belki ilginizi çeker
  1. · sınırdaki mayınlar temizleniyor ülkücüler panikte
  2. · one minute in kırk yıl hatırı vardır
  3. · suriye sinirindaki mayinli arazilerin temizlenmesi
gündem
  1. · 6 mart 2010 diyarbakırspor bursaspor maçı
  2. · 14 mart 2010 bursaspor manisaspor maçı
  3. · alice in wonderland
  4. · aldatmayan erkek türü
  5. · itü sözlük
  6. · bir dönem daha akp ye oy verecek olan insan
  7. · tabii ki pkk ya destek veriyoruz
  8. · otomatik kapı
  9. · şirin görünmek için çocuk gibi konuşan kızlar
 sayfa  / 2

suriye sınırındaki mayınlı arazilerin temizlenmesi  

  1. mayınlar temizlensin topraksız köylüye dağıtılsın. akp'de israil'de babayı alsın.
    (seyyar satıcı, 24.05.2009 19:12)
  2. yine kimse takmayacak bunu. 44 yıl ne demek lan? resmen türkiye cumhuriyeti'nin ömrünün yarısı kadar.

    http://www.milliyet.com.tr/...
    (yenisekme, 24.05.2009 19:21 ~ 19:22)
  3. lazım şeydir de parasını verelim temizlesinler, ne toprağı lan. sokarım öyle işe ama! ordakilerin toprağına başkası gelecekse ne anlamı kaldı ki mayınsız arazinin, israil mayın olmadı mı ezdiklerinin yoluna?
    (emir cool u, 24.05.2009 19:26)
  4. mayınlı toprakları neden israil yerine tsk temizlemiyor diye bir soru geliyor akla hemen. yalnız başbakan zaten konuşmasında dedi " şimdi herkes karşı çıkacak ama haklıyız". yani o da zaten biliyor insaların karşı çıkacağını. ama burası türkiye değil mi zaten unuturuz kimse soru bile sormaz..
    (kahrıbela, 25.05.2009 14:38)
  5. keşke olsa... ama keşke arazi ordaki halka paylaştırılsa...
    (excavatio, 25.05.2009 16:28)
  6. ülkeyi birbirine katan übercool fikire ev sahipliği yapan olay (toprakların 50 yıllığına kiralanması). fikir, maliye bakanlığı'na aittir.

    (bkz: ottowa sözleşmesi/@3500181)
    (cant a thing with ashes, 25.05.2009 16:41 ~ 16:42)
  7. şimdi bunla ilgili komplo teorileri üretiliyor, özellikle madenlerle ilgili. bu konuda maden mühendisleri daha bilgilidir tabii ama mesela bir yerden madenler çıkıyorsa aynı madenin 1 km ötede de bulunması gerekir. koca sınırın gidip de büyük büyük maden yataklarının üstüne inşa edildiğini düşünmüyorum. hele ki sınır 1920'lerde çizilmiş ise o günün teknolojisi buna izin vermeyecektir.

    benim endişem madencilik alanı ile ilgili değil, tarımla* ilgili. malumunuz yediğimiz her şey hormonlu, sağlıksız gıdalardan oluşuyor. sağlıklı beslenmek isteyen insanların talebi ile dünya genelinde büyük bir organik ürün pazarı oluşmuştur. organik tarımı* az çok araştıranlar bilecektir, organik tarım yapılacak arazinin toprağının temiz ve doğal olarak zengin olması gerekir. mayınlı araziler işte tam burda önem kazanıyor. çünkü yıllardır buralar mayınlı olduğu için, üstünde tarım yapılmamış, temiz nitelikle ve ürün yetiştirilmediği için her türden minerali barındırabilen bir arazi yapısından bahsediyoruz. üstüne üstlük güneydoğu'da gap ile sulama imkanlarının zenginleştirildiği düşünüldüğünde mayınları temizlendiğinde çok verimli organik çiftlikler kurulacaktır. bunu kamunun işletmesi gerekirken[devletin görevi çiftçilik yapmak değildir diyenler çıkabilir, anlayışla karşılaşırım ama en azından yöre halkına ucuz kredilerle buralar satılabilir, veya kiralanabilirdi] bunu sermayesi belirsiz şirketlere peşkeş çekmek bence mantıklı ve tutarlı bir davranış değildir.
    (dünyayı kurtaran adam, 25.05.2009 16:44 ~ 16:55)
  8. konuyla ilgili dipsiz kuıyu'da umur talu'nun bir yazısı vardı bugün. küresel sermaye tamam da küresel emek mi problem diye bağlamıştır yazıyı üstad.

    "sayın, mayın... faşizan, maşizan
    yeni tartışmamız aslında yüz karası bir durum. (bu konuyu defalarca yazdım.) kendi toprağımıza 1.5 milyon mayın döşemişiz.
    "korku tarihimiz"in bir özeti de bu.
    eşkıya, kaçakçılık, araplar, nato, sovyetler, soğuk savaş, üsler, pkk derken...
    milyonlarca açı, yoksulu olan ülke, yüz binlerce kişilik ordusu olan devlet; yüz binlerce mayını çakmış çok verimli olabilecek topraklarına.
    açlık korkuyla bastırılmış.
    milyonlarca insan kendi topraklarında mayına esir düşmüş.
    artık buna eklenen, onca can alan pkk pusu mayınlarını saymayın bile!

    mizan
    1. türkiye ottawa sözleşmesi imzalayarak, depoları ve toprakları mayından temizlemeyi taahhüt etti.
    2. depodakilerin hemen imhası, toprakların 2014'e kadar temizlenmesi gerekiyor.
    3. suriye sınırı boyunca mayına batan ve "iki kıbrıs kadar" denen arazinin tarıma açılmasıyla, ölüm kuraklığı yerine "iş ve aş patlaması" bekleniyor.
    4. kimi hukuki çerçeve hazırlandı, yüksek yargıdan döndü, hükümet şimdi yeni atakta.
    5. mayın temizlemeyi hükümet, maliye bakanı marifetiyle o dönem israillilere vaat etmişti.
    gerçekleşememişti.
    6. silahlı kuvvetler'in mayın temizleme altından kalkamayacağı söyleniyor. hükümet de söylüyor.
    genelkurmay da nato'yu işaret ediyor.
    7. yetkin olup olmayacak yerli firmalar meselesi pek konuşulmuyor.
    8. mesele sadece mayınla kalmıyor; arazinin kimlere verileceği, tarımsal üretimi kimin, nasıl, kaç yıl yapacağı düğümü de var.

