sur da ölesiye yiyelim zirvesi 

adana çık aradan

  1. 2 nisan da gerçekleştirilecek olan istanbul fatihteki zirvedir.
    (gulersem, 16.03.2007 22:19)


  2. keşke albinada katılsa dediğim zirve.
    (bambuk, 16.03.2007 22:23)
  3. efendim bu sur denilen yer ocakbaşı olup sadece et yeniliyor fiyatlarda muadili yerlere göre oldukça uygun olup ölesiye yemek tanımı buradan geliyor. şahsi fikrimce bu ocakbaşına gelirken mümkünse bol pantolon giyilmeli eğer bol pantolon yoksa kemer takınılmalıdır(yenen besinler yer kaplayacağı için pantolonun düğmesini açmakta fayda var). şimdiden afiyet olsun.
    (gulersem, 16.03.2007 22:28)
  4. (bkz: piyiz var mı)
    (sürrealist, 01.04.2007 21:04)
  5. kısaca çok güzel bir atmosferde geçmiş zirvedir. dün akşam üzeri bir zirve gördüm ve hayatım değişti. bir buçuk seneden beri beklediğim o an gelmişti. sur da ölesiye yiyelim zirvesi ni zirvetörde görünce organizatöre basmadan parmak kaslarım istem dışı bir hareketle 110 kiloluk vicuduma rağmen büyük bir çeviklikle harekete geçip ben de diye haykırdı. ama ne haykırış... üstelik biraz kurcalayınca eve çok yakın bir yerde olduğunu gördüm. aman allahım sanki dünyanın en mutlu şişkosu bendim o an. bütün günümü sur ocakbaşı nı hayalimde canlandırmayla geçti. okula gittiğimde arkadaşlar "hadi olm yemekhaneye" dediler. "yok yemeyeceğim abi siz gidin" dedim. o an bir sessizlik oldu sınıfta herkes başıma toplandı "hayırdır abi bir derdin mi var" "bir sigara al hocam buyur" cinsten dostça teklifler yaparak yardımsever bakışlar ve memnuniyetsiz mimiklerle süzdüler beni baştan aşşağı. "akşama yemeğe gidiyorum" dedim. biraz makaraya maruz kalıp onları atlattıktan sonra yine düşünmeye başladım. "önce bi çorba almalı hmm evet çorba" "hayır hayır çorbadan önce bir bardak su ve salata" "yok yok olmaz su içersem tıkar en iyisi direk kebapa girişmeli" diyerek akşamı ettim. otobüste giderken açlık başıma vurmuş halde sabahtan beri kurduğum hayallere ihanet ederek durağın başındaki simitçi mehmet amca dan bir simit ve ayran aldım. zaten yarısını yedim diğer yarısını çantama koydum. eve gidip ders notlarını attım ve biraz oyalandıktan sonra pudingini hemen bitmesin diye çay kaşığıyla yiyen çocuk misali ağır ağır yol almaya başladım. içimde bir merak duygusu vardı. zirve konusunda asosyal olduğum için beni nelerin beklediğini bilmiyordum. yolda yavaş yavaş ilerlerken yemeklerin yanında sözlüğü de düşünme fırsatım oldu sık yapmadığım şeylerin başında gelir. başta en sevdiğim yazarlardan orta yuvarlağın rakip yarı alana bakan dilimi olmak üzere benim kilomun yarısı olup şişkoyum diyen yazarlara biraz içerledim. fidan gibi insanlar her biri oysa ben öylemiyim ki. ardından 200 mt lik yolun yarısını 15dk da katettiğimi gördüm. hızlı gittiğimi düşünüp biraz soluklanmak için fatih parkında bir bankta mola verdim. fakat