belki ilginizi çeker
  1. · stockholm syndrome
  2. · secretary
  3. · lima sendromu
  4. · güzel ve çirkin
  5. · stockholm de rehineler teklif ediyormuş
  6. · öğrencinin okulu özlemesi
  7. · atame
  8. · koleksiyoncu
  9. · köle efendi diyalektiği
  10. · recep tayyip erdoğan ı çok sevmek
  11. · madde 97: bir ünlü şahsiyeti seninle mcdonald's a gitmeye ikna et (reklam)
gündem
  1. · annelerin yakışıklı anlayışı
  2. · zongul ducks
  3. · metrobüse para vermeyen tkp li öğrenciler
  4. · 22 kasım 2009 galatasaray manisaspor maçı
  5. · ateist yazarların itü sözlük ten defolup gitmeleri
  6. · marjinal isim meraklısı aile
  7. · günün tek cümlelik özeti
  8. · eşeğin aklına karpuz kabuğu düşürmek
  9. · tecavüzden sonra gusül abdesti almak

stockholm sendromu  

 sayfa  / 2
  1. rehin alınan, eziyet edilen, baskı altında tutulan kişinin bir süre sonra bunu yapan kişiye karşı duyduğu sempati, aşk hatta bağlılık durumu.sebebi şöyle açıklanabilir:baskı altında kalan kişi bir süre sonra üstündeki baskıya sebep olan kişiye öyle bir alışır ki onsuz kendini eksik hisseder, ona bağımlı hale gelir. onun yaptıklarını kendi kafasında meşrulaştırmaya ve onu dünyaya açılan tek kapısı olarak görmeye başlar.
    (culdesac, 15.04.2005 17:00 ~ 17:06)
  2. güzel ve çirkin hikayesinin ardındaki sendromdur.
    (right lane must exist, 15.04.2005 17:06)
  3. (bkz: stockholm syndrome)
    (kornish, 15.04.2005 17:19)
  4. kendine zorbalık edene aşık olma sendromudur ve fakat john fowles beyin koleksiyoncu'sunda böyle değildir durum. kız, kendini kaçıran kişiyi zorba olarak görmekten asla vazgeçmez, zamanla ona gönlü düşmez, kaçıran kişinin böyle bir beklentisi olsa da işler böyle yürümez.

    nedenini açıklayayım efendim. misal siyasi hedefleri olan bir eleman diyelim ki kalantor bir sermayedarın kızını kaçırdı ve hapisteki arkadaşlarının serbest bırakılması kaşılığında kızı serbest bırakacağını söyledi. rehin sürecinde kız ve erkek aynı yerde bulunuyorlardı diyelim ki ve bu süreç boyunca erkek kıza hiç yüz vermedi, asla askıntı olmadı, yalnız ve yalnız siyasi hedefiyle ilgili kendi kendine düşündü, hatta zaman zaman ettiği birkaç laf dışında bunları kızla paylaşmadı bile. hah. işte bu kız bu adama aşık olabilir. kadınların nasıl aşık olduklarına ilişkin ipuçları bulan varsa bulsun burda.

    ancak, erkek kaçırdığı kızı aşık olduğu için kaçırdıysa ve rehin süreci boyunca onun ilgisini çekmek ve onu kendine aşık etmek için uğraştıysa (romanımızda olduğu gibi) avcunu yalar efendim. buradan da ipucu çıkar belki, bilemem.

