belki ilginizi çeker
  1. · madde 98: hiç olmayacak birine dünyanın en inanılmaz konuşmasını yap (reklam)
gündem
  1. · başkaları sevinsin diye yapılan atraksiyonlar
  2. · 22 kasım 2009 izmirlilerin pkk tepkisi
  3. · sevgilinin 5 gün aramayıp naber diye mesaj çekmesi
  4. · thierry henry
  5. · ateist yazarların itü sözlük ten defolup gitmeleri
  6. · tunceli alevileri dinsizdir
  7. · 100 opera
  8. · kemal was gay
  9. · sosyalizasyon

susurluk a karşı çıkanların ergenekon u savunması  

  1. "tutarsızlık, etik yoksunluğu ve ar damarı çatlamış olmak"la ilişkilendirilmesi elzem durum.
    (fantaghiro, 22.07.2008 13:55 ~ 13:56)
  2. bunu insanlara anlatamıyoruz, ya cidden anlamak istemiyor bazı kesimler, ya da algılama konusunda sıkıntı yaşadıkları için ilk gördükleri psikolog ile temasa geçmeleri lazım. ortada çetecileri savunanlar fazla yok, sadece işçi partililer savunuyor, mitinglerde doğu perinçek'i anıyor. ancak soruşturma kapsamında yapılan hukuksal hatalar,* * * * illegal hareketler yüzünden ülkenin büyük kısmı tedirgin. uzun uzun yazmayacağım, recai pengül durumu mükemmel özetlemiş;

    (bkz: yeni add mitinglerinin başarısızlığının sebebi /! recai pengül)
    (dünyayı kurtaran adam, 22.07.2008 13:57 ~ 14:09)
  3. 96 kasımı'ndan sonra özellikle aydınlık gazetesinin ki imtiyaz sahibi doğu perinçektir, ortaya bizzat mit damgalı belgelerle çıkıp sahne şovu yapması üzerinden 12 sene geçti. bugün bakıyoruz duruma o günlerin acar gazetecisi doğu perinçek ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınmış. demek istediğim şu, susurlukçuların bu yeni oluşum ile bir bağlantısı olabilir mi? doğu perinçek neden susurlukçuların üzerine giderken, ergenekon soruşturmasında göz altına alınıyor? doğu perinçek eğer susurlukçu olsa idi, o günlerde gazetelere o belgeyi yazar mıydı? yalnız not edeyim, perinçek'i savunmaktan ziyade susurluk ile ergenekoncuların bağımsız olduğunu kanıtlamaya çalışıyorum. soruşturma neticesinde ergenekon isminde bir çete olup olmadığı kesinlik kazanacak.

    bu olay, " susurluk'a karşı çıkanlardan bazıları ülkede çetecilik yapmıyor " şeklinde bir sonuç doğurmaz. ancak burada ince bir ayrıntı mevcut. eğer iddia edildiği gibi, ergenekon çetesi susurluk çetesi ile bağlantılı olsaydı, şu an doğu perinçek'in değil gözaltında, çetecileri çatır çatır belgelerle dövmesi gerekirdi. tam tersi bir durum ortada olduğuna göre böyle bir durumun olması mümkün müdür?

    anlaşılan o ki, susurluk kazası ile ergenekon operasyonu birleştirilmeye çalışılıyor. bu kadar bilgi dezenformasyonunun olduğu ortamda da zaten beklenen birşey idi. ülkede her kötü giden gidişatın arkasında belirli muhalif kesimler var iddialara göre. bunlar da çok eskidir, derindir. dedeleri agharta'yı kurmuş, atlantis'i yok etmiş adamlardan daha ne bekliyorsunuz ki?

    ekleme : elinde en az 6 çuval belgeleri olanlar bu konu hakkında ahkam kessin lütfen. *

    edit : imla
    (dünyayı kurtaran adam, 22.07.2008 14:37 ~ 15:01)
  4. uzun zamandır anlatılmasına rağmen başta ahmet altan olmak üzere anlamayanlara ilkokul üçüncü sınıfa giden bir çocuğa anlatır gibi anlatmak isterim bu durumu.

