dario argento'nun 1977 yapımı başyapıtı. suspiria, sinema tarihinin gelmiş geçmiş en korkutucu filmi olarak nitelendirilir. dario argento, suspiria'ya kadar yönettiği filmlerde, yüzünü göstermediği gizemli katillerin olduğu senaryolardan beslenmiştir. ancak, üstad bu filmi ile beraber korku dünyasına cadı temalı filmleri kazandırmıştır. suspiria'yı diğer filmlerinden ayıran en büyük özelliği budur. bunun yanında renk kullanımındaki mükemmellik ve kullandığı kamera teknikleri de tamamiyle farklı ve kilometre taşı bir film yaptığının kanıtıdır. suspiria denilince akla ilk gelen ise tabii ki the goblins'dir. the goblins belki de grup tarihinin en iyi performansını bu filmde sergilemiştir ve argento'ya da bir korku filmi atmosferi inşa ederken müziklerin ne kadar belirleyici olduğunu ispatlama şansı vermiştir. john carpenter'ın başyapıtı halloween'da yakaladığı ve zihnimize kazıdığı müzik-sahne uyumunu, argento da suspiria'da yakalamıştır. mekan olarak bir bale okulunu kullanan argento, karakterleri de filmin yapım aşamasında yaşları 12'den fazla olmayan küçük kızlardan seçmek istemiştir. ancak aynı zamanda babası olan yapımcı claudio argento bu kadar şiddet içeren bir filmde küçük çocukların kullanılmasına izin vermemiştir ve zorunlu olarak yaş limitini daha üst sınırlara çekmiştir. yine de argento, senaryosunda en ufak bir değişiklik yapmamıştır. diyaloglar küçük çocuklara yazıldığı haliyle kalmıştır. hatta argento film setinde kapı kollarını oyuncuların boylarına getirterek, oyuncuların ellerini kaldırıp kapı kollarına uzanmasını ve seyircinin gözünde hala ve ısrarla küçük çocuklar olarak algılanmalarını sağlamıştır.
argento, suspiria'da mükemmel bir görsel şölen sunuyor izleyicilere. film boyunca gerilim o kadar yüksek seviyede ki hiç bir sahneyi kaçırmak istemiyoruz. ışığın, müziğin ve rahatsız edici atmosferin birleşmesi ile de sinema tarihinin en görkemli korku filmi ortaya çıkıyor.
zamanında izleyenler ne düşündü bilemem; korktular mı pıstılar mı onu da tahmin edemem. ama günümüzde izleyip korktuğunu iddia edenlere mısır gevreğini öneriyorum. o çatırtı daha korkunç. saygı gösteririm bu bu filme, ama korkmaya kasarak değil. sadece beğenerek.
şaheserdir.
kendi dönemi için bir korku filmi ve hatta mükemmel bir korku filmi.
elbette, şimdi izlendiğinde çok da korkutmuyor açıkçası. geriyor.. sadece bu.
ayrıca filmin müziği de yine film kadar mükemmeldir -ki hala dinlerim, şarkı listemin vazgeçilmezlerindendir-
filmin o ürkütücü havasına o kadar yakışıyor ki. bu bağlamda goblin'i anmak ve hatta şapka çıkarmak gerekir diye düşünüyorum; böyle mükemmel bir filme yakışacak böyle mükemmel bir melodiyi bahşettikleri için.
başından itibaren psikopat müziği ve renkleriyle saran, zevkli bir dario argentofilmi. korku filmi izlemek için değil de sadece değişik bir sinema deneyimi yaşamak için iyi bir seçimdir. özellikle eski filmleri sevenlere birebir. müzikleri ve efekleri de dahil olmak üzere yer yer güleceğiniz noktalar olacaktır ama bu ne lan diyip filmi yarıda bırakmayın derim. (1977 yapımı)
cılız mı cılız, laf mı laf, güzel mi güzel akıllı uslu bir şey bu.
komşuymuşuz da haberim yokmuş.
denizlinin yılmaz hukuk savaşcısı. ankara da olur tabi.
lise yıllarından beri kopmadığım, kopamadığım canım arkadaşım. bir dönem sıra arkadaşlığından siktir etmiştir beni. siktir git demiştir açık açık. ama içinde bir yerde hep sevmiştir beni, bilirim. bildiğim tüm acaip kelimeleri ve çan çun çin tarzı asyalı yönetmenleri bilmemi ona borçluyumdur.
kısa boyu, bi çeşit bişey olan saçlarıyla, bana tokat atışıyla, kadın-erkek tartışmalarımızla ve en önemlisi bir kadın olarak dogmalarını aşmasıyla unutmayacağımdır.
italyan yönetmen dario argento'nun kült filmi. çevrildiği zamanın en korkunç filmlerinden birisi olarak kabul edilmiş. ben izledim, korkmadım, orası ayrı. film müzikleri güzeldir. özellikle suspiria.