklıyor. bu yüzden, meslek liselerinin sanayicilerle işbirliği yapılarak kaliteleri yükseltilmeli. tartışmamız, çözüm üretmemiz gereken konular bunlar iken, türbanı bir problem haline getirmeyip diğer sorunlara çözüm üretmeye çaba göstermek siyasetçi etiğine daha uygun kanımca.

    son olarak şunu söyleyebilirim ki bir siyasi partinin %95 gibi efsanevi bir seçmen çoğunluğuna bile sahip olması bazı hususlarda hiçbir ehemmiyet arz etmiyor. bu devlet bir hukuk devletidir. anyasaya ile düzenlenmiş kuralları vardır. bu kuralların bazıları da yoruma açık değildir. tartışılamaz. bunları anlamayanların da daha önce akıbeti ortadadır ve tarih tekerrürden ibarettir.
    (tonguç, 18.01.2008 13:57 ~ 19.01.2008 12:52)
  12. baskın oran seçim hazırlığı içindeyken, kamuda hizmet alanla hizmet veren ayrımı yapılması gerektiğini, hizmet alanın özgür, hizmet verenin de belli yasalara tabi olması durumunda türban'ın çözüleceğini savunmuştu.

    bu durumda kamuda türban hizmet veren cihetinden yasak olmuş oluyor. hizmet verebilmek için içinde bulunduğun ulus-devlet'e kendi kimliğini satman gerekiyor zira. modern toplumlarda "toplumsalcılık" diye özetlenebilecek bir olgudan bahsedebileceksek, idealist kamu çalışanları (bürokrasinin modernleştirici aydınları da dahil) gibi bir zümrenin behemehal "vatandaş"la ilgilenmesi, onlara her daim modernitenin güler yüzünü göstermeleri gerekir.

    öte yandan, vatandaş bir yanıyla başka bir kuruluşta hizmet alanken, diğer tarafta başka bir kurumda hizmet veren olabileceği için, sivilde de bu kurallara uysa hiç fena olmayacaktır. bu nedenle de hani anaokulu öğretmeni vardı ya, türban takıyordu dışarıda. o artık özel hayatı olmayan ve özel hayatı sistematik olarak devlet tarafından ele geçirilmiş bir birey oluyordu. öyle ki, kendi başınayken bile türban takabilme yetkisi -ellerinden gelse- kısıtlanmak isteniyordu.

    türbanın kamuda yasak olması, ya da hizmet alan / hizmet veren ikiliği çıkarmakla çözülebilecek bir durum değildir. madem öyle, kamuda çalışan geri zekalı insanlar da mevcuttur ve bence devlete zararı türban'dan daha üst düzeydedir. bu durumda devlet o insanları önce eğitmekle, eğitilemeyecek olanları da ayıklamakla sorumludur. kamu/özel alan arasındaki dönüşümü, ilişkiyi ya da günün şartlarını baştan düşünmek gerekir. uzun yıllardır liberal bir demokrasimiz olmadığı belliydi, şimdi türban meselesi yüzünden de demokrasimiz sürekli tehlike altına giriyor. keyfi uygulamalar çıkabiliyor sürekli.

    anayasal değişiklik, bu keyfi düzeni bozacak diye bekliyoruz bakalım.
    (şiirbaz, 18.01.2008 14:13 ~ 14:30)
  13. ne kadar da korkuyor ülkemin "laik" ve "aydın" kesimi(kendini böyle sanan) türbanlı bir insan ile karşılaşmaktan. ne kadar korkuyor ki hazmedemiyor fikirler söyleniverdiğinde. türban adı geçtiğinde sadece "aydın" "demokrat" "laik" kelimeler dolanıyor ağızında. söyleyen taşlanıyor, dışlanıyor...

    ve nasıl bir demokrasi ki bütün insanların eşit olması gerekirken dışlayıp düşmanlık besletiyor birilerine.. aydınlık mı ? demokrasi mi? türbanı yasaklamak çözüm mü? ve nasıl bir aydın kafa şeriat istiyoruz anlamını çıkarabiliyor türban yasağı hakkında konuşulunca?

    kimse öküz altında buzağı aramasın! kimse fikir beyanında bulunup özgürlüğünü yerine getirmesin, kimse diğerinden farklı olmasın ki düşman edinmesin... yoksa nasıl dize gelir bu kadar halk, nasıl yönetilir?

    yıkanmış beyinleriniz ile değil hür ve düşünülmüş fikriniz ile gelin meydana eğer var ise biraz mantığınız... o zaman bunun adı demokrasi olur, o zaman özgürlük olur...

    karşısındakinin fikrini hazmedemeyen ufak insanlar da dolanmasın orta yerde demokrasi laiklik diye, anlamını bile bilmezken..

    nasıl bir beyin ki anlamaz ha mini eteği yasak etmişsin ha türbanı? önyargılı dik kafalı yıkanmış beyinlere kalmış dünya türbanı yasak etsen ne fayda.... "demokrasi" oyuncak olmuş bi kere bebelerin elinde..

    bu ülkenin tarihinde kucak kucak mermi taşıyan türbanlı kadınlar savaştı. onlar türban takıyordu da şeriat devleti için mi savaşıyordu? bırakın allah aşkına türbanla uğraşmayı. türbanla devletin yönetildiği nerde görülmüş?

    bu savaş türbana mı? akp'ye mi? yine bir siyasi kavga içinde sivil halk zarar görsün, birbirine düşsün.. türban takıp komünizmi savunan, türban takıp alevi olan, türban takıp feminist olan, türban taktığı halde farklı farklı fikirleri barındıran ve ona inanan kaç 100 insan var bilir misiniz de konuşursunuz?

    siz türbanın şeriata özgü olduğunu mu sanıyorsunuz? hem de çok aydınken... türban mı kaldırılması istenen bu durumda? amaç ne yol ne?....

