tünaydın demekte ısrar eden insansı yaratıklar   

adana çık aradan

  1. vakti zamanında kafamıza çivi gibi çakılmaya çalışılan, arapça-farsça kökenli selamlaşmalara alternatif olarak bulunduğu sanılan, her ne kadar kelimeler türkçe de olsa da anlamlarından dolayı saçma hatta gülünesi bir dileğe dönüşmüş ama nerdeyse siyasi slogana dönüşen masum iki kelimecikten oluşan selamlaşma çeşidi.

    yine batı karşısındaki aşağlık kompleksi sonucu onlar gibi öğleden sonra "tomorrow" için bir selamlaşma sözü bulma isteğinden doğmuş, türkiye türkçesi'nde ölmüş eski türkçe'ye ait ve lehçelerde hala kullanılan bir sözcük olan "tün" ile başladı her şey.

    günün aydınlık saatleri için kullanılan gün kelimesinin anlamı sınırlandı güya ve sadece öğleye kadar olan zaman dilimi için kullanılır oldu. yarım yamalak aydınlarımız öyle düşündüler türkçe adına. tıpkı "goodmorning" gibi "günaydın" kullanılsın istediler. sonra goodmorningi kullanan ingilizlere daha çok benzeyelim diye öğleden sonraki zaman dilimi için yeni bir ucube konuldu ortaya. hani "goodafternoon" var ya onun gibi.
    ve böylece "tünaydın" denen garabet doğdu.

    "günün aydın olsun." dileğinin kısalarak nasıl "günaydın"a dönüştü ise, tünaydın da aslında "tünün aydın olsun." demektir, dememesine de "tün" aydın olur mu ki? olmaz, vallahi olmaz, billahi olmaz... en azında coğrafi konumumuz itibarıyla olmaz, olsa olsa gündüzün yirmi dört saatin dışına taştığı kutuplar ve havalisindeki halklar için olabilir.

    "tün" kelimesinin anlamı, tam olarak, "gece" demektir. gece... başka da bir şey değil. peki "gecen aydın olsun" diye bir dilek, bir selamlaşma olur mu? allah aşkına olur mu? hatta bir denemeyle olayın vahameti ve garabeti gözümüzün adeta içine sokulur. "tün" yerine anlamdaşı "gün"ü koyup da kullanın sıkyorsa elaleme karşı. "gece aydın" kardeş. diyin. ya da "gece aydın" hayatım...

    işin ilginci her zaman fanatikler bilgisizlerden çıkar ve kelimenin anlamını bilmeyen, çeyrek aydınlar da adeta tehditle, çocukların kafasına çakmaya çalışır ve ülkeye hizmet edasıyla kullanırlar bu ifadeyi. anlamını bilen biri ile de karşılaşınca, bilgisizlikten -afedersiniz- cahillikten kaynaklanan bir ısrarla ben "tünaydın"ı tercih ederim, demeleri yok mu. gülsem mi ağlasam mı ikileminde insanı helak eder ki sormayın.

    sonuç olarak: öğleden sonra için bu saçma ifade yerine, saçma olmayan bir başka ifade bulunamaz mı? daha önemlisi illaki ingilizler gibi biz de öğleden sonra için bir selamlaşma bulmak zorunda mıyız, bulmasak olmaz mı, kullanmasak "tamu"ya mı gideriz? günün aydınlık saatlerini anlatan "günaydın"ı öğleden sonra kullansak günah olur mu ki?

    ek: şu anda saat: 23:16 "tünaydın millet!" birde böyle denesek doğru zamanda yani... böyle bile olmuyor...

    tamu:cehennem
    (bilge, 11.04.2007 23:16 ~ 12.04.2007 08:40)