    öncelikle dava nedir : ilgili konuda kullanıldığı şekliyle dava çeşitli uyumsuzluklar ve/veya illegal uygulamaların faillerinin tespiti ve cezalandırılması maksadıyla yürütülen hukuki bir süreçtir. genel kabul görmüş bazı hukuk ilkeleri ise şunlardır;
    i. görülmekte olan bir dava ile ilgili, davanın gidişatını etkileyebilecek açıklama/yorum/beyan da bulunmak suçtur.
    ii. hukuk sistemi siyasetten bağımsızdır, siyasi irade davaya etki edemez/etmemelidir.
    iii. suçluluğu kanıtlanıncaya/mahkemece sabit görülünceye kadar herkes masumdur.
    iv. tutukluluk hali, kaçma veya kanıtları yok etme ihtimali bulunan sanıklar için uygulanan bir tedbirdir.

    sanık nedir : herhangi bir suç unsurunun faili veya faillerinden biri olmasından kuşku duyularak (genelde yeterli kanıtla) hakkında dava açılan kişidir.

    ergenekon nedir : aslen bir destan ismi olmakla beraber yazımıza konu olan haliyle kendilerini türkiyenin asıl sahibi ve koruyucusu varsayan bir grubun/çetenin adıdır. ilk oluşumu konusunda çeşitli senaryolar olmakla birlikte en akla yatkın olanları için

    (bkz: süper nato)
    (bkz: gladio)

    şimdi bu bilgilerden hareketle şunları söyleyebiliriz.
    a. mevzu bahis operasyonda açıkça görülmektedirki yazmış olduğum genel geçek etik kurallardan hepsi ihlal edilmektedir. siyasetçilerden biri bu davanın savcısı olurken bir diğeri avukatı olmuştur. her iki tarafta dava ile ilgili ipe sapa gelmez açıklama yapmaktan çekinmemektedir (madde i)
    b. bir taraf savcı diğer taraf avukat kesilmişken madde ii den bahsetmek gülünçtür.
    c. yasal olarak henüz kimse hüküm giymiş değilse bile, toplumun motorları(gerçekten) olan siyasetçiler tarafından tüm sanıklar suçlu ilan edilmiş, bununla da kalmayıp hakaretlere maruz kalmışlardır.

    (bkz: türkiye bağırsaklarını temizliyor)

    d. sanıkların çoğunun orta yaşın üzerinde olmasına (heleki ilhan selçuk 80 lerinde), bir çoğunun gerçekten suçlu olsa dahi kaçması söz konusu olmamasına, şimdilik sadece sanık(tanımı yukarıda) oldukları halde sanki suçüstü yakalanmışçasına yaka paça, sabahın köründe evlerinden alınmış olmaları, hele hele bunların bir kısmı gazeteci-yazar, toplumun örnek alabileceği kişilerken ve nedense hepsi firesiz mevcut iktidara muhalif iken bu tutukluluğun zorunluluktan ziyade göz korkutma, sindirme maksatlı olduğunu düşünmek için akp düşmanı olmak gerekmez.


    sonuç : ergenekon veya adı herneyse gibi durumdan vazife çıkaran insanların hayatıyla oynayan, devlet içinde/veya dışında çöreklenmiş bir çeteye her zaman için susurluk çetesine (ki özünde bir fark yoktur) karşı olduğumuz gibi karşıyız. ancak bunun kalkan edilip mevcut iktidara muhalif olanların sindirilmesine, asıl amaçtan sapılmasına karşıyız. siyasetçilerin birinin savcı birinin avukat olmasına karşıyız. henüz dava sürerken insanların suçu sabit görülmüş gibi lanse edilmesine karşıyız. elinde bulundurduğu iktidara güvenerek bu insanlara (gerçekten suçlu olsalar dahi) bağırsak ifrazatı benzetmesi yapmak gibi kişilik fukaralıklarına karşıyız. dil eğitimi için aylar öncesinde yurtdışına çıkmış birine sırf halkın gözündeki saygınlığını zedelemek için kaçtı denmesine karşıyız. davayla ilgili olarak tutuklanıp henüz iddianamesini bile göremeden bir insanın mezara tahliye edilmesine karşıyız. bu davaya odaklanıp elektriğe gelen yüzde bilmem kaç zamların gözden kaçırılmasına karşıyız. bu çete üzerinden atatürkçülüğün karalanmasına karşıyız. umarım ağaç gibi her yıl bir sarmal geliştirerek kalınlaşan kafanız neye karşı olup neye karşı olmadığımızı anlamıştır.
    (stewie griffin, 22.07.2008 14:59)
  5. ergenekon'la sabancı suikasti arasındaki bağlantı haberlerine bakılırsa, ortaya şöyle bir tablo çıkıyor: şimdi ergenekon'un bir sivil, bir de askeri kanadı mevcut. bu iki kanadın dengeli gittiği fakat nihaî karar organının askeri olduğunu belirtmekte fayda var. etyen mahçupyanın bugünkü yazısı okunabilir bu konu için. sabancı suikastini, veli küçük'ün gelip sakıp sabancı'ya ayrıntısıyla anlattığı ifade ediliyor haberlerde. o dönemde abdullah çatlı ile veli küçük arasındaki bir iktidar mücadelesi olduğundan ve susurlukta abdullah çatlı ekibinin tasfiye edildiğinden dem vuruluyor.

