sanıyorum ki kurbanlarının beyinlerini inceleyip gen bozukluklarını bularak kendi genlerini mutasyona uğratıp aynı güçlere sahip olabilen bir adamdır bu.
(bkz: allah muhafaza)
gücünü kaşlarından aldığını düşündüğüm heroes kötüsü. çok basit, nuri alço tarzı bir tuzağa düşmesi ile izleyenleri hayalkırıklığına uğratmıştır.
(bkz: zachary quinto)
annesini kazara öldürmesinin ardından; boya yerine annesinin kanını, fırça yerine de ellerini kullanarak geleceği resmeden tehlikeli hero. ayrıca, 21. bölümün en vurucu sahnesi.
10. bölümde geçmişe dönülmesi ve başına gelenler itibariyle gelecek bölümlerde deri patron koltuğunda sırtı kapıya dönük elinde puro ve viski bardağıyla oturan "bir zamanlar küçük saatçi dükkanında kendine ait yetenekleri olmayan ama azimli bir genç vardı" demesi işten bile olmayan kişidir akabinde kötü adam olması dolayısıyla nıhahaha nidalarıylada gülmesi kuvvet ve ihtimaldir..
şu güne kadar rastladığım en harika kötü karakterlerden birisidir. kadraja girmeden dahi seyirciyi gerebiliyor. karizmatik kötü kelimesinin tam karşılığını veriyor. öyle ki kendisini 2 saniyede öldürebilecek güce sahip karakterler** bile kendisinden ölesiye korkuyor.
gabriel gray'in tek istediği özel olmak. özel olduktan sonra da daha özel olmayı istiyor ve böyle devam ediyor. bu durumun annesinden ve yetiştiriliş tarzından kaynaklandığını 21. bölümde gördük. özel olmayı ise güçleri olan insanları öldürüp, onların güçlerini almak olarak görüyor. kendisinin esas yeteneği intuitive aptitude isimli acayip bir yetenek. bu yetenek sayesinde bir mekanizmanın, bir sistemin nasıl çalıştığını anlayabiliyor. aşina olduğu sistemleri ise çok büyük bir hızla inceleyerek sistemde bir sorun olup olmadığını bulabiliyor. herhangi bir saate bakar bakmaz bozuk olduğunu anlaması bu yeteneğin ürünü. aynı şekilde insan beyninin nasıl çalıştığını da anlayabiliyor.
tabi ne kendisi ne de profesör suresh onun bu yeteneğinin farkındaydı. dolayısıyla gabriel gray, özel olmak için ilk cinayetini işledi. brian davis'i öldürerek dizide en çok rastladığımız yetenek olan telekinezi'yi aldı. bu noktadan sonra güçleri toplamaya devam etti ve kendisinden biraz farklı bir şekilde güçleri toplayan peter petrelli ile final bölümünde nihai olarak karşılaştı. bütün karakterlerin toplandığı alanı karizması ve güçleri ile domine etti; ancak çizgi romanda çizilmiş olan kaderinden daha fazla kaçamadı.
sylar'ın bu denli süper bir karakter olmasında şüphesiz zachary quinto'nun büyük bir etkisi var. hareketleri, bakışları ve tavırları ile kendinden çok şeyler katmış karaktere (dünyanın en klişe cümleleri vol. 3). diğer karakterlere karşı alabildiğine acımasız olabilen bu karakterin, annesinin karşısında bambaşka bir insan haline dönmesi zachary quinto'nun oyunculuk yeteneği ile mümkündür bence.
şurda da resmi var merak edenler için. arkadaki zavallı da peter. kendi çapında.
(bkz: http://heroeswiki.com/...)
uzun uzun anlattım, kendisini tek kelimeyle özetleyecek olursam: übermensch
telekinezi olayını aşmış bir abimizdir kendisi ilk aldığı güç olduğundan dolayı bu gücü kullanmada çok ilerlemiştir öyle ki kurşunları durdurup aynı hızla geri gönderebilir,kamyona takla attırabilir,insanları 100 metre öteye fırlatabilir.
peter gibi yanındakinin gücünü emen biri değildir ve sanılanın aksine öldürdüklerinin beyinlerini yiyerek o güce sahip olmaz. yetenek sahibi kurbanlarının kafasını yatay bir biçimde kesip, beyninin işleyişine bakarak saniyeler içerisinde kendi beynini de aynı şekilde çalıştıran ve haliyle otomatikman öldürdüğü kurbanının yeteneğine sahip olan kanımca dizideki en karizma karakterdir. kaşlarına da çeki düzen vereydi, idol bellerdim kendime ama bu durumda olmaz. ayrıca hiro nakamura, ilerleyen bölümlerde bu itin cezasını verecektir diye düşünmekteyim.
içinde bir gıdım insanlık var mı hülen allahsız demek istediğim manyak...geçen hafta cnbc e de yayınlanan bölüm itibariyle sesleri süper ötesi duyma yeteneğine sahip bir abla tarafından kalp atışlarında bir anormallik sezilmiştir.ablanın kıllanmasından yola çıkılarak dikkatlice dinlenen tempoda anam bu kalp atışı değil saat tiktakı demişimdir...fekat kendisinden o kadar korkmaktayım ki götümden sallamış da olabilirim.heyecanla takipteyiz.
alem hiro nakamura'yı sever, peter petrelli'ye aşık olur, bundan kelli dizide bu kahramanların kazanmasını ister, sanırım anormaliik bende, ben sylar alsın götürsün çocuk, kazansın, çaba sarfetmiş o kadar diyor onun tarafını tutuyorum * keza hayranıyım, glse benim beynimi incelemk istese önüne lap diye iki lobu birden koyarım. o kadar da pis bir fanıyım.*