çocukluk yıllarımızın
* en büyük zevklerinden biriydi. koşa koşa bakkala gidilir bir tüp alınır ve hiç nefes almadan hüüüpppp... hem ortadan sıkma diye bağıran biri yoktu hem de 'onu öyle yeme ekmeğin üstüne sür' diyen anne... çikolata kremasını kendi istediği gibi yeme zevkine varan veletlerin değme keyfine. içindeki azalınca ağız kısmında mutlaka kalan krema değere biner ve küçücük parmaklar o kremayı almak için baya çaba sarfederdi. arasıra özlüyorum ve alıp yiyorum ama asla çocukluk yıllarındaki zevki vermiyor...
halen rastgelindiğinde alınan süper çocukluk zevki. o 500 gr'lık paketlerin kimbilir kaç katını verirdi o ufacık bünyeye. böyle ağzımızın etrafını çikolataya bulaya bulaya yerdik evde bir
sarelle çeşmesinin bulunmasını düşleyerek...
işte
sarelle böyle büyük düşünmediği için şimdi piyasada yoktur.
ülker'e bak adamlar kola satıyor şimdi.
ek: düz mantığımı şaapayım.
"of o neydi be!" dedirten, hala bakkala uğradığımda aldığım, zevkle yediğim her çekişten sonra ımmmmm çektiğim harkulade tad.
hayatımın uktesi.
ağzınla beraber tüm yüzünün ve giysilerinin de yediği nefis çikolatadır.
(bkz:
kirlenmek güzeldir)
çocukluğu seksenlerin sonu, doksanların başında geçmiş her gencin hastası olduğu çikolata yeme ritüeli.
elazığ'da bir çocuğun "
* çikolata)" onmousedown="return bkc('2608682','melhemli%21%3Amerhem%21%3A+%E7ikolata')">melhemli
* çikolata" dediğini duyduğum günden beri bu şekilde andığımız çikolata çeşidi.
aşağı yukarı son 10 yıldır tüpün ortasındaki 1/3'lik bölümünde çikolata yerine hava bulunur. her defasında hayal kırıklığı yaratır.
ilk alındığında, o dolu tüpe dokunmak bile iyi geliyordu insana. ama bitirildiğinde buruşup atılırken garip de bir hüzün veriyordu.
çocukluğumun
co-starı. o zamanlar tadı daha güzeldi sanki...
şimdikilerde ortalarına gelince pofff diye arada kalmış hava çıkıyor. eskiden yoktu böyle bişey. kesintisiz zevk vardı. bin kere sıkıp en sonunda kıçından kıvıra kıvıra neredeyse metalini eme eme bitirirdim.
çocukların damacanası çıksa da alsak yesek dedikleri ama bu da olmayınca vazgeçip sıcak çikolatayla idare edesi gelmelerine neden olan küçücük silindirimsi çikolata kutucuğu
yarısından fazlası bitirildikten sonra tüpün en sonundaki kısmı yavaş yavaş katlamaya başlarız hem kalan son çokokremi yemek için efor sarfederiz, kas oluşumuna katkıda bulunuruz, hemde çikolata ihtiyacımızı gidermiş oluruz.
fakat yeni jenerasyonu bir kavanoz uğruna 3 kilometre yürüttürebilecek bir çikolata vardır artık, yavaş yavaş tüm dünyayı esir altına almaktadır bu nutella.
çokokrem yiyin ey çocuklar nutella değil. (bkz:
yerli malı yurdun malı herkes onu kullanmalı).
bir dilim ekmek üzerine yazı yazma aracıdır.
