susam ezilerek kahverengi bir ezme edilir. haşhaş gibi üstüne reçel dökülerek,tabi ekmek üstünde, afiyetle yenir. çok kalorilidir. ama tazesine dayanılmaz.
eve geldiği gün hastalanıp hastaneye kaldırılan bahtsız ama inanılmaz sevimli kedisinin ismini nick olarak seçmiş çaylak kişisi, manevi kardeşim, hakkaten kuzenim. geleceğin tıp doktoru, aynı zamanda engin bilgilere ve müthiş espri yeteneğine sahip, çok okumuş, çok gezmiş, çok bilmiş bir insandır. 30 yaşındaki insanları genel kültürüyle dövebilecek kadar çok şey bilmekte ve bu yönüyle şahsımı çoğu zaman korkutmaktadır. farkını burada da hemen hissettirecektir.
orkid reklamlarında kullanılan mavi sıvı'ya fikifik diyerek, belkide sözlük diline yeni bir kelime katmış altıncı nesil yazar.
kendisinden kelime hakkında daha ayrıntılı açıklama bekliyoruz.
uzanıp yatıvermiş, sereserpe;
kıvrılırıvermiş koltuğa hafiften;
kolunu kaldırmış, koltuğu görünüyor;
bir patisini de yalıyor.
çaktırmadan bana bakıyor;
yalanıyor aynı zamanda.
içinde kötülüğü yok, biliyorum;
yok, benim de yok ama...
olmaz ki!
böyle de yatılmaz ki!
evine hoş geldin, hastalığından kurtulman bizi mutlu etti. geldiğin sokaklarda kalsaydın muhtemel sokakta gördüğümüz, yazık dediğimiz ölmüş kedilerden olacaktın. ben senin şansın oldum. farkında değilsin ama şu an için sen de benim şansım oldun.
yebitmiş galeta poşeti ya da çubuk kraker poşetini kafaya dikmenin bir numaralı nedenidir , ayrıca masaya dökülenleri de parmağı bastırarak toplayıp yemek gibisi yoktur.
sevmek suçsa , evet suçluyum.
yarın bu saatlerde kavuşacağım yazar. ankara'yı alt üst edecekmişiz. o sıralarda zirve yokmuş ama olsunmuş. biz evde kendi mini zirvemizi yaparmışız.
eh peki madem.
kido:
*artık beni sevmiyorsun
*ne acı
*bir bacım vardı artık o da yok
susam:
*niye sevmeyim lan
*bacılıktan niye çıkardın
kido:
*benim tek dostum içkim sigaram
*onlarda terkederdi olmasaydı param
*ühühü
*param da yokki lan
*ühühü
susam:
*bacılıktan niye çıkartıldım onu anlamadım
*benim de yok param
*üstelik ergenim
*düşün
*öleyim bence
kido:
*siktir lan herşeyi ergenliğe bağlama
her zaman bir kardeşim olsun isterdim. aileme bunu söylediğimde "senin kardeşin yok, olmayacak da. abin var onunla idare edeceksin" tadınca cevaplarla karşılaşırdım. günlerden bir gün, yani bilmem kaç sene önce bugün susam kod adlı yazar dünyaya geldi. herkes onu inanılmaz tatlı, şirin ve akıllı bulurdu. keza öyleydi. yemeği bitince "yemek için teşekkür ederim kalkabilir miyim?" diye sorar, derslerine çok çalışır, teşekkür etmeyi hiç bir zaman unutmaz ve türlü türlü kurslara ***** katılıp sosyalliğin anasını şey ederdi. kendisini çok kıskanırdım. uzunca bir süre sevemedim. fakat bir süre sonra evrendeki diğer tüm canlılar gibi ben de onu sevmeye hatta çok sevmeye başladım. kendisini türlü testlerden geçirip, en nihayetinde kardeşim olarak ilan ettim. şu an hala ankara'da kardeşlik görevini layıkıyla yerine getirmektedir. farklı şehirlerde olsak da gün içinde sürekli aklıma gelir, özlemle anarım. iyi ki doğmuştur, iyi ki vardır, iyi ki kardeşimdir. bir gün aynı şehrin havasını nüfuz etmek üzere. esen kal.
doğum günü pastasından bir dilim ayırmayacak olursa küseceğim insan. datlı yavrum... bunları yazarken okuyomusun bilmiyorum. belki götünde pireler uçuşuyodur. olsun napalım. doğum günün kutlu olsun.