karşıdaki büfedeki tavuk döner ve ayran ın cezbedici görüntüsüne daha fazla dayanamayarak ordan da kalkıp yolcu yolunda gerek misali ağır ağır devam ettim. tarif edilen yere geldiğimde zirvetörde tarifte yazan (abi karpuz içine geçmiş bi bebek var tabelada orda işte)** yeri aradım mamafih ilk başta bulamadım. yılmadım bir yoldan geçen hacı amcaya "amca burda karpuz içine geçmiş bebek tabelası olan bi dükkan varmış sur ocakbaşı nerede biliyor musun" diye sormamla amcanın "tövbe estafurullah" diyerek "çok yazık daha bu yaşta" mimikleriyle başını iki yana sallayıp yanımdan yavaşça ayrılmasını izlemem bende kötü bir etki bıraktı.* ardından dükkanı buldum ilk katına girdiğimde beni dükkan sahibi "hoş geldin yiğenim geç otur ne istersin" gibi sıcak bir tavırla karşıladı. mutlu oldum ardından ilk tanıdığım evrimdışı ile birlikte herkesin üst katta olduğunu öğrenerek kös kös merdivenleri çıktık. bizi merdivenin başında hababam sınıfını maçtan dönerken bekleyen mahmut hoca edasıyla nihavenduyek beklemekteydi. bu kadar güzel ve anlamlı bir zirveye geç kaldığımı sanıp kendimden utanmadım desem yalan olur. ardından diğer arkadaşlarla muhabbet ederken ben konuşulanlara alakasızca "hmm evet" şeklinde girerek "karnımda fena acıktı yemeği sorsak ayıp etmiş olur muyuz" düşüncelerini aklımdan geçirirken herkes tamamlandı ve yemekler söylendi. gittiğim bir çok buluşmadan çok daha sıcak çok daha samimi bir ortamda buldum kendimi* * hayalimde canlandırdığım kayzer sozer e benzeyen mehmet amca sürekli pide getirip durdu bize. hani acaba o mu diye kıllanmadım desem yalan olur. zirvenin ilerleyen dakikalarında herkes doymuş koyu bir sohbete dalmıştı ben ise tabağın dibini ekmekle sıyırmakla meşgulken söylenenleri kah başımla onaylıyor kah yutkunup konuşmaya başlıyordum. gelen tatlımıda afiyetle yedikten sonra künefeye ekmek banan anadolu çocuğu mike skinner ı gördüm. içimden ilkten "oha nabıyo lan bu" dedikten sonra "heheh bu da bendenmiş" diye keyiflenmedim değil hani. kanım ısındı birden kendisine. "vay be helal olsun yemeğin kıymetini biliyor köftehor" dedim içimden hınzır bir tebessümle. her şey bittiğinde şaka gibi bir ücret karşılığı kalktık masadan damağımızda demli çayların tadıyla. yolda herkes tanıştı kaynaştı ayrıldı. trafik ışıklarından karşıya geçerken open your heart i am coming home ve tencere nin bir sokak altımda oturduğunu öğrendim.* onlarla konuşarak yola devam edip eve girdikten sonra annemin "sana çikolatalı puding yaptım dolapta" demesiyle "kesin bugun loto oynamalıydım" diye hayıflanmadım desem yeridir. her şeyi ile muhteşem bir akşam geçirdim muhteşem insanlar tanıdım. ve hepsinden önemlisi muhteşem yemekler yedim* * aynı takımla bir counter strike bomba kurmak yasak zirvesini planlayarak bilgisayarımın başına yorgun ama hala karnında pudinge yer olan bir insan olarak oturdum.