(shira, 06.09.2008 23:45)
güne hazırsıın asla durmak yok
hızını kesme sakıın gücün dorukta
en tatlı sabahlar çokokremle başlaaar
diye diye belleklerimizde yer etmiş, bizi kandırmış ve her sabah işe-okula giderken bi adet bu hededen tüketmemizi sağlamıştır şu cıngıl. her gün dediysem sen onu arada bir anla.
yanında bir paket çubuk krakerle birlikte mükemmel giden çocukluk aşkı, tatlı ve tuzlunun birlikteliği
bir adet çubuk kraker alınır, tüpe daldırılır (tüpün ağzı tam çubuk kraker genişliğindedir), çokokreme bulanmış kraker itinayla tüpten çıkartılır, afiyetle yenir.
sahi, olsa da yesek
damardan alkol almak gibi bişe.. evde, okulda, iş yerinde; yürürken, koşarken, otururken, yatarken her an her yerde içilesi çikolata... mmmm
(sucre, 01.02.2009 20:07)
lanet olası hava boşlukları... 90'ların başında çocuk oların dayanılmaz tatlısı ve sürekli yasaklı tatlısı. "anne bu bayram kalburabastı, revani yapma, şokokrem alalım bir sürü onları verelim misafire" dibisinden cümleler kurduğumda "içine ne koydukları belli değil ayrıca bu eve belli markaları sokmuyoruz. nesi varmış kalburabastının" diye azar ve ayar yediğim, halen daha gizli gizli yediğim mutluluk tüpü.
hava boşlukları meselesine de gelince; sıkarsın tüpü, içine çekersin. az az geldiği için tadına asla doyamazsın. bu yüzden iyice asılırsın ve o hava boşluğu ile kalan ince çokokrem gırtlağa yapışır. su da içsen, kola içsen, asit içsen gitmez o üç-beş gün. çokokrem'in öldürdüğü çocuk var mıdır diye düşünürüm hep, ideoloji dışında bir yanıt bulamam
(bkz:
anne ben manyak oldum)
ileride açmayı düşündüğüm fotoğraf sergimin ana sponsoru olacak enerji kaynağı, taze taze tüketilmişken çocukların yüzlerindeki neşeyi ve dudak kenarlarındaki kalıntıları resmetmeye çalışacağız efendim, katkıda bulunmak isteyenler olursa da sevineceğizdir.
küçük, yaramaz bir kız çocuğuyum, sabah evden fırlayıp çıkan, akşam karanlığına kadar sokaklarda arkadaşlarıyla oyun oynayanyemek yemek için bile eve zor getirtilen. yine bir gün oyun oynuyoruz, evin karşısında, boş bir arsada. şenol, aynı zamanda öğretmenimin oğlu, bir taş atıyor, kaşım yarılıyor, yüzümden aşağıya kanlar sızmaya başlıyor. babası beni kaptığı gibi hastaneye götürüyor, korku içindeyim, ağlıyorum. dikiş atılıyor, pansuman yapılıyor, dönüşte tüplü çokokrem alıyor bana babası. yol boyu keyifle yiyerek eve dönüyorum, ne acı kalıyor ne korku.
en son aldığımda beni hayal kırıklığına uğratan ve gerçek anlamda son alışım olacağını düşündüğüm, bir zamanlar taptığım çikolatadır.çünkü o metalden tüp plastik olmuş,bütün orjinalliğini kaybetmiş.ulan tamam teknoloji hergeçen gün gelişiyo, değişmeyen tek şey değişim falan filan da ne istediniz benim metal, ağzımı, yüzümü parçalayan tüpümden.plastik yapınca ne oluyor yani.madalya mı takacaklar şimdi.alın işte ben birdaha asla almayacağım.en vefalı müşteriniz yok artık.
içerisindeki oksijenle
mariana çukuru na dalınabilir.
büyüdükten sonra hiç almadığım, her gördüğümde almak istediğim ama nedense hep vazgeçtiğim nasılsa evdekini kaşıklarım diye düşündüren,o sadece çocuklara aitmiş hissi veren çocukluğuma ait en güzel tatlardan biri.
bir zamanlar bir oturuşta mideye indirdiğim ama şimdi raflarda görünce bile "yuh be hepsini benmi yemişim hayvan gibi?" diyerek içimin bayılmasına sebep olan çikolatanın sıkılan hali.
ilkokul ve ortaokul kantinlerinin yıldızı, uğruna kitap paraları -anneden azar hatta dayak göze alınarak- harcanacak, hamburger yerine püsküüt ile öğle yemeği geçiştirilecek enfes tat..o yaşlarda,kızlar tarafından tüketildiğinde ilk cinsel çağrışımlardan biri..