eşek sudan gelene kadarbizim dördüncü nesil yazarımız gelmiş hoşgelmiş. güzel de bir takma isim* bulmuş kendisine. kullandığı bu ismine yapılacak espiri ve girilere göğüs gerebilecek kadar ince espirili bir insan olduğu da aşikar. ne diyelim iyi giriler.
yazara hoşgeldin der;
yazarla bağımsız olarak; eşek sudan gelene kadar dayak yemiş olandan; geç kalması dolayısıyla, eşek sudan gelinceye kadar dayak yemesinin olası olduğunu belirtmek isterim. sonra o da hırsını başkasını eşek sudan gelinceye kadar döverek çıkartıp şiddet döngüsünün üyesi olabilir.
eşeklerin sudan niye geç geldiği sorusunun cevabını sadece suyu sevmelerine bağlamak doğru olmayabilir.
dayak yiyene rahat bir soluk aldıracak gibi görünse de olmayan eşektir. malum deyimdeki eşeğin özelliği sudan gelmemesidir. dayak atan yorulana ya da dayak yiyen ölene kadar devam edecek bir etkinliği sonlandırmak da haddi değildir zaten. godot ile aynı çerçeve içinde incelenmesi elzemdir.
akarsuları ırmak > dere > çay > su diye sıralarsak, suya giren, karın bölgesi ve ayaklarını suya sokarak banyo yaptıran keyfine düşkün eşeğe verilen lakab. ehehe.
ayrıca nesildaş yazar, nazik insan. cemaatce severek takip ediyoruz. iyi ki varsın babs.
kısa süreli de olsa konuşma ve kaynaşma şansı bulduğum sıcakkanlı nesildaş yazar. uzaktan uzağa izlediği bazı konuşmalara daha sonra çok güzel yorum getirmiş ve benden olumlu eleştiriler almayı başarmıştır. bazı söylediklerimi yerine getirirse çok mutlu olacağına kanaat getiriyorum. haberleşeceğim kendisiyle mutlaka.
süper güzel bir hemcinsim. cidden abartmıyorum, insan bakarken çekiniyor nazar değerse diye o derece yani. öyle mütevazi öyle kendinden emin ki yaşça büyük olmama rağmen bazı anlarda ondan ders alıp sustum o derece yani.
pek fazla muhabbet etme imkanı bulmuş olamasak da, derinlerindeki engin potansiyelin yüzünden kolayca okunabildiği, az konuşan ama konuştuğunda da etrafındakilere kendini dinletmeyi başaran yazar.