    faşizan
    tartışma şimdi alevlendi. mayın temizleme karşılığı arazilerin israillilere 44 yıllığına yap-işlet usulü verilmesi gündeme geldi.
    "israillilere peşkeş" eleştirisine, başbakan önceki gün "faşizan yaklaşım" dedi.

    o zaman
    aklıma şu geldi:
    filistin işgali berdevam iken, israil filistinlileri yine tankla çiğnerken, akp'den önceki koalisyonda israillilere "tank ihalesi" verilmişti.
    dönemin genelkurmay başkanı kıvrıkoğlu, bu konuda çok yazmış ben de dahil, eleştiri getirenlere, hiç sıkılmadan, "bunlar doğuştan yahudi düşmanı" dedi.
    o dönem, "filistin ezilirken bu ihaleyi hemen durdurun" diye bağıranlar arasında, yeni parti kurmuş iki isim de vardı: biri bugün cumhurbaşkanı, diğeri başbakan bugün!

    bu zaman
    "bugünün başbakanı" diyor ki...
    "bu küresel sermaye, şuradan geldi, buradan geldi denir mi? yıllarca bu yapıldı. biz de bu hatalara düştük. farklı etnik kimlikten olanlar ülkemizden kovuldu. bu faşizan bir yaklaşım. yahudi sermayesi diyorlar. paranın dini, milleti olmaz."

    iman
    "paranın imansız olduğunu" biliriz. doğru. ama dinsiz, milletsiz olduğu her zaman söylenemez.
    "yahudi sermayesi" demek, ırkçılığa kadar varabilir. doğru.
    ama "israil" demek, öyle israil devletinin hep sığınmak istediği gibi ille ırkçılık, anti semitizm, yahudi düşmanlığı olmaz.
    bu ülkede farklı etnik kökenden olanlar kaçırıldı, kovuldu. doğru.
    ama bunun için ermeni meselesi, mübadeleler, aşkale, 6, 7 eylül, süryaniler, "sev ya da terk et"ler üstüne bir tarih bilinci ile yorumunuz, bir devlet özeleştiriniz gerekir. öyle sadece "para peşin, kırmızı meşin" değil!

    izan
    iş sadece mayın temizleme olsaydı, hadi neyse...
    ama türkiye ile suriye arasında geniş bir toprağa "isral'i sokmak" ciddi karar değil mi?
    çok verimli olacağı söylenen koca toprakta kim işçi, ırgat çalıştırılırsa çalıştırılsın, patronun kim olacağı önemsiz mi?
    hangi pazara, hangi ürünün nasıl yetiştirileceği, ticaret yanında ne tür faaliyetlere açık olacağı kritik değil mi?
    bunları tartışmak değil; bunları tartıştırmamak faşizanlık değil mi!

    kazı kazan
    bir de kafama takılıyor:
    "ermeni açılımı" denirken, başbakan azeriler'in gönlünü alarak dedi ki:
    "ermenilerin karabağ işgali bitmeden ermenistan sınır kapısını açmayız."
    böyle bir ilkeniz tabii olabilir.
    lakin israil'in filistin işgali bitti mi ki, topraklarınızı açabiliyorsunuz!
    mayını kazı, toprağı kazan diyebiliyorsunuz.
    derseniz... biri "bir devlet"; diğeri "küresel sermaye".
    derim ki... biri "yoksul bir devlete can verecek bir sınır"; diğeri "küresel bir güç, boyundan büyük bölgesel devlet, binbir kutsal niyet" ve de "topraklarınızın koca parçası".
    (gördüğünüz üzre öyle etnik, şoven, milliyetçi, faşizan karşılaştırma yapmadan da karşılaştırıp "karşı" çıkmış oldum!
    bir de, başbakan "israil sermayesi"ni savunayım derken, "burada izak çalışmayacak, ahmet, mehmet çalışacak" diyor. pes dedim. bu ülke vatandaşı "izak" da var. izak'a yasak mı olacak? bu etnik bir şey değil mi! ayrıca israilli izak da gelip işçi olsa ne olur? "küresel sermaye" tamam da, "küresel emek" mi problem?)"
    umur talu / dipsiz kuyu / sabah
    (polikina, 25.05.2009 16:51)
  9. israile değil israilli bir şirkete temizlettirilecektir. israilli şirket de israildir, diyorsanız, ki siz böyle anlatım bozukluğu içeren bir cümle kurmazsınız, ben size ne diyim. ayrıca gönüllü temizlemek isteyen varsa ben yetkililerle konuşayım, arkadaşlar toplanıp temizlesinler..yani diyeceğim odur ki, karpuz toplamaya benzemez bu iş, teknoloji lazım..o da gavurda var arkadaş!
    (raem, 25.05.2009 16:57)
  10. her konuda olduğu gibi bu konuda da herkesin söylebilecek bir şeylerinin olduğunu gösteren fikir.

