çok da ilginç bir hikayesi olan bi filmdir bu. şöyle ki;
filmin başrol oyuncularından olan tekstil mühendisi ulvi doğan aslında filmin yapımcısıdır ve role de bu sayede kurulmuştur. (parasıyla değil mi kardeşim)bittikten sonra sansür kuruluna giden film dönemin hükümeti tarafından sert tepkilerle karşılanır, (film erol taş, hülya koçyiğit ve bir ineğin
* yer aldığı meşhur sahneyle zoofili’nin tartışıldığı ilk filmdir)hem yurt içi hem yurt dışı yasağı yer. bu sırada ulvi doğanla metin erksan'ın arası da bozulur.ulvi doğan bi şekilde eline geçirdiği filmi yasadışı yollardan almanya’ya kaçırır ve berlin film festivaline sokmayı başarır ama afişte yönetmen olarak metin erksan’ın adı değil ismail metin diye birinin adı geçmektedir . filmin 1964 yılında berlin film festavalinin en iyi film ödülü olan altın ayıyı alması ve avrupada büyük ses getirmesi burdaki işleri de değiştirir.gösterimine izin verilmeyen filme devlet tarafından gala yapılması gündeme gelir.
dünya çapındaki başarının ardından ağzı sulanan ve metin erksanla sorunları süren ulvi doğan daha fazla erotik sahneyle daha çok iş yapacağı yönündeki önerileri ciddiye alır ve elinde kamera, önünde çırılçıplak soydurduğu hülya koçyiğit benzeri kızla kendi sahnelerini çekip filme eklemeye başlar. altın ayı ödüllü film pornografik sahnelerle dolu bi filme dönüşür , kardeşimin karısı adıyla avrupa ve amerika’daki sinemalarda gösterime girer
metin erksan’a ise uzaklardan olayları seyretmek ve üzülmek kalır.