    şimdi düşünelim, susurluk'ta kimin üstüne gidildi? abdullah çatlı ve "milliyetçi" blokun. yani doğu perinçek sayfa sayfa mit raporu yazarken, devletin içinde yer alan bir örgütün, "milliyetçi sağ" kanadını tasfiye ediyordu. veli küçük'ten kısaca bahsedildi ve geçildi o dönemde. üstüne gidilemedi. sedat bucak ve mehmet ağar gibi siyasiler de adeta "şartlı" tahliye edildi. kaderin cilvesine bakın, mehmet ağar yıllar sonra "demokratlık" oynadı. veli küçük ve askerî kanadın son tahlilde "sol" tandanslı görüldüğünü belirtmekte fayda var. 1960'larda alparslan türkeş'in belki de başını çektiği "sağ" tandanslı ittihatçıların susurluk'ta tasfiyesini bir kez daha vurgulamak istiyorum.

    öte yandan, 1997'deki 28 şubat zamanında ortaya çıkan batı çalışma grubunun işte bu "saflaşmış" ilerlemeci ve bugünkü tabirle "ulusalcı" kanat olduğu iddia edilebilir. dikkatle bakıldığında, 28 şubat konusunda ulusalcı kalemlerin hiçbir şekilde oynamadığı görülebilir. çünkü artık istenilen noktaya gelinmişti belki de. aynı 28 şubat'ta mhp'nin de aktif bir savunmada ol(a)madığını esefle görmekteyiz. o dönemde demokratlıkları bilinmeyen zevat, sonradan demokrat olmaya karar vermiş olabilirler. sorunum kişiler değil. fakat eğer ergenekon meselesi, ittihat ve terakki'ye kadar uzanan bir çizgide tarihselleştirilecekse (ki azıcık marksist paradigmadan haberdar herkes bunun lüzumunu bilecektir) 28 şubat'ın nasıl bir milat olduğu görülebilir. mukaddesatçı-milliyetçi kanadın tasfiyesini susurluk'ta gerçekleştiren ergenekon, şimdi de osmanlıcı yahut islamcı kanadı tasfiye etmiş oluyor.

    bugün gelinen noktada, yalnızlaşmış ve sadece "ulusalcı" çizgide kalmış bir ittihatçı hareket görülebilir. bu sığlaşma da beraberinde üretilen projeler kapsamında önemli bir gedik oluşturmuş durumda (toplum mühendisliği çerçevesinde). 1980'de bile ittihatçı zihniyetin elinde önemli bir hamle olarak "türk-islam sentezi" vardı en azından. fakat 28 şubat'taki irtica tehlikesi de artık yenilip yutulacak cinsten bir şey değil. askeri kanadın kendi eliyle getirdiği türk-islam sentezini daha sonra tasfiye etmesini de susurluk ve 28 şubat'ta gördüğümüzden, ortada bomboş bir toplum mühendisliği projesi kalıyor. eğitimli insanların, sokaktaki eğitimsiz insandan daha fazla muhafazakarlaşıyor olması da bu durumu çıkmaza sürükleyen önemli etkenlerden.

    vel hasılı kelam, susurluk hadisesinde elbette ki ulusalcı cephe ses çıkarmayacak hatta üstüne gidecektir. çünkü oradaki mesele örgütün iç meselesidir. ve herkesin pozisyonu bellidir yine. fakat ergenekonda örgütün bizzat üstüne gidilmektedir. bu nedenle de herkes bağırmaktadır. ufuk uras'ın "bu davaya karşı çıkan herkes suç üstü yakalanmıştır" demesi de sanıyorum bu sebeptendir. ahmet altan bu soruyu iki üç gündür soruyor fakat halen dişe dokunur bir cevap gelmedi. muhtemelen sözlükte yazılanlardan hallice bir cevap da gelmeyecek. ancak sırrı bir türlü çözülemeyen cinayetlerin faili olduğu iddia edilen bir örgütün de bu kadar safça savunulmaması gerektiğini düşünüyorum. en azından biz değildik desinler... olayı inkar etmek giderek komikleşecek zira.
    (şiirbaz, 22.07.2008 15:03)
  6. yılmaz özdil yazısına benzeyen bir ahmet altan yazısı. bir yazının üslübu boşlukları bu kadar mı benzer?
    (dünyayı kurtaran adam, 22.07.2008 15:13)
  7. tam anlamıyla bir tencere dibin kara seninki benden kara durumu.