    şimdi, ben de herkeslerden olduğuma göre şöyle bir şeyler saçmalayayım.

    askeriyede bu mayın işleri ile istihkam denen bölüm uğraşır. uğraşır uğraşmasına da , sözde bu mayın ile ilgili her türlü eğitimin verildiği bazı acemi birliklerinde, bırakın mayın dedöktörünü nasıl kullanacağınızı öğretmeyi, allah muhafaza alete bir şey olursa diye kutusundan çıkarmadan eğitim verilir.

    böyle bir eğitimden geçmiş askerlerin bulunduğu bir ordudan da böyle bir temizlik beklenir sonra.


    yok yeaa.
    (suskungeveze, 25.05.2009 17:04)
  11. i. mayın temizleme mevzusu 2000'lerin başından beri gündemde olan bir mevzu.

    ii. ihale henüz yapılmadı. yasalaşmadan sonra yapılacak.

    iii. israil'li şirket gelecek diye bir kaide yok. şu ana kadar ihale çağrısına cevap veren 13 firmadan 3'ü israilli. geri kalan firmaların dördü ingiliz, ukrayna, hırvatistan, rusya, fransa, danimarka ve isveç'ten birer adet olacak şeklinde dağılıyor.

    iv. mayınların temizlenmesinde hepsini teker teker patlayıcılarla patlatma yöntemi kullanılacak.

    v. tsk bu denli geniş bir araziyi temizleyemeyeceğini açık açık beyan etti. nato kuruluşu namsa ise ottawa antlaşmasına göre 2014'te dolacak sürenin sonuna kadar işi bitiremeyeceği görüşü mevcut. tek çıkış özel bir kuruluşa devretmek oldu.

    vi. türk petrol yasası'na göre "türkiye'deki petrol kaynakları devletin hüküm ve tasarrufu altındadır." (m. 3) "başka bir kanuna göre alınmış herhangi bir hak, bu hakkın sahibine bir petrol işlemi yapma hakkını vermez." (m. 4) dolayısıyla "satın aldığı arazide petrol çıkınca zengin oldu" haberleri fırsatlar ülkesi birleşik devletler'de vardır, türkiye'de değil.

    vii. kişisel görüş olarak kullanım izni karşılığı işlemi bedelsiz yapmak yerine bedeli karşılığı yaptırıp ortaya çıkacak verimli arazileri 50'lerdeki kamulaştırmadan önceki sahiplerine kamulaştırma bedeli usulünce geri alınarak iadesini daha akıllıca buluyorum. bu fikrimi geliştirirken ekonomik gerekçeleri "orası ileride ikinci gazze şeridi olabilir" gibi saçma paranoyalardan daha ön planda tuttum.
    (wondrous, 25.05.2009 17:11 ~ 17:42)
  12. canım türkiye manzarası. yıllardır çözülemeyen bir sorun. ankara'nın tepesinde oturanlar tepişirken; yüzlerce insan bacağını, kolunu, canını kaybetti. bir insanın canından bir parçayı kaybetmesi ankara sakinleri için bir anlam ifade etmiyor; o nedenle hala türkiye'nin mayınlı konularından birisi olan mayınlı araziler temizlenemiyor. o yüzden zihinlerdeki mayınların öncelik taşıdığını düşünüyorum. önce onlar temizlenmeli.
    (endip, 25.05.2009 17:26)
  13. bir ülke düşünün önce toraklarını elinden alsın ve mayınla doldursun bu arazileri , bu gizli ölüm kuyularıyla dolu yerde; yılarca burada yaşıyan insanları öldürsün.hiç bir zaman bir önlem alınmıyor.peki sonra ne oluyor. yine aynı devlet geliyor. araziyi israillilere temizleteceğiz ve 49 yılığına onlar işletecek.bu yer senin sınır bölgen ve burda adamlar istedikleri gibi herşeyi yapa bilecekler. önüne gelene devlet hayini diyen bu devlet bu yaptığıyla vatan hayini değil ;bir çok tv kanalında da vatan sever oluyor.bununla birlikte orda yaşıyan halkı öldürüp , sakat bırakıp buda yetmezmiş gibi topraklarını bile geri vermezden yabancı sermayenin eline bırakıyor. hani devlet bize sahip çıkıyordu? hani devlet halk için öalışıyordu ? sen bir devlet olarak buraları temizliyemiyorsan nasıl bir devlet kisin? sen halkına sahip çıkmayıp , öldürüp bırakıyosan nasıl bir devletsin? uyan türkiye devletine sahip çık. hükümetlerin rantı değildir ,türkiyeye hükümetlerin pazarı değildir. türkiye burda yaşaıyan halklarındır. atalarımız bu ülkeyi kazma kürekle kazandı kardeşçe . küslükleri unutalım ve sahip çıkalım.
    (bari, 26.05.2009 19:32 ~ 19:33)
  14. güzelim topraklar bugüne kadar mayınlıydı ama bu mayınlı topraklar şimdiye kadar ülkücü arkadaşlarımızın aklına gelmemiş. şimdiye kadar binlerce can alan ve almaya da devam edecek olan bu mayınlar uluslararası sözleşmeler gereği temizlenmek zorunda. insani olarak da çok doğru bir karar. tsk bu araziyi temizleyecek teknolojiye sahip olmadığını açıkladı. bu da tsk'nın ayıbı olsun, elin gavuru uzayda cirit atarken bizim ordumuz hala mayın temizleyecek seviyeye ulaşamadıysa asıl bu tartışılmalıdır ya, neyse. mayın temizleme işi yapacak bir ulusal şirketimiz de yok. bu durumda işimiz yine gavurlara kaldı. ihaleye çıkacağız, en iyi teklifi kim verirse işi de ona verceğiz. artık israil firması mı olur, uganda mı, kanada mı bilmiyorum. ortalarda dolaşan söylentiye göre temizlenen topraklarda 49 yıl tarım yapma karşılığında israilli bir firmaya verilecekmiş, kıyamet de buradan kopuyor. keşke bu şartlarda israilli firmaya verilse. organik tarımda israil'in ününü herkes bilir. artık bu memlekette ağız tadıyla sebze ve meyve tüketemez duruma geldik. pahalı da olsa ağız tadıyla temiz meyve-sebze yemek istiyorum. israilliler bunu yaparsa yerli üreticimiz de ırktaşlarını zehirlemekten vazgeçer. rekabete yenik düşmemek için kendilerine çeki-düzen verirler. her türlü güzel, bomba yetişen topraklarda artık sebze-meyve yetişecek.
    (galliani, 27.05.2009 17:14)
  15. malum, şimdi enteresan bir konu gündemde. suriye sınırındaki mayınların temizlenmesi... yapılan anlaşma gereği 2014 yılına kadar mayınların temizlenmesi gerekiyor. bu arada sınırlarını mayınla koruyan tek ülkeyiz sanırım. hani diyorlar ya dünyada en iyi ordulardan birine sahibiz diye... hatta bugünlerde çokça tatbikat yapılıyor. dosta grur ve düşmana korkudan bahsediliyor... ama tabi madalyonun diğer tarafı da var...

