1. saçma ey göz eşkten gönlümdeki odlare su
    kim bu denli tutuşan odlare kılmaz çare su

    Âb-gûndur günbed-i devvar rengi bilmezem
    ya muhît olmuş gözümden günbed-i devvare su

    zevk-i tiğinden aceb yok olsa gönlüm çak çak
    kim mürur ilen bırakır rahneler divare su

    suya versin bağ-ban gül-zarı zahmet çekmesin
    bir gül açılmaz yüzün tek verse bin gül-zare su

    ohşadabilmez gubarını muhharir hattına
    hame tek bakmaktan inse gözlerine kare su

    arızın yadiyhle nem-nak olsa müjganım nola
    zayi olmaz gül temennasiyle vermek hare su

    hayret ilen parmağın dişler kim etse istima
    parmağından verdiği şiddet günü ensar'e su

    eylemiş her katreden bin bahr-i rahmet mevc-hiz
    el sunup urgaç vuzu için gül-i ruhsare su

    hâk-i payine yetem der ömrlerdir muttasıl
    başını taştan taşa urup gezer avare su

    zerre zerre hâk-i der-gâhına ister sala nûr
    dönmez ol der-gâhtan ger olsa pâre pâre su

    zikr-i na'tin virdini derman bilir ehl-i hatâ
    eyle kim def'-i humar için içer mey-hâre su

    yâ habibu'llah yâ hayru'l-beşer müştâkınım
    eyle kim leb-teşneler yanıp diler hemvâre su

    sensin ol bahr-i keramet kim şeb-i mirâc'da
    şeb-nem-i feyzin yetirmiş sâbit ü seyyâre su

    bîm-i dûzah nâr-ı gam salmış dil-i sûzânıma
    var ümîdim ebr-i ihsânın sepe ol nâre su

    yümn-i na'tinden güher olmuş fuzûli sözleri
    ebr-i nîsandan dönen tek lü'lü-i şeh-vâre su

    hâb-ı gafletten olan bîdâr olanda rûz-ı haşr
    hâb-ı hasretten dökende dîde-i bîdâre su

    umduğum oldur ki rûz-i haşr mahrûm olmayam
    çeşme-i vaslın vere ben teşne-i dîdâre su

    gam günü etme dil-i bîmârdan tiğin diriğ
    hayrdır vermek karanu gecede bîmâre su

    iste peykânın gönül hecrinde şevkim sâkin et
    susuzum bir kez bu sahrâda benim'çün ara su

    ben lebin müştâkıyım zühhâd kevser tâlibi
    nitekim meste mey içmek hoş gelir huş-yâre su

    ravza-i kûyuna her dem durmayıp eyler güzâr
    aşık olmuş gâliba ol serv-i hoş-reftare su

    su yolun ol kûydan toprağ olup tutsam gerek
    çün rakîbimdir dahi ol kûya koyman vâre su

    dest-busı arzusiyle ger ölsem dostlar
    kûze eylen toprağım sunun anınla yâre su

    içmek ister bölübülün kanın meger bir reng ile
    gül budağının mizâcına gire kurtare su

    tînet-i pâkini rûşen kılmış ehl-i âleme
    iktida kılmış tarîk-i ahmed-i muhtâr'e su

    seyyid-i nev'-i beşer deryâ-yi dürr-i ıstıfâ
    kim sepiptir mu'cizâtı âteş-i eşrâre su

    kılmak için tâze gül-zâr-i nübüvvet revnâkın
    mu'cizinden eylemiş izhâr seng-i hâre su

    mu'cizi bir bahr-i bî-pâyân imiş âlemde kim
    yetmiş andan bin bin âteş-hâne-i küffâre su

    fuzuli
  2. "dest-busı arzusiyle ger ölsem dostlar
    kûze eylen toprağım sunun anınla yâre su " beyiti ile ilgili olarak lisedeki edebiyat hocamın açıklaması çok etkileyici idi.şöyle;
    eğer sevgiliyi öpme arzusu ile ölürsem, öldükten sonra benim mezarımdan alacağınız toprakla bir su kabı yapın ve ona bu kap ile su ikram edin.o suyu içtiğinde sevgiliyle buse olayı gerçekleşmiş olacaktır.
    aşk bu olsa gerek...
  3. fuzuli bu şiirde sıkça tekrarladığı s harfleriyle aliterasyon yapmıştır ve ayrıca adı su kasidesi olan bu şiirde s harfi (güzel yazı yazma sanatıyla yazıldığında) alt alta geldiğinde sürekli akan, su gibi akan bir görüntü verir.

    s
    s
    s
    s

    gibi.. arapça'daki sad harfi ve s harfinde de bu özellik görülmektedir.
    yani şiir, içerik açısından olduğu gibi şekil açısından da iyi tasarlanmıştır. ortaya harika bir şaheser çıkmıştır.
  4. günümüz türkçe'sine çevirisi.. heralde aşkın en iyi tanımı bu olsa gerek..