    ne demişler; kediyi, kendini sevdirene kadar sevmeyin.
    (muzevir, 29.09.2005 16:39 ~ 16:57)
  5. o zaman hep beraber izleyelim: secretary
    (centrocampista, 29.09.2005 16:39)
  6. stockholm'de bir cumartesi akşamı pub anchor tarzı ortamlarda zaman geçirdikten sonra , istanbul / kartal ilçesine zorunlu olarak geri dönen insanın yaşadığı olumsuz ruh haline verilen isimdir...
    (quantum, 17.02.2006 22:15)
  7. türk filmlerinin bir numaralı senaryosudur. adam kızı kaçırır kız adama aşık olur sonra kızı bırakır ama kız gitmez giderse de geri gelir. hatta iş öyle bir noktaya gelir ki kaçırılan kız "o beni kaçırmadı ben kendim kaçtım" şeklinde konuşur. yeşilçamda aynı hikaye ısıtıp ısıtıp farklı senaryolarda karşımıza getirilir.
    (dna, 29.10.2006 04:30 ~ 04:33)
  8. kişinin ona acı çektiren birine herşeye rağmen aşık olması durumuna benzeyen psikolojik bir sorun.
    (leda, 02.02.2007 18:09)
  9. adını stockholmde bir banka soygunu sırasında rehinelerin soygunculara olan davranışlarından dolayı almıştır.
    (spaindustrial, 09.04.2007 23:51)
  10. çok azarlandığı öğretmenine karşı öğrencilerin duyduğu sevgi gibi. masumlukla karışık bir sığınma isteği böyle daha fazla zarar görmemek için de olabilir.
    (jimela morrison, 10.04.2007 19:57)
  11. öğrencinin okulu özlemesi gibi bir şeydir.
    (recai pengül, 11.04.2007 13:19 ~ 13.08.2007 01:09)
  12. kaçırma ve rehin alma olayları sırasında ortaya cıkan kurbanın cani kişiyi koruma cabasına girdiği hatta asık olabildiği ve buna özgü ilk durumun jan eric olsson adlı bi adamın yaptığı soygunda ortaya cıktığı sendrom..muse un da en sevdiğim sarkılarından bir tanesi olup, dağılan blink 182 punk grubunun da böle bi parcası mevcuttur.
    (eva, 11.06.2007 20:37)
  13. avrupa yakasında son haftalarda makbule nin yaşadığı sendromdur.mabule kendisini kaçıran izzete aşık olmuştur.
    (zararsiz insan, 15.06.2007 13:21)
  14. (bkz: lima sendromu)
    (easy company, 15.06.2007 14:14)
  15. sadece o acıyı veren kişinin yeniden o acıyı alıp götürebileceğine inanmak. çünkü o kişi size göre hem zehir hem ilaç.
    (sphinks, 15.06.2007 14:45)
  16. güzide ilimiz stockholm'un en meşhur ihraç ürünü. stockholm'a gidip de bundan tatmamak olmaz. fakat ne ironiktir ki, en güzeli, göteborglu kara halil aile sendrom ve psikoz salonu'nda yapılmaktadır. ( langsjö'de, karakolun hemen karşısında.) süzme koyun yoğurduyla şahane gider. afiyet olsun.
    (tembel, 02.07.2007 14:54)
  17. atalarımız tarafından çok daha önce bulunan bir teori.
    (bkz: deveyi diken insanı s.ken yaranır)
    (sinatra, 29.07.2007 00:40)
  18. (bkz: recep tayyip erdoğan ı çok sevmek)
    (ctd, 03.08.2007 16:16)
  19. türk filmlerinde çok işlenen konulardadır. başroldeki esas oğlan esas kızı kaçırır ve olaylar gelişir.
    (purplepain, 19.08.2007 13:32 ~ 21.08.2007 01:04)
  20. (bkz: kader)
    (bkz: masumiyet)
    (bkz: zeki demirkubuz)
    (tori, 12.12.2007 18:04)
  21. (bkz: patty hearst)
    (three hours, 12.12.2007 18:07)
  22. tabi ki unutulmayan bir filmde de işlenen konu;

    (bkz: gırgır ali)
    (universalmind, 22.02.2008 09:42)
  23. (bkz: köle efendi diyalektiği)
    (meramise, 22.02.2008 09:48)
  24. avrupa yakasınının bir bölümünde izzet'in makbule'yi kendine aşık etmek için kullandığı yöntem.izzet makbule'yi kaçırmıştır ve derici dükkanına kitleyip kapatmıştır.izzetten nefret eden makbule bir anda izzet'e aşık olmuştur.işe yaradığı görülse de biz önermiyoruz,uygulamayınız efenim.
    (blondestorm, 05.04.2008 23:04 ~ 23:04)
  25. 23 ağustos 1973 günü, kara gözlüklü ve siyah peruklu bir adamın isveç’in başkenti stockholm’de kreditbanken adlı bankaya girip sağa sola ateş ederek “parti başladı!” diye bağırmıştı. bu kişiye daha sonra bir arkadaşı katıldı. soyguncular, bankanın etrafı polis tarafından kuşatılınca, bankada bulunan dört görevliyi rehin aldılar ve polise direnmeye başladılar.

    131 saatin sonunda yapılan polis operasyonu sırasında herkesi şaşırtan bir olay yaşandı. rehineler de soyguncularla birlikte polise karşı koyuyorlardı. dahası, dava sürecinde soyguncular adına tanıklık yapmayı reddettiler, hatta aralarında para toplayıp savunmalarına yardımcı oldular. olanları yargılamak yerine anlamaya çalışanların çabası sonucu bu durum, literatüre ‘stockholm sendromu’ diye geçti.

    en çok rehineler, savaş esirleri, tarikat üyeleri, cinsel tacize maruz kalan çocuklar, pazarlanan hayat kadınları ve aile içi şiddet mağdurlarında görülen stockholm sendromu’nun nedeni insanoğlunun hayatta kalma içgüdüsüydü.
    sendrom şöyle gelişiyordu: dış dünyadan tamamen soyutlanmış durumdaki kurban, kendisine baskı yapan kişinin şiddet eğilimlerini fark ediyor, onun kendisini öldürebileceğini hissediyor, ölüm korkusu arttıkça, hayatta kalma isteği de artıyordu.

    baskıcının karşısında giderek acizleşen kurban, onun en küçük iyiliğini bile gözünde büyütüyor ve minnet duygusuyla doluyordu. bir süre sonra kendini baskıcının yerine koyup, olayları onun gözünden görmeye, yaptıklarına hak vermeye başlıyordu. kurban, bir süre sonra sahip olduğu tek olumlu ilişkisinin baskıcı ile arasında ilişki olduğunu düşünerek bu ilişkiyi kaybetmemek için elinden geleni yapıyordu.
    (şehzade mustafa, 16.07.2008 19:24)
 sayfa  / 2

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil