daha 11 yaşımda falan olmam gerek. mahalle arasında hararetle bir maç yaptık, tabi aylardan yaz ve biz de doğal olarak çok susadık. neyse apartmanların yanında çeşmemiz vardı, koşa koşa oraya gittik son gücümüzle, bir baktık ki su akmıyo. hep bir ağızdan koca bir "hasss.." çektik. neyse en yakın arkadaşın evine gittik koşa koşa(hani son gücünüzle çeşmeye gitmiştin diye sormayın) daldık eve, evde kimse var mı yok mu diye bakmadan. millet dolaptan çeşmeden su içmeye başladı, ben açıkta kaldım. bi baktım hemen dolapların altında bir litrelik şişe, hayır suya da benziyo. saldırdım, kapağını açtım ve diktim kafaya. 3 yudum içtim içmedim, boğazımın yandığını fark ettim. önce çok susadım herhalde ondandır diye düşündüm, bozuntuya vermedim ancak acı ve yakan tat dilime kadar gelince bir ibnelik olduğunu anladım. hatta geçen muhabbet de şöyle;
+olum bu suda bi gariplik var lan.
-ya ne garipliği olacak, iç işte.
+alla alla, yok olum bişey var valla.
dedim ki arkadaşın annesi geldi.
- hah ben de bu şişeyi arıyodum, aman ha bunu içmeyin, çamaşır suyu, zehirlenir ölürsünüz valla..
dedi. zaten küçüğüm anasını satayım, ölürsünüz falan diyince bir garip oldum. "aha şimdi sıçtım" ifadesi ile bakmaya başladım etrafa. arkadaşım annesine , "ama özellikle nick konusunda çok hassas olan içti anne demesi ile diğer elemanlar gülme krizine girdi. ben ise gayet salak bir ifade ile "çok içmedim ya, bi yudum bile sayılmaz" dedim de kıvırmaya çalıştım.
tabi sonrasında gelen karın ağrısını çaktırmadım kimseye, üzerine bol bol su içtim, eve geçtim uyumaya çalıştım ve kendi kendime yaklaşık 3 saat kadar sordum..
çamaşır suyu değil de; 7-8 yaşlarındayken, gece aniden uyanıp, uykulu uykulu mutfağa gitmiş, aşırı susamaktan mutfak ışığını yakmaya bile gerek duymadan, su bidonu sandığım gazyağı bidonunu kafama dikmiş ve ağzımdan anında püskürttüğüm halde bayağı hatırı sayılır miktarda gazyağı yutmuşluğum vardır.
(yolun yarısını geçmiş bir şahıs olarak belirtmeliyim ki, bizim çocukluğumuzda elektrikler sık sık kesilir, şimdiki şarjlı lambalar da olmadığından, gazyağı hemen hemen her evin temel ihtiyaç maddelerinden sayılırdı. )
mutfağa gazyağı konulur mu ulu orta diye kızanlara ise diyebilirim ki; annemin mutfakta gazyağı bulundurması ne kadar doğru ise benim de öküz gibi bidonu kafama dikmem o kadar doğrudur. ayrıca mutfak ışığını yakmamış olmamla da çift öküzlük etmişimdir.
ne mi oldu gazyağını içtikten sonra? uyku sersemliği aniden gitmiş, alelacele mutfak ışığını yakıp, içtiğimin ne olduğunu görmüşümdür. üstüne bol bol su içmeme karşın, midemden gelen gaz kokusu geçmemiştir. 4-5 gün boyunca her nefes aldıkça duyduğum bu korkunç kokuyu hala hatırlarım. mide bulantısı ve ağrısı da cabası..elbette ki anne ve babama söylememişimdir yaptığım bu mallığı..telaşlanıp, çok da kızarlar diye..hala da bilmezler...(-ki annem, bidonu kafaya dikmemize de oldukça kızardı.)
günlerce hiçbir ateşe yaklaşmamaya çalışmış, midemdeki gazyağının tutuşmasından ve minik bir ejderhaya dönüşmekten korkmuşumdur çocuk aklımla..
tahminimce su yerine çamaşır suyu içmek de buna benzer bir eylemdir.
midenin asidi masidini fena halde alır o, ama ortaya ne menem maddeler çıkacağını bilemediğimizden mümkün sür'atle kusmak daha bir hoş olur... ama o ne antiyotik etki yapar var ya.... bakteri makteri kalmaz şerefsizim...
içmişliğim var maalesef.öyle kimse bana acıyıp da doktora falan da götürmedi bi kusturdular bi de yoğurdu dayadılar "kötüye bir şey olmaz...sen zaten domuz gibisin!" dediler...doğru demişler hala yaşıyorum...
asker olan kuzenimin anlattığına göre gece nöbeti sırasında bir askerin arkadaşlarına şaka olsun diye su sürahisine çamaşır suyu koymasıyla gerçekleşmiş olan olaydır. olayın akabinde çamaşır suyunu içen asker hastaneye götürülür şakacı askerimiz ise muazzam dayağını yedikten sonra yatağına yatırılır.