    öküz altında buzağı arayalım beyler! hiçbir şey göründüğü gibi değil!
    (kırmızı kalem, 18.01.2008 17:16)
  14. (bkz: korku temelli yönetim)
    (strateji, 18.01.2008 17:23)
  15. hastaneye giden türbanlı biri tedavi göremiyor mu? mahkemeye giden türbanlı birinin davası görülmüyor mu? vergi dairesine giden türbanlı birinin vergisi alınmıyor mu? fatura ödemek için belediyeye giden türbanlı birinin ödeme yapması mı engelleniyor? cumhurbaşkanının karısı türbanlı değil mi? başbakanın karısı? hemen hemen tüm bakanların karısı? toplumsal uzlaşı bu değil midir? hastenede, devlet dairelerinde,mahkemelerde türbanlı biri görüldüğü zaman "aman bu türbanlı" diyen mi var? bu kadar hemen her yerde olan birşey sırf üniversitelerde yasak diye tüm türkiyede sanki hemen hiçbir yerde yokmuş izlenimi vermek neyin nesi o zaman? dini inançları bir kenara bırakarak daha 3 yaşında ki kızın kafasını bağlayan zihniyetler türbanın ana okullarında da serbest olmasını istemez mi? olay din karşıtlığı değil bu anlaşılmadıkça bu konu çözüme ulaşmaz. ama kendi tabanlarına bunu "bakın işte laikler neler yapıyor ey mazlum halkım" diye işlerine geldiği gibi anlatıp milleti gaza getirenler, binlerce kişinin arasından sıyrılıp kazandığı üniversitenin kapısında "bekleyin gün gelecek rektörler önüzüde diz çökecek" diyenler ekmeklerinde ki yağlı balı yere düşürür mü? zaten genç olmanın verdiği kıpırtıyla "aman bir atraksiyon olsun" diye içi içi kıpır kıpır eden biz gençler, kamplara bölünmeyi seven biz gençler nasıl bir yol izleriz dışarımızda gelişen olaylar karşısında? uyan türkiye uyan her şekilde kullanılıyorsun. dünya artık aya çıkıp geri dönerken biz halen daha aya çıkamadıysak bunun tek sorumlusu kimdir? bir fıkra ;

    japonlar dünyada ki tüm sorulara cevap verebilecek bir bilgisayar geliştirmişler. en bilinmeyecek, en zor problemleri hemencecik bilen bu bilgisayara 2500 yılında dünyanın hakimi kim olacak diye sormuşlar. bilgisayar "türkler" cevabını vermiş. herkes şaşırmış. tekrar sormuşlar yine aynı cevap yine aynı cevap. en sonunda birisi çıkıp "neden türkler" diye sormuş. bilgisayarda "2500 yılında herkes uzaya çıkacak bir türkler kalacak dünyada" demiş

    (bkz: kıssadan hisse)
    (horasco, 18.01.2008 18:06)
  16. (bkz: @2157601)
    (çekirdekailem, 18.01.2008 21:17)
  17. ecevit'in yıllar önce yazmış olduğu bir mektup yayınlandı konu ile ilgili olarak. yeni bir bakış açısı için bazılarının mutlaka okuması gereken bir yazı..


    'başörtüsüyle uğraşmayın'
    ecevit'in 27 aralık 1981 tarihli mektubu "başörtüsü konusu" başlığını taşıyor:

    "arayış hâlâ elime geçmediği için son sayıda bu konuya değinildi mi, bilmiyorum. değinilmediyse bence hiç değinilmesin.
    başörtüsü ile uğraşmanın gereksiz olduğuna inanıyorum. gardırop atatürkçülüğünün tipik bir örneği... zaten ondan da dönüş yapacaklardır.
    olsa olsa atatürkçülüğün başörtü yasaklanarak kanıtlanamayacağı belirtilebilir.
    atatürk'ün irticaa karşın da büyük güvence olan- partisi kapatılmış, vasiyeti çiğnenmiş, yeni bir ulusal kültür oluşuma katkı için kurduğu kurumlar ortadan kaldırılıyor. atatürk'ün her türlü dogmacılıktan uzak bilimci yaklaşımı bırakılıyor; tüm bunların günahı, başörtü yasaklamakla örtülemez.

    kaldı ki bazılarının farkında olmadığı bir gerçek var: atatürk kadınların kılığına kıyafetine hiç karışmamıştır. o konuda hiç yasa çıkarmamış, herhangi bir zorlamaya da gitmemiştir. özendirme yoluyla ve zamana, gelişmeye bırakarak bu sorunun çözümünü daha uygun bulmuştur. bu da sanırım atatürk'ün kadınlara karışmayı türk gelenekleri açısından uygun görmemiş olmasındandır.
    kadınlara her hakkı ve özgürlüğü tanımıştır, her olanağı sağlamıştır, ama ne giyeceklerine müdahale etmemiştir.

    kaldı ki, başörtüsü ile ilgili bir sorun varsa, bu sorunu başörtüsünde değil din sistemindeki bazı yanlışlarda, özellikle kuran kurslarında aramak gerekir. bu konularda devlet dine saygı ile çağdaş bilimsel yaklaşımı daha çok bağdaştırıcı bir yol izlese, böyle bir sorun ya kendiliğinden sona erer ya da sakıncasız boyutlara iner."


    kaynak:milliyet 24.01.2008
    (kırmızı kalem, 24.01.2008 15:11)
  18. kılık kıyafet devrimi kanunlarında türban ile ilgili tek bir madde olmamasına rağmen, laik türkiye cumhuriyeti'nde halen tartışılan yasaktır.
    (cerceve, 24.01.2008 15:38)