bir tim burton filminin gidebileceği en ileri, en uç noktalara sahip bir film.
*spoiler dolu kritik*
filmin açılış müziği, warner bros. ve dreamworks yazılarının geçtiği sıradaki org insanın içini ürpertiyor ve film "ahanda ben geliyorum" dercesine bize haber veriyordu. bir tim burton filmi için yapılabilecek en iyi başlangıç olsa gerek. ayrıca yağmurların içinde minik kan damlaları da ilginç bir hava katmış.
johnny depp'in farklı karakterlere bürünebilme yeteneğini yine bu filmde görüyorz. ancak oscar adayı olacak kadar ciddi bir rol müdür, orası tartışılır. yine kendisi karısıyla ve kızıyla kafayı bozmuş. ölen karısını hatırlamadığı halde hala kendini ona aşık ve ona ait hissederken kendisi için çok büyük duygular besleyen helena bonham carter'ı umursamıyor bile.
big mistake. helena bonham carter ise aşkı uğruna herşeyi yapabilecek asıl
kötü adam rolünü üstlenmiş. kıyafetleriyle sözlükçülerin
gotik hatun hayallerini süsleyen dark encıl olmuş. kedi olmuş.
sacha baron cohen şantajcı italyan bozması kendini yetenekli sayan palyaço rolünde sweeney'nin ilk kurbanı oluyor.
alan rickman ise sweeney'nin karısına, sonra da kızına yazan
yoldan çıkmış yargıç rolünde. kendisi de rolünde gayet başarılıydı.toby'nin
dark side'a geçişi sırasındaki o bakışı ise izleyicilere (en azından bana) sweeney todd'un bakışlarını hatırlattı. sadece
johanna'nın kulak tırmalayan sesini duymak biraz rahatsız ediciydi.
sesler demişken, filmin açılışındaki (dreamworks, warner bros. yazıları geçerken) o müthiş org sesi "bomba gibi geliyorum" diye bağırıyor. (bunu yazmışım lan ben.) ve dişliler çarklar dönüyor, film "no place like london" adında sevimli bir şarkıyla başlıyor. genel olarak şarkıların tarzını da belli eden bir intro gibiydi. film gibi ağır ve akılda kalması zor olan türden. ancak filmin en eğlenceli şarkısı
sweeney todd'a deli gibi aşık olan helena bonham carter'ın hayallerini anlatan şarkıydı. helena ve johnny'nin evlenmesini, helena'nın sevimli güneş gözlüklerini, johnny depp'in çizgili mayosunu görüp kendinizden geçebilirsiniz.
atilla dorsay style eleştirimi şu şekilde bitirmek istiyorum. kan içen insanlar "bu ne la" diyebilirler, kan görmekten rahatsız olanlar filmin ektisinde kalabilirler, bu tür şeylerden rahatsız olmayanlar ise filmi gayet rahat, berbere giden insanlar patır patır ölürken arada sırada gülerek bile izleyebilirler filmi.
filmin beğenmediğim tek kısmı sonuydu.
johnny deppler ölmesin. aklına sıçayım sweeney. helena gibi hatunu istemeyecek kadar delireni de ilk defa görüyorum.
*
bruce willis*
--------spoiler--------
there's a hole in the world like a great black pit
and it's filled with people who are filled with shit!
and the vermin of the world inhabit it!