    niye susurluk un araştırlmasına karşı çıkıyordun da ergenekondan yanasın da olabilir pekala soru.. bu da mesela fazilet-refah ve akp yanlılarına sorulabilir hatta.

    yanlış anlaşılmasın bu anlamsız cepheleşmede kesinlikle saf tutmadım. sadece izlemedeyim. ulusalcılara da, muhafazakarlara eklemlenmiş liberal demokratlara da aynı mesafede duruyorum. bayağı mesafeliyim yani.

    şimdi sanırım ergenekonu savunanların durumu daha çok varolan iktidara duyulan nefret ve güvensizlik üzerinden gelişiyor.

    enteresan olan ve benim de anlamadığım kendine demokratlığı pek ortada olan akp nin "ben hukuku savunuyorum, demokrasi havarisiyim" modeline dönüşmüş olması . bu çete davasının temelini oluşturan iddialar 2001 den bu yana tozlu raflar altında, birdenbire günışığına çıkıyor , geleceğinin ne olacağı belli değilken pat kapatma davası açılıyor akp hakkında ve bir bakıyorsun hak hukuk eksik olmamaya başlıyor akp nin ağzından . çeteleşmeye karşı mücadeleye giriyor . ne kadar samimi sizce? bunun bir hesaplaşmaya giden yolda bir koz olmadığı ne malum.

    ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz diyelim akp hakkında en son. duyulan güvensizliğin nedeni de budur bence. yaptıkları ortada olan bir partinin yapacağı ne olabilir ki demokrasi ve hukuk konusunda.
    (eleanor, 22.07.2008 15:54 ~ 16:28)
  8. yanılgıdır. ahmet altan ve türevleri sanıyorlar ki insanlar ergenekon çetesinin (varsa öyle bir çete) eylemlerini destekliyorlar, darbe istiyorlar. sanrı yanlış oldu galiba, yafta diyelim. çünkü böyle bir sanrı geliştirecek kadar saf olamazlar. olabilirler mi lan yoksa? yok yok, işlerine öyle geldiği için çarpıtıyor, her eleştiriye darbe şakşakçılığı yaftasını vuruyorlar.

    defalarca söylendi, bir kere de ben söyleyeyim.

    ergenekon bahanesiyle hükümet muhaliflerinin sindirilmesine karşıyız. her laiklik yanlısına darbeci yaftası vurulmasına karşıyız. herkes tarafından tanınan yaşlı başlı insanların gece yarıları evlerinden alınmasına, sanki suçları sabitmiş gibi reklam edilmelerine karşıyız.
    (tostoparlak, 22.07.2008 15:54 ~ 23.07.2008 09:44)
  9. (bkz: köncönktörel kayış kopması)
    (iyi vurur oralardan vuruyor ve tac, 22.07.2008 21:03 ~ 21:03)
  10. "either you are with us, or you are with the terrorists." -- george bush.

    "ya ergenekon operasyonu'nu desteklersiniz ya da susurlukçusunuz" -- ahmet altan.

    "ya ahmet altan'ın yanındasınız ya da george bush'un." -- recai pengül.
    (recai pengül, 22.07.2008 21:20 ~ 21:21)
  11. sürekli aydınlık için bir dakika karanlık eylemlerine "mum söndü oynuyorlar" diyen zihniyetin * mirasçılarının ve bu zihniyetin bugünkü destekçilerinin memleketin bütün sorunlarının kaynağıymış gibi göstermesi nedeniyle olabilir bu savunma. bugün demokrasiden dem vuran dinci takımının o zamanlar demokratik haklara aşağılık hakaretlerle saldırması nasıl bir iki yüzlülüğün içinde olunduğunun göstergesidir zaten. aklı başında kimse ergenekonu savunmaz, ama dinci zihniyetin yalancı demokrasi aşkına da inanmaz.ha demokrasi adına demokrasiyi satabilecek ahmet altan gibi zihniyetler inanıyormuş gibi yapabiliyor, o başka tabii.
    (aquila, 22.07.2008 21:59 ~ 22:00)
  12. @2570169 no lu entrimde açıkladığımı sandığım vaziyet. savunduklarını sanmıyorum sadece bulaşmıyorlar.
    (iyi vurur oralardan vuruyor ve tac, 22.07.2008 22:07)
  13. altan sülalesinin en zayıf halkasının, yine üstüne fazla düşünmeden, sırf içindeki nefretin yönlendirmesiyle kaleme aldığı çokta mantıksal içeriği olmayan yazısı.

