miladı olarak tam bir yıl verememe rağmen günümüz insanının dünyada en çok sahip olmak istediği şeydir bugünlerde. anlıyacağınız insanoğlunda stil sahip olunması gerekliliğini tam olarak nasıl, ne zaman başladığını, hangi etkenler tetiklediğini tam olarak bilmememe rağmen gözlemlerim dünya gençliğinin bir stil üzerinde odaklanıp o stille hayatına devam ettiğini, yeri geldiğinde daha doğrusu demode olduğunda stilini değiştirdiğini ve bunu bir tür yaşamını sürdürme amaçlı bir gereklilik olarak gördüğünü veri olarak edindim. stil sahibi olmak artık hayatta dengeleri kendi lehine çevirebilme adına bireyin sarıldığı bir can simidi olarak da karşımıza çıkıyor. ama kiminin ki patlak olduğundan hayat denilen denizde yitip gidiyor. karşımıza bir çok alanda yine bir çok stil çıkıyor. çocukluktan yetişkinliğe kah giyim stilimiz, kah konuşma stilimiz, kah mimiklerimiz ki bunlarda stildir bence, kah içimize giydiğimiz don, kah bisikleti sürüş stilimiz, kah sevişme stilimiz, kah bakış stilimiz, kah seçtiğimiz koku ile yarattığımız stil, kah işimizde çalışma stilimiz, kah seçtiğimiz arabanın bize kattığı stil, kah saçımızın stili....
görüldüğü gibi otu boku size stil diyerek burada örnek olarak verebilirim. ama kafaları stilleri hakkında bir çok konu ile dolu beyinlerinizin aydınlanmasını istemiyorum ve bu yazıyı da burada bitirmek istiyorum.
(bkz:
stilim stilsizlik)