    dünyanın en iyi 5 ordusundan biri denilen tsk, diğer yandan bakıyorsun "ben mayınları temizleyemem" diyor... bak sen! sanki 1985 yılından beri mayın yüzünden dünyada en fazla askerini kaybeden ordu tsk değil! sanki neredeyse 50 yıldır mayınla suriye sınırının güvenliğini sağlayan ordu tsk değil. ve işe bak ki açıklamasında "benim mayınları temizleyecek yeterli eğitimli personelim yok" diyor. enteresan. "mayınları nato temizlesin" diyor. "parası neyse veririz" diyor. bu aralar efes tatbikatı olsun, diğer tatbikatlar olsun, hatta olağan toplantılar olsun, başbakan ve genelkurmay başkanı çok beraberler. bu konuyu konuşmamış olmalarına imkan yok. hele ki böyle bir konuyu.

    iktidar napıyor? tayyip, öyle bir şeye hazırlanıyor ki, duyarken bile hazmetmesi imkansız! amacı bir şirkete temizletip -ki bu şirket bir israil şirketi- bunun karşılığında ise bu toprakları 44 yıllığına bu şirkete devretmek! bu bahsedilen topraklar, bölgenin en verimli toprakları. 44 yıl dudak uçuklatıcı bir süre. bu sayede israil de tarımını burada gerçekleştirecek. zaten yabancılara toprak satışını açarak tayyip, israil'in tarım alanı sıkıntısını gidermeyi de amaçlamıştı. cumhuriyet tarihimizin en önemli projesi olan gap bölgesinde israilliler bolca toprak almış, tarımını yapmış ve ürününü ülkesine götürmüştü. peki tayyip yetindi mi bununla? elbette ki hayır. genetiği ile oynanmış tohumlara türk tarımını bağımlı hale getirdi. peki bu tohumları kim üretiyor? israil. tohumların özelliği nedir? ürünlerinden tohum çıkmıyor. belki çoğunuz fark etmiyor bile. yediğiniz domatesler, salatalıklar vs hep çekirdeksiz. yani kısır tohumdan, israil tohumundan üretilen ürünler. üstelik tarımı israil tohumuna bağımlı hale getiren bir iktidar. aynı iktidar tarım desteğini cumhuriyet tarihinde en az seviyeye indiren iktidar. geçen sene tarıma toplam destek 500 trilyon gibi komik bir rakamdı. üstelik genelde teşvikler de hayvan yemi ile ilgili kısımda. yani temel ihtiyaçları karşılamaya yönelik değil.

    ayrıca bu tohumların yapılan son araştırmalar çerçevesinde kısırlığa da yol açtığı açıklanmıştı. bu ürünlerden yedirilen denek hayvanlarında görülen hastalıklar, ölümler, kısırlaşmalar ve diğer etkiler çok ürkütücü bulundu. ama israil'den alınan bu tohumların sağlık araştırması dahi yapılmadı. insanlara etkileri ne derece araştırıldı, ne sonuçlar doğurur hiçbir çalışma yapılmadı. tüm türkiye bu ürünleri yiyor. ama israil bu kısır tohumları sadece bize ihraç ediyor. kendisi bu tohumları kullanmıyor. bu da düşündürücü tabi. burada tüm türk halkının sağlığı, gelişimi, biyolojik yapısı söz konusu. çok korkunç şeyler akıllara gelmelidir. aynı olay ekmekte de var. türkiye, dünyada en fazla ekmek tüketen ülke olma rekoru kırdı. ama diğer yandan normal bir ekmekte olması gereken vitaminlerden yoksun ve besin değeri en düşük olan ekmeği yiyoruz dünyada... işte türk halkının sağlığı ile oynanan oyunların bir bölümü de bu.

    sadede gelelim:

    bu mayınlı arazilerin toplam büyüklüğü bir belçika kadar, bir kıbrıs kadar alan yapıyor toplamda. bu kadar büyük ve verimli bir tarım arazisi. duruma bu açıdan bakılırsa olayın vahameti korkutucu. iktidar 44 yıllığına mayınları temizleme karşılığı bu toprakları vermeye niyetli. hangi iktidar? oğlunu çürüğe çıkarıp askere dahi gönderemeyen bir iktidar... vura vura aldığımız bu ülkenin kanla sulanmış topraklarını kolayca vermek ne kadar kolay değil mi?

    peki tsk'nın bu duruma karşı bir tepkisi var mı? yok... bu da çok enteresan geldi. hele ki ordunun bu duruma sessiz kalması çok çok enteresan geldi... obama ülkemize bir geldi, dış ve iç politikada akıl almaz işler dönüyor. akp'nin dış politikada yaptığı işleri daha evvel anlatmıştım. üstelik akp iktidarı boyunca dış politikadaki basiretsizliğimizin mimarı olan isim de dışişleri bakanlığına terfi edildi. bu da hayli ilgi çekici bir durum.

    (bkz: akp nin dış politika özürlüsü olması/!albastropos)

    şimdi şaşırıyor insan. iktidara zaten güvenmiyorduk. peki şimdi orduya da mı güvenmeyeceğiz? hilmi özkök ile işbirlikçi iktidarların gölgesinde güven kaybeden tsk acaba bu yeni açılımları ile daha ne kadar güven kaybedecek? her şey bu kadar basitçe gerçekleşebilecek mi? bir zamanlar düşünülmesi bile ürkütücü olan bu detaylar şimdilerde şaşırmadığımız hadiseler olmaya başladı. en vahim tarafı da bu. teröristlere şehitlik açan vekiller, terörist cenazelerine giden vekiller, soyguncu/vurguncu başbakanlar/cumhurbaşkanları vs... daha ne kadar ileri gidecek? ne kadar ileri gidcek?

    (bkz: akp nin türkiye yi bölme planı/!albastropos)
    (bkz: mhp nin kanlı tarihi/!albastropos)
    (bkz: akp ve mhp nin gerçek yüzü/!albastropos)
    (bkz: akp/!albastropos)

    http://albastropos.blogcu.com/...

    edit:

    peki 44 yıl sonra eğer bu iş meclisten geçerse oradan birilerini çıkarabilecek miyiz? sizlere bir şeyi anlatayım. kıbrıs'a rumlar ne zaman geldi? biz orayı aldıktan sonra osmanlı'nın çöküş sürecinde balkanlardan göçen rumlara yer bulamayınca geçici olarak kıbrıs'a taşındılar. tabi osmanlı ilgilenemedi. oraya yerleştiler. sonra çıkarabildik mi rumları? şimdi iktidar sayesinde biz işgalci konumdayız birilerine göre...

    edit:

    ek olarak okuyun:
    (bkz: suriye sınırındaki mayınlı arazilerin temizlenmesi/@3510622)
    (albastropos, 27.05.2009 17:15 ~ 17:54)
  16. şaşırılmaması gereken durum. hele ki bölgeyi israilli bir firma temizliyorsa. çünkü, bu ülkenin başıdır, iletişimi araplara satan. çünkü bu ülkenin başındakidir, israilli hatunlara urfa'da doğum izni veren, böylece onların türkiye'den toprak almalarının yolunu açan, çünkü bu ülkenin başındakidir, mke roket fabrikasında üretilen roketleri sadece israil'e satan, sonra da siz adam öldürmeyi iyi bilirsiniz diye davos'ta karakter atan. o yüzden gayet normal karşıladım mevzuyu. sindiremediğim tek nokta var. urfalıyım ben. akçakaleli hem de. tam suriye sınırındaydı evimiz. öyle dürbüne falan gerek yok. görürsün karşıdaki evin içini rahatlıkla. arada mayınlı bölge var. dikenli tellerle çevrili. az oynamadık o tellerin önünde. bizim oralarda biber falan yetişmez. çoraktır toprağı zaten. dokunmayın mayınlarıma.
    (deli, 27.05.2009 17:27 ~ 17:27)
  17. 1.suriye sınırındaki mayınlı arazilerin temizlenmesi işlemi zaten yasal zorunluluk.
    2.tsk gerekli teknik destek sağlanırsa temizleyebilir ya da natonun ilgili biriminden yardım alınabilir.
    3.kim temizlerse temizlesin, sonrası için kiralama olmamalı.
    4.araziler, ulusal girişimciye ve topraksız köylülere verilmeli.
    bu kadar net benim görüşüm.
    (çekirdekailem, 27.05.2009 17:49 ~ 01.06.2009 22:30)
  18. (bkz: suriye sınırındaki mayınlı arazilerin temizlenmesi/!albastropos)

    ek olarak çarpıcı bir nokta daha:

    bir de daha çarpıcı olan bir nokta var. petrol meselesi. suriye sınırında birkaç km ötemizde cayır cayır petrol çıkarılıyor, ama türkiye'de yok. buna kimse inanmıyor artık. araştırmalar da türkiye'de el değmemiş korkunç petrol rezervi olduğunu gösteriyor zaten.

    daha önce de yazmıştım türk petrol kanunu meselesini. tayyip amcamız geldi ve jet hızı ile petrol kanununu değiştirdi. bu kanuna göre kendi petrolümüz bizim olmuyor artık. çıkaran kimse %1'ni veriyor ve petrolü alıp gidiyor. şimdi düşünüyorum. petrolün dünyada kaç yıllık ömrü var? 45-50 sene deniyor. o topraklar bizde iken bile yeni kanuna göre her gelen petrol çıkarabilecekken ve kanundan sonra medyaya yansımasa da birçok kuyu açılmasına rağmen ülke çapında, israil o bölgede yeraltı kaynağı ve petrol bırakır mı? cevap çok basit. peki israil yeni kanunlar çerçevesinde başka maden bırakır mı orda? elbette ki hayır. peki bölgede sınırlar bunca sürede ne kadar değişir? değişeceği kesin ama ne kadar olacağını kimse tahmin bile edemez kolay kolay. olay şudur ki, eğer meclisten geçerse oranın durumu da kıbrıs'tan farklı olmayacaktır.

    daha net anlamanız için inceleyin:
    (bkz: türk petrol kanunu/!albastropos)
    (albastropos, 27.05.2009 17:52)
  19. temizlenmesin arkadaşım. çok çok basit düşünüyorum ben.
    neden temizlensin. temizlensin de ordan da mı sızma olsun. ırak tan gelen teröristler yetmiyor mu?
    belki tsk da böyle düşünüyordur da yapamam diyordur.

    kim hatırlamıyorum tam olarak.
    ahmet türk mü ya da dtp li birisi şöyle diyor;
    arazi temizlensin. ihtiyacı olan halka bölüştürülsün.
    siktir git!

    not: zamanında köylülerden mayın için alınan arsaların bedelini devlet ödemiştir.
    (dahadeli, 27.05.2009 18:11 ~ 03.06.2009 12:41)
  20. o değil de şeyi düşünüyorum; bir ülkenin 530 metre genişliğinde 500 km boyunda sınır arazisinde 600bine yakın mayını temizleyecek şirket, gidip orda pattes, domtes, maydunuz mu yetiştirecek?

    ne şirketmiş arkadaş, mayın temizlemeden kabzımallığa kadar geniş bir yelpazesi var.

    ya da artık başka bir işleri var da, tarım diyorlar ona...bilemiyoruz..
    (insansevmeyenhayvan, 27.05.2009 18:15)
  21. (galliani, 27.05.2009 21:47)
  22. (tekfender, 27.05.2009 21:50)
  23. israil'e "siz mayın temizlemeyi iyi bilirsiniz!" dediğimiz hadise.
    (selenge, 27.05.2009 21:56)
  24. allah korusun diyelim ki komşularımızın bir tanesi ile savaş halindeyiz ve kilometrelerce uzunluktaki sınır hattına düşman askerleri mayın döşemişler. benim anlamadığım tsk diye övdüğümüz dünyanın en büyük ordularından biri mayınları temizleyip, düşmanı imha etmek istediğinde mayınlar için tekrardan ihaleye mi çıkacak?

    teknik konuşayım, ukalalık gibi anlaşılmasın. mayınlı arazilerin çoğu antep, kilis, antakya'dadır.orda mayınlar yüzünden sakat kalan insanları da gördüm, bu mayınlar antipersonel mayınıdır, anti tank mayını değildir. zaten mayınlama işleminin amacı da sınır bölgesinde yapılan kaçakçılık faaliyetlerini[yanlış anlaşılmasın, pirinç, şeker, çay, elektronik eşya v.b ürünlerin ticaretinden bahsediyoruz] engellemektir. mayına basan kilisli amcalardan gördüğüm kadarıyla ölen sayısı fazla olmamakla beraber, en fazla ayak kopması gibi kazalar olmuş ki, bu da tankların bu mayınlara karşı dayanıklı olabileceğini gösteriyor.

    yine mayın tarlalarından gördüğüm kadarıyla, erozyon ve çeşitli nedenlerden dolayı toprağa gömülü mayınlar toprağın üstünde ve açıkta gözükmektedir. kaçakçılar 50 seneden beri kendilerine güvenli yollar açabilmek için bu mayınlı arazilerdeki otları tutuşturup, yakarak mayınları patlatmışlardır. ayrıca mayınlara basan binlerce insanı düşünürsek mayınların birçoğu zaten bugün imha edilmiş durumdadır.

    ey istihkam bölüklerine, taburlarına sahip olan türk silah kuvvetleri! elindeki istihkam birliklerinin görevi mayın yerleştirme ve imha gibi görevler iken kendinize mensup askerlerin yaklaşık 50 sene önce döşediği mayınları imha edemeyecek kadar kabiliyetsiz misiniz? yoksa akp hükümeti'nin güdümünde oluşturulan peşkeş ve rant politikasına sizler de mi ortaksınız?
    (dünyayı kurtaran adam, 28.05.2009 10:33 ~ 10:41)
  25. ilk yazım:
    (bkz: suriye sınırındaki mayınlı arazilerin temizlenmesi/!albastropos)


    ilk yazım:
    http://albastropos.blogcu.com/...

    ilk yazımdan biraz daha detaylı olarak konuyu ele alalım. olayın sadece petrol ve tarım işi ile de sınırlı kalmadığını inceleyelim.

    suriye sınırındaki mayınlar 1955'te menderes hükümetince sınır hattına gömüldü. 650 bin tane mayındı gömülen. bu mayınların o zamanki teknoloji ile yapılmış olan mayınlar olduğunu da hatırlatmaya gerek yok sanırım. üstelik mayınlar gömüldüğünde yerlerinin belli olduğu krokiler de çizildi. önce kayıp dendi ama sonra kaybolmadığı açıklandı bu krokilerin. bu bilgiler ışığında yerleri belli olan mayınlardan bahsediyoruz. diğer yandan yerleri belli olmasa dahi dünyanın en iyi 3-5 ordusundan biri denen, yakın tarihte dünya çapında mayın yüzünden en fazla askerini kaybetmiş tsk'dan bahsediyoruz. bu bağlamda hala mayınla mücadele eden bir orduda yeterli personelin olmadığını tsk'nın kendisinden duymak düşündürücü. hem de dosta grur, düşmana korku saldıklarını iddia ettikleri tatbikatlar yaptıkları şu günlerde. ordu diyor ki nato temizlesin. şimdi benim de aklıma geliyor, yarın bir savaş çıksa, taarruz etmek zorunda kalsak ordumuz "nato temizlesin biz de saldıralım" mı diyecek? gerçekten çok düşündürücü ayrıntılar bunlar.

    üstelik mayınların temizlenmesini öngören ottowa anlaşması, kara mayınlarının kullanılmasının, depolanmasının, üretilmesinin yasaklanmasını, var olan döşenmiş ve döşenmemiş mayınların imhasını öngeren; 1997 yılında ottowa'da imzalanan ve 1999 de yürürlüğe giren uluslararası anlaşma. türkiye bu sözleşmeye 2003 yılında imza atmış ve 2004 yılında ise resmen tarafı olmuştur.

    ama bu anlaşmaya rağmen askerlerine mayın eğitimini tsk halen vermektedir. istihkam askerleridir bu eğitimi alan askerler. çünkü hala mayınla mücadele etmekte ve her duruma hazırlıklı olmak zorunluluğundadır. ama gelin görün ki mayınları temizleyecek yeterli eğitimli personelim yok diyor. üstelik eski teknoloji ile üretilmiş mayınlar ve krokiler de ellerinde. pek inandırıcı gelmiyor. tsk bunu üstlenmek istemiyor. iktidardaki akıl almaz tavır tsk'da da var.

    çok pahalı denen mayın temizleme işinin iktidarın söylediği kadar pahalı olmadığı da ortaya çıktı. birçok araştırmacı, akademisyen, profesör ve ilgili kişi, mayın temizleme işinin iktidarın abarttığı kadar maliyetli olmadığını söyledi. üstelik nato bünyesinde avrupa ve balkanlarda yakın zamanda çokça mayın temizlemiş namsa -tsk'nın temizlemesini öngördüğü- kurum, suriye sınırındaki mayınların çok daha fazlasını, 2-3 mislinden bahsediliyor, 1 milyon 600 bin euro'ya temizledi. oysa bizim hükümetimizin bize söylediği rakamlar bunun neredeyse 200 misli... çok enteresan bir nokta. buradan anlaşılan şudur: iktidar, maliyetin yüksek gösterilmesi yutturmacası ile israil'e buraların 44 + 5 yıl devredilmesini kabul edilebilir göstermeye çalışıyor.