    ne babası gibi entellektüel derinliğe, ne de kardeşi mehmet altan gibi analiz yeteneğine sahip olan, sayın ahmet altan'ın her dönemde kemalist seçkinlerle! hesaplaşma uğruna yine gerçekleri deforme ettiği kendisi gibi düşünmeyen herkesi bir kefeye koyduğu, bazı kavramların sadece kendi tekelinde olduğu yanılgısına sahip bu saptaması ilerde onu okuyanlar için tarihi bir belge olacak.

    demokrat olabilme koşullarını ucunun nereye varacağı belli olmayan, toplumda bir hesaplaşmanın farklı bir ayağı olarak algılanan operasyonlardan taraf olmaya indirgeyen ve bu yolda doğası gereği gerici olan muhafazakar kanatla ortak hareket eden altan utanmadan herkese demokrasi dersi vermeye kalkıyor.aslında dile getirdiği o demokrasinin neye hizmet edeceği ortada iken.

    eğer zamanında babası öğretmediyse gitsin bazı kavramların nasıl ortaya çıktığını ve neye hizmet ettiğini öğrensin.öyle ya da böyle teorisi ve birikimi gayet dolu bir babaya sahiptir.
    (kasaba insanı, 23.07.2008 12:36)
  14. türkiye solunun ikiyüzlü bir kesiminin, izah etmek için kıvrım kıvrım kıvrandığı, bin dereden su getirdiği "aman canım ne var yani, gayet doğal" çelişkidir.

    hatta bu kıvranmalar esnasında çaresizliklerinin ne boyutlarda olduğunu, veli küçük, sinan aygün, sedat peker, muzaffer tekin gibi herifleri "işçi sınıfından yana olmakta ısrarlı" sosyalistler olarak takdim etme gülünçlüğüne duçar olmalarından çıkarmak mümkün. marx, veli küçük'ü görme şerefine nail olsaydı, şüphesiz onun bitmez-tükenmez bir çabayla, işçi sınıfından yana olmakta ısrar ederek yürüttüğü bu sosyalist mücadele karşısında gözleri yaşarır, adamı alnından öperdi.

    siyasi kısırlığının, halil berktay'ın deyimiyle "kazma sol"u getirdiği nokta; yazarların mahkemelerini basan, cumhuriyet'e bomba atan, danıştay'a saldırıp hakim öldüren, kuvayı milliye yeminleri eden faşistleri varını yoğunu ortaya koyarak savunmaya girişmektir.

    ahmet insel güzel yazmış:

    http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=EklerDetay&ArticleID=888138&Date=26.07.2008&CategoryID=42

    "akp’yi ergenekon soruşturması konusunda daha derine, daha ileriye gitmesi konusunda sıkıştırmak solun asli görevidir. bunun yerine, “bu filler çatışmasıdır ve filler tepişirken ezilenler biz oluruz” diyen özgüven yoksunu, ürkek zihniyet türkiye sollarının bir kısmının nasıl siyasal olarak havlu attığını gösteriyor. bunları “abd ve ab’nin oyunları” olarak gören safkan antiemperyalistler de insanı sadece hüzünlendiriyor."

    "12 eylül paşalarına dokunulmadıkça gerisi fasa fiso diyeniyle, “bizi ne keser ne de gözümüzü boyar”cılarıyla, egemen sınıflar arası bir kapışma olduğu için buna sakın bulaşılmaması öğüdü veren bilgeleriyle, bunun darbe karşıtı bir hamle olmayıp daha büyük bir operasyon için döşenen taşlar olduğunu billur kasesinden okuyan kahinleriyle sol, önünden akıp giden tarihe bakarak, kendi kendine konuşuyor."

    "türkiye sosyalistlerini meclis’te tek başına temsil etmeye çalışan milletvekilinin meclis girişimlerine bile sahip çıkacak hevesi, soluğu, ufuk genişliği ve özgüveni olmayan bir çevre, ergenekon gelişmelerine ve akp kapatma davasına bir yunan trajedisinde tanrıların kavgasını izler gibi bakmamızı öneriyor. sosyalistlerin, bunun tanrılar katında verilen bir mücadele olmadığını, bu mücadelenin esas tarafının halk olması lazım geldiğini gösterecek ve bunu somut olarak sağlayacak girişimleri elinden geldiğince devreye sokmaya çalışarak siyasal aktör olmaya çabalamaları yoksa artık mümkün değil mi? yoksa doktor, artık ne yerse yesin mi dedi?

    sol izleyicisi olduğu bu mücadeleyi katılımcı bir demokrasi kutbuna doğru çekmek için elindeki sınırlı olanakları yaratıcı bir zeka ile yoğurarak vargücüyle kullanmıyorsa, kullanamıyorsa, bu durumun sorumluluğunu önce kendinde aramak zorunda değil midir?"
    (küller, 26.07.2008 12:59)
  15. tek kelimeyle çelişkidir ve tüm çelişki savunmaları gibi upuzun, saçma sapan açıklamalara gebedir. adam yazısını yazmış, sorusunu sormuş, olası cevaplara ait giriş cümlelerine kadar vermiş, üstüne üstlük "bak farklı bir şey deneme madara olursun" diye de uyarmış. daha naapsın? kurgu gayet net. "ergenekon'a da karşıysan" sen zaten bu sorunun muhattabı değilsin. yok karşı değilsen o zaman "ergenekon çok faydalı bir şeydir, çünkü" diye başlayan net bir açıklama yapmak zorundasın. "ergenekon davasında kurunun yanında yaş da yanıyor" veya "hükümet durumu kendi çıkarları doğrultusunda kullanıyor" diyebilmek için çelişki olana "çelişki değildir" mi demek gerekiyor? bunların hepsini demeye yetecek kadar satırı ayar verme sevdasına heba etmek niye?
    (nikmikyok, 27.07.2008 10:19)
  16. (bkz: @2556924 )
    (şehzade mustafa, 15.01.2009 13:29)
  17. (bkz: susurluk u savunanların ergenekon a karşı çıkması)
    (karamürselli deli hamdi, 15.01.2009 13:41 ~ 13:42)
  18. derin devlete 1996'da karşı çıkanların 2009'da aynı derin devleti savunması çelişkidir elbette. bunu reddedecek değilim. derin devleti savunmadan savunmaya da fark vardır, gizlisi saklısı... bunu da reddedecek değilim. bu çelişkiyi göstermekten zarar gelmez, yarar gelir.

    "ya ergenekon soruşturmasını sahiplenir ve savunursun ya da ergenekoncusun." diye düşünen birisi hakkında ise daha keskin görüşlerim var. çünkü bunlar sadece çelişkiye düşmekle kalmıyor, kavramları birbirine karıştırıp çelişkiyi çözme şansımızı da elimizden alıyorlar.

    hoş, susurluk 1996'da oldu. bugün "ergenekon'un savcısıyım." diyen erdoğan 1995'de "demokrasi bizim için bir tramvaydır, gittiğimiz yere kadar gider, orada ineriz." diyordu. susurluk zamanında milli görüşçü/şeriatçı olup bugün demokrasi ve hukukun üstünlüğü savunan bir başbakanın samimiyetine inananlar neden o yıllarda derin devlete karşı olup bugün onu savunanların samimiyetine inanmıyor? nasreddin hoca olup o doğuran ve ölen kazanı kafalarına kafalarına vurmak istiyorum böylelerinin.
    (recai pengül, 15.01.2009 14:01 ~ 16:27)
  19. bir argüman.

    böyle bir durum olduğunu zannetmiyorum. demek istediğim şu; susurluka karşı çıkanların ergenekonu savunması gibi bir duruma inanmıyorum. varolan bu değil ya da bu kadar basit değil. bu ülkede yaşayan ve derin devletten nemalanmayan basit sade vatandaşın , bu ülkenin ilerlemesinden, özgürlüklerden yana olması gerekir, en basitinden kendinin rahat nefes alabilmesi ve kendini sorunsuzca yaşayabilmesi için, böyle birinin de derin devlet denen oluşuma her şekilde karşı duracağına inanıyorum. çünkü; görülen o ki derin devlet karanlığı savunmaktadır, korkudan beslenmektedir. bizim birbirimizden korkumuza, devletten korkumuza, gücle olan hastalıklı ilişkimize -yani hem sempati duyarız güce hem de korkarız elinde bulundurandan-.