    1- ey göz, gönlümdeki ateşlere gözyaşlarından su serpme
    çünkü, böylesine tutuşan ateşlere su fayda etmez.

    2- bilmiyorum, dönen gökkubbe mi su rengindedir,
    yoksa gözyaşlarım mı gökyüzünü kaplamış?

    3- kılıç gibi bakışlarının etkisiyle gönlüm parça parça olsa şaşma,
    çünkü; su duvardan aka aka yarıklar oluştururur.

    4- yaralı gönül, senin ok atışlarına benzeyen kirpiklerinin sözünü korkarak söyler,
    yarası olanlar da suyu yavaş yavaş ve ihtiyatla içer.

    5- bahçıvan boşuna yorulmasın ve gül bahçesini sele versin,
    çünkü bin gül bahçesini sulasa senin yüzün gibi bir gülün açılmasına
    olanak yoktur.

    6- gül isteyerek dikenine su vermek boşuna değildir,
    senin yanağını anarak kirpiklerim ıslansa ne olur?

    7- gam gününde hastaya gönülden kılıç gibi keskin bakışlarını esirgeme;
    çünkü karanlık gecede hastaya su vermek hayırlı bir iştir.

    8- gönül, sevgilinin oka benzeyen kirpiklerini arzula ve ondan ayrı olduğum zaman hasretimi dindir.
    susuzum, bu aşk sahrasında bir kez de benim için su ara.

    9- ben şiddetle dudağını arzuluyorum, sofularsa kevser istiyorlar,
    tabii, sarhoşa şarap, ayıklara da su içmek hoş gelir.

    10- su, durmadan sevgilinin cennet bahçesine dönmüş yurduna doğru akıp gidiyor,
    galiba o da, o selvi boylu güzele aşık olmuş.

    11- toprak olup sevgilininin yurduna giden suyun önünü kesmeliyim,
    çünkü su benim rakibim olmuştur, onu oraya gitmesini önlemeliyim.

    12- dostlarım, onun elini öpmek arzusuyla ölürsem,
    toprağımdan bir testi yapın ve sevgiliye onunla su verin.

    13- selvi, kumrunun yalvarmasına inatla karşı çıkıyor,
    su, selvinin çevresinde dolanıp yalvarsın da onu bu inatçılıktan
    vazgeçirsin.

    14-gülün budağı güle renk vermek için hile ile bülbülün kanını içmek
    istiyor,
    su gülün gövdesine yürüyüp yalvarsın da, zavallı bülbülü kurtarsın.

    15- su olmazı oldurmuş, hazreti peygamberin yoluna girerek,
    tertemiz doğasını insanlık alemine göstermiştir.

    16- insanların ulusu muhammed, seçkinlik incisinin denizidir ki;
    onun mucizeleri kötülerin ateşine su serpip söndürmektedir.

    17- kızgın bir günde muhammed´in yanındakilere parmağından su verdiğini,
    kim işitse hayret eder ve şaşırır.

    18- muhammed´e gönül veren, onun dostu olan yılan zehri içse hayat suyu olur,
    onun düşmanları ise tatlı su içse yılan zehiri olur.

    19- ömürler süren yıllardır ki, su başını taştan taşa vurarak bir avare gibi gezer,
    bütün amacı peygamberin mezarına ulaşabilmektir.

    20- cehennem korkusu yanık gönlüme gam ateşi salmıştır,
    fakat, peygamberin ihsanının bulutunun su serperek o ateşi
    söndüreceğini umuyorum.

    21-fuzuli´nin sözleri, seni övmenin bereketiyle nisan yağmurundan düşüp büyük incilere dönen
    o yağmur damlaları gibi inci olmuştur.

    22- umduğum şudur; kıyamet gününde yüzünü görmekten yoksun olmayayım,
    ve sana kavuşmakla hasretimin yangınını söndürmüşcesine su içmiş gibi olup serinleyeyim.
  5. fuzuli bu eseri hz. muhammed için yazmıştır. ve bu kasidede anlatılan aşk, fuzulinin bir kadına olan aşkı değil, peygambere olan aşkıdır.
  6. fuzili'nin naat türünde yazmış olduğu kasidedir.peygamber sevgisini en güzel anlatan şiirlerden biri olarak kabul görür.
  7. çağımız da birinci beyite atfen şöyle demiş olsa:

    "sorma
    yangın sönseydi suyla
    denizler her gece böyle yanmazdı" (i. tenekeci)