    dikkat çeken bir nokta da tsk'nın uslubu. askeri kanadın en yetkili ağzından "yapamam" tarzı yaklaşımlar bir asker söylemi gibi görünmüyor. erkekler de çok iyi bilirler ki askeriyede bir görev verilir, görevi yapmakla mükellef asker görevi yapacağı süreyi, nelere ihtiyacı olduğunu söyler ve görevi gerçekleştirir. ya da imkanlar, görevi veren tarafından sunulur, asker de işini yapar. türkiye'de askeriyede bu işi yapmakla mükellef olan "istihkam dairesi başkanlığı"dır. resmen bu görevi yapmakla mükelleftir anlaşmalara göre. ama yapmamıştır ve konuyla ilgili yapmaya dair bir girişim de olmamıştır. maliyetli denen iş için gereken 150 milyon euro'luk bir makinedir. önden mayını alır, arkada ise eritir ve imha eder. bu makineyi satın almak türkiye şartlarında zor bir iş değildir. maliyetlerin 750 küsür milyon dolar veya euro her neyse, olduğu söyleniyor. peki bakalım, tarım ile bu maliyeti israilli şirket karşılayabilir mi...

    mevcut araziden tarımla elde edilecek 49 yıllık gelir, akademisyenlere göre iktidarın söylediği maliyetten sadece 110 milyon dolar daha fazla. yani 49 yılda edebilecekleri kar miktarı 110 milyon dolar. peki bırakın bir israil şirketi, dünyanın herhangi bir yerinde herhangi bir uluslararası şirket bu kadar cüzi bir kar için 49 yıl çalışır mı? hem de bahsedilen şirketler, o konuda dünyanın önder şirketlerinden... bu imkansızdır. akp'nin tekel'in içki bölümünü özelleştirmesini ele alalım mesela. 290 milyon dolara özelleştirildi. ama 1,5 yıl sonra elin oğlu aldığı şirketi 810 milyon dolara sattı. peki 1,5 yılda ettiği kar nedir? 520 milyon dolar... bu ve bunun gibi basit örnekler, sözü edilen şirketlerin bu işle sadece tarım için uğraşmayacağını da açıkça gösteriyor.

    yeraltı kaynakları ile ilgili kısım

    akp iktidarının petrol yasasını değiştirmek istemesi, değişiklik halinde ortaya çıkacak tablo ile de ilgili bir yazı yazmıştım. mayınla ilgili taslakta da kanunen durum şöyledir: arazi devredildiğinde petrol kanunu, maden kanunu, su ile ilgili kanunlar vs. nasıl ise, araziyi teslim alan şirketin de tabi olduğu kanunlar bunlardır. akp'nin doğal kaynaklarımız ile ilgili tavrı açıktır. petrolü, madenleri, su kaynaklarımızı çıkardıkları ve çıkarmak istedikleri kanunlar ile israil ve abd menşeili çevrelerin hizmetine sunmak istemektedirler. bunu hem türk petrol kanunu çalışmalarında, hem madenler yasasında, kazdağı olayında, akarsuları özelleştirmek istemeleri olaylarında yakınen gördük.
    (bkz: türk petrol kanunu/!albastropos)


    petrol (ve doğalgaz)

    daha önce de bahsettiğim gibi petrolün biçilen ömrü 45-50 sene. bu arazilerin devredilmek istendiği süre ile denk. bu da çarpıcı bir noktadır. ayrıca sınırın hemen birkaç km ötesinde suriye tarafında birçok petrol kuyusu varken, türkiye tarafında petrolün layıkıyla çıkarılmaması, hatta halka "yok" olarak kanıksatılması hadisesi düşündürücüdür. oysa bizzat konu ile en ilgili yetkin ağızlardan, bölgede büyük rezerv olduğu defalarca açıklanmıştır.

    tmmob jeoloji mühendisleri odası başkanı dündar çağlan enteresan bir açıklama yaptı. mayınlı araziler temizlenmiyor değil. hatta daha önce mayınlı olan pek çok arazi temizlendi. hatta daha önce mayınlı olan arazilerden nusaybin'de bir bölgede 32 km'lik mayınlı alanda türkiye petrolleri anonim ortaklığı ile birlikte petrol ve doğalgaz çıkarılıyor. hatta nusaybin'de ilave alanda da üretim yapmaya çalışıyorlar. amaçları 40 kuyu daha açıp günlük olarak fazladan 2000 varil daha petrol üretmek. peki bu kadar ilave üretimin katkısı nedir? 40 milyon dolar. bu sadece bahsedilen ufacık bir alandan ilave üretim için ülke kasasına girecek miktar. oysa türkiye - suriye sınırı 500 küsür km. bu açıdan bahsedebileceğimiz rakamların tahminini yapmak dahi çok güç. el değmemiş birçok petrol, doğalgaz ve maden yatakları söz konusu. 49 yılda buradan çıkartılacak olan ve büyüklüğü kıbrıs'ın yarısı kadar olan 216.000 dekarlık doğal kaynak zengini ve 175.000 dekarı 1. sınıf tarım arazisi olan bölgenin ekonomik potansiyelini tahminlerle açıklamak çok güç... ama tahmin edilemeyecek kadar yüksek olduğu kanısı uyandırdığı yadsınamaz gerçek.

    kanunen araziyi alacak şirket normal kanunlara tabi olacak bunu söylemiştik. 49 yılda kanunların nasıl değiştirileceği, bu şirketlerin ne gibi haklar kazanacağı, zaten mevcut kanunların dahi ülke kaynaklarını peşkeş çektiren kanunlar olduğu konularına değinmiştik. beni yine çok endişelendiren bir açıklamayı hükümetin önemli isimlerinden akp eski genel başkan yardımcısı dengir mir mehmet fırat yaptı. kendisi boşuna evham yapıldığından, petrolün ve doğal kaynakların peşkeş çekilmeyeceğinden bahsediyor. mevcut yasalar neyse alacak firma da ona tabi olacak deyip su serpmeye çalışıyor. zaten bizim endişemiz de o. bu açıdan konuya hakim olmayan kimseleri kandırırmışçasına ve aptal yerine koyarmışçasına bir açıklama bu.

    ayrıca hükümetten kendini dahi yalanlayan çarpık seslerden bazısı da israilli şirketlerin burayı alacaklarını kimlerin çıkardığını anlamadıkları yönünde. ama gökhan günaydın, buraya israilli şirketlerin talip olduğunu isimleri ile açıkladı kanal kanal. hatta gerek ceylanpınar'da olsun gerekse sınırda veya gap bölgesinde, petrol ve su yataklarının olduğu birçok bölgede israilli şirketlerin daha önceden 30 yıllık kiralama anlaşmaları istediğini açıkladı. aynı şirketlerin yeniden talip olduğunu da ekledi.