    96 da nolduğunu hatırlayalım ve konulan tepkiyi, halk da oluşan vaveylayı. bir de şimdiki duruma bakın. birbiriyle ilişkili aslında konulan tepkiler de. yani insanlar diyor ki, bir umutla 96 da koyduk tepkimizi de noldu? şimdi nolabilir ki? hem bir umutsuzluk hakim hem de ergenekon soruşturmasının samimiyetsizliği gibi bir durum hakim. kimse bu soruşturmanın derin devleti ortadan kaldırma amaçlı olduğuna inanmıyor, samimi bulmuyor mesele bu. daha çok tayyip erdoğan ve akp karşıtlarının baskı altına alındığı gibi bir hava hakim. yoksa ne alaka yalçın küçük, ne alaka gürbüz çapan.

    daha çok dp iktidarı döneminde varolan tahkikat komisyonunu andırıyor bu ergenekon ve dağ fare doğuruyor sadece. amaçlanan muhalefeti susturmak gibi derin devleti çözmekden ziyade. samimi değil
    (eleanor, 15.01.2009 15:13 ~ 15:14)
  20. susurluk ve ergenekon aynı ağacın meyvesi iken bu ikisini birbirinden ayıran ciddi bir fark vardır.

    biri tesadüfen (allahın hikmeti!!!) ortaya çıkmış diğeri ise sistemli (bu sistemi kim kurdu ise onun miyadının dolduğuna karar verdiği, belki de yeni oluşumlara yönelmesi gerektiği, ya da hami!! değişikliği yapılacağı için) bir şekilde çıkarılmıştır.

    bu yüzden hazırlıksız yakalandığında-hatta içinde olduğunda- başka tepki, "zamanı gelmiştir haydi" dendiğinde başka tepki verilmesi doğaldır.

    (bkz: kukla)
    (mahmur beste, 15.01.2009 15:24 ~ 15:27)
  21. nedeni şudur;
    ergenekon = susurluk - f tipi yapılanma + f tipi yapılanma muhalifleri
    (çılgın veyfik, 15.01.2009 15:27)
  22. ergenekon örgütünün şantaj yaptığı insanlarda görülen durum. baykal a ergenekon davasının avukatıyım dedirten neden, pornosunun olmasıdır. başka bir izahı yoktur durumun. sen susurluk a karşı çıkacaksın, bir dakika karanlık vs gibi eylemler düzenleyeceksin sonra da çıkıp ergenekon akp oyunudur diyeceksin. adama sorarlar pornon mu var diye.
    bu teorimi, bazı ergenekon üyelerinin evinde, üst düzey hukuçuların uygunsuz görüntülerinin ortaya çıkmasıyla destekleyebilirim.

