sezen cumhur önal'ın, zamanında bu eseri "bluzunu hala saklıyorum" şeklinde tercüme etmesi, gözümdeki "yürek sızlatan şarkı" imajını yerle bir etmekle kalmayıp yıllar boyu hafızada yer edecek bir geyiğe dönüştürmüştür.
"to get blues" tamlaması acı,üzüntü ve hüzne sahip olmayı anlattığı için,ayrılınan sevgiliye karşı duyulan sevgiyi en güzel şekilde anlatan şarkı..
yıllar sonra dinlemek bile,insanı derin bir mavide boğabiliyo..
insanoğlu denen hisli yaratığın hala yaşayıp yaşamadığını belirlemek için kullanılan ölçüt.yaraya bastırdığınız tuz nasıl canınızı yakıyorsa bu şarkı da ruhunuzu ateşliyor. gitara aşık olmamı sağlamış yegane eserdir kendileri
şimdi diyelim ki allah'ın yazdığı uzay isimli programındasınız, kainatta sörf yapıyorsunuz. samanyolu sitesinden dünya denen gezegeni tıkladınız. yan tarafta menüler beliriyor.
gelmiş geçmiş en güzel gitar solosuna sahip şarkıdır bana göre.kusursuzdur.
used to be so easy
to give my heart away
but i've found that the hard way
is a price you have to pay
i found that that love
was no friend of mine
i should have known
time after time
so long, it was so long ago
but i still got the blues for you
used to be so easy
to fall in love again
i've found that the hard way
it's a way that leads to pain
i've found that love
was more than just a game
to play and to win
but to lose just the same
so long, it was so long ago
but i still got the blues for you
so many years
since i've seen your face
and now in my heart
there's an empty space
where you used to be
though the days come and go
there's one thing i know
i still got the blues for you
gary moore'un en iyi şarkısıdır şüphesiz. aynı zamanda kendisinin başına büyük dertler açan bir şarkıdır.
alman jud's gallery grubunun 1974 yılında yazdığı ve sadece konserlerde çaldığı nordrach adlı şarkının neredeyse aynısıdır. nordrach 12 dakika civarı sürse de melodi olarak 2 şarkı neredeyse aynıdır. sadece gary moore'un solosu alman versiyonunda yoktur. haliyle alman grup gary moore'a dava açmıştır. alman grubun şarkısının kaydı yoktur, radyoda da 1-2 kere çalınmıştır, gary moore'un bu şarkıyı dinleyip tam 16 yıl hafızasında tutup sonra albümüne koymuş olma ihtimali düşüktür fakat gary moore'un uzun süre almanya'da yaşamış olması mahkemeyi şüphelendirmiştir. zaten gary moore farkında olmadan telif hakkı ihlali yapsa da (yani farkında olmadan aynı şarkıyı yazsa da) suçlu duruma düşer. bu yüzden mahkeme gary moore'u suçlu bulmuştur ve gary moore jud's gallery grubuna tazminat ödemiştir.
yani bu güzel şarkı çalıntıdır. ama iyi ki de çalmış, orası da ayrı bir konu.
insanı uzaklara götüren, hüzünlendiren, süper bir gary moore şarkısı. solosu şüpesiz insanı derinden etkiler, bir de üzerine ayrıldığınız ve hala sevdiğiniz biri varsa hayatınızda, işte o zaman intihar sebebidir.
şahsen çok güzel bir anımın olduğu parçadır. yarattığı etki hakkında bir fikir vermesi açısından paylaşmak istiyorum:
zamanında çok sorunlu bir kadın tanımıştım. sorun dediysem de hatunun kendisi değildi sorunlu olan, ailesiydi. o her şeye rağmen dimdik ayakta kalmayı başarmış ve hayata sıkı sıkı sarılmıştı, yaşama sevincini hiç kaybetmemişti. bu şekilde içimde hem koruma içgüdüsü, hem de hayranlık duygularını uyandırmıştı ve böylece onun hoş bir hatun olduğunu düşünmüştüm. daha fazlası olamazdı; çünkü o sırada ben onun arkadaşıyla takılıyordum, o ise 6 yıllık ilişkisine tam gaz devam ediyordu.