    zirveden notlar düşmek gerekirse:

    gulersem, tekin biri değil mail gizli sorunuzdaki en sevdiğiniz çizgi film kahramanını sakın söylemeyin.
    tencere ve open your heart i am coming home, bizim komşu çıktılar iyi mi artık çaya gider geliriz birbirimize.
    memento mori ben bu kadar eğlenceli ve bu kadar güzel kahkaha atan bir adam daha tanımadım arkadaşım. gülmekten iki parça az yedim.
    evrimdışı, ilk tanıştığım arkadaş eski okul arkadaşım çıktı oda. birbirimizi hiç görmemiş olmamız da eve geldiğimde dolapta gördüğüm puding gibi ilginç bir tesadüf.
    ximxili, zirveye kadar kendisine abi, hocam, sıfatlarıyla seslendiğim için "ulan şimdi yüzüme vurup beni madara etmez inşallah" diye içimden geçirdim. tekin biri değil uzak durmak gerek.*
    kısaveacısız, pek konuşmasa da çok iyi bir gözlemci olduğu muhakkak. umarım fazla analiz yapmamıştır hakkımızda.
    nihavenduyek, ilk bakışta polat alemdar ı andırsa da konuştukça akıl kalp ve parmakları arasında ince bir bağ olduğu anlaşılıyor. akşamın en eğlenceli kişileri arasındaydı.
    revnak, pek muhabbet etme fırsatı bulamasak da hep içimde ukde olarak kalan türk dili ve edebiyatı bölümünde okumasıyla takdir ettiğim çok sıcak bir arkadaştı.

    aslında daha yazacak çok şey var bu akşamla ilgili fakat aradan yaklaşık 1 saat geçti ve malumunuz ben çok acıktım bu yüzden bir yemek molası vererek devamını counter strike bomba kurmak yasak zirvesi ne saklamak istiyorum. bu zirveyi yapan gulersen e teşekkür ü bir borç bilerekten, neyse karnım aç gittim ben.
    (dna, 02.04.2007 22:18 ~ 22:39)
  6. aa bir mahalle ötemde zirve gerçekleşmiş haberim yok ulan dediğim zirvedir.
    (the blades, 02.04.2007 22:23)
  7. adına yakışan bir zirvedir. ölesiye yenmiş pantolon düğmeleri açılmış oturulan yerlere kurulunmuştur. gecenin yıldızı şühpesiz mike skinner olmuştur gerek künefeye pide banmasıyla gerekse masanın bir köşesinden diğer köşesine tadı nasılmış acep diye ekmek banmasindan, nihavenduyek in ince ruhlu bir insan olduğunu tespit etmiş kısaveacısız ın ağır abi tavırlarına bitmiş, open your hede hödö kardeşimizin geyik potansiyelinin en üst seviyede olduğunu görmüşüzdür. dna isimli arının tüm masaya hakim olması gözümüzden kaçmadığı gibi memento mori nin yemek esnasında sadece önündeki tepsiyle içli dışı olduğunu gözlerimizle görmüşüzdür, evrimdışı sohbetiyle kalitesini belli etmiş vay anasını sayın seyirciler dedirtmiştir. revnak ın yemek yemedeki kibarlığı beni düşündürmüş "ulan o kadar okuduk hala eti elle yiyoruz anasını satim" dedirtmiş ximxili nin okunuşunun himhili olduğunu öğrenmişizdir. ayrıca çevrimdışı mustafa ya, pide getirmekten yorgun düşen mehmet abiye ve künefeye ekmek banan teyzeye katılımlarından ötürü teşekkür ettiğimiz zirve olmuştur.
    (gulersem, 02.04.2007 23:40 ~ 03.04.2007 00:21)
  8. current emotional status'ümün night mode'unda olmasından dolayı arkadaşların beni sessiz sakin bir ağır abi olarak tanımladığı, ne kadar fıs bir adam olduğumu anlamadıkları zirve. aynı kadronun birçoğu bana counter strike bomba kurmak yasak zirvesi'nden sonra hayli sövecektir.
    (kısaveacısız, 02.04.2007 23:52 ~ 03.04.2007 04:29)
  9. 2 günlük çaylaklığım münasabetiyle kaçırmış olduğum, lanetler okuduğum, bunu da mı yapacaktınız dediğim zirve!
    (madalyonun güzel yüzü, 03.04.2007 00:00)
  10. devam filminde bir rol de bana verin dediğim, üzüntümden küfürler yağdırasımın geldiği zirve!
    (madalyonun güzel yüzü, 03.04.2007 00:19)