    (bkz: ergenekon destekçilerinin pornosunun olması)
    (jarat, 15.01.2009 15:33)
  23. iki farklı açıklaması olan durum. şöyle ki bu durumu savunanlar ikiye ayrılırlar:
    birinci grup olaylara ideolojik ve bir o kadar da tek boyutlu bakmaktadır. onlara göre bu ülkeyi geriye götürmeye çalışanlar, usanmadan "karşıdevrim"i gerçekleştirmeye uğraşanlar, bütün kötülükleri, yalanı, dolanı usulsüzlükleri, şiddeti, hukuksuzluğu, yolsuzlukları bu ülkeye getirenler sağcılar ve sağ iktidarlardır. evet sağcılar (daha doğrusu sağ denilen kesim demek lazım çünkü bu ülkede sınıfsal manada siyaset yapıl(a)madığından hayat tarzına ve değerlere göre sağcı veya solcu olunur) bunları yapmışlardır ama sadece onlar yapmamışlardır. hele ki şu karşıdevrimcilik tam bir hikayedir. neyse konumuz bu değil. dolayısıyla susurlukta ortaya çıkan ilişkiler sağcıların eseri olunca bu grup "ahanda bakın tamam işte bunlar bunu mutlaka yapmışlardır" diye şimdi ergenekonda operasyonunda o çokça şikayet ettikleri bütün yargısız infazları bütün bu susurlukçulara uygulamışlardır. yanlış anlama olmasın susurlukçuları savunmak değil amacım. ama bu grup susurluk'un kaza olduğuna, birdenbire bütün kirli ilişkilerin ortaya çıktığına, artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağına gerçekten inanmıştır.
    ikinci grup çok daha bilinçli, gerçek kavganın ne olduğunu bilen, sağ-sol ayrımının gayet yapay olduğunun farkında olan kesimdir. bunlar bilinçli bir şekilde ve tamamen sulandırma amaçlı olarak ergenekona karşı çıkmaktadırlar.
    öncelikle şunu tespit etmek gerekir: susurluk bir kaza değil bir tasfiye operasyonudur (o dönem susurluk araştırma komisyonu başkanlığı yapmış mehmet elkatmış bunuı geçenlerde açıkladı; "biz kaza olmadığını biliyorduk ama açıklayamadık" dedi). o mercedes asla istanbul'a giriş yapamayacaktı. kaza olduktan hemen sonra belli başlı gazetelerin bilinmeyen birileri tarafından aranarak kazadaki yalçın özbey'in aslında abdullah çatlı olduğunun ifşa edilmesi oldukça manidardır. bu tasfiye aslında mehmet ağar'ı da götürecekti ama işte bir şekilde olmadı! olmadı ama epey uzun süre siyasetten sildi. ve o da çıkıp bunun mücadelesini yapmadı o dönem. sesini kesmesi gerektiğini iyi anlamıştı. tasfiye edenler kim mi? işte şimdi ortaya çıkan ergenekoncular ya da onların bir önceki kuşağı. her halukarda derin devletin sol kanadı diyelim biz buna. kazadan iki ay önceki aydınlık dergisinde bu susurluk tayfasının bütün ilişkileri teke tek açıklanmıştı (2. mit raporu). ama kimse doğru düzgün ilgilenmedi. şimdi perinçek neden ergenekoncu oldu da o zaman susurluka karşı çıktı deniyor? e onun amacı şeffaf devlet değil karşı ekibin tasfiyesiydi zaten. bu sol derin devlet denilen kesim baktı bu susurlukçular iyice pervasızlaştılar, iyice kontrolden çıkacaklar, tasfiyenin kaçınılmaz olduğuna kanaat getirdiler. kazadan sonraki bir iki sene içinde bütün bu ülkücü mafya denilen kesimin temizlenmesi (en azından ortalıktan çekilmesi) de bu tasfiyenin olağan sonuçlarındandır. bu yukarıda anlattıklarıma inanmayanlar olacak elbet. özellikle de ulusalcılar. ben size güvenilir bir kaynak göstereyim. bu yazı da pek ses getirmedi ama bence çok önemliydi:
    behiç kılıç http://www.yenicaggazetesi.com.tr/...
    peki şu an ne oluyor? şimdi de bir tasfiye var. ama bu sefer tasfiye okyanus ötesinden yapılıyor. ortadoğuya yeni bir dizayn söz konusu. türkiye'ye biçilen roller var. ama ilginçtir bu sefer bizim de çıkarımıza bu roller. e bunlara içerdeki söz sahibi ekip karşı çıkınca tasfiye kaçınılmaz oluyor tabi. bu son söylediklerim benim yorumum elbette ama bakalım görelim ne kadar doğru çıkacak. bu ermeni açılımı, kürt açılımı durup duruken ortaya çıkan şeyler değil. ama ergenekon operasyonu olmasaydı bunlar yapılamazdı. askerde bir yerde desteklemek durumunda kaldı. en azından engellemiyor. benim tahminin planlar pazarlıklar yapıldı. şimdi kamuoyu hazırlanıyor. dtp ve pkk'nın da ikide birde taş koyması bundan. tasfiyenin geldiğini, sona doğru gidilmekte olduğunu onlar da gördüler. kck operasyonu nasıl oldu da birdenbire şimdi başladı? iki sene hazırlık yapılmış bu operasyon için. bir yandan da eski dönemin bütün pislikleri bir bir ortaya dökülüyor (faili meçhuller, jitemin faaliyetleti vb.) demek bunlar çekmecede zamanını bekliyordu. o zaman geldi. demem o ki bunlar kıçı kırık akp'nin kendi muhaliflerini etkisiz hale getirmesini çok çok aşan operasyonlar.
    işte bu ikinci grup bunu görmektedir. ve tasfiyeye karşı durmaya çalışmakta, en azından hasarı düşürmeye uğraşmaktadır.
    (panait ıstrati, 06.10.2009 13:44)
  24. düşmanımın düşmanı dostumdur diyen, örümcek beyinlere sahip zihniyetteki mahlukların kendini ifşa şeklidir. bana dokunmayan yılan bin yaşasıncılık bile değildir. keza bu yılan kendisine dokunmadığı gibi, kendi güdümünde olup, kendilerinin karşısında duranlara karşı kullandıkları bir güçtür. rakiplerini, mualiflerini, kendi yalan dolan ve üçkağıtlarını ifşa edenlere karşı kullanılan bir güç.
    (smerjin, 06.10.2009 14:42)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil