çok kötü, leş bir izlenim bırakmıştır bende.
oyunda 3 fraksiyon var ve bu haliyle
starcraft'ı andırmadı değil doğrusu. "aeon" uzaylı galiba bunlar, protoss çağrıştı birden. sonrasında uef'i terran, cybran için de zerg dedim.
konu ise, insanların kendilerine faideli olsun diye geliştirdikleri, yapay zekası yüksek cybranların, yaratıcılarına isyanları. bağımsızlaşma savaşları. evrende, çeşitli gezegenlerde savaşlarımız oluyor genel olarak. daha sonradan olaya dahil olan aeon'ların rolü ise karışık [tam olarak bilmiyorum daha doğrusu].
oyuna girince ilk karşılaşılan, bir çok rts'de gördüğümüz generals
* arayüzüne benzer bir yapı. ayarlar basit, yormuyor uğraşırken. görüntü kalitesi de, 3d rts'ler için oldukça iyi. yüzlerce ünitenin çarpıştğı bir savaşta yıkılan araçların çöpleri ortalıkta kalıyor ve bu sistemi biraz yoruyor gibi [bu konuya sonra değinilecek]. çer çöp birikmesi ise, mühendislerin [temel bina yapma birimi, probe gibi scv gibi düşünün] bunları kaynağa dönüştürmesi açısından faideli.
oyunda esas binamız yok, acu ismi verilen, içinde bizim bulunduğumuz dev mechalar var. bu mechalar doğrudan üretim yapabildikleri gibi, sağ kol sol kol ve sırtına monte olan upgradeleri sayesinde aktif olarak oyunda bir güç odağı haline geliyor.(bkz:
şer odağı)
12000 hp ve 40000 kalkanlı bir gavur acu'sunu 40 medium tank ile zor deviriyorsunuz[ya da ben beceriksizim, yüzüme vurmayın]. acu ile oyuna başlıyorsunuz, sonra bayrağı engineerlar devralıyor. harvest edilebilecek tek şey ağaç ve yıkıntı şeyler. bir de kendi binanızı yanlış yere dikerseniz sanırım kaldıramıyorsunuz, hatalı bir duvar yüzünden üssünüzün ortasında bir çin seddi ile yaşamak istemiyorsanız dikkat edin.
kaynak yönetimi elektrik ve tek tip maden olarak belirlenmiş. kendi kendine maden [mass deniyor oyunun jargonunda] üreten binalar var, bu açıdan sıkıntı çekmiyorsunuz, ancak elektrik biraz sorun. santral tarzı binalar ile depolamanız gerekiyor fazla mass ve enerjiyi. alışılmışın dışında bir sistem var bu kaynak yönetimi konusunda, sevilesi. sürekli olarak binalardan gelen kaynaklar, +120 mass ve +2000 enerji şeklinde hud üzerinde yazılıyor. ayrıca bu iki kaynağın ayrı ayrı biriktiği 10000/10000 şeklinde bir depolama, yedekleme merkezi var. bir üretim için tıkladığınız anda
* 1000 mass ve 40000 enerji eksiliyor sistemden, göstergeler düşüyor, ama saniyede +2000 gelen enerjiyle sistem tekrar tam kapasite depolamaya ulaşıyor. ayrıca üretim esnasında -100 enerji/sn ve -40 mass/sn tüketim oluyor, depoların dolması zaman alıyor. bu yönetim biçimini sevdim. diyeceksiniz ki, madem üretim hep artıda, neden sorun oluyor; diyecem ki acu için bir upgrade sırasında 2000 elektrik eksilmesi, 2:30 dakika boyunca sorun yaratabiliyor. depoların sağlam olması lazım. ayrıca bu elektrik ve mass üreten binaları, fabrika yanına kurarsanız pozitif etkileşim oluyor, aralarında kablo hattı oluşuyor ve üretim hızına etkiyor. bu da güzel, binaları planlı programlı yerleştirip, derli toplu üs yapmayı seven simetri hastası biriyim ve acayip güzel sıralanmış, paylaşımlara yerleşimlere dikkat edilmiş, ceasar oynarmış gibi, paroah'da şehir yapamış gibi planlı yerleşiyorum, zevkli.
ekonomi basit dediğim gibi, zorlamıyor. üniteler ise dengeli tabi ki, "unit tech level" diye bir sistem var ve kara ünitelerini çıkaran fabrikanın level 2 olmasıyla imal edilen tech 2 engineer sayesinde yapılıyor tech lvl 2 binalar. bunun gibi 3 teknoloji seviyesi var ve silahlar giderek güçleniyor, ama tech level3'e ulaşsanız da, lvl2'deki hızlı ateş eden ama güçsüz askeri üretmeye ihtiyaç duyabiliyorsunuz. level 3'e gelirseniz, ırklara özel experimental protip şeyler yapabiliyorsunuz, ama imalatı 80 dakika [evet dünya dakikası] süren bu aletleri kullanmak oyunun kaderini değiştirse de, sabır sabır sabır istiyor, kaynak istiyor emek istiyor. bir de teknoloji süper tabi, oyunun anasını siker bir adet nuke ama en hızlı lvl3 tech'e ulaşıp adama abanayım demek yanlış sonuçlar verebiliyor
*. yapay zeka güzel, çok iyi savunma yapıyor, saldırırken de age of'ta yapardık, rakip base'e yakın bir post kurup, artilery
* desteğiyle abanırdık. bunlar da benzerini yapıyor, güzel bir şey. ama skirmish ile bilgisayara karşı oynamada sorun şu ki, ya çok kolay ya da aşırı zor oluyor, ortası yok mu bunun. neyse aeon atalarımız ne demiş, "
practice makes perfect".
her bir fraksiyon için 6'şar bölüm varmış, oynayıp bakmak lazım. sayısı az da olsa, daha 2'nci bölümdeki aeon üssüne 3 saatte girebilmiş bir çömez olarak, game time'ın yüksek olacağını söyleyebilirim. bol bol vakit geçirilesi.
6 küsür gb imaja sahip dl dvd ile geliyor oyun. 8.5 gb install miktarı. allah harddisklerimize zeval vermesin. ortalama bir bilgisayarım var; 128 mb geforce 6600 gt, athlon 64 3000+ cpu ve 1024 ramimle bu kadar kasmasına üzüldüm. görüntü kalitesini biraz düşürünce detaylardan ödün verilen oyun, kötü oluyor malesef. masa üstünde rpg mi oynuyorum, görsel şölen yaşamak için bilgisayar başındayım ben arkadaşım. çok dolarlık sistemler almaktan yoruldum, her sene upgrade mi yapıcaz nedir çilemiz
*.
sonuç olarak, bekleneni verememiştir. en azından bana. dört gözle bekliyorum; beni sarmalayacak, tiberian sun oynuyormuşum hazzını yaşatacak bir rts gelsin deyu. cnc3'ü bekliyoruz hayırlısıyla.
- in the name of kane!
(bkz:
command and conquer tiberium wars)