gün geldi, ikimiz de özgür insanlar olduk. evinin çok yakın olmasının da etkisiyle sık sık görüştükçe, ondan hoşlanmaya başladım. bu hoşlanma duygusu da kısa sürede bir aşk kıvılcımına dönüştü. ne var ki o beni çoktan arkadaşı olarak kabullenmişti, daha en başından itibaren arkadaşının aşkıydım ve bana yan gözle bakamazdı. fakat ben de bir yay burcu erkeği olarak bu işin peşini asla bırakmazdım...
allem ettim, kallem ettim, onun ilgisini üzerime yöneltmeyi başardım. yaptığım jestler, aldığım hediyeler, söylediğim sözler onun direncini yavaş yavaş azaltmaya başladı. ama bir an var ki; işte kırılma noktası o andır...
bursa güzel bir ilimizdir, özellikle deniz kıyısındaki beldeleri doğal güzellikler açısından çok iyidir. ben de bir bursalı olarak o hatunla deniz kıyısında gezmeyi çok isterdim, derken bursalı olan ev arkadaşı sayesinde bu hayalim gerçeğe dönüştü. yaz okulundan önceki tatili fırsat bilip; 1 hafta kalmak üzere birlikte bursaya gittiler, arkalarından da ben otobüse atladığım gibi soluğu ailemin yanında aldım...
güzel bir yaz akşamı arabayı yıkattım, deposunu doldurdum, en sevdiğim yazlık gömleklerimden birini giydim ve sevdiceğimin ev arkadaşının yazlığının olduğu güzelyalı'ya gittim. hanımları aldım, birlikte sahil şeridinde dolaşmaya başladık. bir süre keyifle dolandıktan sonra, yüksek ve ıssız bir yere doğru sürdüm arabayı. geldiğimiz yer; ay ışığı ve yıldızlarla aydınlanan, uzaktan tek tük evlerin gözüktüğü, hemen dibindeki uçurumun direkt denize indiği, güzelyalı ve karşı sahildeki beldelerin ışıklarının uzaktan göz kırptığı, sıcak bir rüzgarın tatlı tatlı estiği, uzaklardaki evlerin bahçelerindeki çiçeklerin kokularının hafifçe hissedildiği bir yerdi.
arabanın tüm camlarını açmış, fonda hafifçe sıcak latin ezgileri çalarken bu enfes manzarayı seyredip çiçeklerin kokusunu alıyor, tenimizde sıcacık rüzgarın tatlı dokunuşlarını hissediyorduk. derken sesi yavaş yavaş kıstım, 1. cd'yi açan düğmeye bastım ve beklemeye başladım... derken o gece için özel hazırladığım cd çalmaya başladı; giriş şarkısı "still got the blues"... sesi iyice açtım, arabadan indim. hatunun kapısını açıp; bir kolumu belimin arkasına atarken, diğer elimi davetkar bir şekilde ona doğru uzattım. gözlerinde harika bir parıltıyla elimi tuttu, arabadan indi ve son derece naif adımlarla, ortadaki boş alana geldik.
arabadan gelen "still got the blues" eşliğinde, ay ve yıldızların altında, denizden metrelerce yüksekte, sahil evlerinin ışıkları bizi izlerken, bizden başka kimsenin olmadığı bir dağ başında, kendimizden geçmiş bir şekilde dans ediyorduk... çiçeklerin kokularını almıyorduk, artık parfümlerimizin kokusu vardı. rüzgara da gerek yoktu artık, tenimizi tatlı tatlı okşayan tek şey birbirimizin parmaklarıydı... ikimizin de yüzünde çok derin bir tebessüm vardı, gözlerimiz ışıl ışıldı.
işte o an, o hatunun da benden hoşlanmaya başladığı andır. şimdi o ilişki biteli çok uzun zaman oldu, ama o an hayatımın en güzel anı olarak hala aklımda. bundan daha güzelini yaşayana kadar da bir kadına aşık olmam imkansız...