1. sunum fobia gibi bir hastalık var mı acaba diye meraklanmama sebep olan, hiç sevilmeyen benim de sevemediğim şey.
  2. ödev olarak verilen birşeyi sunduğunu sanıp heyecandan bir bok yapamamak. katılım olduğu takdirde kendinden nefret etmek yaptığın işe yapacağın işe olanca şiddetiyle küfretmek,
  3. zamanla alışılan ve topluluk önünde konuşmayı kendini dinletmeyi öğreten durumdur, ayrıca sunacağınız şey projeniz ise pazarlamayı iyi becerebiliyorsanız notunuzun yükselmesi kolay olur, akside geçerlidir tabi
  4. özellikle karşınızda kamerayla sürekli sizi ve eserinizi çekmeye çalışan biri varsa iğrenç olan durum.
  5. bir daha profesyönelce yapmayacağım olay. (bkz: megalomani)
    çünkü bir defasında benim yaptığıma kimseyi inandıramadım. bir hocamız "senin yapamayacağın kadar profesyönelce olmuş" dedi. orda sunumun profesyönelce yapmış olduğum için sevinsem mi, yoksa aşağılandığım için üzülsem mi bilemedim. hocamız internetten biryerlerden bulup bulmadığıma bakmak için sunumun dosyasını istedi verdim. haliyle bir sonuca ulaşamadı. ondan beridir hocayla ne selam ne sabah. hocayla konuşmadığım için üzülsem mi, sevinsem mi bilemiyorum.
    (bkz: iki arada bir derede kalmak)
  6. adamı ilk defasında aptal streslere triplere sokan şey. kalp ritminin hızlanması, sunumdan sonraki soruların hepsine sazan gibi atlama gibi. lakin ondan sonra mesut yılmaz tavırlarında gidilerek tabiri caizse amına koyulacak sunma işi.