tüpraş halkındır akp satılmıştır   

adana çık aradan

  1. 11 eylül 2005 pazar sabahı yurtsever cephe kocaeli inisiyatifi'nin kocaeli'de akp binasına astıkları pankartta yazılı olan slogandır. ertesi gün yapılan ihalede uzun çekişmelerin ardından 1 yıllık karına denk gelen bir fiyatla koç shell ortaklığına peşkeş çekilmiştir.

    ayrıca bir çok özelleştirme sonrasında olduğu gibi mahkemelerin verdiği iptal kararları gibi tüpraş'ta da danıştay'ın iptal kararı uygulanmamıştır.

    bu da akp'nin ne kadar satılmış olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir...

    kocaeli akp binasındaki resmi için (bkz: http://img262.imageshack.us/...)
    (libertar, 28.05.2006 12:14 ~ 05.07.2007 22:54)
  2. evet efendim bu sözler ne kadar anlamlı olsa da içi boştur, zira bu pankartı asan kocaeli'li yurtseverler tüpraş işçileriyle beraber ankara yolunu tutmuş, özelleştirme idaresi önünde eylem sırasında chp'li dsp'li milletvekillerinin lafını dinlemek yerine ihalenin yapıldığı bilkent otelinin önüne "işçiler bilkente hesap sormaya" diyerek otobüslerine yönelmişlerdir; onlardan yaklaşık yarım saat sonra tüpraş işçileri yaşasın sınıf dayanışması sloganlarıyla otelin önüne gelmiştir.
    fakat bakın şu terbiyesiz yurtsever cephelilere yedi sene önce neredeydiler acaba, kesin bir çıkarları vardır, yoksa mümkün mü efendim, birileri özelleştirmeye karşı çıksın? hadi geçtim yurtsever cephe yeni kurulmuş 1-1,5 senelik bişey olsun, hadi hızlıca da büyümüş olsun, yurtsever inisiyatiflerin kurulması çağrısını yapan, tkp'liler yedi sene önce niye özelleştirmelere karşı çıkmıyordu(!)

    kesin bir çıkarları vardır efendim, yoksa niye karşı çıksınlar özelleştirmelere, demi ama?

    edit:bunun üstünde bir kaç tane birşey yazıyordu, uçmuş mu, uçurulmuş mu, birşeyler olmuş.
    (libertar, 28.05.2006 15:34 ~ 04.07.2007 00:06)
  3. tüpraşın satışından çıkarı olan yurtsever cephenin, akp izmit il binasına astığı pankartın üzerinde yazılı olan slogandır.

    tüpraş'ın satılacağını duyunca, ihaleye katılmak için yurtsever cephe kurulmuştur. sonra da, bütün inisiyatiflerine salma salarak, tüpraş'ı satın almak için gerekli olan parayı kendi aralarında toplamışlardır.

    fakat sorun şudur ki, ihaleye çok fazla firma katılır. bunların sayısını azaltmak için, her ne kadar 4734 sayılı kamu ihaleleri kanunu'na muhalefet ederek de olsa, yurtsever cephe ihaledeki rakiplerinin holding binaları önünde, tüpraş işletmelerinin önünde, akp binalarının önünde eylemler yapmaya, sloganlarla tehdit etme yoluna gitmiştir.

    sonra ihalede büyük bir talihsizlik yaşanır. ihalede fiyatlar 20 bin dolarlık dilimlerle arttırılmaktadır. ihaleye katılan yurtsever cephe temsilcisi, ihale için kendisine verilen parayı kullanarak "bi çaydan bişey olmaz" diyerek bir çay içer. sonra da "ya içim kıyıldı, bi de çubuk kraker alayım yanına" der ve onu da alır. bu yurtsever cephenin bütün üyeleri, yöneticileri bilmem neleri aslında işçi mişçi olmayıp hepsi birer burjuva olduğundan, yurtsever cephe temsilcisi 20 bin dolarlık çubuk kraker yemeyi becerir ve ihaleyi 20 bin dolar farkla koç'a kaptırır.

    ama yurtsever cephe sokaktaki insanı kandırp oyununa getirirken hep haksızlığa uğrayanın, ezilenin yanında olduğunu savunduğundan, astıkları pankartı farklı lanse etmeye çalışır. duyan herkes onların özelleştirmeye karşı olduklarını, memleketi sattırmamak için çabaladıklarını filan sanır.

    (bkz: büyüklere masallar)
    (chaghdash, 28.05.2006 20:47)
  4. bu pankartın akp izmit il binasına asılmasının öyküsü de iyi bir oyunculuk örneğidir.

    tüpraş ihalesinden bir gün önce, ankara'da ihalenin yapıldığı binanın önünde bir miting düzenlemek üzere istanbul'dan yola çıkanlar izmit'te mola vererek buradan katılacak kişileri de almışlardı. izmit girişinde otobüslerden inildi ve izmitlilerin de katılımıyla yaklaşık 3.000 kişi akp izmit il binasının önünde bir basın açıklaması yaparak otobüslere binip ankara'ya yola koyulmak üzere yürüyüşe geçti.

    yürüyüş esnasında öğrenildi ki, bu kadar kişinin izmit il binasına doğru yürüdüğünü gören akp'liler, binayı boşaltıp kaçmışlar. bu da yürüyüşçülere güzel bir fikir verdi.

    beş kişilik bir ekip, eline bir takım çantası (bildiğin alet edevat çantası) alıp içine ankara'da açılması planlanan bu pankartı koydu ve kitleden ayrılarak akp il binasının önüne gitti. polislerle girilen diyalog şu şekildedir:

    ekipten birisi: e
    polis şefi: p

    e: selamunaleyküm abi
    p: aleykümselam, buyur
    e: biz asansöre bakım yapacaktık
    p: olmaz, bugün bina kapalı (günlerden zaten pazardır)
    e: abi zaten onun için bugün çağırdılar bizi. başka gün yaptırmak istemiyolarmış.
    p: bugün olmaz. bak gösteri olacak burda, gelsinler gösterilerini yapıp gitsinler, siz de girer tamir edrsiniz.
    e: abi yapma gözünü seveyim. zaten bi pazarımız var onda da mesai yapıyoz.
    p: olmaz, açamam kapıyı.
    e: abi iki dakka açar kaparsın, bunlar şimdi buraya geldi mi iki saat gitmezler.
    p: hayır bu kapı kesinlikle açılmayacak.
    e: (cebinden bir telefon çıkarır, sözde birini arar) bak akp il başkanı, al ona söyle ben asansörcüleri içeri sokmuyom diye (der ve telefonu polise uzatır)
    p: (polis blöfü yer ve tırsar, telefonu almamak için elini çeker) tamam bi yolunu buluruz. (ardından yangın merdivenini indirtir). buradan girin işiniz bitince içeriden kapıyı çalın çıkın.
    e: allah razı olsun abi, eyvallah.

    ardından yangın merdiveniyle yukarı çıkılır ve pankart çatıdan sallandırılır.

    aşağı inerken polis şefi sinirinden götünden solumaktadır. hönkürmeye başlar:

    p: alın bunları, alın hepsini!
    e: almayın!

    2.000 kişilik kitle binanın 50 metre kadar yakınındadır.

    p: sus lan, xxxxx (ana avrat dümdüz)
    e: bak oradan büyük bi kitle geliyo, hiç arbede yaşanmasın, bırakın gidelim.
    p: bırakın, almayın, bırakın! xxxxx (gene ana avrat)

    ardından bu pankartın altında basın açıklaması okunur ve ankara'ya doğru yola çıkılır...
    (chaghdash, 04.07.2007 05:00)