    ayrıca bir nokta daha var. petroller çıkarılmasa dahi, çıkarılmasını engelleme hakkına ulaşabilir buradaki şirketler. çünkü en basit anlamda sözde tarım faaliyetleri zarar görüyor diye petrolün bizim tarafımızdan çıkarılmasına da engel olup bu hakkımızı tehlikeye sokma gibi bir tehlikeye de bizi itiyor mevcut durum. çünkü petrolün çıkarılması çevresini de olumsuz etkileyen unsurlara sebep olabiliyor. bu konuda akla gelmeyen bir detaya vurgu yapan isim bizzat tmmob jeofizik mühendisleri odası yönetim kurulu başkanı şevket demirbaş'tır.


    su konusu

    bir çarpıcı nokta da şudur. avrupa birliği belgesi bize diyor ki: "fırat ve dicle suları, israil'in de olduğu çevre ülkelerin kontrolünde bir komisyona devredilmeli". bu ab'nin ve israil'in son yıllarda bize dayattığı bir hadise.

    orta doğu'nun incelemesini yapacak olursak uzmanlar, bu bölgedeki tüm ülkelerin su sıkıntısı içerisinde olduğunu ve orta doğu'da su konusunda en şanslı ülkenin türkiye olduğunu vurguluyorlar. bizden istedikleri şimdi de su üzerindeki haklarımızdan vazgeçmemiz. birçok hakkı elimizde olan ve kendi sınırlarımızdaki su kaynaklarını bir komisyon kurup ülke kontrolünden çıkarmak istiyorlar. ab'nin resmi belgelerinde dahi bu istekler açıktır.

    su, yakın geleceğin en büyük sıkıntısı. dünya su kaynakları hızla azalıyor ve kirleniyor. su, yakın gelecekte en değerli ihtiyaç olacak. şimdiden bunun hazırlığını yapıyorlar ve amaçlarına ulaşmaya çalışıyorlar. israil, bu su kaynaklarına çok uzak olmasına rağmen bu alanlara yerleşip su kaynaklarına bir anda yaklaşacak. bir anda burada da bir hakimiyet noktası ellerine geçecek.



    suriye konusu

    tüm bunların gölgesinde es geçilen bir nokta da suriye'dir. konu sadece bizim sınırlarımız değildir. onların da sınırlarıdır. düşman gördükleri, tehdit edildikleri, işgale uğrayabilecekleri sıkça gündeme gelen bir ülke tarafından 500 küsür km'lik sınır hattında istemediği bir ülkenin çemberi altına girmek ne derece kabul edebileceği bir hadisedir es geçiliyor. gerek azerbaycan, gerek birçok dünya ülkesi ile akıl almaz ilişkilerde olan akp bu konuyu da es geçmiştir.

    eğer bu sadece "kendi toprağımda istediğimi yaparım"cılık oluyor ise, diğer yandan suriye'nin toprağında pkk gibi unsurları beslemesine de bundan sonra karışamayacağımız gerçeğini de kabul ediyoruz demektir. çünkü pkk bizi ne kadar tehdit ediyorsa, daha büyük bir tehlike olan israil'e kucak açan hükümettekiler, suriye'nin de doğacak haklı endişe ve misillemelerini kabul ediyor demektir.

    suriye'nin de işgali çokça konuşulurken sınırın israil'e verilmesi ve olası israil işgalinde tezkereye gerek bırakmadan veya kolaylaştırarak bölgede israil ve abd hareketlerine izin vermek, bir anlamda hem hükümetin hem de emperyalistlerin ırak konusunda çıkaramadığı bir tezkereden ders almış bir ön hazırlık olarak düşünülmesi de bu anlamda aşikar. bu durum sonraki tüm ilişkilerimizi ne derece olumsuz etkiler tasavvur etmesi çok zor.


    çok çarpıcı bir nokta

    hani deniyor ya 216.000 dekarlık bir alan devredilecek diye... bu sadece görüntü. taslakta çok enteresan bir madde var. maddeye göre: "hat boyuna komşu hazine arazilerinin de söz konusu şirketin kullanımına verilebileceği"nden bahsediyor.

    işte bu kanımı donduran bir maddedir. 216.000 dekarın yarısından çoğunun istimlak ile devlet eline geçtiğini düşünürsek ve ince denen arazinin 500 küsür km uzunluğunda olduğunu göz önüne alırsak, ne kadar hazine arazisine komşudur, 49 yılda daha ne kadar hazine arazisine komşu edilir tahmin ve tasavvur etmek neredeyse imkansız. işte en baştan beri üzerine değindiğim mevcut kanunlara tabi olurlar uyarım burada önem kazanıyor.

    mesela hükümet ve hükümetler bu yarım asırlık süreçte ne gibi kanunlar çıkarırlar, nereleri istimlak edip komşu yaparlar ve kullanımlarına devrederler, nereleri zaten komşudur gibi hususları düşünmek çok ürkütücü. bu açıdan bahsedilen alanın kıbrıs'ın yarısından çokça büyük bir alan olduğunu herkesin idrak etmesi şarttır.

    ayrıca bu bölgenin sınırımız olduğunu ve sınırın türk askerinden başka kimseye emanet edilemeyeceği gibi detaylara değinmiyorum, olası tehlikelerinden bahsetmiyorum bile. bunu sanırım ufak çocuğundan yaşlısına kadar herkes zaten biliyordur.

    28.05.2009
    19:25
    uğur yaman*

    http://albastropos.blogcu.com/...


    -----spoiler-----
    (bkz: akp nin türkiye yi bölme planı/!albastropos)
    (bkz: akp/!albastropos)
    (albastropos, 28.05.2009 19:36 ~ 19:51)
 sayfa  / 2

© 1923 - 2010 itü sözlük (buraya numaratör koyduk yılı kendi artırıyor artık)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük duyurular  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil
havadis:  itü sözlük blog  ·  twitter  ·  friendfeed  ·  facebook