4 yaşındayken zevkle gerçekleştirmiş olduğum eylemdir bu. anne insanı çiğ yumurta içirip kusmamı sağlamıştır, sonra arabayla hastaneye götürürken yoğurt da yedirmiştir. doktor insanı baktığında "mideyi yıkamaya gerek yok." demiş, akabinde "2 litre süt içecek!" diye tembihlemiştir anne insanını. içtim ben de.
(bkz: hayat)
ilkokulhayat bilgisi kitaplarında resimler eşliğinde hikayesi anlatılan olay. bu hikayedeki kızın annesi ona tuzlu su içirmiş ve kusturmuştur. çamaşır suyunun kokusunu yan odadan duyan 7 yaşındaki benin, kızcağızın nasıl olup da çamaşır suyunu içme suyuyla karıştırabildiğini, zaten sürahiye çamaşır suyu doldurup mutfak tezgahına koyan anlayışı düşünüp durmasına vesile olmuştur.
gecenin köründe yatağınızdan kalkıp uyku sersemliğinin verdiği mayhoşlukla çamaşır makinesinin yanına koyulmuş haldeki su bardağının içindeki çamaşır suyunu içme suyu zannederek bir güzel hüpletip ardından nefes alıp verişlerinizi kontrol edemez hale gelip gün ışığını görmekle yani sabah namazını çığıran müezzin efendinin sesini iliklerinizde hissetmekle sonuçlanabilir. dolayısıyla aman dikkat diyim! uykun olur uyuyamassın tuvalete gidersin kusamassın, pek menem bişeydir.. böeerrk.
ehliyet alacakların ilk yardım dersi testlerinde benzerinin işlendiği durum. zira ben ehliyet alırken verilen çalışma kitabında şöyle bir soru ile karşılaşmama sebep olmuştur.
soru aşağıdaki gibiydi.
asit veya baz içene ne yapılır?
a) hiç bir şey yapılmaz ambulans çağrılır ve beklenir ( hiç bir ilk yardım müdehalesi yok bu şık olamaz)
b) bol su içirilir (ilk yardım çantasında su yok demekki bu da olamaz)
c) kusturulur ( yok yok bu olamaz napıcam yani adamın gırtlağıa elimi sokcak halim yok ya)
d ) asit içene baz baz içene asit içirilir (çok kolaymış adamlar ne salak ya direk çözümü belli olan sorular koyuyorlar)
herhalde sorunun cevabını bilmeyenlerin salladığında mantıklı şıkkı bulamaması için bu şıkkı koymuşlar. açıkçası soruyu hazırlayanların zekasına hayran kaldım.
yemek borusunun yanması, birbirine yapışması; midenin delinmesi yada zehirlenmeye neden olabilen eylemdir.
eylemin derecesine göre ölümlere de neden olabilir. nitekim geçmişte çamaşır suyu içerek hayatını yitiren bir çok insan olmuştur. yanlışlıkla çamaşır suyu içen bir insana müdahale etmek için yapılması gereken belli başlı maddeler şunlardır:
1-kesinlikle kusturmamak (bu önemli çünkü yanan yerlerin bir daha yanmasına neden olabilir)
2-bol bol limon yada portakal suyu içirilemeli.
3-en önemliside bunlar yapıldıktan sonra direk hastaneye gidilmeli.
ayrıca çamaşır suyu içmek demişken yıllar yıllar önce vuku bulmuş komik bir olay aklıma geldi. tabi konu çamaşır suyu ama içmek değil.
hatırlayan var mıdır bilmem eskiden çavuşoğlu çamaşır suları vardı (herhalde ismi buydu yanılmıyorsam) ibrik şeklinde de mavi renkli plastik şişesi. neyse efendim o zamanlar köyden bir misafir gelmişti eve. yeğenim şu ayak yolu nerde dediğini ve benim de gösterdiğimi hayal meyal hatırlıyorum. amcam sen git taharet alıcam diye kenardaki çavuşoğlu şişesini kap tuvalete gir. adam tuvaletteykende annem geldi çamaşır suyu şişesini sordu. bilmiyorum anne! dememle jetonun düşmesi bir oldu. gülmekten yerlere yattığımı hatırlarım. neyse adam çıktı gittim baktım tuvalete şişe boş. herif çamaşır suyuyla bi güzel kıçını yıkamış misler gibi paklanmış ama kıçının yanmasından yerinde duramıyor.
be adam hadi yanlışlıkla aldın da, eline dökerken hiç mi farkına varmadın şişedekinin çamaşır suyu olduğunun.
edit: nepenthe den gelen uyarıyla bir yanlışı düzelteyim. bu gibi zehirlenme durumlarında midenin veya yemek borusunun delinip delinmediğini bilmediğimizden dolayı hastaya hiçbir şey yedirilip içirilmeden en iyisi direk doktora götürmektir.